Ziya Gökalp’e göre ilimde Türkçülüğün olmayışının sebebi nedir?
Yayımlanmış cevap
İlim, nesnel ve müspet olduğu için milletlerarasıdır ve bundan dolayı ilimde Türkçülük olmaz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
349 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
İlim, nesnel ve müspet olduğu için milletlerarasıdır ve bundan dolayı ilimde Türkçülük olmaz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Filibeli, felsefeyi dinin yardımcı ve tamamlayıcısı olarak tanımlamıştır. Fakat, hiçbir zaman felsefe “din duygusunu” tatmin edemediği gibi, insanı da dinden uzaklaştıramaz. Kutsiyet ve nübüvvet, vahiy ve ilham fikirlerinden soyutlanmış düşünceler, ne kadar yüce olursa olsunlar, insanların vicdanının rehberi ve işlerinin düzenleyicisi olamamışlardır. Felsefe (hikmet), hiçbir zaman dinin yerini tutmamıştır. Tarihi kanunlara, ruhi hallere ve beşeri ihtiyaçlara dayanarak söyleyebiliriz ki, hiçbir zaman da tutamayacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ahmet Hilmi’ye göre ahlak da insanlık için en önemli unsurlar arasındadır. “Ahlak, yani ahlaki faziletler insanlık için çok gereklidir” önermesine dayalı olarak, ahlakın insanlık için öneminin açıklanması yapılmıştır. Ona göre, insanlık ahlak ile diğer varlıklardan ayrılmış ve seçkinleşmiştir. insanlık olarak tarif edilen sistem, ancak ahlak ile ayakta kalabilmektedir. Eğer ahlak olmazsa, görevler de olmaz, görevler olmazsa, insanlığın hayvandan farkı kalmaz. Ahlakın toplum düzeni ve hukukla ilişkisi göz önünde bulundurulduğunda bu sonuçlara kolaylıkla varılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Filibeli’ye göre din ile bilim arasında bir çatışma yoktur. Bilim kendi alanında kaldığı sürece en büyük otoritedir. Alanının dışına çıktığında bütün otoritesini kaybetmektedir. Gerçek bilim insanları bunu bildiklerinden, bilimi felsefe ve din alanına sokmazlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1- Olayların ardışıklığından çıkarılan “zaruret ve kanun” düşünceleri, 2- Olayların analizi neticesinde ortaya çıkan “genel irtibat ve denge” fikirleri. 3- Varlıkların incelenmesinden elde edilmiş olan “maddenin birliği ve kuvvetin birliği” fikirleri. 4- Madde ve kuvvetin incelenmesinden anlaşılan “maddenin ve kudretin birliği” fikirleri. 5- Bilimsel incelemelerin sonucunda zaruri olarak meydana gelen “varlık” fikri.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Genç yaşta Arapça, Fransızca ve Farsça öğrendi. Darülfünun’da Sosyoloji müderrisliğine getirildi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Baskı sırasına göre onun önemli sayılan kitapları şunlardır: Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak; Türk Töresi; Türkçülüğün Esasları; Türk Medeniyeti Tarihi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türk Medeniyeti Tarihi (1925) ölümünden sonra basılmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bugünkü Felsefe (1911) başlıklı yazısında, felsefenin bir zamanlar ilimlerin anası olduğu, müspet ilimlerin ortaya çıkmasıyla birlikte analık vazifesinden vazgeçip ilimlerin zabıtası haline geldiği ileri sürülmüştür. İlimlerin gelişmesi ve bağımsızlaşmalarına bağlı olarak, felsefe metafiziğe yönelmiştir. Metafizik, hem doğanın hem de insanın iç yüzüyle ilgilenirken, bilimler, dış görünüşlerle ilgilenmişlerdir. Ayrıca metafiziğin zihinsel süreçlerde nasıl gerçekleştiği üzerinde de durmuştur. Ona göre ilim, görünen varlıklar, metafizik ise gören ve görünen varlıklar üzerinde durmuştur (Gökalp 1982a/1, 1-4).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Felsefe, ilkin ilimlerin birliği ve umumi mantık olarak görülmüş, sonra, felsefe metafizik sahasında dolaşan umumi bir estetik şeklini almıştır. Sonunda felsefe, kendi hususi malikanesine çekilmiş, içtimai hayatı idare eden, siyasi, hukuki, ahlakî değerlerin takdiri ve insanlığı yüceltecek yeni değerlerin kurulmasıyla meşgul olmaya başlamıştır. Ayrıca bugünkü felsefe, umumi bir ahlaktır (Gökalp 1982a/1, 6). Felsefe, “akıl”ın umumi kanunlarını, “hassasiyet”in hususi farklarını keşif ve tahlil ettikten sonra, bugün “irade”nin ulvi gayelerini taharri ediyor. Bugünkü felsefenin usulü “keşif ve tahlil” değil, “takdir ve ibda”dır (İbda, yaratma, meydana getirme) (Gökalp 1982a/1, 7).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Felsefenin diğer kısmı, ahlak, estetik ihtiyaçlar ve psikolojik iştiyaklardan meydana gelir ve bilgi felsefesi onun tabiatını, kaynağını ve sonucunu arar, buna da değerler felsefesi adı verilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Felsefe Dersleri kitabının ana başlıkları, Ruhiyat, Lisan ve Sanat, Mantık, Ahlak, Metafiziktir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
: Ona göre, fenler sanayiden doğar. Sanayi sevk ve idareyle uğraşır. Bizde fen tahsili bir vasıta değil, bir gayedir. Bizim fencilerimiz yalnızca fenden bahsederler ama tatbikat iktidarından yoksundurlar. O halde biz de hakiki manasıyla ne fen ne de mütefennin vardır. Fenler aliyattan doğduğu gibi, felsefe de usulden tevellüt eder (Gökalp 2007/2, 56).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ziya Gökalp’e göre ilim, mazideki hadiselerden istidlalen, istikbaldeki vak’aları keşfeden bir meleke-i fazıladır (Gökalp 1976/1-7, 98). İlmin mefkuresi (amacı), bütün kanunları ihtiva edebilecek en yüksek bir kanunu keşfetmektir (Gökalp 2006, 7).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ona göre ilmin konusu, zekanın bilmek istediği şey, eşyanın hikmetleridir; sebepler ve kanunlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mefkure, Gökalp’ın geliştirdiği bir anlayıştır. Toplumsal bir gaye doğrultusunda birlikte hareket etmek, sorunların üstesinden gelmek temeline dayanmaktadır. Belirlenen gaye yönünde ilerlerken ortaya çıkan değerler ile kurumlar gibi kültürel ürünler kültürel yapıyı zenginleştirmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gökalp’a göre devletin ölümsüz olma şartı diriltici ve yaratıcı bir mefkureye malik olmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gökalp’a göre, insana normali gösteren ilim, orijinali gösteren deha olduğu gibi, ideali mefkureyi tanıtan da ahlaktır (Gökalp 1982/4, 17). Ailenin esası olan velayeti hassa ile devletin temeli olan velayeti amme kuvvetlerini ahlaktan alırlar (Gökalp 1982/4, 18).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Eski Yunanlılar estetikte, Romalılar hukukta, Yahudilerle Araplar dinde, Fransızlar edebiyatta, Anglosaksonlar iktisatta, Almanlar musiki ile felsefede en yüksek noktaya çıkmışlardır. Türkler ise, ahlak alanında birinciliği kazanmışlardır (Gökalp 1999, 151).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Uğraştığı konuların çeşitliliği, terimleri tanımlayarak yeniden anlamlandırması, gerektiği yerlerde yeni terimler üretmesi, konular arasında ilişkiler kurması, tarihsel verileri teorik olarak dönüştürmesi, uğraştığı sorunlarda eleştirel bir tutum izlemeye çalışması, konularla ilgili karşılaştırmalar yapması, bilim, tarih, sosyoloji, felsefe gibi alanlardan elde ettiği teorik yaklaşımları sorunların çözümünde kullanması, sosyolojinin Türkiye’de kuruluşunun gerçekleştirmesi, toplumsal sorunları omuzlaması onun katkısını gösterir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Üken’e göre, insan kendisi ve alemin ötesi hakkında düşünmeye başlayalı beri felsefe vardır. Bu düşüncenin varlık derecelerinden her birinde ayrı metot ve ölçülerle derinleşmesi, pratik ihtiyaçlarımıza kadar inmesi ilimleri doğurduğu için, felsefe ve ilimler birbirlerinin gelişmesine karşılıklı yardım etmişlerdir (Ülken 2008,IX).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ülken’e göre felsefenin konusu, her şeyden önce ilk felsefedir. İlk felsefe, ilimler ve doktrinlerde ortaktır. ilimlerin teorilerinde de bazı fikir ayrılıkları doğarken ilk felsefede doğamaz. Çünkü düşünmek ve ortak metotlara göre ilimleri kurmak mümkün olmazdı. İlk felsefe düşünce tarihi boyunca insan aklının temeli olmuştur (Ülken 1968, 19-20) .
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mantıki düşüncenin eleştirdiği ve taradığı konular üç türlüdür: 1- Varlık üzerine düşünmek, varlık felsefesi 2- Bir varlık nevi olarak bilgi üzerine düşünmek, bilgi felsefesi. 3- Değerler üzerine düşünmek (Ülken 1968, 53-54).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Felsefenin çeşitli sorunlarını tartışan Ülken, felsefeyi, bir hikmet, varlık, bilgi, ilk ilkeler, yöntem gibi temel değerleri kendine barındıran bir düşünme tarzı olarak gördüğü söylenebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ahmet Mithat Efendi’ye göre felsefe, yani hikmet, insan zihninin bir çeşit pusulasıdır ki, hangi konu ve meselede olursa olsun insanın ortaya koyacağı en doğru hüküm, felsefenin kılavuzluğuyla gerçekleşecektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?