Gelişimsel dil bozukluklarından motor bozukluklar nelerdir?
Yayımlanmış cevap
Gelişimsel dil bozukluklarından motor bozukluklar; • Serebral Palsi • Gelişimsel Apraksi
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
149 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Gelişimsel dil bozukluklarından motor bozukluklar; • Serebral Palsi • Gelişimsel Apraksi
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Anlambilgisi bozukluğu bulunan çocuklarda gözlenen özellikler; • Sınırlı sözcük dağarcığı • Sözel yönergeleri takip etmede güçlük • Kendini ifade etmede sınırlı sayıda sözcük kullanımı • Deneyimlerine dayanarak soru sorma ve soruları cevaplamada güçlük • Aynı kategori içerisinde yer alan sözcükleri anlamada, ayırt etmede güçlük (serçe, güvercin, ağaçkakan hepsini “kuş” olarak adlandırma) • Eş anlamlı sözcükleri anlamada, kullanmada güçlük (beyaz sözcüğünün anlamını edindiyse bir cümle içerisinde “beyaz” yerine “ak” sözcüğü kullanıldığında cümleyi anlamama) • Mecazi anlamlar içeren cümleleri özellikle deyimler ve atasözlerini anlamada güçlük • Konuşmaları takip etmede ve konuşmaya katılımda zorluk • Konuşmada doğru sözcüğü bulmada zorluk buna bağlı olarak sürekli şey, ımmmm, hmmmm gibi anlamlı, anlamsız sözcük kullanımları • Konuşma sırasında kendi özgün fikirlerini ifade etmede zorluk
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Özgül dil bozukluğuna sahip çocuklar tipik gelişen çocuklarla aynı anlambilgisi edinim süreçlerinden geçmelerine rağmen bu süreç bu çocuklarda yaşıtlarına oranla gecikmeli seyretmekte, ilk sözcük edinimleri geç olmaktadır. Özgül Dil Bozukluğu olan çocuklar sözcüklerin anlamlarını yaşıtlarına oranla daha geç edinmektedirler ve edindikleri sözcük sayısı yaşıtlarından daha az olmaktadır. ÖDB’li çocukların yeni sözcükleri anlamaları bu sözcükleri üretmelerinden daha kolaydır
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Zihinsel yetersizliği bulunan çocuklarda sesbilgisi gelişimleri yaşıtlarına benzer gelişim gösterir ancak tam olarak aynı değildir. Şiddetli zihinsel yetersizliğe sahip çocuklar ses kullanımından daha çok işaret, jest kullanımını tercih ederler. Çıkardıkları sesler ise genellikle ünsüz seslerden oluşmaktadır. Zihinsel yetersizliği olan çocuklar babıldama döneminde yaşıtlarıyla benzer ses edinimine sahipken zaman içeresinde tipik gelişen yaşıtlarından gecikmeli olarak ses edinimleri devam eder. İlerleyen yaşlarda sesletim problemleri ortaya çıkar, sesletim hataları tutarsızdır, hata örüntüleri tipik gelişen çocuklara benzerlik gösterir. Bu çocuklarda fonolojik bozukluk görülme sıklığı daha fazladır, genellikle ünsüz düşmesi ve son hece düşmesi gözlenir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Serebral palsili çocukların büyük çoğunluğun sesbilgisi ediniminde bozukluk bulunmamaktadır. Dilin sesbilgisi gelişimi yaşıtları ile aynı seviyede gerçekleşmektedir ancak sesletim hataları bu çocuklarda sıklıkla görülmektedir. Kaslarında meydana gelen zayıflık, spastisite, veya kasların birbirleriyle uyumlu çalışamaması (koordinasyon) gibi durumlardan ötürü sesleri doğru sesletemezler ve sesletim problemleri ortaya çıkar. Gelişimsel apraksili çocuklarda birçok sesbilgisel hata gözlenir. Konuşma sırasında sözcüklerde seslerin yerini değiştirirler (şemsiye-semsiye), sesleri atarlar (bebek-bebe), bazen ses ekleme yaparlar. Ünsüz ve ünlü seslerde bozulmalar görülebilir, ses diziminde hata yaparlar. Sözcük uzunluğu arttıkça sesbigisel hataları artar. Yaptıkları sesbilgisel hatalar tutarlı değildir. “şemsiye” sözcüğünü bazen “semsiye” olarak söylerken başka zaman doğru sesletimini “şemsiye” yapabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Biçimbilgisi bozukluğu bulunan çocuklarda gözlenen özellikler • Bağımsız morfemleri edinmede zorluk, gecikme • Bağımlı morfemleri yani dile ait ekleri edinmede zorluk • Ekleri kullanmada zorluk, kullanmama • Geçmiş zaman şimdiki zaman, gelecek zaman eklerini kullanmada zorluk
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Özgül dil bozukluğu bulunan çocuklarda morfolojik bozukluklar görülmektedir. Çalışmalarda genellikle özgül dil bozukluğu bulunan çocuklar kendi yaşıtları veya kendilerinden daha küçük ancak aynı hece uzunluğuna sahip çocuklarla karşılaştırılarak konuşmada kullandıkları hece uzunlukları değerlendirilir. Hece uzunluklarının değerlendirilmesi Ortalama Sözce Uzunlukları (OSU) ile yapılır. Eğer kendilerinden daha küçük ancak OSU değerleri aynı olan çocuklarla özgül dil bozukluğu olan çocuklar karşılaştırıldığında gramer yapıları birbirine benzer değilse o zaman ÖDB’li çocuklarda dil gecikmesi olduğu kabul edilir ve gecikmiş dil olarak tanımlanır. Eğer tipik gelişen çocuklarla sözce uzunlukları aynı ancak farklı gramer yapıları kullanıyorlarsa iki grup arasında biçimbilgisi açısından sadece gecikme var denilemez, sapma var denilir. Morfolojik bozukluk özellikle fiillerde gözlenir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Otizm spektrum bozukluğu bulunan çocuklar genellikle ekleri kullanmakta özellikle zaman eklerinin kullanımında sorun yaşarlar zaman eklerini, çoğul eklerini kullanmazlar
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sözdizimi bozukluğu bulunan çocukların özellikleri; • Konuşma sırasında uygun olmayan sözcük dizimi sergilerler (“ali öptü ayşe”) • Karmaşık uzun cümleli yapıları kuramazlar (edilgen, ettirgen cümleler) • Hikayeyi tekrarlama görevinde çaba sarfederler, güçlük yaşarlar
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Genellikle hafif şiddetli zihinsel yetersizlikte sözdizimi gelişim örüntüleri tipik gelişen yaşıtlarına benzer ancak onlardan daha yavaş gelişir. Çocukların gelişimleri ile orantılı olarak sözcük uzunlukları ve cümle karmaşıklığı gelişir. Ne, nerede cümle kalıpları neden, niçin, nasıl cümle kalıplarından daha önce gelişir. Aynı zeka yaşına sahip tipik gelişim gösteren çocuklardan daha kısa ve daha basit cümleler kullanırlar. Zihinsel yetersizliğe sahip çocuklar yaşları ilerledikçe daha uzun ve karmaşık cümleler kurmaya başlarlar. Cümle uzunluğunun artması ile daha karmaşık cümle kurma becerisinin ilişkisi konuşma öncesi yaşıtlarının gelişimine benzerdir. Örneğin, “Ali ekmek aldı”, “Ali eve gelirken ekmek aldı”, “Annesi, Ali’nin eve gelirken ekmek aldığını söyledi” “Annesi, Ali’nin eve gelirken ekmek aldığını biliyordu”. Zihinsel yetersizliği bulunan çocukların uzun ve karmaşık cümle kurma becerileri zihinsel yaşlarına uygun olur. Bağlaç kullanımları az olduğundan cümleleri birbirlerine eklemekte zorluk yaşarlar tipik gelişen yaşıtlarından daha kısa cümleler kurarlar. Genel cümle gelişimi sırası tipik gelişime benzer, cümledeki sözcük sırası sözcük ilişkisinden daha önde gelir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Özgül dil bozukluğu olan çocuklarda sözdizimi bozukluklarına rastlanabilmektedir. Bu çocukların sözcük edinimleri yaşıtlarına oranla gecikmeli olduğu için sözdizimsel yapıları edinmekte de zorluk yaşarlar. Cümlede sözcüklerin diziminde dilbilgisel hatalar gözlenir, belirli hata örüntülerini yapmamalarını gereken yaşta devam ettirirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kullanımbilgisi bozukluğu bulunan çocukların özellikleri; • Genellikle yalnız başına ya da yetişkinlerle oyun oynamayı tercih eder • Yaşıtlarıyla oyunu başlatmada ve sürdürmede zorluk yaşar • Yaşıtlarıyla konuşmada, iletişim kurmada zorlanır • Dili bazı isteklerini belirtmek için sınırlı olarak kullanır. Örneğin, oyuncağını istemek, parka gitmeyi istemek gibi durumlarda dili kullanır ancak yorum yapmaz, soru sormaz, sorulara cevap vermez. • Dinleyici farkındalığı azdır. • Sıra alma davranışında zorluk yaşar • Göz kontağında zorluk yaşar • Konuyu takip etmede zorluk yaşar • Sözel olmayan dil kullanımında zorluk yaşar
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Otizmli çocuklarda görülen kullanımbilgisi bozukluklarının özellikleri; • İletişimi başlatmada güçlük, • Konuşmayı başlatmada ve sürdürmede güçlük, • Göz kontağı kurmada ya da sürdürmede zorluk, • Konuşmada sıra alma becerisinde yetersizlik, • Mecazları, ironileri, şakaları anlamada zorluk, • Soru sormada zorluk, • Varsayımlarda bulunamama, • Konuşmaların çoğunun kısa bölümlerden oluşması, • Sıklıkla monologların gözlenmesi, • Jest-mimik, el-kol hareketleri, dokunma gibi sözel olmayan dilin kullanımında yetersizlik, sınırlı kullanımı, anlamada yetersizlik • Rutin sözceler ya da tekrarlayan sözel ifadeler (ekolali) kullanma
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Zihinsel yetersizliği olan çocuklarda kullanım bilgisi için önemli olan jest ve mimik gelişimi tipik gelişim gösteren çocuklar ile aynı düzende gerçekleşir ancak zihinsel yetersizliği olan çocuklarda gelişim daha geç olur. Zihinsel yetersizliği olan çocuklar konuşma öncesi dönemde kullanılan jest ve vokalizasyonu ileriki dönemlerde de kullanmaya devam ederler. Bu çocuklar sosyal ortamlarda rol alma davranışını da gerçekleştirmekte zorluk yaşarlar. İletişimde baskın rol oynamazlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Şiddetli işitme kaybına sahip çocuklar, sosyal ortamlarda ve okul ortamında yalnız kalırlar. Genellikle bulundukları sosyal ortamlar kendileri gibi işitme yetersizliğine sahip yaşıtlarından oluşur. Sosyal ortam azlığı ve bundan kaynaklanan problemler işitme yetersizliğinin şiddetine göre çocuktan çocuğa farklılık göstermektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dilötesi beceriler ile söylemek istediklerimize ses tonumuzu değiştirerek farklı anlamlar yükleyebilir, tümcelerimize duygu ve hislerimizi katabiliriz. Dilötesi beceriler bürünsel ve bürünsel olmayan özellikler olarak ikiye ayrılmaktadır. Vurgu, ezgi, ritim ve duraklamalar bürünsel özellikleri oluştururken, sesin tizliği, konuşma biçimi ise bürünsel olmayan özellikleri oluşturmaktadır (Ege, 2006).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dilüstü beceriler, hece farkındalığı, sözcük farkındalığı ve ses farkındalığından oluşan becerilerdir. Bu beceriler okuryazarlığın edinilmesinde önemli olan becerilerdir. Bireyler sözcükleri hecelerine ayırma, sesleri yineleyebilme, bir sözcükte yer alan sesbirim sayısını hesaplayabilme, farklı hece yapısındaki sözcükleri sesbirimlerine ayırabilme, sözcüklerde yer alan sesbirimleri değiştirebilme, okumada harf ve ses ilişkisi gibi fonksiyonları dilüstü beceriler sayesinde gerçekleştirirler. (Turan ve Akoğlu, 2011).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dikkat-Dikkatin bir noktaya odaklanması, dış uyaranların etkisi ile dikkatin dağılmaması, etkinliklere, işe odaklanma ve dikkati sürdürme, dikkati bir işten başka bir işe kaydırabilme. Hafıza-Bellek-Bilginin akılda tutulması, Episodik (olaysal) bellek; bireysel yaşanan olayların, duyguların, öznel yargıların akılda tutulması Semantik bellek evrene ve ortak bilgiye dair bellek, anlam dağarcığı Fonolojik bellek, sözcüklerin içerdiği seslere ilişkin bellek Ortografik bellek, yazım kuralları ile ilgili bellek Kısa dönemli bellek, yeni öğrenilen sözel ve görsel bilginin çok kısa süreli akılda tutulması Uzun dönem bellek, kısa dönem bellekteki bilgi önemli görüldüğünde uzun dönem belleğe aktarılır, aylar, yıllar boyunca bilginin saklanması. Oryantasyon-Yönelim-Kişi oryantasyonu, adını, doğum tarihini ve yaşını bilmek Yer oryantasyonu, hangi şehirde, mahallede, nerede olduğunu bilmek Zaman oryantasyonu, hangi yıl, ay ve günde olduğunu bilmek Problem çözme-Gerçek yada potansiyel bir problemin varlığını kabul etmek, tanımlamak, uygun ve etkili çözümler hazırlamak, planlamak, organize etmek, çözüm için gerekli zamanı ayarlamak ve çözüm yolunu uygulamak. Yürütücü işlevler-Amaca yönelik davranışın gerçekleştirilmesinde bireyin kendi ile ilgili zayıf ve güçlü yanlarını algılaması, kişisel becerilerine uygun gerçekçi amaç belirlemesi, amaca yönelik dikkatini odaklanması, planlama yapması, strateji kurması, belleğe ilgili bilginin kodlanması ve işlenmesi, ardışık görevlerde bir sonraki basamağın belirlenmesi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dil üretimi, dil fonksiyonlarını yöneten beyin ağları ile bağlantı içinde olan düşünce, bellek, hafıza gibi bilişsel işlevlerin etkisi ile başlar ve yürütülür. İletişimin amacı düşüncemizi, duygumuzu, fikrimizi yani mesajımızı karşı tarafa iletilmektir ve bunun için ilk önce iletmek istediğimiz mesajı beynimizde düşünce haline getiririz. Düşünce olarak hazırlanan mesajlarda dilin sembolik kodları beyindeki dilbilgisel belleklerden çağırılır, düşünce olarak kodlanır ve yazı, resim ya da konuşma biçimlerine dönüştürülerek karşı tarafa aktarılmak için hazırlanır. Bu süreçte düşünceyi hazırlarken birey geçmiş yaşamlarındaki bilgilerini bellekten çağırır. Düşüncemizin oluşmasında ise bellek, merak, problem çözme, dikkat, karar verme, empati gibi bilişsel işlevler yer alır (Torun, 2014).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dilin tekrarlama, adlandırma, konuşulanı okuduğunu anlama, yazma, konuşma akıcılığı ve konuşma anlaşılırlığı alanları bulunmaktadır. Beyinde oluşan lezyon sonrasında ortaya çıkan afazide bu alanların hepsi ya da bazılarında bozukluk ortaya çıkabilir. Farklı dil alanlarında ortaya çıkan bozukluklar afazinin tipinin belirlenmesine ve sınıflandırma yapılmasına olanak vermektedir (Tanrıdağ, 1993).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Afazi terapisi aynı değerlendirmede olduğu gibi çok kapsamlı yapılmalıdır. Terapi dil bozukluklarını temel almakla birlikte bireyde meydana gelen bilişsel fonksiyon bozukluklarının da terapisini içermelidir. Birçok afazi hastası terapiden büyük yararlar sağlamaktadırlar. Afazi terapisi kişiye özel olmalıdır. Terapi programı düzenlenirken afazili birey ile birlikte aile yakınlarının ve bakıcılarının ihtiyaçları ve istekleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Afazide özellikle yoğun ve uzun terapi programlarının etkili olduğu bilinmektedir. Afazi terapisine hemen başlamalıdır. Akut dönemde başlayan terapiler daha etkili olmakla birlikte kronik dönemde başlayan terapilerin de etkili olduğu görülmektedir. Afazi terapisinde hedef dil bozuklukları ve/veya iletişim bozukluklarıdır. Terapide afazili bireylerin kaybolan dil fonksiyonlarının geri kazandırılması ya da kaybolan fonksiyonların telafi edilmesi amaçlanmaktadır (Estabrooks ve Albert, 1991).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Beynin sağ yarı küre hasarında bireylerin düşünme becerileri etkilenir ve bu durum iletişim problemlerine yol açar. Beynin sağ yarı küresi aynı zamanda söylem becerilerinin anlaşılması, sohbet sırasında kullanılan mecazların anlaşılması, üretilmesi, esprilerin anlaşılmasından da sorumludur (Blake, 2007). Sağ beyin hasarı geçiren birçok kişi yaşadığı sorunların farkında değildir. Beyin krizi, tümörler, enfeksiyonlar, travmatik beyin yaralanmaları sağ beyin hasarına neden olur. Afazili hastalarda görülen dil problemlerinin yerine sağ yarıküre hasarı bulunan hastalarda daha çok iletişim problemleri gözlenir. Bu nedenle sağ beyin hasarı bulunan bireylerde gözlenen bozukluklara bilişsel iletişim bozukluğu adı verilir. Sağ beyin hasarlı bireylerde ortaya çıkan algı, dikkat, hafıza, yürütücü işlev ve dilin diğer alanlarını içeren bozukluklar dolaylı (direkt) ya da dolaysız (indirekt) olarak bu bireylerde iletişim becerilerini etkiler (Murray ve Clark, 2006). Sağ yarı küre hasarı bulunan bireyler dili sosyal bağlamda kullanmakta zorluk yaşarlar. Afazili bireylerde iletişimin dilbilimsel, sözel alanı etkilenirken sağ yarı küre hasarında iletişimin dil dışı (extralinguistic ) ve dilin kullanımı (edimsel) yönleri etkilenir. Dil dışı özellikler söylemin içerik ve organizasyonu, dil ötesi becerilerin kullanımı ve sözel olmayan iletişimi içermektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hafif Travmatik Beyin Yaralanması Glaskow koma skalası değerleri 13-15 arasında olan ve 20 dakikayı geçmeyen bilinç kaybı ve travma sonrası bellek kaybı yaşayan bireyler genellikle hafif şiddetli beyin yaralanması geçirdiği düşünülür (Durmaz, 2008). Hafif travmatik beyin hasarı genellikle genç erişkinlerde spor yaralanmalarında ve spor sırasındaki düşmeler sonrasında ortaya çıkar. Hafif şiddetli travmalar sonrasında ortaya çıkan semptomlar geçici olabildiği gibi kalıcı da olabilir (Murdoch ve Theodoros, 2001). Orta Şiddetli Travmatik Beyin Yaralanması Glaskow koma skalası değerleri 9-12 arasında olan ve 20 dakikadan uzun süren bilinç kaybı yaşayan ve nörolojik hasarlar gözlenen bireyler orta şiddetli olarak kabul edilir (Durmaz, 2008). Şiddetli Travmatik Beyin Yaralanması Yaralanma sonrasında koma durumu olan hastalardır. Acil tıbbi destek yaralanmanın olduğu yerde yapılır ve sonra hastanede tedavi altına alınırlar (Durmaz, 2008).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fonksiyon alanları davranışsal kendini yenileme (behavioral self-regulation), sosyal etkileşim, günlük yaşam aktiviteleri, öğrenme, akademik beceri ve sözel performansı içeren bilişsel bozukluklardan etkilenir. Söylem bozuklukları travmatik beyin yaralanması ile ilişkili bilişsel-iletişimsel bozuklukların temel noktasıdır. Travmatik beyin yaralanması bulunan bireylerin büyük çoğunluğunda afazi gözlenmez. Genel olarak iletişim problemleri vardır (Mozeiko ve Le, 2010). Travmatik beyin yaralanması geçiren bireyler insanların adlarını, nesne, eylem isimlerini hatırlamakta zorluk yaşarlar ve sohbet sırasında söylemek istedikleri sözcükler yerine yanlış sözcük kullanabilirler, sözcükler arasına “hmmm,ımmm” gibi anlamsız seslemeler ekleyebilirler. Çift anlamlı sözcükleri anlamakta zorlanırlar, edat, zamir, bağlaç kullanımları hatalıdır. Atasözleri, deyimler, şakalar, ironi kullanımlarında ve bu kullanımları anlamada zorluk yaşarlar. Örneğin, “dolaşmaktan ayaklarıma karasular indi” deyiminin anlamı sorulduğunda, ayakları ıslanmış, ayağına su gelmiş olarak cevap verirler. Yeni bilgileri öğrenmede, bu yeni bilgileri geçmiş deneyimleriyle karşılaştırmada başarısız olurlar (Murray ve Clark, 2006). Sağ beyin yaralanmalarında görülen dilin kullanımı bozuklukları travmatik beyin hasarlı bireylerde de gözlenir. Sohbet sırasında göz kontağı kurma, sıra alma, sohbeti başlatma, sürdürme ve bitirmede sorun yaşarlar (Murdoch ve Theodoros, 2001).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu tip demansta davranış ve bilişsel becerilerde azalma ve dikkatsizlik erken dönemde gözlenir. Hastalarda sanrı veya hezeyanlar ve görsel halüsinasyonlar sıklıkla gözlenir. Hastaların değiştirilemeyen sabit fikirleri bulunmaktadır. İnsanların kendisine zarar vermek istediğini, düşüncelerinin okunduğunu, birilerinin sürekli onu takip ettiğini düşünürler. Gerçekte var olmayan şeyleri görür, işitirler (Özbabalık, 2008). Bu demans tipinde bireylerin muhakeme ve düşünce yetilerinde düşüş meydana gelir. Bunun yanısıra uyku bozuklukları, denge bozuklukları, hafıza kaybı, dikkat azlığı, rüya sırasında uykuda hareket etme gibi problemler gözlenir. Demans vakalarının %10 25’i lewy cisimcikli demanstır (Klimova ve Kuca, 2015).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?