J.F. Kennedy'nin dile getirdiği tüketici hakları hangi başlıklar altında toplanmaktadır?
Yayımlanmış cevap
• Güvenlik hakkı • Bilgi edinme hakkı • Seçme hakkı • Sesini duyurma ve temsil edilme hakkı
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
273 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
• Güvenlik hakkı • Bilgi edinme hakkı • Seçme hakkı • Sesini duyurma ve temsil edilme hakkı
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Temel ihtiyaçların karşılanması hakkı • Sağlık ve güvenlik hakkı • Bilgi edinme hakkı • Örgütlenme, sesini duyurma ve temsil edilme hakkı • Eğitilme hakkı • Seçme hakkı • Tazmin edilme hakkı • Ekonomik çıkarların korunması hakkı • Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Geri verme bildirimi yaparak cayma • Caymayıp ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme • Olanaklıysa ücretsiz onarım isteme • Olanaklıysa ayıpsız benzeriyle değiştirme isteme
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Aile ekonomisinde, birinci jenerasyon modeller, “ortak tercih” modelleridir. Ailenin tek bir fayda fonksiyonunu maksimize ettiğini varsaymaktadırlar. Ortak tercih modelleri, aile davranışının, gelir elde eden ve kaynakları kontrol eden kişiden bağımsız olarak ailenin toplam fayda fonksiyonunu maksimize etmek olduğunu ima etmektedirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Oyun teorisine ait aile ekonomisi modelleri, kadın ve erkeğin aile içinde bağımsız oyuncular olarak yer almasına izin vermektedir. Aile içinde yapılan pazarlıkta her aile üyesinin yapılan pazarlığın sonucunu etkileme gücü aile gelirine katkısı ile orantılıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ortak tercih (birinci jenerasyon) ve işbirlikçi pazarlık (ikinci jenerasyon) modellerinin her ikisinde de aile davranışı Pareto-optimaldir. Diğer bir deyişle kaynaklar aile içinde öyle bir dağılmıştır ki, ailenin hiçbir ferdinin refah durumu diğer aile fertlerinin durumu bozulmaksızın daha iyi bir hale gelecek şekilde kaynaklar yeniden dağıtılamamaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Samuelson’un (1956) ittifak (consensus) modeli ve Becker’in (1974, 1981) özgeci (başkalarını düşünen kimse) modeli.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İttifak modeli Samuelson tarafından tek bir fayda fonksiyonunun maksimize edildiği aile davranışının koşullarını biçimlendirmek için geliştirilmiştir. Karı kocadan oluşan iki kişilik bir aile düşünülmektedir. Her bir aile üyesinin kendi mal tüketimine dayanan bireysel fayda fonksiyonları bulunmaktadır fakat aralarında kurdukları ittifak ilişkisine bağlı olarak her ikisinin gelirinin toplamından oluşan ortak aile bütçesi kısıtına göre bireysel faydalarının bileşimi olan sosyal refah fonksiyonunu maksimize etmeye razı olmaktadırlar. Bu durumda ailenin toplam harcama kalıbı, aileyi faydasını maksimize etmeye çalışan tek bir birim kabul ederek incelenebilmektedir. Bu optimizasyon problemi, fiyatlardan ve gelirden oluşan aile talep fonksiyonlarının elde edilmesini sağlamakta ve geleneksel tüketim teorisinin kıyaslamalı statik analiz yönteminin, ittifak modeli ile kurulan aile davranışını incelemek amacı ile kullanımını sağlamaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Lundberk ve Pollak’ın, ayrı kutuplar pazarlık modellerinin bir önceki boşanma tehdidindeki pazarlık modelinden farkı, tehdit noktasının evliliğin dışında boşanma durumunda değil, evlilik içinde yer almasıdır. Modelde karı koca arasındaki Nash pazarlığı ile her ikisinin de kayıtsızlık eğrileri belirlenir. Karı koca arasındaki işbirlikçi anlaşmanın alternatifi evlilik içinde ulaşılan işbirliksiz ve etkin olmayan bir denge noktasıdır. İşbirliksiz denge durumunda, her bir eş diğer eşin davranışını veri kabul ederek fayda maksimizasyonuna ulaşacak şekilde, gönüllü olarak kamusal hane halkı mallarının üretimine katkıda bulunur. Bu işbirliksiz evlilik her iki eş için de boşanmış olmaktan daha iyi sonuçlar üretmektedir. Boşanma anlaşamayan çiftler için olası bir sonuçtur. Ancak eşlerin kamusal aile mallarının ortak kullanımından sağladıkları fayda nedeni ile işbirliksiz evliliğin sürdürülmesi çok daha makul bir çözümdür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çocuk başına nakit para yardımı, çocuk büyütmeye destek yardımı, doğrudan ebeveynlere yapılan yardımlar alternatif politika araçlarıdır. Pek çok ülke vergi sistemleri aracılığı ile de evlilik kurumuna destek sağlamaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu politikaların aile büyüklüğüne olumlu katkısının umulandan az olduğu sonucuna varmışlardır. Aynı zamanda ekonomik belirsizliklerin örneğin işsizliğin giderilmesinin doğrudan çocuk ya da doğum yardımı politikalarından çok daha yüksek pro-natalist etkisi olduğunu iddia etmektedirler. Çocuk sahibi olmanın hem zaman (özellikle annelerin zamanı açısından) hem de parasal olarak maliyeti uzun yıllar boyunca yüksektir. Bu durumda devletlerin doğurganlığı arttırabilmek için çok yüksek destekler vermeleri ya da çocuk büyütme konusunda anlamlı ve uzun dönemli destek sağlamaları gerekmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Devlet ve piyasaların gelişimine bağlı olarak gelir artışlarına ve refah artışlarına dair oluğunu ileri sürmektedir. Aile içinde çocuğun araçsal fonksiyonu azaldıkça ebeveynler daha az sayıda çocuk sahibi olmakta ve çocuk başına yaptıkları yatırımı arttırmaktadırlar. Hane halkı büyüklüğündeki azalma, teknolojik gelişmeler ve artan kişi başına gelir ile ilişkilendirilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
En önemli neden doğurganlıktaki azalmadır. Aynı evde yaşayan yetişkin sayısındaki azalmanın diğer nedenleri tek ebeveynli hanelerdeki artış ve üç jenerasyonun birlikte yaşadığı hanelerdeki azalıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Aile kurumundaki dönüşümün görünür hale gelmesini sağlayan, basit bir veri kaynağı olan nüfus sayımlarıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dünya üzerindeki ülkelerin nüfuslarının sayılması, nüfustaki artış ve azalışların gözlenebilmesini sağlamıştır. Ayrıca nüfusu oluşturan aileler hakkında da bilgi sağlamıştır. Böylece "nüfusun ne kadarı kadın”, “ne kadarı erkek”, "aileler kimlerden oluşuyor" ya da "yaşları nasıl dağılıyor" vb. soruların cevaplanması mümkün hale gelmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Nüfus sayımlarından elde edilen bilgiler, dünya nüfusunun arttığını, azgelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde daha çok insanın yaşadığını, ailedeki insan sayısının azaldığını, bireylerin daha uzun yaşadığını, daha az evlendiğini, daha az çocuk sahibi olduğunu göstermektedir. Değişim sayılar aracılığı gözlenebilir hale geldiğinde, doğal olarak değişimin nedenleri de araştırma alanı içine girmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Nüfus gibi bir kitlenin gelişimini takip etmenin ilk adımı, kitlenin büyüklüğünü takip etmektir. Nüfus sayımları, bu amaçla bilgi toplamak için yapılan araştırmalardır. Örneğin günümüzde dünya nüfusu neredeyse 7 milyardır. Bu bilgi ülkelerin kendi nüfus sayımlarının toplanması sonucu elde edilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dünya’da yaşayan insan sayısı, sadece 20.yüzyılda, yaklaşık 4,5 milyar artmıştır. Artış hızı 1960’lardan itibaren hız kesmiş olmasına rağmen, diğer bir ifade ile daha düşük oranlarla artıyor olmasına rağmen, dünyada yaşayan insan sayısının 2050’ lerde 9 milyarı aşması beklenmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir bütün olarak bu büyüklükte bir kitlenin dünyanın kendisine ve diğer yaşayanlara etkisi bir araştırma alanı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu büyüklükte bir insan nüfusunun yiyecekleri, içecekleri, nefes almaları (Dünya üzerindeki insanların sadece nefes alışının ve CO2 (karbondioksit) verişinin bile küresel ısınmada bir katkısının olduğu iddia edilmektedir), barınmaları, eğlenmeleri, yaşadıkları şehirleri, atıkları, hatta cinsiyet veya yaş dağılımı ve bütün bunların sonuçları ayrı ayrı araştırma alanı haline gelmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
En yaşlı kıta Asya, insanların 1920’lerde de 2010’da da en fazla yaşadığı (4 milyardan az fazlası) yerdir. 1920’de dünya’daki her 100 kişiden 59’u Asya’da, 20’si Avrupa’da, 8’i Afrika’da, 7’si Kuzey Amerika’da, 5’i Latin Amerika’da, 1’i Okyanusya’da yaşarken, 2010 yılında 60’ı Asya’da, 11’i Avrupa’da, 15’i Afrika’da 9’u Latin Amerika’da yaşamaktadır. Diğer bir ifade ile bütün bölgelerde yaşayan insan sayısı artmasına rağmen, bazı bölgelerde diğerlerine göre daha yüksek hızla bir artış yaşanmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dünyanın daha az gelişmiş bölgelerindeki ülkeler, gelecekte daha kalabalık olacak nüfuslarının ihtiyaçlarını gidermek konusunda şimdi olandan daha büyük baskı altında olacaklardır. Bu değişim, bu bölgelerdeki devletlerin gelir, üretim ve dağılım problemleri ile birlikte düşünüldüğünde, olası pek çok ekonomik soruna işaret etmektedir. Bu durum nüfusla ilgili bir diğer araştırma alanı olarak ortaya çıkmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Nüfus artışı, sınırları belli bir alanda yaşayan insan sayısının iki zaman dilimi arasındaki pozitif farkıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir bölgedeki insan sayısının 1 Ocak 2010’daki nüfusu ile 1 Ocak 2011’deki nüfusu arasındaki fark, sayı artmış ise nüfusun artışı, azalmış ise nüfusun azalışı olarak yorumlanmaktadır. Fark söz konusu bir yıllık süre içinde ölümlerin ve/veya yeni doğanların olmasından ya da insanların başka bir yerde yaşamayı seçmesinden yani göçten kaynaklanabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Doğum, ölüm ve göç, nüfus değişmelerinin temel üç nedenini oluşturmaktadır. Doğal olarak, bir başka gezegene göç söz konusu olmadığı sürece, sadece doğum ve ölüm istatistikleri aracılığı ile inceleme yapılabilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dünya nüfusu açısından, nüfustaki değişmenin iki kaynağı olmalıdır: Doğumların artışı yani doğum oranının artışı ve ölümlerin azalışı yani ölüm oranının düşüşü.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?