Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
138 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Kolektif tercih teoremi; toplumda yer alan bireylerin siyasal süreçteki tercihlerinin nasıl toplanacağı ve böylece tutarlı toplumsal tercihlere nasıl ulaşılacağını inceleyen teoriye verilen addır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Oylama kuralları teorisi kamu tercihi iktisadının pozitif inceleme alanı içerisinde yer alırken, optimum oylama kuralının belirlenmesi sorunu kamu tercihinin normatif yönünü oluşturmaktadır. Uygulamada yaygın olan oylama yönetimi olan basit çoğunluk kuralı her zaman için optimal sonuçlar vermemektedir. İki alternatifin oylamaya katıldığı bir süreçte çoğunluk kuralı, seçmen tercihleriyle uyumludur. Fakat ikiden fazla alternatif oylamaya katıldığında, çoğunluk kuralı her zaman seçmen tercihlerini yansıtmayabilir. Bu nedenle aynı anda ikiden fazla aday oylandığında, basit çoğunluk kuralından daha iyi bir oylama kuralının bulunması gerekir. İşte bu noktada Buchanan ve Tullock (1965), Pareto optimal bir sonuca ulaşmak için gerekli ve kararı onaylayacak olan seçmen sayısının belirlenmesi ile ideal oylama kuralına ulaşılabileceğini savunmaktadırlar. Bu seçmen sayısını da “optimal çoğunluk” olarak nitelendirmektedirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
“Politik mübadele” süreci, zorunlu olarak ekonomik mübadeleden iki farklı neden dolayısıyla daha karmaşıktır. İlk olarak, temel “politik mübadele”, yani kurulu anayasal düzen altında yatan anlaşma, herhangi bir anlamlı ekonomik etkileşimden önce gelmelidir. Özel mallar ve hizmetler konusundaki düzenli bir ticaret, yalnızca bireylerin mülkiyet ve kaynaklarının kontrolü haklarını garanti eden, özel sözleşmeleri yürüten ve devletin gücüne sınırlamalar getiren, çerçevesi belirlenmiş bir yasal yapı içerisinde uygulama alanı bulabilir. İkinci olarak, iyi tanımlanmış ve işleyen yasal düzen içerisinde bile “politik mübadele” zorunlu olarak ekonomik mübadeleyi karakterize eden, karşılıklı alışveriş yapan iki kişiden ziyade, toplumun tüm üyelerini ilgilendirir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Oy ticareti (logrolling), çoğunluk kuralıyla karar alınması durumunda bir seçeneğin onaylanması için gerekli çoğunluğu sağlamak amacıyla yapılan oy değiş tokuşudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Metodolojik bireycilik varsayımın kabulü ile birlikte Kamu Tercihi iktisatçıları, politika bilimine ve özellikle de devlet kavramına farklı bir bakış açısı getirmişlerdir. Bu döneme kadar, devlet bir karar alma birimi olarak görülmüş ve bireyden bağımsız bir unsur olarak düşünülmüştür. Kamu Tercihi teorisyenlerinin çalışmaları ile birlikte, devlet kavramı birey ile ilişkilendirilmiş ve bireylerin ortak çıkarları doğrultusunda oluşturdukları bir organ olarak nitelendirilmeye başlanmıştır. Devlet ve diğer politik birimler, bireylerin bazı amaçları (belirli mal ve hizmetlerden yararlanmak gibi) birlikte gerçekleştirmek üzere iş birliği içinde hareket etmelerini sağlayan, fakat temelde birey tercihlerinin bir sonucu olarak oluşturulmuş kurumlardır ve bu kurumların temelinde birey vardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Pozitif Kamu Tercihi, gerçek yaşamdaki politik kuralların yapısını ve politik karar almada rol alan kişilerin (seçmen, politikacı, bürokrat ve özel çıkar grupları) davranış motivasyonlarının ekonomik analizini yapmaktadır. Bu çerçevede oylama kuralları ve mekanizması (basit çoğunluk, oy birliği, oy ticareti vb.), bürokrasinin yapısı ve işleyişi, çıkar grupları vb. konular pozitif Kamu Tercihi’nin kapsamı dahilindedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Rasyonellik varsayımı temelde, bireylerin ekonomik faaliyetlerinde olduğu gibi, politik faaliyetlerinde de özel çıkarlarını artırma eğiliminde oldukları düşüncesine dayanır. Bu varsayımın kabulü, metodolojik bireycilik varsayımı ile de tutarlıdır. Zira, devletin ve diğer politik birimlerin temelinde bireyin olması, onların piyasa sürecindeki davranış güdülerine benzer güdülere sahip olmasını ve bu güdülere uygun davranışlarda bulunmasını beraberinde getirmektedir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Politik konjonktür dalgalanmaları, iktidardaki politikacıların seçimleri yeniden kazanabilmek için seçim öncesinde istihdamı artırmaları, seçimden sonra ise enflasyonla mücadele etmeleri şeklinde ekonomiyi yönlendirme hareketidir. Kamu tercihi teorisyenlerinin pozitif inceleme alanı içerisinde ele aldıkları konulardan biri de politik konjonktür dalgalanmalarıdır. William Nordhaus, “Politik Konjonktür Dalgalanmaları” (1975) başlıklı çalışmasında, seçim döneminde politik amaçlı olarak kullanılan kamu politikalarının politik konjonktür dalgalanmalarına yol açtığını savunmuştur. Çünkü seçmenler, siyasal partileri geçmişteki ekonomik performanslarına göre değerlendirerek oylamada bulunmaktadırlar. Eğer ekonomik durum beklentilerine göre kötüye gidiyorsa, bu seçmenlerin iktidardaki partiye oy vermemelerine yol açar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Rawls, toplumun temel yapısını geliştirmek için uygulanacak kurallar bütününü ortaya koymaya çalışmıştır. Bu kurallar, ekonomik ve sosyal hak ve sorumlulukları belirleyecek ve sosyal sözleşmenin temelini oluşturacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kamu Tercihi iktisadı, özünde iktisat biliminin bazı varsayımlarını benimsemekte ve bu varsayımlara dayalı olarak ekonominin araçlarını politika bilimine uyarlamaktadır. Bu bağlamda Kamu Tercihi yaklaşımı üç temel varsayımın kabulü üzerine kuruludur. Metodolojik bireycilik, politik mübadele ve rasyonalite.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kamu Tercihi iktisadı alanında bürokrasiye ilişkin değerlendirmelere Gordon Tullock ve Willam Niskanen’in çalışmalarında rastlamak mümkündür. Özellikle Niskanen, 1971 yılında yayınlanan “Bürokrasi ve Temsili Hükümet” adlı kitabıyla “Bürokrasinin Ekonomik Teorisi”ni ortaya koymuştur. Tullock’a göre, özel organizasyonlar ile kamusal organizasyonlarda yer alan bireylerin güdüleri birbirine son derece benzerdir. Hem özel organizasyondaki yöneticiler hem de kamusal organizasyonlardaki bürokratlar, bazı verimli ve verimsiz faaliyetleri teşvik eden içgüdülere sahiptirler. Bu güdüler, hem organizasyonlar içindeki bireylerin performansını hem de organizasyonlar tarafından üretilen çıktıları etkiler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kamu Tercihi Teorisi; piyasa dışı karar alma sürecinin ekonomik analizini yapan ve ekonomi teorisindeki araç ve metotları politik sürece, kamu sektörüne, politikaya ve kamu ekonomisine uygulayan bir teoridir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Anayasal-kurumsal yeniden yapılanma devletin sınırlarının anayasal düzeyde belirlenmesini ifade eder ve Anayasal İktisat teorisinin temelini oluşturur. Gerçekte devletin sınırlandırılması görüşü, 17. ve 18. yüzyıl düşünürlerinden Thomas Hobbes, Montesquieu ve John Locke’a kadar götürülebilir. Fakat daha sonraki yüzyıllarda toplumsal tercihlerin ve devletin faaliyet alanlarının belirlenmesinde seçim sisteminin yeterli bulunması, bu alandaki çalışmaların yapılmasını kısıtlamıştır. Ne var ki özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yaşanan ekonomik sorunların temel nedenini devletin sınırları aşan ekonomik güç ve yetkisinde gören bazı Kamu Tercihi teorisyenleri anayasal sınırlamaların gerekliliği üzerinde durmuşlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Deneysel kamu tercihi,laboratuvara dayalı deneylerin, N (N>1) sayıdaki bireyden oluşan kolektif bir grubun her bir üyesi için ortak sonuçlara ulaşılmasını sağlayacak şekilde, grup karar alma mekanizmalarına uygulanmasını içeren kamu tercihi teorisinin yeni bir inceleme alanıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bireysel tercihlerden tutarlı toplumsal tercihlere ulaşmada oylama kurallarından yararlanılır. Bu kuralların başında oy birliği kuralı gelir. Bu kuralın geçerli olabilmesi için, oylama katılan seçmenlerin tüm tercihlerinin aynı olması yani görüş birliği içinde bulunmaları gerekir. Aksi takdirde, karar almak mümkün olmayacaktır. Bu kural, özellikle Knut Wicksell tarafından savulmuştur ve Wicksell, kamu ekonomisinde sosyal refahın maksimizasyonu için oy birliği ilkesinin uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. Fakat özellikle oy birliği kuralında karar alma maliyetinin yüksek olması nedeniyle, uygulamada nispi oy birliği kuralının geçerli olması gerektiği savunulmaktadır. Bu kural, oy birliğine yakın olan fakat küçük bir oranda azınlık oyunu (seçim sonucunu onaylamayanların oranı) ortaya çıkaran 3/4 veya 4/5 gibi bir çoğunluğun onayını gerektirir. Uygulamada daha yaygın olarak görülen oylama kuralı ise oy çokluğu (çoğunluk) kuralıdır. Bu kuralın bir türü oluşturan basit çoğunluk kuralında, seçime katılan seçmen sayısının yarısından bir fazlasının (yüzde 51) onayının alınması gerekir. Bu yöntemle karar almak son derece kolay olmakla birlikte, yüzde 49 oranında bir azınlık oyunu ortaya çıkarması nedeniyle adil bir yöntem değildir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çıkar grubu terimi, genel anlamıyla yasama organına yönelik lobicilik yapmaya ilişkin organizasyonal yapının oluşumunu ifade eder. Vatandaşlar, çeşitli nedenlerle -örneğin bir kamusal malın üretimini, bir yasanın parlamento tarafından kabulünü sağlamak veya istemedikleri bir yasa tasarısının yasalaşmasını önlemek için- bazı gruplar içerisinde hareket edebilirler. Politik süreçte yer alan seçmenin, tek başına hükûmeti ve hükûmetin uygulayacağı kamu politikalarını kendi çıkarları doğrultusunda etkileme gücü daha sınırlıdır. Bu nedenle bazı seçmenler, ortak hareket ederek özel bir çıkar grubu oluşturabilirler veya bazı çıkar gruplarına üye olabilirler. Böylece hükûmet karşısındaki politik etkilerini artırmaya çalışırlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Partiler arasındaki seçim rekabetinin varlığı, belirli şartlar dahilinde (seçmen tercihlerinin tek zirveli olması, iki partinin seçime katılması, basit çoğunluk kuralının geçerli olması vb.) politikacıların ortanca seçmen grubunun isteklerine uygun politika önerileri üretmeye zorlar. Downs (1957), iki partili demokrasilerde, belirli varsayımlar altında, oy maksimizasyonu peşinde koşan adayların ortanca seçmen grubunun görüşlerini yansıtma eğiliminde olduğunu ileri sürmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Devletin başarısızlığı teorisi; kamu tercihi iktisatçılarının geliştirdiği ortanca seçmen, oy ticareti, özel çıkar gruplarının rant kollama faaliyetleri, seçmenin eksik enformasyon sorunu gibi unsurları bir devlet başarısızlığı olarak nitelendiren ve siyasal süreçteki etkinsizliklerin kaynakları ve sonuçları üzerinde duran bir teoridir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ekonomik Anayasa; siyasal iktidarların ekonomik alandaki güç ve yetkilerinin çerçevesinin ülke anayasalarında belirlenmesini içeren ve bu kuralları temelde mali anayasa ve parasal anayasa olarak iki ayıran yaklaşıma verilen addır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kamusal malların temel özelliklerinden dolayı (bölünmezlik ve pazarlanmazlık), bazı bireyler bu mallara olan tercihlerini çoğunlukla açıklamak istemezler. Bunun nedeni, tercihlerini açıklamamaları hâlinde mal ve hizmetin tüketiminden mahrum olmayacaklarını bildikleri içindir. Kamu ekonomisinde bu durum “bedavacı sorunu” olarak adlandırılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Siyasal süreç, devletlerin siyasi örgütlenme yapılarına göre farklı unsurlardan oluşan karmaşık nitelikte bir kavramdır. Egemenlik kaynağının tek kişiye ait olduğu devlet şekillerinde siyasal süreç tek unsurdan oluşmaktadır. Otokratik devletler buna örnek olarak gösterilebilir. Otokratik devletlerde egemenliğin sahibi bir kişidir. Bu devletlere örnek olarak diktatörlükleri ve mutlak monarşileri gösterebiliriz. Diktatörlüklerde, özellikle “ihtilal” ve “hükûmet darbeleri” gibi nedenlerle iş başına gelen diktatör, toplumda hangi mal ve hizmetlerin, ne miktarda üretileceğine bizzat kendisi karar verir. Mutlak monarşide de egemenliğin sahibi tek kişidir ve bu kişinin yetkileri hiçbir şekilde sınırlandırılmamıştır. Diğer bir deyişle mutlak monarşide monarkın egemenlik haklarını sınırlandıran bir objektif hukuk, bir yaptırım mevcut değildir. Bu nedenle de kamusal kararlarda tek söz sahibi monark olmaktadır. Meşruti monarşide ise egemenliğin sahibi olan monark dışında bir parlamento vardır ve monarkın bir kısım yetkileri bu organa devredilmiştir. Dolayısıyla mutlak monarşide olduğu gibi, monark kamusal kararlar konusunda tek yetkili değildir. Hem monarkın hem de diğer devlet organlarının yetkileri kanunlarla belirlenmiştir. Demokrasi (demos: halk, kratos: egemenlik, iktidar) ise kelime anlamında ifade ettiği gibi, “halkın egemenliği” anlamına gelmektedir. Demokratik devletlerde, kamusal kararlar doğrudan doğruya halk ya da bunların temsilcileri vasıtasıyla alınmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Demokrasinin de başlıca üç biçimi vardır: Doğrudan demokrasi, temsilî demokrasi ve yarı doğrudan demokrasi. Doğrudan demokrasilerde, egemenliğin sahibi olan halk bunu bizzat kendisi kullanır. Doğrudan demokrasilerde yasama ve benzeri egemenlik işlevleri halk tarafından yerine getirilir. Esasen gerçek demokrasi, doğrudan demokrasidir. Doğrudan demokrasi, teorik olarak özellikle az sayıda bireyin yaşadığı bir toplumda söz konusu olabilir. Temsilî demokrasilerde ise egemenliğin sahibi olan halk, bu yetkisini bizzat değil, temsilcileri ve organları eliyle kullanmaktadır. Halk kendisini temsil edecek temsilcileri seçer ve belli konularda kendisi adına karar vermek üzere vekil tayin eder. Temsilî demokrasilerde iki tür hükûmet sistemi söz konusu olabilmektedir; başkanlık hükûmeti sistemi ve parlamenter hükûmet sistemidir. Yarı doğrudan demokraside ise temsilî demokrasi ile doğrudan demokrasinin bazı kurumları birleştirilmiştir. Egemenliğin en güçlü bir şekilde belirlendiği yasama görevi, halkın adına meclis yetkisi dahilindedir. Fakat temsilî demokrasiden farklı olarak halk da bu sistemde yasama işlemlerine doğrudan katılır. Halkın yasama işlemlerine katılması başlıca üç araç vasıtasıyla olur; referandum, halkın kanun teklifi (halk teşebbüsü), halk vetosudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Başkanlık hükûmeti sisteminde, yasama ve yürütme organları birbirinden tamamen bağımsız olarak görev yapmaktadır. Yürütmenin başı olan başkan, halk tarafından seçilmektedir. Başkan yardımcıları ve bakanlar kurulu ise meclis dışından, başkan tarafından belirlenir. Başkanlık sisteminin en tipik örneği, ABD uygulamasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Parlamenter hükûmet sisteminin (parlamenterizm) en güzel örneği İngiltere’de uygulanmakta olan sistemdir. Parlamenter sistemde başkanlık hükûmeti sisteminde olduğu gibi, yasama ve yürütme organı birbirinden bağımsızdır. Fakat başkanlık sisteminde olmayan bir etkileşim ve iş birliği mevcuttur. Parlamento tarafından seçilen bir devlet başkanı mevcuttur. Parlamentosu olan her hükûmet sistemi parlamenter hükûmet sistemi değildir. Meclis hükûmeti sisteminde ve başkanlık hükûmeti sisteminde de birer parlamento vardır. Fakat parlamenter sistemin temel farkı, yasama ve yürütme organı arasında hukuki eşitliğin esas olmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Parlamenter hükûmetin dört esaslı niteliği vardır: • Sorumsuz bir devlet başkanı, • Siyasi bakımdan parlamentoya karşı sorumlu bakanlar, • Başbakanın başkanlığı altında kurulmuş bir kabine veya bakanlar kurulu, • Devlet başkanının parlamentoyu dağıtma hakkı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 19 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 119 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.