Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
232 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Cezanın kişiler üzerindeki genel önleme amacı (etkisi) iki şekilde gerçekleşir: • Cezanın kanunda bulunması ve gerektiğinde uygulanması, böylece toplumun hukuk düzenine ve güveninin muhafazası ve artırılması (pozitif genel önleme), • Cezanın infaz edilerek ileride suç işleyecekler için korkutucu bir etki yapması (negatif genel önleme).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Cezanın özel önleme amacı iki şekilde gerçekleşir: • Faili iyileştirerek topluma yeniden kazandırma (pozitif özel önleme), • Topluma kazandırılamayan ve/veya üstünde cezanın korkutma etkisinden etkilenmeyen failin, toplum dışına itilmesi ve böylece toplumun failden korunması, toplumun güvenlik altına alınması (negatif özel önleme).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnfaz hukukunun temel ilkeleri sıralanabilir: • Hukuk devleti ilkesi, • İnsan onurunun dokunulmazlığı ilkesi, • Eşitlik ilkesi, • Sosyal devlet ilkesi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Cezaevlerinin gelişiminde üç dönemden söz edilebilir: • Ödetme yanında, hükümlünün, iyileştirme ve yeniden topluma kavuşturulmasının benimsendiği Hollanda, Amsterdam hapishanelerinin ortaya çıktığı 16. yüzyılın sonlarından Fransız ihtilali’ne kadar süren dönem. • Fransız ihtilalin’den I. Dünya Savaşı kadar devam eden dönem. • Ceza infaz kurumlarının açılması ve 20. yüzyılın ikinci yarısında hükümlülere muamelede asgari esasların hukuken gerçekleştirildiği dönem.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnfaza ilişkin ilkeler şöyle sıralanabilir: • infazın yasallığı ilkesi, • infazın kesintisizliği ilkesi, • gizlilikten kaçınma ilkesi, • insanca infaz ilkesi ve • infazın bireyselleştirilmesi ilkesi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İlkenin istisnalarına erteleme, gece ve hafta sonu infaz buna örnek verilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Söz konusu ilke hükümlüyle birlikte, hakkında cezasının infazına ilişkin bir iyileştirme planı hazırlanmasını ifade eder. Bu planda meslek eğitimi, infazın hafifetilme yöntemi, salıverilme koşulları gibi konular yer alır. Yine hükümlüye hakları ve yükümlülükleri bildirilmeli, anlamıyorsa yazılı olarak açıklanmalıdır. Öte yandan, söz konusu açıklamaların hükümlünün anladığı dilden yapılması da gerekmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Teknik anlamda yaptırım sadece cezayı kapsamamaktadır. 5237 sayılı TCK’nın sistematiği göz önünde bulundurulacak olursa yaptırımdan kastedilen şey hem ceza hem de güvenlik tedbiridir. Bu anlamda “yaptırım” cezayı ve güvenlik tedbirini kapsayan bir kavramdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu ilkenin anlamı cezanın infazının bilinmeyen bir yerde ve bilinmeyen bir yöntemle yapılamamasıdır. Cezanın infazına ilişkin kurallar örneğin, infaz yeri, zamanı, şekli, yöntemi vb. gibi açıkça düzenlenmeli ve herkes tarafından bilinebilir olmalıdır. Cezaların infazına ilişkin hükümler 5275 sayılı CGTİHK’da düzenlenmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Genel olarak cezaevlerinin gelişiminde üç dönemden söz edilir: • Ödetme yanında, hükümlünün, iyileştirme ve yeniden topluma kavuşturulmasının benimsendiği Hollanda, Amsterdam hapishanelerinin ortaya çıktığı 16. yy.ın sonlarından Fransız ihtilali’ ne kadar süren dönem. • Fransız ihtilalin’ den Birinci Dünya Savaşı kadar devam eden dönem. • Ceza infaz kurumlarının açılması ve 20. yy.ın ikinci yarısında hükümlülere muamelede asgari esasların hukuken gerçekleştirildiği dönem.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Amsterdam cezaevlerinin doğuşu 1588 yılında Amsterdam Ceza Mahkemesinin genç bir hırsızı her zaman olduğu gibi idam cezasına değil, devlet tarafından eğitilip iyileştirilmesine karar vermesine dayanmaktadır. Amsterdam cezaevlerinde kalanlar gündüzleri tahta ve iplik işleri ile din dersleri almaktaydı. Disiplin aracı olarak ağır çalışma ve din eğitimi ile bu kişiler iyileştirilmeye ve sosyal yaşama alıştırılmaya çalışılmakta; böylece yeniden topluma yararlı bireyler hâline getirilmek istenmekteydi. Cezalandırmanın, hükümlünün toplumsal yaşama yeniden dönmesini zorlaştıran damgalayıcı sonuçları nedeniyle diğer cezaların aksine bu yerlerde tutulma lekeleyici bir etki yaratmıyordu. Hatta buralarda tutulan kişiler, çalışmalarının karşılığında aldıkları primlerle kısmen de olsa bırakıldıktan sonra bazı giderlerini karşılayabilme olanağına sahip olabilmekteydi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türk hukukuna uzun süre İslam hukukunun egemen olmuştur. İslam hukukunda bedene yönelik cezaların esas olduğu ve hapis cezalarına hemen hiç yer verilmediği görülmektedir. Bu yönüyle hapis cezasının infaz edildiği yer anlamında hapishanelerden söz edilmesinin de mümkün olmadığı söylenebilir. Bununla birlikte, İslamiyetin ilk devirlerinde suçluların geçici olarak kapatıldığı yer olarak hapishanelerin bulunduğu da ileri sürülmektedir. Ancak bunları, özgürlüğü bağlayıcı cezanın infaz edildiği yer anlamında hapishane olarak nitelendirmekten çok bir tutukevi, cezanın infaz edilmesine ya da borçlunun borcunu ödemesine dek içinde tutulduğu yerler olarak kabul etmek daha doğrudur. Osmanlı’da hapishane olarak genelde kale burçları kullanılmış olup bu yerler karanlık, havasız ve nemli olduklarından bu yerlere bu anlamı ifade eden zindan adı verilmiştir. Tanzimat’ın kabulüyle yürürlüğe giren 1840, 1851 ve 1858 tarihli Ceza Kanunları ile birlikte Osmanlı Devleti’nde de özgürlüğü bağlayıcı cezaların kabul edildiği söylenmelidir. Cumhuriyet Dönemi’nde 1926 tarihinde 765 sayılı TCK’nın yürürlüğe girmesi ile birlikte cezaevleri ve infaz sistemi yeniden ele alınmıştır. Öncelikle cezaevlerinin yönetimi İçişleri Bakanlığından alınarak Adalet Bakanlığına bağlanmış, bakanlık çabasını hükümlülerin çalıştırılması ve uslandırılması amacına yöneltmiştir. 1965 tarih ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun ile modern infaz esasları getirilmeye çalışılmıştır. Nihayet infaz hukukunun yeni esasları, 2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da düzenlenmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin getirdiği; • Yaşama hakkı (m.2), • İşkence ve diğer insanlık dışı veya aşağılayıcı ceza davranış yasağı (m.3), • Kölelik ve zorlayıcı çalışma yasağı (m.4), • Özgürlük ve güvenlik hakkı (m.5), • Adil yargılanma hakkı (m.6), • Cezaların yasallığı (m.7), • Özel hayata saygı (m.8), • Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü (m.9), • İfade özgürlüğü (m.10), • Etkili başvuru hakkı (m.13), • Ayrımcılık yasağı (m.14), • Hakların kötüye kullanılması yasağı (m.17) önemi sebebiyle ifade edilmelidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnfazın sözlük anlamı “bir yargıyı yerine getirme, uygulama, yürütüm”dür. Bu yönüyle infaz hukuki bir perspektie mahkemelerce verilip kesinleşen ceza ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi olarak tanımlanabilir. İnfaz hukuku ise ceza ve güvenlik tedbirlerine ilişkin kesinleşmiş kararların yerine getirilmesine yönelik esasları gösteren bağımsız bir hukuk dalıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Cezanın özel önleme amacı yönündeki düşünce, 20. yüzyılın ceza infazında eğitim ve toplumsal yaşama yeniden kazandırma çabalarını öne çıkarmıştır. Ancak Almanya’da Nazilerin iktidara gelmesi en azından söz konusu ülke bakımından bu yöndeki gelişimi engellemiştir. Bununla birlikte, II. Dünya Savaşı’ndan sonra yürürlüğe giren infaz kanunları hükümlü haklarını, infaz makamlarının müdahale yetkilerini, tehlikeli suçlularının infazını, tedavi ve yeniden topluma kazandırma düşüncelerini etkili bir şekilde düzenlemiştir. Bunda; • 1955’te Cenevre’de düzenlenen Suçların Önlenmesi ve Hükümlülere Muamele konulu kongrede alınan; • “Hükümlülere Muamelede Asgari Esaslar” ve • “İnfaz Kurumu Açma” tavsiye kararları ile • BM’ce 1957’de kabul edilen “Hükümlülere Muamelede Uyulacak Asgari Esasların kabulü büyük rol oynamıştır. • Nihayet 1973’te Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen “Hükümlülere Muamelede Asgari Esaslar” ile Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından 1987’de kabul edilen “Avrupa Ceza İnfaz Esası”ndan da söz edilmelidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yeni kanunun, hükümlünün ıslahı ve topluma kazandırılmasında daha etkin yöntemlere, ceza infaz kurumunun daha sağlıklı şartlara kavuşturulmasına, ceza infaz kurumunun disiplin ve düzeninin daha iyi bir hâle getirilmesi ve buna göre hükümlüler için daha yaşanılır şartların meydana gelmesine ilişkin kurallara yer veriyor olmasıdır. Bu nedenle hükümlülerin ceza infaz kurumunda daha fazla kalmasını gerektiren ve koşullu salıverilme sürelerini uzatan hükümlerin derhâl uygulanmasından bahsedilemez.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
5275 sayılı CGTİHK’a göre infazın amaçları şöyle sıralanabilir: • “Öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, • Bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, • Toplumu suça karşı korumak, • Hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, • Üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak”.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yasa hapis cezalarının infazında; • Düzeni, • Güvenliği, • Disiplini ve • Adaleti esas almıştır. Bunlar aynı zamanda infazın görevleri olarak da nitelenebilir. Bu dört görev arasında makul bir denge yaratılmalıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
17. yüzyıl ile birlikte Kıta Avrupa’sında yaşanan siyasi istikrarsızlık ve savaşların olumsuz etkileri bu kurumları da doğrudan etkilemiş ve oluşturulmalarındaki asıl amaç olan çalışma yoluyla iyileştirme düşüncesi yerini sadece ekonomik menfaatlere bırakmıştır. Söz konusu kurumlar özel müteşebbislere kiralanmış, bir “kazanç kapısı” hâline dönüşmüştür. Bu da hükümlünün sosyal entegrasyonuna yönelik uygulamalara son verilmesine, hijyenik koşullar başta olmak üzere diğer insani koşulların göz ardı edilmesine ve nihayet kitlesel ölümlere yol açmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sosyalleşme, insanların sosyal dünyalarının davranışlar, normlar, kurallar ve değerler standartlarıyla şekillenmesi süreci olarak tanımlanabilir. Bu süreç içinde sosyalleşme insanın içinde yaşadığı topluma uyum sağlaması, toplumla bütünleşmesi ya da özdeşleşmesi anlamını taşır. Sosyalleşme, esas itibarıyla çocuklukta başlayan insanın çevresine ve kendisine yönelmiş olan sosyal bir davranışın öğrenilmesidir. Bugün infazın amacının, haklı olarak iyileştirme yani hükümlünün eğitimi değil, onun yeniden sosyalleştirilmesi, diğer bir deyişle topluma kazandırılması olduğu ifade edilmektedir. O hâlde hükümlünün gelecekte sosyal sorumluluk anlayışı içinde suçtan uzak bir hayata yöneltilmesi ve suçtan uzak bir hayat sürdürebilme yeteneğinin kazandırılması amacı, infazın organizasyonu ve infaza katılan kişilerin yapısının oluşturulması bakımından zorunlu bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Gerçekten, cezaevi kurumundaki yaşama uyma ve diğer hükümlülerle ilişkilerin oluşturduğu “alt-kültür”, sosyalleşme sürecini olumsuz olarak etkilemektedir. Yeniden topluma kazandırma insan kişiliğinin değiştirilmesi çabası olmayıp; burada amaç, hükümlünün yeniden özgürlüğüne kavuşması hâlinde üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olmalıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Uluslararası hukuk bağlamında infaz hukukuna yer verilen başlıca metinler şöyle sıralanabilir: • 1948 tarihli Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, • Çocuk Hakları Sözleşmesi, • 1955 tarihinde Cenevre’de düzenlenen kongrede alınan “Hükümlülere Muamelede Asgari Esaslar” ve “İnfaz Kurumu Açma” konulu tavsiye kararları, • 1957 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmiş olan “Hükümlülere Muamelede Uyulacak Asgari Standart Kurallar”, BM Genel Kurulu 1988’de “Herhangi bir Şekilde Gözaltında Tutulan ya da Hapse Konulan Kişilerin Korunmasına Dair İlkeler Bütünü”nü, • 1990’da da “Mahpuslara Muamelenin Temel İlkeler”...
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Önleme amacı bakımından cezalandırma, geleceğe dönüktür. Zira suç, zaten işlenmiştir. O hâlde asıl olan suçlu olup amaç onu uslandırarak yeniden suç işlemesine engel olmaktır. Ceza, tek başına bir amaç olamaz. Ceza, toplumu oluşturan bireyler üstündeki etkisiyle toplumu (genel önleme), suçlu üstündeki önleme etkisi ile de suçluyu (özel önleme) suç işlemekten alıkoyacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ceza, toplumu oluşturan bireyler üstündeki etkisiyle toplumu suç işlemekten alıkoyacaktır. Bu genel önlemedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1982 Anayasası, Türkiye Cumhuriyeti’nin “sosyal bir devlet” olduğunu ifade etmektedir. Sosyal devlet olmak, devlete görev ve ödevler verir. Bu da sosyal adalet ve sosyal güvenliğin sağlanması olarak karşımıza çıkar. Sosyal adalet, kişiler arasında sosyal eşitliğin sağlanması iken sosyal güvenlik, herkesi sosyal ve ekonomik baskılardan korumak ve/veya kurtarmak şeklinde karşımıza çıkar. Nitekim Anayasa Mahkemesine göre; sosyal adalet, “insanlık haysiyetine yaraşır bir hayat seviyesi”, “insanca yaşama”dır. Bu bağlamda, sosyal devlet özgürlüklerin gerçekleşmesi için maddi ve manevi olanakları kendi güvencesine alan devlettir. Anayasa’ nın deyimiyle Türkiye Cumhuriyeti devletinin “temel amaç ve görevleri... kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır” (Anayasa m.5). Öte yandan, yine Anayasa, sosyal devlet olmanın diğer bir gereğini düzenlemektedir: “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet bu güvenliği sağlayacak tedbirleri alır...” (Anayasa m.60). Toplumsal düzenin sağlanması için devlet otoritesinin (gücünün) kullanımı, sosyal adalet anlamında mümkün olabilir. Sosyal adalet, toplumun tüm bireyleri için ihtilaf halindeki menfaatlerin ortadan kaldırılması ve katlanılır yaşam koşullarının sağlanması vasıtasıyla gerçekleştirilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Cezanın infazı, bu anlamda cezaevinin idaresi ve uygulamaları, daha çok idari tasarruf niteliği taşıdığından, bundan zarar gören hükümlü ve tutukluların idari yargı yoluna başvurabilmeleri gerekir. Bununla birlikte İnfaz Hâkimliği Kanunu’ndan sonra infaz uygulamalarına ilişkin konularda infaz hâkimine başvurulması mümkün olduğundan artık idari yargı yolunun öneminin azaldığı haklı olarak vurgulanmaktadır. Ancak yine de idarenin bazı tasarruflarına örneğin, nakil talebine ilişkin kararlara karşı idari yargı yoluna başvurulabileceği söylenmelidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 20 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 212 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.