Aşırı ifa güçlüğü ne anlama gelir?
Yayımlanmış cevap
Aşırı ifa güçlüğü, sözleşmenin kurulmasından sonra taraflardan birinin, aleyhine meydana gelen bir olumsuzluk nedeniyle edimini ifada güçlüğe düşmesidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
196 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Aşırı ifa güçlüğü, sözleşmenin kurulmasından sonra taraflardan birinin, aleyhine meydana gelen bir olumsuzluk nedeniyle edimini ifada güçlüğe düşmesidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İmkânsızlık, sözleşme konusu edimin ifasının imkânsızlaşmasını ifade eder. Türk hukukunda, başlangıçtaki ve sonraki imkânsızlık ayrımı yapılırken, CISG böyle bir ayrıma gitmemiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Satıcının asıl yükümlülüklerinden ilki malı teslim etme borcudur (m. 30). Satıcının, objektif veya sübjektif imkânsızlık sebebiyle malı teslim etmemesi (non-delivery), daima sözleşmenin esaslı ihlalini içerir. Satıcının, vadeden önce veya vadede malın teslimini reddetmesi de sözleşmenin esaslı ihlalidir. Ancak satıcının malı elinde tutma yani hapis hakkı söz konusu ise, sözleşmenin esaslı ihlali yoktur. Sözleşmenin uyarlanmasını talep etmek, örneğin fiyat değişikliği talebi, talep kabul görmeyince ifanın reddi tehlikesine yol açmadığı sürece, tek başına esaslı ihlal olarak kabul edilmemektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Antlaşma, her şeyden önce, satım sözleşmesi taraflarının işyerleri farklı âkit ülkelerde ise (m. 1/1-a) uygulanır. Bununla birlikte Antlaşma, tarafların işyerlerinin farklı ülkelerde ve milletlerarası özel hukuk kurallarının âkit bir devletin hukukuna atıf yapması durumunda da uygulanır (m. 1/1-b). Buna göre Antlaşma, sadece bir tarafın işyerinin âkit bir devlette olması hâlinde uygulanabileceği gibi, hiçbirisinin işyerinin âkit bir devlette olmaması hâlinde de uygulanabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Uluslararası taşınır (menkul) mal satışı alanında yapılan ve geniş kabul gören antlaşma, Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşmasıdır (Antlaşma veya CISG). Viyana’da 1980 yılında kabul edilen Antlaşma, İngilizce adından oluşturulan CISG kısaltması ile de anılır. CISG, uluslararası bir antlaşma niteliğinde olup, bağlayıcıdır. Uluslararası satım sözleşmeleri hukuku alanında hukukun yeknesaklaştırılması bakımından önemli bir kilometre taşı olarak kabul edilen CISG’a bugün seksenin üzerinde devlet taraftır. Ülkemizin de taraf olduğu Antlaşma, Türkiye bakımından 01.08.2011 tarihinden itibaren yürürlüktedir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Antlaşma, satım sözleşmelerinin kuruluşu ile tarafların hak ve yükümlülükleri olmak üzere iki yönünü düzenlemektedir. Antlaşmanın kapsamı, dört konu ile sınırlandırılmıştır. Bunlar Antlaşmanın, sadece milletlerarası satımlara ilişkin hükümler içermesi, yalnız ticari satımlara uygulanması, belirli bazı sorunlara uygulanmaması ve taraflarca uygulanmasının bertaraf edilebilmesidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Antlaşma, bazı istisnalar dışında ticari mal satımı sözleşmelerine uygulanmaktadır. Tüketici sözleşmeleri, cebrî icra yoluyla yapılan satımlar, menkul kıymetlere ilişkin sözleşmeler, gemi ve hava taşıtı satımı ile elektrik satımı, Antlaşmanın kapsamı dışında bırakılmıştır (m. 2). Keza alıcının, imalat veya üretim için gerekli malzemelerin büyük bir bölümünü sağladığı sözleşmeler ile işgücünün ağırlık kazandığı sözleşmeler de Antlaşmanın uygulama alanı dışındadır (m. 3). Üçüncü olarak Antlaşma, sözleşmenin geçerliliği (m. 4/1-a), sözleşme konusu malın mülkiyeti (m. 4/1-b) ve sözleşme konusu malın yol açtığı ölüm ve yaralanmadan kaynaklı bazı sorunlara (m. 5) uygulanmaz. Son olarak taraflar, sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde, Antlaşmanın uygulanmasını bertaraf edebilecekleri gibi, bazı hükümlerinin uygulanmasına istisna getirebilirler (m. 6).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kelime anlamı, mahkemenin devletidir. Uyuşmazlığa bakan mahkemeyi ifade etmek için kullanılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sözleşmenin kısmi ifa edilmesi veya art arda teslimli sözleşmelerde, münferit teslimatlardan birinin yapılmaması hâlinde, esaslı ihlalin var olup olmadığının tespiti bakımından, alıcının eksiksiz ifaya verdiği öneme (ki bu sözleşmeden anlaşılabilir) veya bu konudaki ticari teamüllere bakmak gerekir. İfa edilmeyen bölüm olmadan ifa, alıcı için hiçbir değer ifade etmiyorsa ve bu husus sözleşmeden de anlaşılabiliyorsa, esaslı ihlal kabul edilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Alıcının, ayıplı olarak teslim edilen malın yerine ayıpsız bir malın teslim edilmesini talep hakkı bulunmaktadır. İkame malın ulaşım masrafları ve ayıplı malın muhafaza giderleri (m. 86, 87) satıcıya aittir. Ayrıca satıcı, ayıplı mal sebebiyle alıcının uğradığı bütün zararları, ikame malın teslimiyle karşılanmadığı oranda tazmin etmelidir. Bu zararlara örnek olarak, geç teslim dolasıyla uğranılan zararlar veya m. 45/1-b hükmüne uygun zararlar gösterilebilir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Temerrüd, borçlunun borcunu zamanında ödememesi durumunu ifade eder.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
CISG m. 30’a göre satıcı, sattığı malın mülkiyetini alıcıya geçirme yükümlülüğü altındadır. Ancak mülkiyetin gerçekten alıcıya geçip geçmediği hususu Antlaşma tarafından düzenlenmemektedir. Gerçekten de CISG m. 4/b’ye göre, “sözleşmenin, satılan malların mülkiyeti üzerindeki muhtemel etkileri düzenlenmemiştir.” Bu sebeple, satıcının malın mülkiyetini alıcıya sağlayıp sağlamadığı sorusu, forum devletinin milletlerarası özel hukuk kurallarına göre çözüme kavuşturulur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ayıp, sözleşme konusu malın satıcı tarafından vaad edilmiş veya sözleşmeyle izlenen amaca uygun olarak bulunması gereken ve beklenen niteliklerinden yoksun olmasını veya alıcının sağlayacağı faydayı azaltan ya da tamamen ortadan kaldıran noksanlıkları ifade eder
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Uluslararası ticari sözleşmelerde en sık görülen ve geniş bir uygulama sahasına sahip ödeme yöntemi akreditifli ödemedir (letter of credit). Zira karşılıklı edimlerin aynı anda ödenmesi sonucunu sağlayan akreditif, taraflar arasındaki güven sorununun ortadan kaldırılması açısından önemli bir araçtır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
ICC’nin ilk olarak 1933 yılında yayımladığı “Akreditiflere İlişkin Yeknesak Teamül ve Uygulama Kuralları” (Uniform Customs and Practice for Documentary Credits, UCP) uluslararası ticaret hayatında geniş bir uygulama alanı bulmuştur. Kurallar, ICC tarafından, gelişmeleri ve günün ihtiyaçlarını dikkate alarak altı defa revize edilmiştir. En son yenileme 2007 yılında yapılmış olup, kısaca “UCP 600” olarak anılmaktadır. ICC’nin bu kurallarının hukuki niteliği ve bağlayıcılığı konusunda görüş birliği bulunmamaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sözleşme yaparken doğabilecek olası riskleri bertaraf etmek için geliştirilen ödeme yöntemlerinden olan akreditife müracaat ettiğinizde siz (alıcı/ithalatçı) Türkiye’de bir bankaya giderek bir sistem/süreç başlatırsınız. Bu bankaya amir banka adı verilir. Amir bankanın şubesi veya muhabir banka satıcıya “sen kakaoları gönder, gel paranı benden al.” der
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Satıcı, malı elinden çıkarttığında n bir belge düzenlenir ve satıcıya teslim edilir. Bu belgeye konşimento denir. Konşimentoyu malın tapusu gibi düşenebilirsiniz. Yükleyici, alıcı, ihbar merci gibi ticari işlemle ilgili her türlü bilgiye, aynı zamanda kıymetli evrak niteliği taşıyan bu belgede yer verilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Akreditifin ödeme ve teminat olmak üzere iki fonksiyonu vardır. Ödeme Fonksiyonu Taraflar arasındaki para borcunun ödenmesi amacına hizmet eden akreditif, verdiğimiz örnekte de görüldüğü üzere, nakit para kullanımına olan gereksinimi ortadan kaldırmıştır. Teminat Fonksiyonu Farklı mevzuata ve dolayısıyla değişik hukuki rejimlere tabi olan ihracatçı ve ithalatçı arasındaki ilişkilerin güven içinde yürüyüp sonuçlanması bağlamında akreditif önemli bir fonksiyon icra etmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soyutluk, temel ilişkiden bağımsızlık anlamına gelir. Banka esas sözleşmeden doğan edim borçlarının usulüne uygun bir şekilde ifa edilip edilmediğine bakmaksızın kendisine belge ibraz eden satıcıya ödemeyi yapacaktır. Dolayısıyla alıcı ödeme yapamasa dahi satıcı, alacağına kavuşmuş olacaktır. Hatta temel ilişki geçersiz olsa dahi banka yine de ödemeyi yapmak durumundadır. Bu çerçevede akreditif açılması taraflar arasındaki temel ilişkiden soyut bir nitelik arz etmektedir. Dolayısıyla Bu çerçevede, akreditifin kaderi temel ilişkinin kaderinden etkilenmez.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir ödeme yöntemi olan akreditif, her ne kadar adında “kredi” kelimesi geçse de kredi fonksiyonunu haiz değildir. Alıcı akreditif açtığında, banka kendisine kredi kullandırsa dahi burada kredi işlevi söz konusu olmaz. Zira akreditif açmak birinci ilişki, kredi sözleşmesi ise ikinci ilişki olarak nitelendirilir. Birbirinden bağımsız iki ilişki olması münasebetiyle akreditifin kredi fonksiyonundan söz etmek mümkün değildir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Akreditif, temelini teşkil eden hukuki işlemden bağımsız bir nitelik taşır. Akreditifin metninde temel ilişkiden bahsedilmiş olması bu özelliğine zarar vermez. Dolayısıyla bankalar, akreditif metni ile bağlıdırlar. Akreditif işleminin temel hukuki ilişkiden bağımsız olmasının bir sonucu olarak bankalar sadece belgelere göre işlem yaparlar. Gönderilen malların anlaşmada kararlaştırılan mallardan farklı olması, temel ilişkinin taraflarını ilgilendirir. Bankaların bu anlamda herhangi bir sorumluluğu yoktur. Bütün belgeleri makul bir özenle inceleme yükümü altında olan bankalar, bu belgelerin akreditif koşullarına uygun olup olmadığını belirleyecektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Akreditif, genel ve özel türler olmak üzere iki şekilde alt ayrımlara tabi tutulur. Genel türler, dönülebilir ve dönülemez akreditiftir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Satıcıya önceden haber verilmeden ve belirli bir süre söz konusu olmadan amir bankanın değiştirebildiği veya iptal edebildiği akreditife dönülebilir akreditif (revocable letter of credit) denir. Amir banka dönme hakkını talimat alarak veya almadan kullanabilir. Dönme hakkı, hakkın kötüye kullanılması şeklinde kullanılamaz. Satıcıya ödeme yapıldıktan sonra pek tabii ki dönme hakkı kullanılamaz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Değiştirilmesi veya iptal edilmesi bütün tarafların mutabakatına bağlı olan akreditife dönülemez akreditif (irrevocable letter of credit) adı verilir. Dönülebilir akreditife kıyasla satıcı için daha güvenli olan bu akreditif türü teyitsiz ve teyitli olmak üzere ikiye ayrılır. Muhabir bankanın satıcıya ödeme yükümlülüğünün olmaması teyitsiz, olması ise teyitli akreditiftir. Daha açık anlatımla, teyitsiz akreditifte muhabir bankanın tek yükümlülüğü akreditifi ihbar etmektir. Satıcı alacağına kavuşmak için muhabir banka aleyhine takip yapamaz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Belgeleri bankaya teslim eden satıcının, ödeme yerine banka tarafından kabul edilen bir poliçeyi almasına kabul kredili akreditif adı verilir. Satıcı elindeki bu poliçenin bedelini, vadesi geldiğinde kendi bankasından veya başka bir bankadan tahsil edebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?