Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
373 sorunun metninde arama yapabilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Son dönemlerde yapılan çalışmalara göre Türkiyede çocukların en az %10 kadarı gelişimsel gecikme ya da rahatsızlık yaşamaktadır. Öte yandan UNICEF tarafından yapılan araştırmalar 5 yaşın altındaki çocukların yaklaşık %16sında gelişimsel problemler görüldüğünü ortaya koymuştur. Gelişimsel sorun yaşayan çocukların yaklaşık %40 kadarı tek bir gelişim aşamasında sorun yaşarken %25 kadarı ise iki ya da daha fazla gelişim aşamasında sorun yaşamaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çocuklarda gelişime ilişkin sorunlar büyük çoğunlukla bebeklik ve erken çocukluk dönemlerinde tespit edilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gelişme bozukluklarından en yaygın olanları otizm, zihinsel engel, işitme ya da görme bozukluğu, serebral palsi, konuşma ve dil bozuklukları ve öğrenme güçlüğü olarak sıralanabilir. Ayrıca aileden gelen zihinsel rahatsızlıklar, çocukların ihmali ve istismarı, ailedeki stres düzeyi, evlilik çatışmaları, yoksulluk, tek ebeveynlilik gibi olgular da çocukların gelişimlerini sekteye uğratmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ülkemizde gelişim bozukluklarına ilişkin olarak uygulanan birincil önleme çalışmaları ebeveynlere çocuk sahibi olmadan önce verilen tıbbi ve eğitimsel hizmetler ile broşür, tv yayını gibi bilgilendirme uygulamalarından oluşmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ülkemizde gelişim bozukluklarına ilişkin olarak uygulanan ikincil önleme çalışmaları standart tarama testleri, özel tarama testleri, ultrasonografi, hormon testleri, amniosentez (çocuğu anne karnındayken çevreleyen sıvının testi) gibi uygulamalardan oluşmaktadır. Ayrıca yeni doğan çocukların topuğundan alınan kanın test edilmesi de ikincil önleme çalışmaları arasında sayılabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gelişimsel tanı ve değerlendirme süreci farkına varma, müracaat, tanılama, bilgi toplama, bilgilendirme ve yönlendirme, destek eğitim programlarının uygulanması ve gelişimsel izleme aşamalarından oluşmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Farkına varma, gelişimsel tanı ve değerlendirme sürecinin ilk aşamasıdır. Bu aşamada en büyük rol, bebek ya da çocuk ile sıkça zaman geçiren ya da etkileşime giren kişilere aittir. Gözlemlenen fark bebek ya da çocuğun akranlarına göre daha geri ya da daha ileri bir gelişim sergilemesi şeklinde ortaya çıkabilir. Bu aşamada ebeveynlerin bebek ya da çocuğun akranlarına göre gelişim düzeyini incelemesi, gösterdiği davranışların tekrar edip etmediğini-ediyorsa sıklığını irdelemesi, söz konusu bir davranışın farklı bir mekanda da tekrarlanıp tekrarlanmadığını tespit etmesi, davranışın bebek ya da çocuğun kendisini ve/veya çevresini rahatsız edip etmediğini gözlemlemesi ve çocuğun bir davranışı yoğun bir biçimde yaşayıp yaşamadığını öğrenmesi gerekmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Normallik kavramı istatistiksel normalite, ideal normalite ve fonksiyonel normalite olmak üzere 3 türde açıklanabilir. İstatistiksel normalite toplumsal normlara uygun olan ve toplumsal olarak sıkça tekrarlanan olgulardan oluşur. İdeal normalite ise toplumdan topluma farklılık gösterir. Bir durum ya da davranış bir toplum nezdinde ideal sayılıyorsa o durum veya davranış normal olarak addedilebilir. Son olarak fonksiyonel normalite, bir bireyin varmak istediği hedeflere, gayelere ve karakteristiklere uygun bir halde olmasını ifade eder. Bir başka deyişle fonksiyonel normalite, psikolojik açıdan iyi ya da sağlam olma durumu olarak anlaşılabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Müracaat basamağı gelişimsel tanı ve değerlendirme sürecinin ikinci aşamasıdır. Bebeğin ya da çocuğun gelişiminde olağan dışı bir durumun keşfedilmesini takiben ebeveynler bu aşamaya geçerler ve duruma ilişkin olarak ilgili yerlere başvuruda bulunurlar. Bu aşamada uzmanlar hem ebeveynler hem de çocuk ile görüşmeler gerçekleştirerek fark edilen durumun bilimsel tespitini gerçekleştirebilirler. Bu aşamaya ilişkin olarak çocuk gelişim birimine başvuran ebeveynlere ait 0-6 yaş aralığındaki çocukların %35,9una ait sonuçlar normal çıkmış ancak %31,1 kadarının gelişimsel bir anormallik içerdiği tespit edilmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu basamakta tıbbi tanılama işlemi gerçekleştirilir ve başvuruya konu olan durumun oluş zamanı, yeri, derecesi, sınıfı gibi detayları ortaya çıkarılır. Bu aşamada tıbbi, psikososyal ve eğitsel tanılama uygulamaları gerçekleştirilir. Ülkemizde ICD 10, DSM 5, ICF gibi sistemler kullanılarak tıbbi tanılamalar gerçekleştirilmektedir. Psikososyal tanılama için geçmişte karşılaşılan ruhsal sorunlar, ailede bir ruhsal hastalık bulunup bulunmadığı, bireyi etkileyen stres kaynakları, ruh hali, davranışlar, düşünceler ve algılar araştırılmaktadır. Son olarak da eğitsel tanılama yöntemleri ile bireyin çevresini de kapsayacak şekilde yapılacak gözlemlerden yararlanılır. Tanılama basamaklarında dikkat edilmesi gereken ilkeler; erkenlik ilkesi, bütünlük ilkesi, çeşitlilik ilkesi, süreklilik ilkesi, yeterlilik ilkesi, iş birliği ilkesi, isteklilik ilkesi ve gizlilik ilkesidir. Erkenlik ilkesi, tanılamanın en önemli ilkelerinden biri olup tanılamanın olabildiğince erken yaşta yapılması gereğini ortaya koymaktadır. Buna göre, gelişim geriliği ne kadar erken tanılanabilirse gelişimin desteklenmesi ile elde edilecek etkinlik o kadar fazla olacaktır. Bütünlük ilkesi, tanılamanın çok yönlü yapılması gereğini burgulamaktadır. Çeşitlilik ilkesi, tanılama sürecinde birçok teknik ve yöntemden yararlanılması gerekliliğini vurgulamak bakımından önemlidir. Süreklilik ilkesi, tanılama sürecinin bir anlık olmaması gerektiğini, aksine tanılamanın bir süreci kapsadığını belirtmektedir. Yeterlilik ilkesi, tanılama aşamasında bireyin yeterli olduğu ve olmadığı yönlerin birlikte değerlendirilmesi gereğini vurgulamaktadır. Bu noktada bireyin yeterli olduğu alanların ortaya çıkarılması ve bunlardan yararlanılması büyük önem arz etmektedir. İş birliği ilkesi, tanılama sürecinde tüm uzmanların iş birliği yapmasının önemini belirtmektedir. İsteklilik ilkesi ise tanılama sürecinin tüm aşamalarında ailenin ve çocuğun görüş ve onayının önemine dikkat çekmektedir. Son olarak gizlilik ilkesi, tanılama süreci esnasında birey hakkında ortaya çıkan tanı ve değerlendirmelerin birey ve ailenin dışında kimseyle paylaşılmamasını anlatır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bilgi toplama basamağı 4. basamak olup çoğu zaman tanılama basamağı ile eşzamanlı yürütülmektedir. Tanılamanın sağlıklı yapılabilmesi bakımından elde edilecek bilgilerin miktarı ve kaynak sayısının çeşitliliği hayati öneme sahiptir. Bu bilgi kaynakları temel olarak bireyin kendisi, ebeveynler ve diğer yetişkinler ile birey ile ilgili kayıtlar olmak üzere 3 grupta toplanabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Daha önceki basamaklarda çocuğun gelişimine ilişkin bir anormalliğin tespit edilmesi durumunda ebeveynlere gerekli görülen gelişimsel desteklerin alınabilmesi için uygun destek merkezlerine başvurmaları önerilebilir. Aileye tanılamaya ilişkin kesin sonuçların ayrıntılı olarak anlatılmasını takiben yapılacak bu uygulama ile çocuğun gelişiminin doğru ve planlı bir biçimde gerçekleştirilebilmesi imkanı elde edilir. Ailelere bilgi verilmesi esnasında aşırı kaygı ve paniğe yol açmamak adına ebeveynlere uygun bir yaklaşımın sergilenmesi, onlara anlayabilecekleri bir dil ile durumun anlatılması, merak ettikleri sorulara cevaplar verilmesi, erken müdahale hizmetleri hakkında kapsamlı bilgilerin verilmesi, karşılaşabilecekleri olası durumlar hakkında bilgilendirme yapılması ve yasal haklarının anlatılmasına özen gösterilmelidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tanısı kesinleşen bireyler yönlendirildikleri merkezlerde destek eğitim programlarına tabi tutulurlar. Bu programların ana amacı gelişimsel tanı ve değerlendirme sürecinden geçen ve belirli bir gelişim sorunuyla tanılanan bireyin gelişim aşamalarına destek verilmesidir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanmış bulunan destek eğitim programları Özel Öğrenme Güçlüğü Destek Eğitim Programı, Yaygın Gelişimsel Bozukluklar Destek Eğitim Programı, Zihinsel Engelli Bireyler Destek Eğitim Programı, Bedensel Engelli Bireyler Destek Eğitim Programı, Dil ve Konuşma Güçlüğü Destek Eğitim Programı ve Görme Engelli Bireyler Destek Eğitim Programı olmak üzere 6 adettir. Bir gelişim sorunuyla tanılanan bireylere uygulanacak bireysel eğitim programlarının içeriği, ancak sayılan 6 ana programa sadık kalınmak suretiyle hazırlanabilir. Uygulanan destek programları sadece kurum bazlı veya kurum kaynaklı olmamaktadır. Gerekli görülen bireylere aynı zamanda ev temelli programlarla da gelişimsel destek verilebilmektedir. Ev temelli destekler arasında öğretmen olarak aileler, headstart, HIPPY ve anne eğitim programı da yer almaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu basamak gelişimsel tanı ve değerlendirme sürecinin son basamağıdır. Burada izleme ile kastedilen, gelişimdeki farklılaşmayı ortaya koyabilmek bakımından belirli zaman aralıklarıyla bireyin gözlemlenmesidir. Bu aşamada ilerlemeyi ölçmek için tanılama aşamasında kullanılan nitel ve nicel ölçme araçlarından yararlanılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ülkemizde üstün yetenekli çocuklar için uygulanan tanılama ve değerlendirme uygulamalarına Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki Bilim ve Sanat Merkezleri (BİLSEM) ile Anadolu Üniversitesi bünyesindeki Üstün Yetenekliler Eğitim Programı (ÜYEP) örnek olarak gösterilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
BİLSEM, ülkemizde üstün yetenekli çocukların yeteneklerini keşfetmeleri, hem akademik hem de sosyal duygusal gelişimlerini desteklemek amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde açılmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
BİLSEM merkezlerine üstün yetenekli çocuklar, veliler, okul öncesi veya okul öğretmenleri tarafından aday gösterilebilir. Her öğretim yılının Ekim ayında Bakanlık tarafından hazırlanan gözlem formları okul öncesi, ilk ve orta öğretim kurumlarına merkezden gönderilmektedir. Eğitim kurumlarınca ya da veli tarafından aday gösterilecek olan çocuklara ilişkin gözlem raporları tanılama komisyonlarınca değerlendirilmekte, bu değerlendirmeden başarılı sonuçla geçen çocuklar grup taramasına alınmakta ve burada da başarılı olan çocuklar bireysel incelemeye alınmaktadırlar. Bu inceleme aşamasından sonra sıralanan öğrenciler özel programdan yararlanmaya hak kazanırlar. Destek eğitimleri güz, bahar ve yaz olmak üzere 3 dönemde gerçekleştirilir ve grupla çalışma teknikleri, öğrenme yöntemleri, problem çözme teknikleri, bilimsel araştırma teknikleri, yabancı dil, bilgisayar, sosyal etkinlikler, bireysel yetenekleri fark ettirme, özel yetenekleri geliştirme ve proje üretimi/yönetimi alanlarını kapsar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
ÜYEPin kendine özgü tanılama modelinde 4 önemli özellike bulunmaktadır. Bunlar örnekleme dayalı tanılama, doğal seleksiyon-uyumsal ayıklanma, alana özgü tanılama ve çoklu ölçüt kullanımıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Program, Diyarbakır ve Mardin illerinde 5-6 yaşlarındaki okulöncesi eğitimi almamış olup sosyoekonomik yetersizlikleri bulunan çocuklar ve annelerine yönelik olarak uygulanmaktadır. 10 haftalık bir süreci içeren bu programda okul öncesi eğitim imkanlarından yararlanamayan çocukların bu dezavantajlarını azaltmak hedeflenmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu programın temel amacı 5 yaş itibariyle daha önce okul öncesi eğitim hizmeti almamış olan çocuklar ile annelerinin bilimsel temeli olan ve ev merkezli bir eğitim programına kavuşmasını sağlamaktır. 15-20 kişilik anne grupları ile 2 bölümden oluşan program toplam 25 hafta sürmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
UNICEF Türkiyedeki çalışmalarına 1951 yılında başlamıştır. Yapılan işbirliği çerçevesinde çocuk, kadın ve gençlerle ilgili olarak yapılan çalışmalar kapsamında 2015 yılında Ülke Programı Eylem Planı hazırlanmıştır. Program çocuk yoksulluğu, okul öncesi eğitim ve 14-18 yaş grubundaki çocukların gereksinimlerinin karşılanmasına ilişkin öncelikler belirlemiştir. Programın Farklılıkların Azaltılması, Sosyal İçerme ve Koruma alt başlığında iki önemli madde ortaya atılmıştır: Erken Çocukluk Gelişimi ve Bakımı ile Çocuğun Korunması
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
GEDEP, 0-3 yaş arası gelişim geriliği gösteren veya bu geriliği gösterme riski bulunan bebek ve çocukların bilişsel, dil ve iletişim, özbakım, sosyal-duygusal ve motor gelişimlerini desteklemek amacıyla hazırlanmıştır. Programda her bir gelişim alanı belli yaş dönemlerine göre sıralanmış ve her bir beceri bir amaç olarak ortaya konulmuştur. Gelişim alanlarına ilişkin olarak çocuklar sınanmakta ve değerlendirme formu doldurulmaktadır. Form doldurulurken amaçları tekrarlanabilir biçimde yerine getiren çocuklar, tekrarlanabilir biçimde yerine getiremedikleri amaçtan başlayarak özel gelişim uygulamalarına tabi tutulmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Head start programı ABDde fakirlikle savaş politikaları kapsamında yoksulluğun nesilden nesile aktarılmasını azaltmak adına uygulamaya alınmış ve düşük gelirli ailelerin gelişim geriliği riski bulunan 3-5 yaş aralığındaki çocuklarının ilköğretime iyi bir başlangıç yapabilmelerini sağlamak amacıyla oluşturulmuştur. Program, çocuk merkezli olarak uygulanmakta, programın yürütülmesinde ev veya kurum merkezli bir yaklaşım sergilenebilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1969 yılında ABDde hayata geçirilen program kırsal kesimde yaşayan anne ve babaların özel gereksinimli çocuklarına beceri öğretebilmeleri için geliştirilmiş ev merkezli bir programdır. Programın birinci aşamasında katılımcılar bilgi edinmekte, kayıt olmakta ve çeşitli öğrenim-planlama faaliyetleri gerçekleştirmektedirler. İkinci aşamada katılan aileler için eylem ve amaçlar belirlenmekte, üçüncü aşamada gerekli kaynaklar ve müdahaleler planlanmakta, dördüncü aşamada gözlemler belgelendirilip izleme süreci ile rehberlik faaliyetleri yerine getirilmektedir. Son olarak beşinci aşamada ise aile için yeni hedefler belirlenmekte, çocuk gelişimine yönelik rehberlik hizmeti verilmekte ve görüşmeler belgelendirilmektedir. Program, 35 dile çevrilerek 87 ülkede uygulanmış ve etkinliği kanıtlanmıştır. Programın Türkiyedeki uygulamaya başlangıç zamanı 2003 yılıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu program 0-4 yaş arası gelişimsel gerilik tanısı konulan veya gelişim geriliği riski taşıyan çocuklara yönelik olarak uygulanan bir erken eğitim programıdır. Down sendromlu çocuklara yönelik olarak hazırlanan ve uygulanmaya başlanan bu program daha sonra gelişimsel geriliği de kapsayacak şekilde geliştirilmiştir. Halen pek çok Avrupa ülkesi ile 1996 yılından bu yana ülkemizde de uygulanmaktadır. Programda büyük kas becerileri, küçük kas becerileri, iletişim becerileri, alıcı dil becerileri ile kişisel ve toplumsal beceriler gibi 5 temel alana odaklanılmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 80 çoktan seçmeli, 0 görselli ve 293 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.