Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
210 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Psikolojide en önemli amaçlardan biri insan ve havyan davranışlarının sebeplerini ortaya koymaktır. Davranışların ortaya çıkmasında ve bireyden bireye farklılaşmasında güdü kavramı önemli bir yer teşkil etmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Vücut süreçlerini denge durumuna getirmek için çeşitli kaynakların kullanıldığı organizmanın fizyolojik ihtiyaçları ya da davranışı yüksek seviyede yönlendiren başarma, toplumsal onay, statüye ilişkin duyulan istek gibi dürtülerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Güdülenme kuramları şöyle sıralanabilir: • Dürtü Kuramı, • Özendirici Uyarıcı Kuramı, • En Uygun (Optimal) Düzeyde Uyarılma Kuramı, • İçgüdü Kuramı, • Bilinçdışı Güdüler Kuramı, • Biyolojik Denge (Homeostasis) Kuramı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsanların hayatta kalmalarını sağlayacak temel gereksinimlerinden mahrum kalması organizmada gerilim halinin oluşmasına sebep olacaktır. Gereksinim halinde organizma gergin bir durumda harekete hazır bir şekildedir. Organizma bu gerginliği azaltmak için harekete geçer. Aç kalan bir organizmanın amacı bu ihtiyacı gidermeye dönük olacaktır. Açlığını giderme yollarını değerlendiren organizma gereksinmeyi gerçekleştirdikten sonra gerginlik durumu azalarak eski haline döner. Sonuç olarak organizmanın dürtü hali sonlanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bazı davranışların oluşmasında biyolojik bir unsur bulunmasına gerek yoktur. Çevredeki herhangi bir durum davranışın oluşması için uyarıcı olabilmektedir. Yeni ve çok işlevli bir cep telefonunuz olsa dahi yeni çıkan, tanıtım ve sunuş itibariyle size cazip gelen bir telefonu alma eğiliminde olabilirsiniz. Yemekten sonra tok olsanız dahi güzel kokan bir keki yeme ihtiyacı hissedebilirsiniz. Biyolojik olmayan, bireye cazip gelen ve onu davranışa iten unsurlar özendirici uyarıcı olarak adlandırılmaktadır. Bu unsurlar bireyi kendine çeken nesneler olabildiği gibi olaylar da olabilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Biyolojik olmayan, birey gereksinim duymasa da bireye cazip gelen ve onu davranışa iten unsurlar özendirici uyarıcıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Organizma sürekli olarak belirli bir uyarılma düzeyinde kalmak ister. Belirli bir uyarılma düzeyinin altına düştüğünde organizma çevresinde daha çok uyarıcı arar. Organizma en uygun uyarılma düzeyinin üstünde bir uyarılma halindeyse, daha sakin bir çevre arayarak belirli bir uyarılma düzeyini sürdürmeye çalışır. Örneğin bireylerin neden yüksek sesli müzik çalınan disko gibi yerlere gitme gereksinimleri ya da yüksek bir yerden yamaç paraşütü ile atlama gereksinimleri olduğu bu kuramla açıklanabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Belirli bir türün tümünü yansıtan karakteristik davranış yapıları içgüdü olarak tanımlanmaktadır. Leyleklerin mevsime göre göç etmesi, örümceklerin ağ örmeleri gibi davranışlar belli bir türe özgü davranış yapılarını ortaya koymaktadır. Bazı psikologlar buradan esinlenerek insanlarda da içgüdüsel unsurlar olabileceğini ileri sürerek merak, aşk, nefret gibi içgüdülerinin varlığından söz etmişlerdir. İnsan davranışlarının sadece doğuştan olmayıp sonradan kazanılanları da içermesi ve insanların ortak davranışlarının kendilerine özgü davranışlara göre çok az gözlemlenmesi içgüdü ve insan arasındaki ilişkinin gücünü zayıflatmaktadır. Bir şekilde insanlar birçok davranışı doğuştan değil sonradan öğrenerek şekillendirmekte ve insan ırkına özgü değil daha çok kendilerine özgü davranışlar sergilemektedirler. Bu durum da insan davranışının temelini içgüdü kavramı ile açıklamanın ne kadar zor olduğunu ortaya koymaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çoğu zaman insan davranışlarının sebeplerinin bilinmediği ve anlaşılamadığı durumlar söz konusudur. Böyle durumlarda insan bazı davranışları ne için yaptığının tam olarak farkında değildir. Freud’a göre bireylerin çoğu davranışını farkında olmadıkları güdüleri yönlendirmektedir. Bireyler hatırlamak istemedikleri rahatsız edici düşünce istek ve güdülerini bilinçdışına iterler. Bilinçdışındaki düşünce istek ve güdüler aslında yok olmaz ve varlıklarını sürdürürler. Bu düşünce istek ve güdüler bireyler farkında olmadan, onların davranışlarının yönlendirirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Organizmanın yaşamını sağlıklı şekilde sürdürebilmesi, su, hava, temel besin maddeleri temel bazı ihtiyaç unsurlarının düzenli olarak alınmasına bağlıdır. Örneğin eğer beyin ısısı ani şekilde düşerse bilincinizi kaybedebilirsiniz. Yine aynı şekilde vücut ağırlığının belli oranında su kaybı vücut işlevlerinin bozulmasına yol açabilir ve hatta ölüm riski bile oluşturabilmektedir. Organizmanın bünyesine katılan maddelerin hangi yoğunluk ve ne şekilde alınacağı ve alınan bu maddelerin arasında nasıl bir denge kurulacağı homeostasis kavramıyla açıklanabilir. Kelime itibariyle homeo, benzer ve statis, sabit kelimelerinin birleşiminden meydana gelmektedir. Sabit içsel durumu işaret eden, biyolojik denge olarak tanımlanabilecek homeostasis ısıyı sürekli dengede tutan termostat gibi vücudun sürekli olarak dengede olmasını ve bu şekilde sağlıklı bir şekilde işlemesini sağlar. Nasıl ki termostat oda ısısı düştüğünde otomatik olarak kaloriferin yanmasını ya da oda ısısı arttığında kaloriferin sönmesine yönelik sisteme komutlar veriyorsa vücudumuzda da herhangi bir açlık ya da susuzluk durumunda belli sistemler vücut içerisinde bu dengeyi koruma adına çalışmaktadırlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bazı güdüler biyolojik olarak tüm insanlarda görülürken bazı güdüler de toplumdan topluma değişken bir yapı gösterirler. Bazı güdüler ise öğrenme ile oluştuğundan bireylere göre farklılaşan güdüler de mevcuttur. Biyolojik olarak herkeste görülen güdülerin yanı sıra öğrenme sonucu bireylere ve toplumlara göre değişen güdülerin bulunması güdüleri sınıflandırmada sıkıntılar yaratabilmektedir. Bu konuda en geçerli sınıflandırma güdülerin; • Birincil güdüler ve • Sosyal güdüler şekilden iki grup olarak ayrılmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bireyleri davranışa yönlendiren güdülerin meydana gelmesinde açlık, susuzluk gibi fizyolojik bir gereksinim ya da yeni fırından çıkmış bir ekmeğin kokusu gibi çevresel özendirici faktörler etkili olabilmektedir. Birçok güdülenme süreci sonuçlarının herkes için kestirilebildiği mutlak sonuçlar içermez. Bir şekilde her güdü her insanda aynı sonuçları doğurmamaktadır. Daha önce de bahsedildiği üzere aynı uyarıcı farklı bireylerde farklı güdüleri ortaya çıkarabilirken, aynı güdü farklı insanlarda farklı davranışları tetikleyebilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Birçok organizmada ortak, öğrenilmemiş, belli bir biyolojik gereksinme durumu ile ortaya çıkıp davranışı yönlendiren güdüler birincil dürtüler olarak adlandırılmaktadır. Açlık susuzluk, cinsellik gibi dürtüler bütün biyolojik gereksinimler birincil dürtüler arasında yer almaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bazı araştırmacılar kandaki glikoz olarak adlandırılan basit şeker düzeyine duyarlı bir şekilde beynin bazı alanlarının uyarıldığını ileri sürmektedirler. Organizmada açlık ile ilgili tepkileri yönlendiren merkez hipotalamustur. Açlık ve tokluk merkezleri ile yeme ya da doyma durumunu kontrol etmektedir. Açık ve tokluk merkezindeki sinir hücreleri kandaki glikoz düzeyine bağlı olarak çalışmaktadırlar. Kana doğrudan verilen insülin kandaki şeker miktarını düşürerek açlık hissine yol açmaktadır. Aynı şekilde kana verilen glikoz da açlık hissini ortadan kaldırmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mide de vücuda alınan yiyeceğin cinsi, miktarı ve içerdiği kalori açısından etkilidir. Tokluk hissinin ne ile sağlandığı da önemlidir. Örneğin bir salata ile doymak ile yoğurtlu bir dönerle doymak arasında tokluk hissi açısından fark olacaktır. Açken ortaya çıkan mide kasılmalarının sebebinin beyindeki açlıkla ilgili merkez olduğu düşünülmektedir. Kanser ya da ülser gibi hastalıklar sebebiyle mideleri alınmış kişilerde açlık duyma hissi devam etmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Vücuttaki açlığa olan gereksinim ve uzun süreli vücutta yağ depolanması çevresel uyarıcıların etkisi ile dengeden şaşabilmektedir. Belirtildiği üzere biyolojik olarak yaşanan gereksinim yanında çevresel etkiler de bireylerin açlık gereksinimi yaşamalarına neden olabilir. Güzel bir pastanın görüntüsü, güzel kokan bir simit gibi çevresel unsurlar biyolojik süreçleri tetikleyebilir ve ani bir açlık dürtüsüne sebep olabilirler. Bu tarz yiyecek koku, görüntü ve düşüncesi insülin salgılanmasına ve kandaki glikoz seviyesinin düşmesine neden olmaktadır. Bir şekilde çevresel unsurlar aslında herhangi bir biyolojik gereksinim olmadan da biyolojik süreçlerin harekete geçmesinde etkili olabilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kişinin içinde bulunduğu duygu durumu da açlık dürtüsünün şekillenmesinde etkilidir. Çok kızgın olduğunda ya da ümitsizlik durumlarında kendilerini yemek yemeye yönlendiren insanlar bulunmaktadır. Öte yandan sıkıntılı olduğunuz zamanlarda iştahınızın kaçması bu duruma örnek olarak verilebilir. Sevdiğiniz yemeklerden oluşan bir sofraya oturmadan önce aldığınız bir telefonla, sevdiğiniz bir yakınızın öldüğünü öğrenmeniz bir anda açlık hissinizin kaybolmasına neden olacaktır. Bir iş yemeğinde ya da sosyal bir ortamda acıkmasanız dahi diğer kişilere uyum sağlama adına yemek yiyebilirsiniz. Kız arkadaşının ailesiyle ilk defa tanışmaya giden bir genç tok olsa dahi hoş görünmek ya da saygısızlık etmeme adına kendisine ikram edilen yemeği yemek durumunda kalabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Susuzluk da açlığa benzer şekilde biyolojik ve çevresel unsurlara bağlı olarak düzenlenir. Vücuttaki su ve tuz dengesinin bozulması susuzlukla ilgili gereksinimin belirmesine neden olur. Örneğin içki içilen barlarda içeceklerin yanında bir pazarlama taktiği olarak ikram edilen kuruyemiş benzeri yiyecekler vücuttaki tuz oranını arttıracağından müşteriyi daha çok içecek tüketmeye yöneltecektir. Susuzluk da açlığa benzer şekilde çevreden gelen dışsal uyarıcıların etkisi altındadır. Yaz aylarında buz gibi bir içecek görüntüsü kişideki susuzluk gereksinimini arttıracaktır. Aynı dürtünün giderilmesi konusunda hava sıcaklığı ve mevsimlere göre de farklılık oluşabilmektedir. Yazın soğuk bir içecek görüntüsü bu gereksinimi arttırırken, kışın sıcak bir çay birey için daha güdüleyici olacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Üreme davranışı ile ilgili birincil dürtü olan cinsellik, biyolojik ve çevresel unsurlar tarafından uyarılarak ortaya çıkar. Cinsellik dürtüsünün açlık ve susuzluk gibi diğer birincil dürtülerden farklılaşan yönleri bulunmaktadır. Açlık ve cinsellik dürtüleri organizmanın yaşamını sürdürmesi için önemlidir. Cinsellik ise sadece türün devamının sağlaması açısından önem kazanmaktadır. Cinsel davranışın ortaya çıkmasında merkezi sinir sistemi tarafından kontrol edilen hormonlar (testostero), parfüm kokusu, cinsel içerikli bir reklam, erotik içerikli hayaller gibi çevresel unsurlar etkili olabilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Cinsel davranışın toplumda baskın kültüre göre şekillendiği ve toplum kuralları ve ahlak değerleri çerçevesinde yansıtıldığı bilinmektedir. Birey cinselliği aşırı şekilde düşünse de toplum içerisinde cinsel sapkınlıkla suçlanmamak için bu dürtüleri bastırabilir. Öte yandan toplum içerisinde cinsel çekicilik kavramı da kültürden kültüre ve zamana göre değişmektedir. Toplumda özellikle kadınlar için ideal vücut oranları son 50 yıl içerisinde bile farklılaşmıştır. Eski tablolarda daha balıketi olarak tanımlanan kadın ölçüleri ideal kadını simgelerken günümüzde “0” beden olarak nitelendirilen kadın imgesi ideal olarak sunulmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Cinsellik güdüsü bazı yönleriyle açlık ve susuzluk güdülerinden farklılaşmaktadır. Örneğin açlık ve susuzluk gereksiniminin uzun süre doyurulmaması organizmanın yaşamının sonlanmasına neden olurken böyle bir durum cinsellik güdüsü için geçerli değildir. Öte yandan insanlarda cinsel güdüyü uyandıracak uyarıcı sayısı oldukça fazladır. Açlık ve susuzluk doğrudan kendileri ile ilgili uyarıcılardan etkilenirken, bazı bireyler için her tür nesne cinsel uyarıcı vazifesi görebilmektedir. Ayrıca cinsellik güdüsünün doyurulması ile organizma enerji harcarken, açlık ve susuzluk güdülerinin doyurulması ile organizmaya enerji sağlanması amaçlanmaktadır. Açlık ve susuzluk güdüsü birey istemese gereksinim olarak çoğalmaya devam eder. Cinsellik güdüsünde ise uyarılma hem birey tarafından istenilir, başlatılır ve devamında bu gerginlik giderilmeye çalışılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Öğrenilmemiş güdüler arasında yer alan uyarıcı kaynaklı güdüler, dış uyarıcılara daha fazla bağlı olup, çevreden bilgi edinmeye yöneliktirler. Merak etme, kurcalama gibi güdüler çevreyi araştırarak bireyi daha fazla bilgi toplamaya ve değiştirmeye yöneltir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Karanlık bir odada ne olduğu, daha önce bilmediğiniz bir yolun nereye gittiği, cep telefonunun nasıl çalıştığına ilişkin soruların cevabını kişi bilmek ister. Bazı zamanlar elde edilecek cevaplar birey için çok önemli olmasa da sadece bilmek ile ilgili bu güdü merak edilenin ne olduğunu anlama dışında bireye pek bir katkı sağlamamaktadır. Merak konusunda ise farklı birçok görüş bulunmaktadır. Bazı araştırmacılar merak kavramını bir duygu olarak nitelendirilirken, Freud merak kavramını cinsel dürtünün sosyal açıdan uygun şekilde yansıtılması olarak nitelendirmektedir. Yine aynı şekilde bir kısım araştırmalar merak kavramını yaşamın anlamını bulma yolunda bir gereksinme olarak ortaya koyarlarken, bir kısmında da merak, zekâ ve yaratıcılıkla ilişkilendirilmiştir. Merak kavramı insanların kendilerini geliştirip, sürekli araştırmalarına neden olur. Merak daha iyisine ulaşma yolunda hızlandırıcı bir güç olarak düşünülebilir. Bireyler merak ile birlikte yeni durumları keşfedebilir ve keşfettiğinden sıkılan birey kendini daha ileri uğraşlara yönlendirir. İlerleme ve gelişmenin temeli bu şekilde merak ve araştırmadan geçer.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bireylerde var olan dokunma ve anlama isteğinin dayanılmazlığından yola çıkarak psikologlar, bireylerin bazı şeyleri dokunarak anlama gereksinimleri olduğunu ya da bazı şeylerin dokunarak sakinleşmenin yolu olduğunu vurgularlar. Birey bilmediği yeni bir cihazı kurcalayarak ne olduğunu anlama yönünde kendisini tatmin edebilir. Öte yandan tespih çekmek, sınıfta derste kalem çevirmek, yüzüğüyle oynamak gibi durumlarda da birey kurcaladığı maddelerle kendisini sakinleştirir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Açlık, susuzluk ve cinsellik gibi doğuştan sahip olunan güdülerin dışında bireyler öğrenme yoluyla yeni güdüler kazanırlar. Bireylerarası ilişkileri kapsayan bir arada bulunma, güç ve başarı gereksinimlerini gibi sosyal güdüler de insanların davranışları üzerinde öğrenilmemiş güdüler kadar etkilidir. Açlık, susuzluk ve cinsellik gibi güdüler tüm canlı türlerinde ortak güdülerken, öğrenilmiş güdüler olan sosyal güdüler biyolojik gereksinmelerden etkilenmelerine rağmen toplum değerleri, yaşantısının etkisiyle şekillenmiş güdülerdir. Açlık susuzluk güdülerinin giderilmemesi bireyde biyolojik sorunlar yaratabilirken, öğrenilmiş bu tarz güdülerin giderilmemesi biyolojik sorunlara değil de daha çok bireyde sıkıntı yaratarak psikolojik sorunların yaşanmasına neden olabilmektedir. Bu tarz gereksinimler kültürden kültüre değişebilmektedir. Türk toplumunda diğerleri tarafından onaylanma ve diğer bireyleri rahatsız etmeden onlarla uyum içinde yaşama gereksinimi olan sosyal kabul gereksinimi daha baskınken Amerikan toplumunda başkalarına muhtaç olmadan kendi kendine yaşayabilme gereksinimi olan bağımsızlık gereksinimi daha etkilidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 19 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 191 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.