Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
349 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Az sayıda filozof yetişmesinin nedeni, Türklerin spekülatif düşünceye istidatsızlıkları değil, doğa bilimleri ve iktisadi refahta gerekli seviyeye ulaşamamalarıdır. Ayrıca Türkler yüksek felsefe bakımından geri kalmış olup, halk felsefesi açısından bütün milletlerden üstündürler (Gökalp 1999, 186).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gökalp, Felsefeye Doğru adlı yazısında filozofu, aklıyla kalbini telife çalışan, müspet ilimlerle kıymet duyguları arasındaki ihtilafı daimi bir sulh ve ahenk haline getirmeyi gaye ittihaz eden kimse şeklinde tanımlanmıştır (Gökalp 1982/6, 33).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Felsefe, maddi ihtiyaçların zorlamadığı ve mecbur etmediği, menfaatsiz, garazsız, karşılıksız bir düşünüştür. Bu nevi düşünüşe spekülasyon adı verilir. Muakale (spekülasyon) düşünmek için düşünmektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Aşk Ahlakı, Türk Tefekkürü Tarihi, İnsani Vatanseverlik, İslam Düşüncesi, Felsefeye Giriş I, Felsefeye Giriş II, Bilgi ve Değer, Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi, İslam Felsefesi Kaynakları ve Felsefesi, Varlık ve Oluş, İlim Felsefesi, Genel Felsefe Dersleri.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Felsefenin kıymeti, bir taraftan, müspet ilimlerle ahenkli olmasının derecesiyle, diğer cihetten, ruhlara büyük ümitler, vecidler, teselliler ve saadetler vermesiyle ölçülür. Demek ki felsefenin bir sahası nesnel, diğer sahası özneldir. Buna göre felsefe, ilim gibi, milletlerarası olmaya mecbur değildir; milli de olabilir. Bundan dolayıdır ki her milletin kendisine göre bir felsefesi vardır. Yine bundan dolayıdır ki, ahlakta, estetikte, ekonomide olduğu gibi, felsefede de Türkçülük olabilir (Gökalp 1999,185-186).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ülken, ağırlıklı olarak, sosyoloji, felsefe ve İslam felsefesi konularında yayın yapmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ziya Gökalp, Eski Türklerde Felsefe adlı yazısında, eski Türklerde dinden ayrı bir felsefenin olmadığını, din ile felsefenin aynı şey olduklarını belirtmiştir. Eski Türk felsefesini tetkik etmekle, eski dini tetkik etmiş olacağını bildirmiş, bu başlık altında eski Türk dinini anlatmıştır (Gökalp 1982/ 66, 277).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İlmin kabul etmediği hükümleri felsefe kabul edemez. İlmin ispat ettiği hükümleri felsefe ortadan kaldıramaz. Felsefe bu iki kayıt dışında tamamen hürdür (Gökalp 1999, 185).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ahmet Mithat Efendi felsefe dışında edebiyat, bilim, iktisat tarih, din gibi dallarla ilgilenmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Vatani ahlak, mesleki ahlak, aile ahlakı, cinsi ahlak, medeni ahlak, milletlerarası ahlak (Gökalp 1999,152).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Felsefeyi hikmet üzerinden tanımlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
O ilmin içerdiği zanların hangi memlekette ve ne zaman zanni ilimlerden faydalanmak için, ilk önce o ilmin içerdiği zanların hangi memlekette ve ne zaman ortaya çıktığı incelemek gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ahmet Mithat Efendi’ye göre teknik, matematiğin ve müspet ilimlerin, insan ihtiyaçlarına cevap vermek üzere tabiata tatbikidir. Başka bir ifadeyle, insanın tabiat kuvvetlerinden faydalanması veya tabiatı kendisine ram etmesidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
En iyi, en sağlam ve en bilimsel yöntem tahlildir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
En yaygın ekoller, Tenkitçilik (Crititicsime), İspatçılık (Positivisme), Tekamülcülük (evolution) olmakla birlikte, filozoflar arasında ruhçuluk (spiritualisme) ve maddecilik de yaygındır. (F. Ahmet Hilmi 1999, 18-19). Ayrıca Ernest Heackel’in Fertçilik (Monisme), Schopenhauer ve Hartmann’ın bilinç dışılıkçılığı etkinlerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Filibeli’ye göre ekoller eksiktir ve sistem halini almamışlardır, bununla birlikte içlerinde bazı hakikatleri barındırmaktadırlar. Ancak hepsinde de gerçekliği sabit olmamış, bazı teoriler ve hipotezler yer almaktadırlar. Bilimsel düşünce ölçü alınırsa, mevcut sistemlerin hiçbirin kabulüne imkan yoktur. Maddecilik, ispatlanamaz faraziyeler üzerine kurulduğundan, bilimsel düşünceye ve bilimin esaslarına aykırıdır. Ferdiyetçilik ve ispatçılık (pozitivizm) de benzer durumdadırlar (F. Ahmet Hilmi 1999, 19-20). Tenkitçilik, şüphecileri hatırlatacak kadar renksiz ya da değişkendir. Nihai bir düşünceye varmaktan kaçınmakta, tahrip ettiği his ve fikirler yerine bir şey önermemek, bu anlayışın ayırıcı özellikleri arasındadır. Tekamülcülük, pozitivizm ve tenkitçiliğin eksikliklerini gidermek için ileri sürülmüş, bilimselliğe yaklaşmakta, ancak dayandığı faraziyelerin ispatlanamaması, dogmatizme yaklaşması olumsuz özellikleri arasındadır. Ruhçuluk, önceleri bilimsel düşünceden uzak durmuştur, son zamanlarda dikkat çekici gelişmeler göstermiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Doğu ve Batı’da felsefe yani hikmet hakkında ileri sürülen tanımlar sentezlendiğinde, felsefe tanımının, “her şeyin, her hükmün doğrusu” olabileceği düşüncesine varmıştır hakim (filozof), her şeyin doğrusunu yapan insan olmak zorundadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bunların hepsinin mantıken doğru olması imkansızdır. Ancak hepsinin yanlış olması mantıken mümkündür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ahmet Mithat, felsefe ve hikmeti ayrı anlamlarda kullanmış, felsefeyi, Batılıların birbirlerini nakzetme esasına dayanan bir takım düşünceler sistemi olarak görmüş tür. Hikmet ise, varlığın, kainatın mahiyetini Kur’an hükümlerinin ışığı altında araştırma ve düşünme olarak ele almıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
“Büyük Petro’nun dünyayı fethetmesini bilmek” ve “iki kere ikinin dört ettiğini bilmek”. İlki hakkında farklı görüşler ortaya atılabilir ancak ikinci önermenin başka türlü olması mümkün değildir. Bazı bilgilerin farklı olduğunu bilmek ile bir bilginin farklı olamayacağını bilmek önemli bir ayrımdır. İlkine “ilim” ve ikincisine “fen” dendiğinde, istenen ayrım gerçekleşmiş olur. Fen bilgilerinin başka türlüsü mümkün değildir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İlimler arasında hem haber verenin inancına, hem de işin aslına uygunluğuyla salt hakikat suretini almış olan şey, yalnız “matematik”tir ve matematik, sayılar ve boyutlardan söz eder (Ahmet Mithat Efendi 2005/2, 284). Matematik, müspet ilimdir. Onun özellikleri hiçbir ilim de yoktur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Filibeli’ye göre ilim, bir şeyin nasıl olduğunu incelerken, niçin öyle olduğunu inceleme görevi de felsefeye aittir. ilim olayı bilmektedir ve ikinci derecedeki sebepleri de görebilir, ancak en büyük sebebi, gayeyi, hikmeti göremez ve “niçin” sorusuna cevap veremez (F. Ahmet Hilmi 2005, 40-41). insanoğlu bir olayın nasıl meydana geldiğin bilmekle yetinmez, her bilinmeyene karşı insan, derhal niçin sorusun sorar. Her akıl ve olayların farkında olan insan, dünyaya niçin geldiğini, nereye gideceğini, yaratıkların niçin varedildiğini sorar ve sormaya, yaratılış ve iç dünyası itibariyle kendini zorunlu hisseder (F. Ahmet Hilmi 2005, 41). Bilim, bir olayın şekilleri ve görüntülerinde kalır. Felsefe ise, içine ve sebeplerine iner. Birinci nasıl olduğunu, ikinci ise niçin öyle olduğunu anlatmaya çalışır. Niçin sorusu gayeyi içerdiğinden, felsefenin temeline gaye sorunu yerleştirilmiştir çerçevesinde en iyi nasıl yöneltilir soruları üzerinde durulmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Müspet fenlerden olabilmek için, o fennin mutlak ve kesin hakikat şeklinde gerçekleşmesine bir ezeliyet,ebediyet bile farz olunabilir. Güneş dünya ilişkisinde olduğu gibi, ilimlerin sonuçları değişmektedir. Şimdi doğru olarak kabul edilenlerin sonradan değişmeyecekleri iddia edilemez.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Her felsefenin hem hataları hem de gerçekleri içinde barındırdığını belirten Filibeli’ye göre, seçme konusunda, sanayi iktisat, idare vs. gibi işlere ait hususlarda bilim ve tecrübenin gösterdiği esasları kabul etmeli; felsefi ve ahlaki konularda ise her ekolün taşıdığı hakikatleri alma, ortaya çıkacak olan seçme ve ayıklama yöntemini tercih etmekten daha güvenli bir yol yoktur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kalp ile akıl arasında çatışma yaşayanlar, bundan kurtulmak için felsefeye yönelmelidirler (Gökalp 1982/6,33).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 20 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 329 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.