Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
210 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
İnsanın yaşadığı toplumun koşullarına uygun hale gelmesi; o toplumda geçerlilik gösteren kuralları, simgeleri, imgeleri algılaması ve bakmayı, görmeyi öğrenmesidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ahlak gelişimi, toplumun tüm değerlerine kayıtsız şartsız edilgin bir uyma değil, topluma etkin bir biçimde uyum sağlamak için değerler sistemi oluşturma sürecidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Protokol sözcüğü, Fransızca “protocole” kelimesinin Türkçe karşılığıdır. Protocole, sözcüğü, Fransa’da ilk defa 1330 yılında “Resmî Evrak, Resmî Tutanak” anlamında; 1829 yılında da, “Resmî ilişkilerde ve törenlerde önde gelme hakkı ve biçimsel davranışlar konusunda uyulması gereken kurallar bütünü” anlamında kullanılmıştır. Fransızlar ve İngilizler diplomatik alanda, “protokol” “protocole diplomatique” kelimesini; kamusal alanda, “Devlet başkanı ve önemli şahsiyetler nezdinde, resmî kabullerde ve mahkemelerde uygulanan davranış biçimleri” olarak “etiket” etiquette kelimesini; ayrıca, toplumsal yaşamda uygulanan saygı ve nezaket kuralları için “Davranış Bilgisi” anlamına gelen “le savoir-vivre” deyimini kullanmaktadırlar. Türkçede, devlet ve kamu kesiminde; gündelik hayatın devleti temsil eden kısmında, daha özel davranmayı içeren kısaca; resmiyet; resmi olmaya ilişkin esasların tamamı; “protokol” ile ifade edilmektedir. Protokol, kelime anlamıyla bir kurallar manzumesidir. Protokolün, özünde; ilk bölümde açıkladığımız, toplumsal hayatın olmazsa olmazı, “saygı ve nezaket kuralları” ya da “görgü kuralları” bulunmaktadır. Osmanlılar’dan itibaren; günümüzdeyse yer yer; resmî alanda “teşrifat”, protokol ile; toplumsalda da “adab-ı muaşeret” görgü kuralları ile aynı anlamları belirtmek için kullanılan, farklı Osmanlıca sözcüklerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kişinin toplumsal hayatında; toplum tarafından kabul gören davranış şekilllerini tanımlamak için dilimizde görgü, görgü kuralları, etiket; İngilizcede, etiquette; Fransızcadaysa étiquette, convenance, protocole, sözcükleri kullanılmaktadır. Görgü kuralları yerine Adabı-ı Muaşeret ifadesi, günümüzde de yaygın bir şekilde “yaşama, insana yakışır şekilde toplumda varolmayı; bu varoluşa ilişkin unsurlar”ı tanımlayan, Osmanlıca bir terimdir. İnsan yaşayışında; işyeri, ev, okul, sokak, kütüphane,vb. toplumun farklı katman ve çevrelerinde buralardaki, aile, yakın çevre, iş arkadaşları, samimi arkadaşlar, tanınmayan kişiler gibi farklı kişi, grup, topluluklarla kurdukları; arkadaşlık, dostluk, akrabalık gibi farklı türdeki etkileşimlerde; gereksinimler ve bu gereksinimlerin karşılanmasında insan ve erdemleriyle ilişkilendirilen, görgü, nezaket, zerafet, vb., konulara önem vermeleri, “görgü ve nezaket kuralları” ile sağlanmaktadır. Toplumla etkileşim halinde olmak, bu etkileşimin ahenkli bir şekilde gerçekleşmesi hem toplumun hem de toplumu oluşturan ögelerin kendilerini daha uyumlu ve düzenli hissetmelerini sağlamaktadır. Çünkü; görgü kuralları yaşanılan yer, zaman, mekan; kültür çerçevesinde; terbiye, nezaket, incelik/kibarlık, zerafet/letafet, saygı, gibi “insana ait olduğu varsayılan”, erdemlerin davranışa nasıl yansıtılması gerektiğini açıklamaktadır. Görgü kuralları, kişilerin içinde bulundukları/bulunmaları muhtemel toplumsal katman ve yapılarda, “diğeri” ile, konuşma ve dinleme, tanıma ve tanıtma, anlama ve anlatmanın karşılıklı ve uyum içinde gerçekleştiği bir iletişimin kurularak; anlayış, kabul, bağlılık, sevgi, saygı, benimseme, farkında olma, koruma, korunma gibi farklı gereksinimlerin karşılandığı, bir bireysel ve toplumsal yaşantı, ve bu yaşantıyı sürdürecek; insan ve toplumun varedilmesine de hizmet etmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
“Nezaket”, bir toplumda en iyi olarak algılanan davranışların bütünü ve bu davranışların sergilenmesidir. Bu yüzden nezaket bir düşünce değil, bir davranıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Terbiye dilimize Arapça’dan geçmiş bir sözcüktür; eğitim, görgü, birşeyin kıvamını arttırmak, koyulaştırmak, sertleştirmek suretiyle sağlamlaştırmak; (birşeyi) belirli işlemlerden geçirerek arzu edilir hale getirmek anlamlarında kullanılmaktadır. Terbiye almak (veya görmek), terbiye etmek, terbiyesini bozmak, (birinin) terbiyesini vermek; beden terbiyesi, ifadelerinden anlaşılacağı üzere, terbiye kavramı, erdemli olmak, iyi ahlaklı olmak, görgülü olmanın; gereklerini yerine getirmekle ilgilidir. Kişiler, terbiyeli, tanımına uymak için hal ve tavırlarını, yaşayışlarını yeniden düzenlemektedirler. Öyleyse, bir yerdeki görgü kuralları aynı zamanda, terbiyeli insan için referans olabilmektedir. Terbiye ya da edep kavramı; ahlak ve dini inançla bağlantılı olarak sıkça kullanılmaktadır. Kişinin ahlaklı olması için ahlak kurallarına; görgülü olması için görgü kurallarına uyması gerekmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Durkheim (2006) toplumsal normların tüm bireyleri bu normlara uymaya zorladığını ve böylece toplumdaki bireylerin benzer davranışlar sergilediğini belirtmektedir. Grup ruhu kavramına göre grubun bireylerin üzerinde onlardan ayrı ve onları etkileyen bir ruhu vardır. Diğer bir deyişle, birey hiçbir şekilde içinde yaşadığı toplumdan soyutlanamaz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Erdemlilik, iyi huy, temiz bir karakter, sağlam bir vicdan geliştirebilmektir. Erdemli olmaktan kaynaklanan görgülü bir davranış süreklilik gösterebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tevazu, alçak gönüllülük, demektir. Tevazu, Doğu toplumlarında olumlu bir özellikken, Batılı toplumlarda, olumsuz algılanabilmektedir. İltifatı kabul etmemek ayıp karşılanmaktadır. Kişiye bir övgü yapıldığında, "Yok canım ne alakası var; kim olsa benim gibi davranırdı" şeklinde karşılık vermek bazı durumlarda karşı tarafı zor durumda bırakmaktadır. Kimi insanlar bilerek bu şekilde konuştuklarında; “Fazla tevazu kibirdendir”, yorumu yapılır. Alçak gönüllülük görüntüsü vererek alay ediyormuş izlenimi yaratmamak için, kompliman ve övgüye; teşekkür etmek, yeterlidir. Kişiye söylenmiş güzel bir sözü yani iltifatı kabul edip değerini bilmek, nezaketen gereklidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İktisatçı ve filozof, Adam Smith, Ahlaki Duygular Kuramı adlı yapıtında, sahip olmak, çaba sarfetmek, zenginleşmek kavramlarını; toplumdaki egemen olan işleyişin insanların davranışlarını nasıl etkilediği üzerinden yorumlamıştır. Smith, Bireylerin bencil ve çıkar gözetme duygularının varlığını kabul etmiş ancak, bu bencilliklerin yarattığı toplumsal sonuçların olumlu olduğunu kabul ederek bireylerin eylemlerini etkileyen şeyin sadece bireyin çıkarı olmadığını, başkalarının da bu eylemlerden olumlu etkilendiğini düşünmüştür. Sadece zengin olmayı düşünen bir birey daha çok çalışır ise bu çalışmasından toplumda faydalanacak ve bu olumlu gelişme sürüp gidecektir. Dolayısıyla zenginlikle birlikte toplumsal refah da sağlanır. Ekonomik zenginliğin toplum üzerindeki olumlu tesiri tartışılamaz. Sermaye tutumlulukla ve çalışmayla artar, israf ve kötü yönetimle azalır (Aktaran Kesici, 2010: 89).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gaf, dilimize, Fransızca’dan geçen bir sözcüktür. Yersiz, beceriksiz, zamansız söz veya davranış, patavatsızlık, pot, gaflet, aymazlık içinde bulunmak; yeteri derecede dikkat edilmezse, dalgın olunursa; gaflet içinde olmak kaçınılmaz bir hale gelecektir. Kişinin, dikkatini yöneltmemesinin nedenini, anlaması; gaf yapmanın önüne geçilmesini sağlayacaktır. Gaf yapmak, bilmeden yersiz bir davranışta bulunmak veya başkasını incitecek söz söylemek, pot kırmak, çam devirmek. Pot kırmak, yersiz ve karşısındakine dokunacak söz söylemek, Patavatsız, Sözlerinin nereye varacağını düşünmeden saygısızca konuşan, davranışlarına dikkat etmeyen (kimse), demektir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İncelik: İncelik kavramı, başkalarının hoşlarına gidecek davranışı yapmak anlamına gelen nezaketten, daha üstün bir davranış örneğidir. Nezaket iyi temiz erdemli ve soylu bir düşüncenin sonucunda ortaya çıkan medeni bir davranıştır. İnceliğe gelince iyi, temiz ve insancıl düşüncelerin yanında, kültür, bilgi ve zekaya da gereksinim duyan bir kavramdır. Nazik olan birinin incelik gösterebilmesi, yeterli bilgi ve pratik zekayı gerektirmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Alay etmek, dilimize; alay sözcüğünün dilimize Rumca’dan geçen karşılığı; “bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapmak”tır. Dilin her doğruyu her yerde söylemek gibi bir yanlışa düşmemesi için kalbin ve aklın kontrolüne sokulması gerekir. Dedikodudan kaçınmak için de bu gereklidir. “Dilin kemiği yoktur” denir; ama dizginleri vardır. Dilin dizgini kalbin ve aklın emrine verilmesi gerekir (Aksun, 1980). Kimi sözcük ve deyimler bazı insanların duygusal tepkilerine neden olur. İletiyi alan kişi, kinayeli sözlere olumlu ya da olumsuz tepki gösterebilir. Küfür, müstehcen ifadeler, şakalar çoğu kişiye itici gelir. Azınlık, mesleki ya da başka kümeler için kullanılan aşağılayıcı adlar bu kümelere üye insanları yaralar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mahremiyet, şeffaflık, dürüstlük, samimiyet, güven gibi hususlara, zarar verecek bir etkileşimi geçerli kılmamak, kişisel ve kişilerarası düzeyde karışıklıklara neden olmamak; internet üzerinde gerçekleşen iletişimde, özen gösterilmesi gereken şeylerin başında yer almaktadır. Konunun teknik boyutu bir yana, sosyolojik ve psikolojik; sosyal-psikolojik boyutlarda; etkileşimde bulunulacak kişilerin bilgi ve farkındalık düzeylerini; etkileşimin,amacını; ortamın özelliklerini; o anki şartları anlayarak eyleme geçerek; olası bir soruna neden olmadan, isteğimize ulaşabiliriz. İnsanlarla aynı ortamda bulunmak, birlikte zamanı paylaşmak, diyalog kurmak, gözlemlemek ve dinlemek hem ortamı hem şartları hem de kişileri kavramak için gereklidir. Protokol kurallarını çalışarak, öğrenebilirsiniz. Onlar için, danışacağınız kaynaklar bulunmaktadır. Ancak; görgü kuralları için aynı durum söz konusu olmamaktadır. Görgüye ilişkin yaptırımlar, dikkat edenin farkındalık düzeyine göre esnekleştirilir ve düzenlenirse; istenilen etki yaratılacaktır. İnternetteki iletişimde; protokol tanımları yapılmakta; ancak bunlar, daha çok eğer teknik özelliklerle sınırlandırılmamışsa; kullanıcıların görgü ve görgüyle ilişkilendirilen, ahlaki, dini duyarlılıklarıyla; o anda kullanırken şekillendirilmektedir. Bu da hem görgülü bir düzenin temellenmesi için fırsat hem de her şeyin tamamen kullanıcıya, o kişinin görgüsüne bağlı olduğundan; kullanıcılar dikkat etmezlerse; görgüsüzlüğün egemen olabileceği boş bir alandır; çünkü; diğer kuralları izleyen mekanizmalar yapı itibariyle burada yoktur. Kişinin sınırsız özgürlüğü ve kişinin sınırının kendisinin çizdiği bir alan, fırsat ve tehditleri birlikte barındırmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnternet ve ona bağlı olarak hızla gelişen, sosyal ağlardaki iletişimdeki, görgü kuralları ve protokol ile ilgili, dikkat çekici noktaları, daha köklü olduğu için, e-posta alımı, gönderimi özelinde açıklanmaktadır. • E-Postalarınızı Düzenleyiniz. • Mutlaka Konu Satırı Ekleyiniz. • İnternet Dilindeki Kuralları Öğreniniz. • Kısaltma Kullanmaktan Kaçınınız • Kişi/Adres Bölümlerindeki Özel Kuralları Uygulayınız. • Arka Alan, E-Posta Düzeni, Yazı Karakteri, Boyutu, Renkleri Ayarlayınız. • Gönderilmiş Bir E-Postayı En Kısa Zamanda Yanıtlayınız. • E-Posta, Paravan, Duvar Olarak Kullanılmamalıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Arka alan, E-Posta düzeni, yazı karakteri, boyutu, renkleri; Çok renkli, göz yoran, sayfa düzeni, içeriğin önüne geçebileceği için tercih edilmemektedir. Ayrıca, bayağı, ciddiyetsiz, karışık bir görüntü yaratılmasına engel olmak için, olabildiğince sade, basit renk, biçim ve düzenlemeler, tercih edilmektedir. Renkli, hareketli, e-posta düzenleri, makinaları işletim sistemlerini, veri hızını yavaşlatıp, aktarma süresini uzattığından; mesajın geç iletilmesine; hatta hiç aktarılmamasına neden olduğu için de tercih edilmemektedir. Amaç, yazıyla bir mesaj iletmektir; öyleyse, bunu sekteye uğratacak seçimler yapılmamalıdır
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Görgü kuralları uzmanı, Thomas P. Farley teknoloji kullanarak nelerin yapılması gerektiği nelerin yapılmaması gerektiğini, ayrıntılı bir liste dahilinde açıklamaktadır (Dünya Gazetesi, 2012). Farley, oluşturduğu listede; daha çok kişisel iletişim için tasarlanmış, elektronik araç gereç kullanımında anlaşmazlık veya yanlış anlamaya yol açacak durumların en aza indirgenmesi için, kullanıcıların nelere dikkat etmesi gerektiğini, örneklerle açıklamaktadır. Geleneksel iletişim araçlarının kullanımında meydana gelen; aksaklık ve iletişim sorunlarının benzeri, elektronik iletişimde de gerçekleşmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kamusal alanda, çalışanların davranış biçimleri hukuk kuralları; Devlet Memurları Yasası, Kurumsal Personel ve Disiplin Yönetmelikleri ile düzenlenmiştir. Kamusal alanda ve iş ortamında çalışanların sosyal davranış biçimleri ise, toplumdaki; yerleşik, değer, gelenek, din, etnik, vb. kültürel unsurlardan temel almaktadır. Kamusal yaşamda sosyal davranışları oluşturan protokol kuralları ile görgü kuralları iç içedir. İş dışındaki ortamda; iş ortamında nezaket, terbiye, görgü nitelik değiştirmemektedir. Nezaket, terbiye, görgünün, işin doğasından ötürü, yansıtılmasında biçimsel farklılıklar, olabilmektedir. Bir maden işçisinin, kömür tozuna bulanmış görüntüsü, görgülü bir insan tarafından “pis”, olarak nitelendirilemez. Dolayısıyla; bir dansçının, bir yüzücünün mayolu görüntüsü görgülü bir insan tarafından “bayağı” olarak nitelendirilemez. Bir kültüre ait, yerel kıyafetler; yeme içme alışkanlıkları; çirkin, berbat, vb. olarak varsayılamaz. Protokolü anlamak için önce “görgü” ve “görgülülük” anlaşılmalıdır; ahlaklı ve etik insana dair her şey “görgü kuralları” adında geçerli kılınmıştır. Kişi ve toplum kesimlerini, aşağılamak, hor görmek ve zarar vermek için kurallar ve yaklaşımlar paravan ediliyorsa; bunlar yapanların hatasıdır; kural ve yaklaşımların değil. Çünkü iş ortamı, toplumdaki ortamlar arasında yer almaktadır. Dolayısıyla; iş yerinde, görev ve sorumluluklar nezdinde örgütlendiği varsayılan konumlar; oradaki tabakalaşmayı oluşturmakta ve görgü kuralları da buna göre uygulanmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Anomi (Yabancılaşma): İnsanın kendi çabasının kendisine yabancı bir güce dönüşmesine, toplumbilimcilerin, verdiği addır. İnsanın kendi eylemlerine egemen olacağına, onların egemenliğine girerek, bir güçsüzlük duygusu, kendine güvenin yitirilmesi, toplumsal yaşamın düzenlenmesine ilişkin değerlerin özümsenememesine neden olarak, kişinin sorunlar yaşamasına neden olur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Toplumsal davranış kuralları; her ülkede egemen olan kültüre ait değerler, inançlar; gelenek ve görenekler; normlara, bağlı olarak tanımlanmaktadır. Sosyal açıdan değer, insanın toplum içinde nasıl hareket edeceğini belirten kurallardır (Yüksel, 1987: 42). Kültüre ilişkin olan hemen her şey, norm biçimini almakta ve böylece bir toplumdaki yaşayışın nasıl gerçekleştirilmesi gerektiğini, tanımlamaktadır. İnsanlar, norm yapısına kavuşmuş kurallara uymadıklarında, toplum tarafından belirli yaptırımlara maruz bırakılacaklarını bilmektedirler. Bu bilgi onlara, toplumsallaşma sürecinde aktarılmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kamusal ve toplumsal yaşamda protokol kurallarını oluşturan öğeler; • Hukuk kuralları • Yönetsel kurallar • Ulusal Normlar • Kurumsal Normlar, • Sosyal Normlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kamusal ve toplumsal yaşamda sosyal davranış kurallarını oluşturan öğeler; • Hukuk kuralları • Örf ve adetler • Görgü Kuralları • Ahlak kuralları • Din kurallarıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tarih boyunca bütün devletler ve toplumlar törensel ve biçimsel kurallar düzeni içinde yaşamışlardır. Her dönemde devletin ve devlet adamlarının yaşam düzeni protokol kuralları içinde yürütülmüştür. Ayrıca, bütün dinlerde ve mabetlerde yapılan ayin ve törenler; belirli bir düzen içinde gerçekleştirilmiştir. Bu nedenledir ki, protokolün doğduğu ve uygulandığı yerler ilk olarak saraylar ve mabetler olmuştur. Ancak, tarih boyunca devlet ve saray protokolü ülkesel düzeyde düzenlenmiş ve uygulanmış; bu nedenle protokol kuralları her ülkede farklı olmuştur
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Protokolün tarihçesi, diplomatik protokol tarihidir. “Diplomatik alanda protokol kurallarının temeli, Yunanlar tarafından atılmıştır. Çünkü elçilerin dokunulmazlığı gibi ilk diplomasi kuralları Yunanlar tarafından yaratılmış ve daha sonra Romalılar tarafından da uygulanmıştır. Nitekim Romalılarda elçilere gösterilen saygı ve itibar bugünlere kadar gelmiştir. Romalılar, elçilere bayramlarda, törenlerde, festivallerde senatörler düzeyinde önem ve öncelik vermişlerdir” (Ünlütürk, 2002: 14). Bu yüzden, diplomatik protokol kuralları 14. yüzyılda Romalılar tarafından bir sanat olarak benimsenmiştir. Nitekim ilk diplomasi okulu da Venedik’te açılmıştır. Daha sonra Fransızlar, XIV. Louis döneminde protokole büyük önem vermişler ve protokolü çekici bir meslek olmasını sağlamışlardır” (Ünlüsoy, 1999: 3). 1661 yılında elçilikle ilgili bir protokol önceliği sorunundan İspanya ve Fransa savaş yapma durumuna gelmişler ve sonuçta İspanya, Fransa’nın protokol önceliğini tanımak zorunda kalmıştır. Bu tarihten yaklaşık bir yüzyıl sonra Rusya ve Fransa sefirleri Londra’daki bir saray balosunda, oturmada öncelik konusunda tartışmaya tutuşmuşlar ve sonunda sorunu düello ile halledebilmişlerdir. Böylece yine aynı nedenden iki devlet bir savaş olasılığı ile karşı karşıya gelmiştir (Altınöz; Tutar, 2006). Devletlerarası ilişkilerde ve diplomaside 19. yüzyılın başlarına kadar en büyük diplomatik sorun, “öncelik hakkı” olmuştur. Öncelik hakkı, 19. yüzyılın başlarına kadar devletlerarasında çözümlenememiş olduğundan, tarih boyunca devletlerarası ilişkilerde ve saraylarda büyük sorunlar ve skandallar yaşanmış ve çatışmalar doğmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1815 yılında Viyana’da yapılan ve 15 devlet temsilcisinin katıldığı bir toplantıda, kimin nereye oturacağı ve kimin kapıdan önce içeriye gireceği konusunda uzun tartışmalar olmuş ve protokolde öncelik sorunu çözülememiştir. Sonunda, yuvarlak masada toplantı yapılmasına ve salona 15 kapı açılmasına ve her ülke temsilcisinin aynı anda 15 ayrı kapıdan salona girmesine karar verilmiş ve sorun çözülmüştür” (İzgören, 2000: 97). “1815 yılında Viyana’da yapılan Kongre’de yabancı elçilerin uyacakları kurallar ve öncelikler konusunda bir yöntem anlaşması yapılarak diplomatik protokol kuralları ilk kez standart olarak düzenlenmiştir. Bu Kongre’de, elçilerin önceliklerinin, • Devlet başkanına güven mektuplarını sundukları tarih itibariyle belirlenmesi; • Uluslararası konferanslarda temsilcilerin alfabe sırası ile imzalarını atmaları kararlaştırılmıştır” (Gürel, 1986: 10). • “1815’te Viyana’da yapılan bu Kongre’de Rusya, Prusya, Avusturya, İngiltere ve Fransa’nın resmî protokol kurallarında ortaya koydukları öncelik belirlemesindeki unvanlar ve sınıflandırmalar uzun tartışmalar sonucunda bir Tüzük olarak kabul edilmiş ve Kıt'a Avrupa’sı ve Anglo-Sakson ülkelerinde yıllarca uygulanmıştır” (Ünlüsoy, 1999: 3). • Ancak, söz konusu diplomatik kurallar 1961 yılında yeniden düzenlenmiş ve “Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi” kabul edilmiştir (Ünlütürk, 2002: 145).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 39 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 171 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.