Türkiye'de fındığın birinci derecede yetiştirildiği yerler hangileridir?
Yayımlanmış cevap
Fındığın birinci derecede yetiştirildiği yerler; Ordu ve Giresun’dur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
347 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 380 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Fındığın birinci derecede yetiştirildiği yerler; Ordu ve Giresun’dur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mutfak, kültürün ana dallarından biridir. Mutfak kültürü, kültür ve geleneğin her zaman en uzun süre ayakta kalan bölümü olmuştur. Türk mutfağı, binlerce yıl süren gelişimi içinde mutfak mimarisi, araç-gereçleri, yiyecek içecekleri, pişirme yöntemleri, yemek çeşitleri, sofra düzeni, servis usulleri, kış için hazırlanan yiyecekleriyle kendine has nefis bir mutfak ve bu mutfakla ilgili çok zengin bir mutfak kültürü yaratmıştır. Anadolu halkının gelenek ve görenekleriyle bütünleşmiş birtakım toplumsal töre ve törenlere yönelik beslenme, yemek anlayışı ve kültürü Türk halk mutfağını oluşturmaktadır. Günümüzde, Anadolu’da canlı bir şekilde yasamakta olan Türk halk mutfağı mercimek ve bulgur taneleriyle Çatalhöyük’ten; ölü aşı törenleriyle Göktürk Kitabelerinden; kebap, yahni vb. ile Dede Korkut Hikayelerinden; ayran, yufka, kavurma, tutmaç, katmer ¸ vb. ile Divan-ü Lügat it Türk’ten; helva, pilav, zerde, baklava, börekle Selçuklulardan izler taşımaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinden biri olan Akdeniz Bölgesi, Anadolu’nun güneyinde Akdeniz kıyısı boyunca uzanır. Bölge ürünlerine dayanan Akdeniz mutfağı Adana, Antakya, İçel ve Kahramanmaraş’ı içine alan doğu bölümü; Antalya, Burdur ve Isparta’yı içine alan batı bölümü olarak incelenebilir. Akdeniz mutfağının doğu ve batı bölümleri arasında bariz farklılıklar görülmektedir. Doğu bölümü kendine özgü¨ özellikler gösterirken batı bölümü Ege Bölgesi mutfağıyla benzer özellikleri taşımaktadır. Bölgenin doğu bölümünde acılı, ekşili, bulgur - et karışımı yemekler ve kebaplara öncelikle yer verilirken batıda sebze ve hamur işleri daha fazla tüketilmektedir. Hamur işleri batı bölümünde yaz ve kış tüketilirken doğuda sıcak nedeniyle fazla tüketilmemektedir. Batı bölümü ürünlerinden olan haşhaş¸, batıda yemek, hamur işleri ve tatlılarda bol miktarda kullanılırken doğuda pek çok yemeğe çeşitli ekşiler (ahıt, nar, turunç, limon, sumak) ¸ katılmaktadır. Nohut, bölgenin genelinde yemeklere katılmakta, baharatlar özellikle doğu bölümünde fazla kullanılmaktadır. Patlıcan, değişik yemek adları altında tüm bölgede en fazla tüketilen sebzelerdendir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Akdeniz Bölgesi coğrafi konumu, cömert toprakları, üç kıta ile bağlantısı, elverişli iklimi ve doğal güzellikleriyle kültürel, ekonomik, tarihî zenginliğiyle nice uygarlığa beşik olmuştur. Öyle ki, dünya tarihine yön veren medeniyetler havzasında yoğrulmuş¸; Helen, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı mutfağında pişmiştir. Mazisi derin, hafızası engindir. Kabataş¸ devrine kadar uzanır. Bu döneme dair izlere Antalya’da Karain, Belbaşı ve Beldibi Mağaralarında rastlanır. Antalya yöresinde ilk yerleşim yerleri MÖ 5500’lerde kurulmaya başlamış¸ ve zamanla çoğalmıştır. Ticari ilişkiler Mezopotamya, Girit, Yunan, İran, Mısır ve Fenike medeniyetleriyle tanışmaya vesile olmuştur. Akdeniz çevresinde kurdukları kolonilerle devletlerarası ticarette etkin bir rol oynayan Fenikeliler bu uygarlıkların tanıtımına, taşınmasına, birbirleriyle kaynaşımına aracı olmuştur. Çukurova’nın tarihi MÖ 3000 yıllarına kadar uzanır. Bu dönemi aydınlatan en önemli merkez Tepebağ Höyüğü’dür. Selçuklular Taşlık Kilikya’ya İçel adını vermiştir. Antakya civarının tarihi çok daha öncelere, buzul çağına kadar uzanır. Buradaki yerleşim MÖ 5000’lere dayanır. İlk çağda sırasıyla; Hitit, Mısır, Urartu, Asur, Pers hâkimiyetine girmiştir. Bugünkü şehir Büyük İskender’in komutanlarından Seleucus Nicator tarafından MÖ 300’de kurulur ve krallığın merkezi olur. Roma’dan sonraki en büyük şehirlerden biridir. Hristiyanlığın ilk yayıldığı topraklar olması nedeniyle patrikhane merkezi olmuştur. Bizanslılar döneminde Arap saldırılarına uğrar ve Müslümanların eline geçer. Sonra tekrar Bizans’ın, Selçukluların, Haçlı seferleri sırasında Latinlerin; yaklaşık iki yüzyıl sonra Memlüklerin eline geçer ve 1516’da Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı idaresine girer. Kurtuluş¸ Savaşı’ndan sonra Fransız işgalindeki Suriye topraklarında kalır, 1939’da anavatana katılır. MÖ 2000’lerde Anadolu’da yazının kullanılmasıyla tarih devirleri başlar. Bu dönemde Hititler hüküm sürmektedir. Hitit kralları egemenliklerini Akdeniz sahiline kadar genişletir. Hitit belgelerinde bu bölge “Lukka Ülkesi” olarak geçer. Yine bu belgelerde Antalya çevresi Pamfilya, batısı Likya, Çukurova ise Kilikya adını taşır. Hititlerin deniz kavimlerinin göçleri ile dağılması sonucunda küçük krallıklar ortaya çıkar. Yunanistan’dan gelen Akalar Pamfilya’ya yerleşir, Rodoslular koloniler kurar. Aspendos, Side gibi şehir devletleri bu dönemde ortaya çıkar. Kilikya kesimi ise Asurlara geçer. MÖ 6. yüzyılın ilk yarısında Lidyalılar Akdeniz kıyısına egemen olur. Aynı yüzyılın ikinci yarısında Pers hâkimiyeti başlar. MÖ 4. yüzyılda Büyük İskender’in Persleri ortadan kaldırmasıyla bölge Helen idaresine girer. Ardından sırasıyla bu devletin devamı olan Antigonos, Ptolemais, Selevkos, Bergama Krallıkları hüküm sürer. Bu arada bazı kentler korsanların eline geçer. Alanya bunların başında gelir. Selevkos Kralı burayı kuşatır fakat alamaz. Bergama Krallarından II. Attalos ise Antalya’yı kurup Pamfilya’nın merkezi yapar. Kent onun adını taşır. Bir süre sonra bu krallığın yıkılmasıyla Antalya bağımsız olur. Çok geçmeden korsanların eline geçer. MÖ 77’de Romalılar şehri onlardan alır fakat bölgede korsan varlığı Akdeniz ticareti için tehdittir. Özellikle Kilikya onların barınağıdır. Bu duruma son vermek için MÖ 67’de sefere çıkan Pompeius, başta Alanya olmak üzere birçok yeri alır. Ermeni kralının eline geçen Kilikya’yı geri alıp korsanlardan temizler ve Roma’nın bir eyaleti haline getirir. Akdeniz kıyı şeridinin alınmasıyla bölgedeki bütün kavimler Roma hâkimiyeti altında ilk kez birleşmiştir. Bizanslılar döneminde önemli ticaret merkezi olan Kilikya’da Adana, Tarsus ve Anazarva gibi kentler öne çıkar. 7. yüzyılda Arap akınına uğrayan Çukurova Emevi, Abbasi hâkimiyetine girer. Abbasilerin zayı amasıyla Bizans bölgeyi geri alır ve idaresini kendisine bağlı olarak Kilikya Ermeni Beyliği’ne verir. Malazgirt Savaşı’ndan sonra Selçuklulara geçer ve Türkmenler yerleştirilir. Haçlı seferleriyle tekrar Bizans ve Kilikya Ermeni Krallığı’na geçer. 14. yüzyılda Memlûkler burayı alarak birçok Türkmen oymağı yerleştirir ve kendilerine bağlı Ramazanoğlu Beyliği’ni kurar. II. Selim’in Mısır seferi sırasında ise Osmanlılara katılır. Bizans döneminde piskoposluk merkezi olan Antalya 1207’de Türkiye Selçuklularına geçer. Beylikler döneminde Hamitoğullarının idaresine geçer. Osmanlılar bu beyliği kaldırır ve Teke Sancağının merkezi yapar. Alanya, I. Alaaddin Keykubad tarafından alınıp kışlık başkent yapılır. Tersane ve kale yaptırılarak donanma üssü hâline getirilir. Beylikler döneminde önce Karamanoğulları, sonra Alaiye Beylerinin idaresine geçer. Fatih devrinde Gedik Ahmet Paşa tarafından alınarak Osmanlı idaresine girer ve sancak hâlini alır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinden biri olan Akdeniz Bölgesi, yurdumuzun güneyinde adını aldığı Akdeniz kıyısı boyunca uzanır. Batı ve kuzey batısında Ege, kuzeyinde İç Anadolu, doğusunda Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ve Güneydoğu’dan Suriye ile komşudur, güneyinde ise Akdeniz bulunur. Türkiye’nin başka bölgelerinde olduğu gibi Ak- deniz Bölgesi’nde de bölge sınırları ile yönetim birimleri olan illerin sınırları tümüyle çakışmaz. Batıda Köyceğiz dolaylarından başlayarak, doğuda Hatay ilinin bitim nok- tası olan Basit Burnu yakınına kadar sokulur. Yaklaşık 120.000 km2’lik yüz ölçümüyle Türkiye’nin toplam yüz ölçümünün yaklaşık %15’ini oluşturur ve alan bakımından be- şinci sırada yer almaktadır. Hatay, Adana, Osmaniye, İçel, Antalya, Isparta, Burdur ve Kahramanmaraş ilinin büyük bir bölümü Akdeniz Bölgesi’ndedir. Akdeniz Bölgesi’nde toprağı olan diğer iller şunlardır; Konya, Karaman, Denizli, Muğla, Afyonkarahisar, Ga- ziantep ve Kilis. Bölgenin büyük bir kısmı Toros Dağları ve yüksek platolarla kaplıdır. Batı ve Orta Toroslar bölge içinde geniş yer tutar. Batı Toroslar Antalya Körfezi’nin her iki yanında da yer alır. Orta Toroslar, güneybatı - kuzeydoğu yönlü uzanan üç kütleden oluşur. Akdeniz Bölgesi’nde Toroslardan başka Hatay- Kahramanmaraş istikametinde uzanan dağla- rın oluşturduğu bir dış sıra hâlinde Nur (Amanos) Dağları bulunur. Ovaları; Çukurova, Amik, Antalya ve Göller Yöresindeki çöküntü ovalarıdır. Bu bölgedeki ovalar çöküntü alanlarında alüvyonların yığılması ile oluşmuş birikim alanlarıdır. Bu birikim alanların- dan en önemlileri Çukurova delta ovası ile Hatay çukurluğundaki Amik Ovası’dır. Ak- deniz Bölgesi’nin batısında da kıyıda Antalya Ovası ile bölgenin en önemli akarsuları, Asi, Seyhan, Ceyhan, Göksu, Manavgat, Aksu ve Dalaman Çayı’dır. Bölge göl bakımından zengindir. Batısında Göller Yöresi’nde; Beyşehir, Eğirdir, Burdur, Acıgöl, Suğla, Söğüt, Sal- da, Elmalı ve Kovada gölleri bulunur
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bölgede karakteristik Akdeniz iklimi görülür. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. Akdeniz kıyıları kış mevsiminin en ılık geçtiği bölgemizdir. Kıyıdan itibaren yüksek- lik arttıkça sıcaklık düşmekte, yağış miktarı artmakta, denize dönük yamaçların etekleri bol yağış almaktadır. Akdeniz Bölgesi’nin iç kesimlerine doğru gidildikçe iklim karasal- laşır. Özellikle Göller Yöresi’nde yıllık yağış miktarı ve kış sıcaklık değerleri düşüktür Bu alanlarda yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlıdır. Bu alanların bitki örtüsü bozkırdır. Bölgenin Akdeniz’e dönük yamaçlarında maki bitki örtüsü görülür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Akdeniz Bölgesi, uygun iklim koşulları ve verimli topraklara sahip olması nedeniyle genellikle tahıllardan buğday başta olmak üzere, arpa, mısır, çavdar; fasulye, nohut, gibi baklagiller; taze meyve ve sebzeler; özellikle kıyı şeridinde turunçgiller yetiştirilmekte ve ülke ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır. Akdeniz Bölgesi, seracılığın yaygın ol- duğu bölgedir. Özellikle Mersin ve Antalya’nın kıyı şeridi turfanda sebze ve meyveciliğin en yaygın olduğu yerlerdir. Muz Alanya’da, turunçgiller Antalya, Alanya, Finike ve Adana- Dörtyol’da yetiştirilmektedir. Mersin’in iç kesimlerinde kayısı, ceviz, kiraz, şe ali, zeytin gibi meyveler; kıyı kesiminde ise turunçgiller ve muz üretilmektedir. Son yıllarda tropi- kal meyve ve sebzeler de üretilmeye başlanmıştır. Anamur, Bozyazı, Aydıncık, Sili e ve Erdemli ilçelerinde çilek, muz, turunçgillerin yanı sıra, papaya, pepino, ananas ve kahve de yetiştirilmekte, Sili e’de ayrıca pirinç üretimi yapılmaktadır. Bölgenin verimli ovası Çukurova’da tahıllardan baklagillere, sebzelerden meyvelere, bademden yer fıstığına, zey- tinden ayçiçeğine pek çok yiyecek yetiştirilmekte, Adana ve Osmaniye mutfağını zenginleştirmektedir. Kahramanmaraş’ın tarım ürünleri; buğday, arpa, çavdar, pirinç, fasulye, nohut, mercimek ve şeker pancarıdır. Üzüm başta olmak üzere, elma, armut, nar, kayısı, çilek, dut, incir, zeytin, Antep fıstığı, yer fıstığı, fındık, çam fıstığı gibi pek çok meyve; sebzelerden ise en fazla domates, biber, soğan, lahana ve kabak (et kabağı) yetişmektedir. Maraş’ta ayrıca ilk defa 2015’te haspir yetiştirilmiş ve hasadı yapılmıştır. Hatay’da buğday, mısır, pirinç, arpa, yulaf gibi tahıllar; ayçiçeği, incir, üzüm, erik, turunçgiller, cennet hur- ması, zeytin, domates, biber, patlıcan, bamya, soğan gibi sebze ve meyveler üretilmektedir. Doğal olarak dağlarda yetişen bir kekik türü olan zahter, artan istek üzerine bahçelerde yetiştirilmeye başlanmıştır (Şahin, 2012). Akdeniz Bölgesi’nde sadece Isparta ve Burdur çevresinde haşhaş üretilmektedir. Isparta’da en çok buğday, arpa, çavdar, nohut ve fasulye tarımı yapılmaktadır. Bağcılık ve elmacılık oldukça gelişmiştir. Ayrıca ceviz, kızılcık, muşmula, vişne ve iğde yetiştirilmektedir. Burdur’un ekonomisi tarıma dayanmaktadır. Sebze ve meyve üretimi oldukça iyi durumdadır. Buğday, arpa, çavdar, nohut, haşhaş, anason, soğan, patates ve şeker pancarı en çok üretilen gıda maddeleridir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ülkemizde yemek yeme alışkanlıkları tarihsel ve bölgesel değişiklik gösterdiği gibi köy, kent gibi yerleşim birimlerine göre de değişiklik göstermektedir. Bu farklılıklara rağmen toplumumuzda yine de ortak özellikler görülmektedir. Sofra geleneği mutfak kültürünün en önemli bileşenlerinden biridir. Bölgede eskiden yemekler geleneksel yer sofrasında yenirken günümüzde çoğunlukla masada çatal kaşık kullanılarak yenilmektedir. Ancak bazı yörelerde ve kırsal kesimde yer sofrası kullanımı devam etmektedir. Bölgede sofra düzeninde genellikle fazla bir farklılık görülmemektedir. Geleneksel yer sofrasında önce yere ekmek ve kırıntıların dökülmemesi için sofra bezi ya da sofra örtüsü serilir, üzerine yüksekliği sağlamak amacıyla kasnak ya da açılıp kapanan sofra altlığı, onun üstüne de sini yerleştirilir. Kişi sayısına göre kaşıklar konur. Eskiden tahta kaşıklar kullanılırken günümüzde metal kaşık ve çatal kullanılmaktadır. Peçeteler ya sininin kenarına ya da sofra bezinin üzerine yerleştirilir. Eskiden kumaş peçeteler kullanılırken günümüzde yerini kâğıt peçetelere bırakmıştır. Salata, yoğurt, turşu gibi yiyecekler sinin üzerine uygun bir şekilde yerleştirilir. Burdur’da eskiden davet veya ziyafet yemekleri, “tabla” denilen tahtadan yapılmış yuvarlak ayaklı sinilerde yenilmiştir. Sininin etrafın- da yere diz çökülür, ekmeğin yere dökülmemesi ve üzerlerine yemeğin sıçramaması için “peşkir” denilen uzun, dikdörtgen biçimindeki kumaş peçeteleri dizlere örtülür veya sofra bezleri dizlere çekilir. Yemek servisine ilk yemeğin (genellikle çorba) sofraya gelmesiyle başlanır, tek kaptan yenilir, ortadaki yemek bittiğinde sırayla diğer yemekler getirilmektedir. Bazı yörelerde (Antalya) ise yer sofrasında ayrı tabaklarda çatal, bıçak, kaşık kullanılarak yemek yenildiği görülmektedir. Eskiden Alanya, Antakya, Kahramanmaraş ve Tarsus’ta tatlı hariç yemeklerin hepsi sofraya konmuş, isteyen istediği kadar yemiştir. Günümüzde ise yer sofrasının yerini masalar almakta ve yemekler ayrı tabaklarda ve belirli bir sırayla servis edilmektedir. Kalabalık ailelerde ve davetlerde erkeklere, kadınlara ve çocuklara ayrı sofralar kurulmaktadır. Sofraya büyükler genellikle bağdaş kurarak, çocuklar ve hanımlar diz çökerek otururlar. Yemek sağ elle yenir. Yemeğe ilk evin büyüğü “besmele” (Allah’ın adı) ile başlar, “Elhamdülillah” (Allah’ın verdiği nimete şükretme) diyerek sofradan kalkar. Bölgede yemek servisi genellikle evin hanımı veya genç kızı tarafından yapılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Akdeniz Bölgesi’nde mutfak mimarisi diğer bölgelerle benzer özellikler göstermektedir. Eski evlerde mutfaklar daha geniş, kapısı mutfağa açılan ya da yakın bir yerde kiler bulunur. Kilerde uzun süre muhafaza edilecek gıdalar saklanır. Mutfakta ise üstte kötü havayı çekecek bir davlumbaz, altında ocak bulunur. Bulaşıkları yıkamak için lavabo, yer- den başlayan alt kısmı tencere ve tavaları alacak büyüklükte, üst kısmı tabak, sahanların konması için daha dar olan ra ar yer alır. Mutfakta günlük yiyecekleri koymak için tel dolap kullanılmıştır. Bazı yerlerde, mutfağın duvarına gömülü yemek, ekmek vb. pişirmek için ocak (şömine) yer alır. Mutfakta oturarak yapılacak işler için (hamur işleri vb.) uygun bir köşeye yer minderi ve yastıklar konur. Bazı bahçeli evlerde ekmek, salça vb. yiyecekleri hazırlamak, büyük araçları koymak için ocaklı ikinci bir mutfak bulunur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Her bölgede olduğu gibi Akdeniz Bölgesi’nde de kendine özgü veya farklı adlandırılan terim ve kavramlar vardır. Bu kavramlara aşağıda yer verilmiştir. Ahıt/Akıt: Sumak ekşisidir. Olgunlaşmış sumak taneleri akşamdan ıslatılıp ertesi gün emaye ya da cam kaba suyu süzülür, güneşe konulur. Şurup kıvamına gelince içine bir fiske şeker ve tuz atılarak şişelere doldurulur, serin yerde muhafaza edilir. Ekşili yemeklerde kullanılır. Kahramanmaraş’ta sumak ekşisinden başka nar, erik, vişne, koruk ekşisi de yapılır. Koruk suyu tuz eklenerek, diğerleri biraz kaynatılıp güneşte koyulaşıncaya kadar bekletilerek saklanır. Azık: Buğday, ıslak çuvallara konur, üç gün boyunca her gün kaynar su dökülerek çimlendirilir. Güneşte kurutulup öğütülerek elde edilen kışlık bir üründür. Bastık: Üzüm şırasının nişastayla pişirildikten sonra bez üzerine ince bir şekilde serilerek kurutulan Kahramanmaraş’a özgü bir şıra ürünüdür. Kışın çerez olarak tüketildiği gibi samsa yapımında da kullanılır. Dövme- Döğme: Buğday ayıklanıp, ıslatılır, yumuşayınca taş dibeklerde kabuğu çıkın- caya kadar dövülür. Kuruması için serilir, kuruyunca savrularak kabukları ayrılır. Bölgede aşure, aşur, keşkek, pilav, çorba vb. yapımında kullanılmaktadır. Firik: Buğday başakları yeşilken ateşte ütülür, kabukları ayrılır, buğdaylar yeşil hâlde kalır. Ütülen buğdaylar değirmende bulgur gibi öğütülerek çorba, pilav ve dolmalarda kullanılır. Antakya’da pilavı yapıldığı gibi bazı dolmaların içinde de yer alır. Tuzda tavuğun yanında da firik pilavı ikram edilir. Gavut: Buğday yıkanıp kurutulduktan sonra saçta kavrulur, değirmende öğütülerek un haline getirilir. Kak: Kurutulmuş sebze ve meyvelere verilen genel adıdır. Katık: Kurutulmuş yoğurda denir. Kaya Koruğu: Deniz kıyısındaki kayalıklardan toplanan, yaprakları çiğ olarak yenilen, otsu bir bitkidir. Mersin’de haşlanarak sirke, salamura ve turşusu yapılır. Kesmik: Sütün kestirilmiş haline denir. Kaynayan süte sulandırılmış yoğurt ve biraz un katılıp karıştırılır, beş dakika kadar kaynatılır. Soğuyunca suyu süzdürülür. Kesmiğin içine yeteri kadar şeker karıştırılıp avuç içinde ceviz büyüklüğünde toplar yapılır. Hazırlanan kesmik toplarıyla Isparta’da “kesmik baklavası” yapılmaktadır. Kenger: Dikenli yabani bir bitkidir. Mersin’de tohumları dövülerek kahvesi yapılmaktadır. Küflü Sürk: Küflendirilmiş olan sürke küflü sürk denir. Lepe: Tahılların bol suda pişirilmesiyle oluşan yemek, lapa Mahluta / Malhıta / Mahulta: Kırmızı Mercimek Maklube: Çevirme, döndürme anlamına gelir. Samsa: Üçgen anlamına gelen, muska gibi üçgen sarılan tatlı ve tuzlu hamur işleridir. Kahramanmaraş’ta samsa; bastıkların üç parmak eninde, ince şeritler halinde kesilerek bir ucuna dövülmüş ceviz, biraz şeker konulup muska şeklinde sarılan kışlık bir üründür. Isparta ve Burdur’da ise hamurlu bir tatlıdır. Sömelek: Parmak gibi uzun uzun şekil vermektir, “sömelek kö e” gibi. Sürk (çökelek): Çökelek, kimyon, karabiber, hint cevizi, biber salçası, zahter ve tuzun iyice karıştırılıp oval şekilde sıkıştırılarak kurutulmasıyla elde edilen kahvaltılık yiyecektir. Şeyh / Şıhıl Mualla: Yeşil mercimekli harcın alacalı soyulup kızartılan patlıcanların içi açılarak (karnıyarık gibi) doldurulmasıyla yapılan yemektir. Şıhıl Mahşi (Dolmaların şahı): Nohutlu, kıymalı harçla yapılan kabak dolmasıdır. Tort: Peynir suyu, içinde hiç su kalmayıncaya kadar kaynatılır. Tencerede koyulaşmış, kahverengi bir tortu kalır, buna tort denir. Bu tortu çökelek ile karıştırılarak yenir. Zahter ( ymbra Spicata): Mor ya da pembe renkli, keskin kokulu bir dağ kekiğidir. Aynı zamanda kahvaltılık bir yiyecektir. Susam, karpuz, kavun çekirdeği hafif kavrulur, zahter, kimyon ilave edilerek karıştırılıp havanda dövülerek yapılır. Ekmek önce zeytinyağına sonra zahtere batırılıp yenir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Akdeniz Bölgesi’nde eskiden toprak, tahta, taş, bakır, çinko, porselen ve cam araçlar kullanılmıştır. Günümüzde aynı araçların yanı sıra çelik, emaya, demir döküm, te on, seramik ve granit kaplamalı tencereler, tavalar ve plastik araçlar da mutfaklara girmiştir. Eskiden sıvı gıdalar sırlı ve sırsız toprak küp ve çömleklerde, kuru gıdalar ise tahta sandıklarda, torba veya çuvallarda saklanmıştır. Günümüzde bunların yerini cam ve plastik kaplar almıştır. Kahvaltılık ve kısa sürede bozulacak yiyecekler, mutfağın en serin yerlerinde ve tel dolaplarda saklanırken bugün teknoloji harikası olan soğutucu ve derin dondurucu gibi dolaplar, çırpıcı, karıştırıcı, doğrayıcı, pişirici vb. pek çok araç günlük yaşantımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tuzda Tavuk: Tavuk temizlendikten sonra üzeri zeytinyağıyla yağlanır. Geniş bir tepsi içine kalın tuz iki parmak kalınlığında yayılır, üzerine tavuk konur. Tavuğun üzeri hiç açık kalmayacak şekilde tuzla kaplanır. Ekmek fırınında 1-1,5 saat pişirilir. Fırından çıkınca tuz kırılarak tavuk çıkartılır. Genellikle firik aşı (pilavı) ile birlikte yenir. Tuzda Balık: Soğanlı, salçalı bulgur pilavı pişirilir, içine maydanoz, dereotu, nane ve baharatlar eklenir. Sazan balığı ile yapılır. Balık temizlenip yıkanır, içine pilav doldurulup dikilir. Balığın karnından delik açılıp bir çay bardağı su akıtılır. Tuz ve yumurta akı sulandırılarak iyice karıştırılır. Tepsiye tuzun bir kısmı yayılır, üzerine balık konur. Balığın üzeri açık kalmayacak şekilde tuzla kaplanır, 250 C fırında pişirilir. Fırından çıkarılınca tuz kırılır, balık tabağa alınır, limon dilimleriyle servise sunulur. Külür: Mısır unu ile yapılan hamur elle biraz açılır, üzerine yağ ile karıştırılmış haşhaş ezmesi sürülür. Ekmek şekli verilerek iki sac arasına yerleştirilip kül üzerinde pişirilir. Pişen ekmek sıcak olarak servis edilir. Dağ Kebabı: Koyun ya da keçi kesildikten sonra derisi tulum çıkartılır. Etler el büyüklüğünde parçalara ayrılır, tulumun içine konur. Tuz atılır, hafif su serpilerek tulumun ağzı kapatılır ya da bağlanır. Yere çukur açılır, hazırlanan tulum bu çukura konur ve üzeri 4-5 cm toprakla kapatılır. Üzerinde kalın odunlarla ateş yakılır. Bir saat sonra kebap hazır olur. Üzerindeki ateş ve toprak kenara çekilir. Tulum içindeki etler çıkarılır. Çoban salata ve ayran eşliğinde tüketilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çorbalar: Adana’da; dul avrat, mahluta, mercimek, davşik, bulgur (lepe), yüksük, börek, tatar, nebelyalı köfte, analı-kızlı çorbası; Antakya’da yoğurt aşı, yoğurtlu çorba, ekşi aşı, aya köfteli çorba, malhıta çorbası, kelle; Antalya’da tarhana, pirinç, işkembe, kelle-paça, kulaklı, arabaşı çorbası; Burdur’da pirinçli çorba, tarhana, işkembe, sülük, övmek, arabaşı çorbası; Isparta’da bulamaç (peynirli, kıymalı, soğanlı, bulgurlu, pastırmalı) çorbası, pirinç, sakala sarkan, top tarhana, ovma tarhana, toyga, hamur çorbası; İçel’de mercimek, tavuk, işkembe, börek ve paça çorbası, yoğurtlu, sütlü ve analı-kızlı çorba; Kahramanmaraş’ta tarhana çorbası (sade, pancarlı, şalgamlı), ekşili çorba (pancarlı, patlıcanlı, pirpirimli), tavuklu şehriye, kelle-paça, pirinç, toyga çorbası; Osmaniye’de tirşik, toyga, yüksük, çakıldaklı, tarhana vb. çorbalar yapılmaktadır. Etler, Kümes ve Av Hayvanları, Deniz Ürünleri ve Köreler: Adana’da Adana kebabı, tike, ciğer, şiş ve cartlak kebabı, yoğurtlu kebap, bumbar, karın dolması, kö eli yahni, tahta balık, pilaki; Antakya’da Arap, tepsi ve kağıt kebabı, belen tavası, eğe, bumbar, mortadilla, tuzda tavuk, tepsi balığı, yılan balığı; Antalya’da kızartma (düğün eti), tas, testi, tepsi ve yörük kebabı, sulu kızartma, patatesli tavuk, pilaki, teretorlu balık; Burdur’da çekme, kazan eti, testi kebabı, yoğurtlu yahni, saç kavurma, Burdur şiş kebabı, tava ve fırında balık; Isparta’da bütümet, çömlek ve tas kebabı, güveç, patatesli et, yoğurtlu et, pişi köfte, soğanlı et, tavşan yahnisi, keklik kızartması, sazan kızartması, kapama, balık dolması, tuzda balık, sazan yahnisi; İçel’de kebap, kaburga dolması, tas kebabı, işkembe dolması, bumbar, Kahramanmaraş’ta ekşili et sulusu, yoğurtlu kebap, tas, Maraş ve patlıcan kebabı, ekşili balık kö esi; Osmaniye’de Adana kebap, kaburga ve tavuk dolması, ciğer kavurma, zorkun tava, yahni, patlıcanlı parmak kebabı yapılmaktadır. Köftelerden; Adana, Antalya, İçel, Kahramanmaraş ve Osmaniye’de çiğ köfte, içli (oruk) köfte, Adana, Antalya ve İçel’de sini köfte, İçel ve Kahramanmaraş’ta patatesli köfteler, Kahramanmaraş’ta ekşili keklik köftesi, ekşili- sömeleksulu yağlı-yoğurtlu köfte, Adana’da tahinli-sarımsaklı (fellah) -fıstıklı köfte, kısır, Adana, Antalya, İçel ve Kahramanmaraş’ta mercimekli köfte, İçel’de kısır, batırık yapılmaktadır. Kuru baklagiller: Antalya, Burdur, Isparta ve Osmaniye’de etli-etsiz kuru fasulye, etli nohut, dirgit yapılmaktadır. Bölgeye özgü bir diğer kurubaklagil yemeği mercimekli sulu aştır. Sebzeler: Tüm bölgede etli, zeytinyağlı dolma ve sarmalar yapılmaktadır. Adana’da ekşili kabak, kabak çintmesi, soğanlı yahni, domates silkmesi, ıspanak baskısı, ıspanak başı; Antakya’da şıhıl mahşi, şeh mualla, börenye, yoğurtlama (abugannuş), etli kabak, kimyonlu biberli aş, kabaklı-patlıcanlı-domatesli aş, öcce, kuru patlıcan dolma, etli lahana sarma, kabak ve ıspanak boraniye, kabak bastırma; Antalya’da kabak çiçeği dolması, domateslipatlıcanlı cive, bayıldan (karnıyarık), yalancı bayıldan, patlıcan yoğurtlaması, yeşil fasulye, enginar dolması, şakşuka, bamya, kabak çintmesi, kıymalı ıspanak yemeği; Burdur’da kıstırma, bayıldı, haşhaşlı yalancı sarma, yeşil fasulye, bamya, yumurtalı ıspanak; Isparta’da haşhaşlı yaprak sarması, uzun kabak, sıyırgı, yeşil fasulye, bamya, kabak aşı, ıspanak kavurması, boraniler; İçel’de kabakpatlıcan oturtma, babagannuş, etli kolakas, kıymalı ıspanak; Kahramanmaraş’ta havuç dolması, patates, et kabağı, pırasa, bamya, fasulya ve havuç sulusu, tava, musakka, kıymalı- yumurtalı ıspanak; Osmaniye’de nohutlu ekşili bamya, nohutlu pırasa, fırında tava, güveç yapılır. Yabani Otlar: Akdeniz Bölgesi’nde yabani otlar da tüketilmektedir. Antalya, Antakya, Burdur, Isparta, İçel, Kahramanmaraş, Osmaniye’de ebegümeci kavurması yapılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Akdeniz Bölgesi coğrafi konumu, cömert toprakları, üç kıta ile bağlantısı, elverişli iklimi ve doğal güzellikleriyle kültürel, ekonomik, tarihî zenginliğiyle nice uygarlığa beşik olmuştur. Öyle ki, dünya tarihine yön veren medeniyetler havzasında yoğrulmuş; Helen, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı mutfağında pişmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ticari ilişkiler Mezopotamya, Girit, Yunan, İran, Mısır ve Fenike medeniyetleriyle tanışmaya vesile olmuştur. Akdeniz çevresinde kurdukları kolonilerle devletlerarası ticarette etkin bir rol oynayan Fenikeliler bu uygarlıkların tanıtımına, taşınmasına, birbirleriyle kaynaşımına aracı olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hatay, Adana, Osmaniye, İçel, Antalya, Isparta, Burdur ve Kahramanmaraş ilinin büyük bir bölümü Akdeniz Bölgesi’ ndedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Akdeniz Bölgesi’ nde toprağı olan diğer iller şunlardır; Konya, Karaman, Denizli, Muğla, Afyonkarahisar, Gaziantep ve Kilis.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Zeytin, mersin, defne, sakız ağacı, zakkum, keçiboynuzu, vb. kuraklığa dayanıklı bodur bitkilerden oluşur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Akdeniz Bölgesi, uygun iklim koşulları ve verimli topraklara sahip olması nedeniyle genellikle tahıllardan buğday başta olmak üzere, arpa, mısır, çavdar; fasulye, nohut yetişmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kabak helvası tatlısı Burdur da yapılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sebzeler (biber, domates, bamya, patlıcan, fasulye, kabak, salatalık kabuğu vb.) ve meyveler (erik, kayısı, üzüm, incir, armut vb.) tüm ya da doğranarak, bazıları serilerek bazıları ise ipe dizilerek kurutulmakta ve ticareti de yapılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Azık: Buğday, ıslak çuvallara konur, üç gün boyunca her gün kaynar su dökülerek çimlendirilir. Güneşte kurutulup öğütülerek elde edilen kışlık bir üründür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Firik: Buğday başakları yeşilken ateşte ütülür, kabukları ayrılır, buğdaylar yeşil hâlde kalır. Ütülen buğdaylar değirmende bulgur gibi öğütülerek çorba, pilav ve dolmalarda kullanılır. Antakya’da pilavı yapıldığı gibi bazı dolmaların içinde de yer alır. Tuzda tavuğun yanında da firik pilavı ikram edilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gavut: Buğday yıkanıp kurutulduktan sonra saçta kavrulur, değirmende öğütülerek un hâline getirilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yiyecekleri pişirme yöntemleri genel olarak dört gruba ayrılır. Bunlar suda pişirme, yağda kızartma, kuru ısıda (fırın, ızgara, sac, tandır, közde-külde) pişirme ve yağ su karışımı ile pişirmedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?