Özel Hukuk yargılamasına hakim olan ilkelerden hukukun uygulanması ne anlama gelir?
Yayımlanmış cevap
Hâkim, Türk hukukunu resen uygular (TTK md. 33).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
377 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Hâkim, Türk hukukunu resen uygular (TTK md. 33).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Genel yetki kuralı, davanın davalının yerleşim yerinde açılmasıdır. Dolayısıyla bize karşı açılan bir dava, yerleşim yerinde açılmamışsa, mahkemenin yetkili olmadığını düşünmeye başlayabiliriz. Ancak elbette özel bazı durumlar için yetkili mahkemenin değişebileceğini de biliyoruz. Söz gelimi eğer davanın konusunu bir taşınmaz mal oluşturuyorsa, davalının yerleşim yeri mahkemesi ile birlikte taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Keza bir sözleşmenin ifa edilmesine ilişkin uyuşmazlıkta, ifa yeri mahkemesi de yetkilidir. Bu özel durumlar bir yana, taraflar aralarında bir uyuşmazlık çıktığında hangi mahkemenin yetkili olacağını aralarında kendileri de kararlaştırmış olabilirler. Dolayısıyla davalı olduğumuz bir dava dosyası ile ilgili olarak, daha evvel karşı tarafla bir yetki sözleşmesi yapıp yapmadığımızı da gözetmemiz gerekir. Kesin yetki kuralının olmadığı bir durumda, aleyhimize, yetkisiz mahkemede açıldığını düşündüğümüz bir davada bu iddiamızı ilk itiraz olarak dile getirebiliriz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Literatürde alternatif uyuşmazlık çözümü kavramı zaman zaman mahkemelerde yürütülen faaliyetler dışında kalan her türlü uyuşmazlık çözümü için kullanılırken, zaman zamansa yalnızca yargılama dışında kalan usuller için kullanılmaktadır. Bu ayrım, tahkim uyuşmazlık çözüm usulü açısından önem taşır. Zira tahkim de aynı mahkemelerde yürütülen faaliyet gibi bir tür yargılama olarak adlandırılmakta, dolayısıyla alternatif uyuşmazlık çözümü dendiğinde, yargılama dışındaki alternatiflere göndermede bulunulmaktadır. Alternatif uyuşmazlık çözümü dendiğinde aklımıza başta arabuluculuk olmak üzere kısa duruşma, mahkeme öncesi müzakere, hakem bilirkişiden yararlanma ve uzlaştırma gibi yöntemler gelmelidir. Her şeyden evvel şunu da ifade edelim ki, her uyuşmazlık alternatif yollarla çözülmez. Özellikle ceza yargılaması alanındaki uyuşmazlıklarla özel hukuk alanında yer almakla birlikte tarafların iradelerine bırakılamayacak kadar kamu düzenine ilişkin uyuşmazlıklar, ancak devletin mahkemeler aracılığıyla yürüttüğü yargılama faaliyeti çerçevesinde çözümlenir. Söz gelimi, boşanma davası hakem tarafından çözülemez.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Alternatif uyuşmazlık çözümünün; yargının iş yükünü azaltmak, uyuşmazlıkların basit, ucuz, masrafsız ve hızlı şekilde, menfaatlerin de dengelenerek çözülebilmesini, anlaşmazlıkların derinleşmeden barışçıl bir şekilde sonlanmasını sağlamak, tarafları beklenmedik ve istenmedik sonuçlardan korumak, aleniyeti sağlamak gibi faydaları olduğu düşünülmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Bağımsız düzenleyici kurumlar yasa ile kurulur. • Kamu tüzel kişilikleri vardır. • Faaliyette bulundukları alanla ilgili düzenleme yaparlar, yani yönetmelik çıkarırlar, karar ve tebliğ adı altında düzenleme yaparlar. • Görev alanları ile ilgili olarak danışma işlevi görürler. • İdari ve mali yaptırımlar uygulama konusunda geniş yetkilere sahiptirler. • Uyuşmazlıkların çözümünde yetkilidirler. • Temel karar organları kurullardır. • Üye sayıları ve üyelerin görev süreleri bağımsız düzenleyici kurumun özelliğine ve kuruluş yasasına göre değişiklik gösterir. • Üyeleri, istisnalar dışında Bakanlar Kurulu tarafından atanmaktadır. • Faaliyet alanlarından gelir elde eder ve genel bütçeden ödenek alabilirler. • Yasalara ve ortaya koydukları düzenlemelere uyulmasını sağlamak üzere tedbirler alırlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1994 yılında çıkarılan 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ile kurulmuştur. Kanunun amacı, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamaktır. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukuki işlem ve davranışlar, rekabetin korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin işlemler kanunun kapsamına girer. Kurumun karar organı Rekabet Kurulu’dur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Rekabet Kurulu biri Başkan biri İkinci Başkan olmak üzere toplam yedi üyeden oluşur. Bakanlar Kurulu; üç üyeyi Bakanlığın, bir üyeyi Kalkınma Bakanlığının, bir üyeyi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin her boş üyelik için kendi kurumları içinden veya dışından göstereceği ikişer aday arasından, birer üyeyi ise Yargıtay ve Danıştay’ın kendi kurumları içinden göstereceği ikişer aday arasından atar. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı kontenjanından gelecek üyelerden birisi, Kurum personeli arasından atanır. Başkan ve ikinci başkan Bakanlar Kurulu tarafından atanır. Kurulun menfi tespit, ihlale son verme, izin verme, bilgi isteme, yerinde inceleme ve idari para cezası verme gibi yetkileri söz konusudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1981 tarihli 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile kurulmuştur. Sermaye Piyasası Kurulu, kanunla verilen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak üzere kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip olarak kurulmuştur. Biri başkan, biri ikinci başkan olmak üzere yedi üyeden oluşur. Kurul, yetkilerini kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak kullanır. Merkezi İstanbul’dadır. Kurul, yurtiçinde gerekli gördüğü yerlerde temsilcilik açabilir ve sermaye piyasaları açısından yoğun ilişki içinde bulunulan ülkelerde bakanlar kurulu kararıyla yurtdışı temsilcilik açılabilir. Kurul, ilgili bakanlıkça önerilecek dört aday arasından iki, Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği tarafından önerilecek ikişer aday arasından birer kişi olmak üzere, Bakanlar Kurulu Kararıyla atanacak yedi üyeden oluşur. Bakanlar Kurulu, adaylardan birini başkan olarak atar. Kurul, Başkanın teklifi ile üyelerden birini ikinci başkan olarak seçer. Sermaye Piyasası Kurulunun başlıca görev ve yetkileri sermaye piyasasını, sermaye piyasası araçlarını düzenlemek, denetlemek, bu alanla ilgili gerekli esas ve standartları belirlemek, gerektiğinde sermaye piyasasında faaliyet gösterenlere ilişkin tedbirler alıp, yaptırım ve cezalar uygulamaktır. Kurul yetkilerini, düzenleyici işlemler tesis ederek ve özel nitelikli kararlar alarak kullanır. Düzenleyici işlem niteliğindeki yönetmelik ve tebliğler, Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulur. Özel nitelikli kararlardan kamuoyunu ilgilendirenler, kurulun haftalık bülteni ile ilgili kişi ve kuruluşlara duyurulur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
2001 tarih ve 4628 sayılı Enerji Piyasası Kanunu ile kurulmuştur. Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösterebilecek, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin sağlanmasıdır. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve malî özerkliğe sahiptir. Kurum, tüzel kişilerin yetkili oldukları faaliyetleri ve bu faaliyetlerden kaynaklanan hak ve yükümlülüklerini tanımlayan lisansların verilmesinden, işletme hakkı devri kapsamındaki mevcut sözleşmelerin düzenlenmesinden, piyasa performansının izlenmesinden, performans standartlarının ve dağıtım ve müşteri hizmetleri yönetmeliklerinin oluşturulmasından, tadilinden ve uygulattırılmasından, denetlenmesinden, fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten, piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak serbest olmayan tüketicilere yapılan elektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin formülleri uygulamaktan ve bunların denetlenmesinden ve piyasada kanuna uygun davranılmasını sağlamaktan sorumludur. Kurumun merkezi Ankara'dadır. Kurumun ilişkili olduğu bakanlık, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığıdır. Kurum, irtibat büroları kurabilir. Kurul, biri başkan, biri ikinci başkan olmak üzere dokuz üyeden oluşur ve üyeler bakanlar kurulu tarafından atanır. Kurul, piyasada faaliyet gösteren tüzel kişilere idari para cezası ve lisans iptali yaptırım ve cezalarını uygular.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1999 tarihli 4389 sayılı Bankacılık Kanunu ile kurulmuştur. Ancak mevcut esasları, 2005 tarihli 2511 sayılı Bankacılık Kanununda düzenlenmektedir. Kurumun karar organı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruludur. Kurul; biri başkan, biri ikinci başkan olmak üzere yedi üyeden oluşur. Kurul Başkanı Kurumun da başkanıdır. Üyeler, yükseköğrenim sonrası en az on yıl deneyim sahibi veya yasada sayılan öğrenim dallarında en az on yıl öğretim üyeliği yapan kişiler arasından bakanlar kurulunca atanır. Kurum, finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanması, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışması, malî sektörün gelişmesi, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması; finansal hizmetler sektörünün geliştirilmesi için düzenlemeler yapma, önlemler alma, denetleme gerçekleştirme ve cezai işlem tesis etme yetki ve görevlerine sahiptir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türk Ticaret Kanunu m. 11/1’e göre, “ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.”
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ticari işletmenin tanımını göz önüne alırsak bir ticari işletmenin unsurlarını şu şekilde sıralayabiliriz: Esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşmak, gelir sağlamayı amaçlamak, devamlılık, bağımsız olmak.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Niteliği gereği, sadece yaz sezonunda faaliyet gösteren bir işletme kışın faaliyet göstermediği halde, devamlılığı olan bir işletmedir. Çünkü bu işletmenin işletilmesinde her yaz çalıştırma niyeti söz konusudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türk Ticaret Kanunu m. 13’e göre, “Küçük ve kısıtlılara ait ticari işletmeyi bunların adına işleten yasal temsilci, tacir sayılmaz. Tacir sıfatı, temsil edilene aittir. Ancak, yasal temsilci ceza hükümlerinin uygulanması yönünden tacir gibi sorumlu olur.” Bu hükümden anlaşılacağı gibi, tacir küçüğün veli veya vasisi tacir sayılmadığı halde, cezai sorumluluk açısından tacir gibi sorunlu tutulmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kollektif ve komandit ortaklıklar yasa gereği ancak bir ticari işletme işletmek üzere kurulabilirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gerçek kişilerin tacir sıfatı, ticaretin terk edilmesi ile sona erer. Bu anlamda ticaretin terk edilmesi, ticari işletmenin kapatılması ya da ticari işletmenin o kişi adına işletilmesine son verilmesini ifade eder. Ancak, ticaret siciline kayıtlı bir tacirin ticareti terk ettiğini, başka bir deyişle tacir sıfatının son bulduğunu, ticaret siciline bildirerek, kaydın terkinini de istemesi gerekir (TTK. m.31/2). Aksi halde kişinin tacir sıfatının son bulmuş olduğu, iyi niyetli kişilere karşı ileri sürülemez (TTK m.36/3).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
15 gün.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tacirler bir edimin yerine getirilmesinde, kendisi ile aynı sınıfta olan, tedbirli ve sağduyulu bir tacirin aynı durumda göstereceği özeni göstermek zorundadır (TTK m. 18/2).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Anonim ortaklık, limited ortaklık ve ve sermayesi paylara bölünmüş ortaklık.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kollektif ortaklık sözleşmesi yazılı şekilde yapılmamış veya sözleşmeye konması zorunlu olan kayıtlardan biri veya bazıları eksik ya da hükümsüz ise ortaklık kollektif ortaklık niteliği kazanamaz ve adi ortaklık sayılır (TTK m. 214/1). Ortaklığa Türk Borçlar Kanununun 620 - 645 inci maddeleri uygulanır. Ancak, TTK. m. 216/1’e göre, sözleşmenin şekli ve içeriği ile ilgili koşullar yerine getirilmiş olmakla birlikte, tescil ve ilanı yapılmamış ve tüzel kişilik kazanamamış ortaklık üçüncü kişilerle ilişkiye girmiş ise, ortaklığın ortakları bu kişilere karşı doğrudan ve zincirleme olarak sorumlu olurlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sorumlulukları sınırlandırılmamış ortaklara komandite, sorumlulukları sınırlı olanlara ise komanditer denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Aksine davranıldığı takdirde, üçüncü kişilere karşı komandite ortak gibi sorumlu olur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kayıtlı sermaye sistemini benimsemiş halka açık olmayan anonim ortaklıklarda ise sermayenin en az yüzbin T olması gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir anonim ortaklık kurulabilmesi için pay sahibi olan bir veya daha fazla kurucunun varlığı gerekir (TTK.m.338/1). Anonim ortaklıklarda ortak sayısına bir sınırlama getirilmemiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Anonim ortaklıklarda iki zorunlu organ öngörülmüştür. Bunlar genel kurul ve yönetim kuruludur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?