Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
319 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Liberalizmin üçüncü evresine girdiği ikinci dünya savaşı sonrası dönemde ise, önce toplu iş sözleşmesi hak ve özgürlüğü ile grev ve lokavt hakları anayasalarda tanınmaya başlanmış, toplu iş hukuku da buna paralel olarak gelişmiştir. Söz konusu dönemde devletlerin de çalışma ilişkilerine, diğer deyişle sözleşme özgürlüğüne müdahalesinin arttığı ve çalışma ilişkilerinin asgari koşullarının giderek artan bir şekilde kanunlarla belirlendiği ve modern iş mevzuatının oluştuğu görülmektedir. Bu gelişmenin hızlanmasında özellikle Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından kabul edilip, üye devletlerce onanmak suretiyle bu devletlerin iç hukukunun bir parçası haline gelen uluslararası sözleşmelerin etkisinin büyük olduğunu belirtmek gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İş hukuku, iş sözleşmesine dayalı olarak çalışan ve bu itibarla işçi olarak adlandırılan bağımlı çalışılanlarla işverenleri arasındaki iş ilişkilerini düzenleyen hukuk dalıdır. Anılan ilişkide işçi işverene kişisel ve hukuki olarak bağımlıdır. Zorunlu olmamakla birlikte bu bağımlılığa çoğu kez ekonomik ve teknik bağımlılığın da eşlik ettiği görülür. Bu bağımlılık nedeniyle işveren karşısında güçsüz durumda bulunan işçinin korunması ihtiyacı iş hukukunun borçlar hukukundan ayrılıp bağımsız bir disiplin olarak gelişmesine neden olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Toplu iş hukuku başlıca iki kısımdan oluşmaktadır: • Sendikalar hukuku, • Toplu iş sözleşmesi hukuku.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sendika, işçilerin veya işverenlerin çalışma ilişkilerinde, ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için meydana getirdikleri tüzel kişiliğe sahip kuruluşlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sendikanın Saflığı ilkesi, işçiler ile işçi sendika ve konfederasyonlarının Sendikalar Kanununa veya diğer kanunlara göre kurulu işveren kuruluşlarına, işverenler ve işveren kuruluşlarının da işçi sendika ve konfederasyonlarına üye olamamalarıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İşçi, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 2. maddesinin üçüncü fıkrasına göre bu Kanunun uygulanması bakımından işçi, 4857 sayılı İş Kanununda tanımlandığı gibidir. İş Kanununun 2. maddesinin birinci fıkrasında işçi, iş sözleşmesine dayalı çalışan gerçek kişi olarak tanımlanmıştır. Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununa göre iş sözleşmesiyle çalışan kişiler dışında başka iş görme sözleşmeleriyle çalışan bazı gruplar da işçi sayılmaktadır. Bunlar iş sözleşmesi dışında ücret karşılığı iş görmeyi taşıma, eser, vekâlet, yayın, komisyon ve adi şirket sözleşmesine göre bağımsız olarak meslekî faaliyet olarak yürüten gerçek kişilerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İşveren: Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunda, bu Kanun yönünden işveren tanımı konusunda İş Kanununa atıf yapılmıştır. İş Kanununda göre işveren, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ya da tüzel kişiliği bulunmayan kurum ve kuruluşlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Toplu iş hukukunda işyeri kavramı ayrı bir öneme sahiptir. Her şeyden önce işyeri sendikaların kuruluş düzeylerinden birini ifade eder. Zira sendikacılık işyeri sendikacılığı, işkolu sendikacılığı ve meslek sendikacılığı gibi türlere ayrılmaktadır. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununda bu türlerden işkolu sendikacılığı esası benimsenmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere sendikanın tanımında kurulu bulunduğu işkolunda faaliyet göstermesi bir unsur olarak düzenlenmiştir. Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrasında sendikaların kuruldukları› işkolunda faaliyette bulunacaklar› öngörülmüştür. İşkolunun tespitinde Kanunun kabul ettiği birim işyeridir. İşyeri oluşturan her bir birimin işkolu bunlar ticaret hukuku anlamında işletme oluştursalar da ayrıca belirlenir. Bir birimin ayrı bir işyeri oluşturup oluşturmadığının saptanması bu açıdan da önem taşır. Nitekim Kanunun 5. maddesinde bir işyerinin girdiği işkolunun tespitinden söz edilmektedir. Bu ilkenin 4. maddenin ikinci fıkrasında, bir işyerinde yürütülen asıl işle yardımcı işlerin de asıl işin girdiği işkolundan sayılacağının belirtilmesi suretiyle de vurgulandığı görülmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Toplu iş sözleşmesi özerkliği, işçi ve işverenlere tanınan çalışma koşullarını serbestçe belirleme hak ve yetkisidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu düzenleme yetkisi öncelikle amacıyla sınırlıdır. Bu amaç Anayasanın 53. maddesinde, işçiler ve işverenlerin karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek şeklinde belirtilmiştir. Şu halde bu amaç dışında bir amaca yönelik olarak toplu iş sözleşmesi bağıtlanamaz. 2. Toplu iş sözleşmesi özerkliğinden hareketle yine temelini Anayasa’dan alan temel hak ve özgürlüklere aykırı toplu iş sözleşmesi hükümleri öngörülemez. Bu tür hükümler geçersizdir. 3. Toplu iş sözleşmeleri ile Anayasanın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırı, ayrımcı düzenlemeler gidilemez. 4. Toplu iş sözleşmeleri kanunların emredici hükümlerine aykırı olamaz. Zira hiçbir hukuk düzeni taraflara resmi hukuk normların› bertaraf edici düzenleme yapma yetkisi vermez. Bu husus Türk Borçlar Kanununun 27. maddesinin bir gereği olduğu gibi, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 33. maddesinin beşinci fıkrasında da toplu iş sözleşmelerinin Anayasa’ya ve kanunların emredici hükümlerine aykırı düzenlemeler içeremeyeceği belirtilmiştir. Ancak iş hukukuna özgü nispi emredici hükümlerle (sosyal kamu düzeni hükümleri) düzenlenen konularda toplu iş sözleşmeleriyle işçilerin daha lehine hükümler getirilmesi olanaklıdır. Bu bağlamda belirtelim ki toplu iş sözleşmeleri iş hukukunun özel kaynakları içinde iş sözleşmelerinin üzerinde yer alır ve aralarındaki bu hiyerarşi nedeniyle iş sözleşmesi hükümleri işçinin daha lehine olmadıkça, toplu iş sözleşmesiyle çatışan iş sözleşmesi hükümlerinin yerini toplu iş sözleşmesi hükümleri alır. Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununda toplu iş sözleşmelerinin Anayasa’ya aykırı hükümler içeremeyeceğinin ayrıca belirtilmesi toplu iş sözleşmesi yapma hakkına getirilen bu sınırlamayla anayasal düzenin korunmasının amaçladığı şeklinde anlaşılmalıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tarihsel süreçte sendikal örgütlenme, meslek, işyeri ve işkolu (endüstri) esasına göre sendikalaşma olmak üzere başlıca üç gruba ayrılmıştır. Meslek ve işyeri esasına göre sendikalaşma, aynı meslekten olanların ya da aynı› işyerinde çalışanların çalışma koşullarının iyileştirilmesi amacıyla örgütlenmeleri sonucu ortaya çıkan yatay örgütlenme türlerini oluşturmaktadır. Buna karşılık tarihsel süreçte daha sonra Sanayi Devrimi ile birlikte işgücünün vasıfsızlaşması, kitle üretimine geçilmesi sonucu aynı› meslekten olanların ya da aynı işyerinde çalışanların çalışma koşullarının iyileştirilmesi amacı yerini, siyasal, sosyal ve ekonomik kitlesel amaçlara bırakmaya başlamış ve bunun sonucunda endüstri kollarına göre dikey örgütlenme modeli, işkolu sendikacılığı ortaya çıkmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Meslek ve işyeri esasına göre sendikalaşma, aynı meslekten olanların ya da aynı işyerinde çalışanların çalışma koşullarının iyileştirilmesi amacıyla örgütlenmeleri sonucu ortaya çıkan yatay örgütlenme türlerini oluşturmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İşkolu esasına göre sendikalaşma Benzer ya da birbirine yakın faaliyet gruplarında menfaatleri ve çalışma yaşamında karşılaştıkları riskleri ve sorunları ortak olan işçilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi amacıyla örgütlenmeleri sonucu ortaya çıkan dikey örgütlenme modelidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sarı sendika, güçlü işverenler karşısında sendika özgürlüğünün korunamadığı, işveren güdümündeki sendikalardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Grev, Anayasanın sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler başlıklı 3. Bölümünde bir hak olarak düzenlenmiştir. Anılan bölümde yer alan 54. maddeye göre, toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının şartları, kapsamı ve istisnaları kanunla düzenlenir. Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 58. maddesinin birinci fıkrasında grev genel olarak, işçilerin, topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla, aralarında anlaşarak veya bir kuruluşun aynı amaçla topluca çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmaları şeklinde tanımlanmıştır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, Anayasa hükmüne paralel olarak kanuni grev tanımlanmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İş hukuku, iş sözleşmesine dayalı olarak çalışan ve bu itibarla işçi olarak adlandırılan bağımlı çalışanlarla işverenleri arasındaki iş ilişkilerini düzenleyen hukuk dalıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Toplu iş hukuku başlıca 2 kısımdan oluşmaktadır: • Sendikalar hukuku, • Toplu iş sözleşmesi hukuku
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununda işçi ve işverenlerin oluşturdukları örgütsel yapıları ifade etmek üzere genel olarak “kuruluş” kavramına yer verilmiştir. Kanunun 2. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde kuruluş kavramının sendika ve konfederasyonları ifade ettiği belirtilmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sendikaya ilişkin dört temel unsur vardır. Bunlar “amaç”, “asgari kurucu sayısı”, “işkolunda faaliyet” ve “tüzel kişilik” unsurlarıdır. Sendikanın Anayasa’nın sendika kurma hakkının düzenlendiği 51. maddesi ile Kanunun bütünü birlikte değerlendirildiğinde anılan unsurlara “serbestçe kurulabilme”, “birbirlerine ve devlete karşı bağımsızlık” ve “demokratik toplum düzeninin ilkelerine uygunluk” unsurlarının eklenmesi de uygun olur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu ilkeden anlaşılması gereken, sendikalar kurulurken devletin bir katkısının bulunmasına ihtiyaç olmaması, sendikaların sadece kurucularının iradesiyle yaşama geçirilebilmesi, kurulmasında herhangi bir zorunluluk bulunmamasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İşçiler ile işçi sendika ve konfederasyonlarının Sendikalar Kanununa veya diğer kanunlara göre kurulu işveren kuruluşlarına, işverenler ve işveren kuruluşlarının da işçi sendika ve konfederasyonlarına üye olamamalarıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İş Kanununda göre işveren, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ya da tüzel kişiliği bulunmayan kurum ve kuruluşlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İş Kanununa göre işyeri, işverence mal ya da hizmet üretmek şeklinde teknik bir amacın gerçekleştirilmesi amacıyla kurulmuş bir iş organizasyonudur. Bu organizasyon bina, makineler, araç-gereç ve ham madde gibi maddi unsurlar ile deneyim, buluşlar, üretim teknikleri, müşteri çevresi gibi maddi olmayan unsurların işçi ile birlikte belirlenen üretim amacına özgülenmesi ile oluşmaktadır. Kuşkusuz ki bu şekilde kurulan organizasyonun az çok bir sürekliliği bulunmalıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu soru, İş Kanununda işverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerlerin (işyerine bağlı yerler) işyerinden sayılacağı öngörülerek yanıtlanmaya çalışılmıştır. Bu düzenlemeler dikkate alındığında bir işyerine bağlı yerden söz edilebilmesi için ilk olarak, bu yerler arasında bir hukuki bağlılık bulunması, diğer deyişle aynı işverene ait olması, ikinci olarak söz konusu yerler arasında yapılan işin niteliği yönünden de bağlılık bulunması, diğer bir ifadeyle amaçta birlik bulunması, son olarak da bu yerler arasında işin yönetimi bakımından bağlılık bulunması gerekir. Yönetimde birlik olarak adlandırılabilecek bu son unsur mal ya da hizmet üretimi işlerinin tek elden yönetilmesini ifade eder. Bu üç unsurun da birlikte bulunması durumunda ayrı ayrı işyerlerinden değil esas itibariyle işin yapıldığı yere bağlı yerlerden söz edilir ve bu yerlerin hepsi tek bir işyeri oluşturur. İş Kanununda örnek olarak sayılan dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ile araçların da işyerinden sayılacağı ayrıca belirtilmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Anayasa’nın 53. maddesine göre, işçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler. Bu şekilde işçi ve işverenlere tanınan çalışma koşullarını serbestçe belirleme hak ve yetkisine toplu iş sözleşmesi özerkliği adı verilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 20 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 299 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.