Zigot nedir?
Yayımlanmış cevap
Zigot, döllenmiş yumurtadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
366 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Zigot, döllenmiş yumurtadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Doğum öncesi gelişim aşamaları şöyle sıralanabilir: • Germinal dönem, • Embriyonik dönem, • Fetal dönem.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Germinal dönem, döllenme gerçekleştikten sonraki 2 haftayı kapsar. Bu dönemde zigot oluşur. Zigot fallop tüpünden hareket ederek rahime iner ve rahim duvarına tutunur. Zigot bu esnada hücrelerini artırmaya başlar. İlk olarak ikiye bölünür. Ardından bu iki parçada ikiye bölünür. Yalaşık üç gün sonra morula denilen çok hücreli yapıya sahip olur. Daha sonrasında bölünen hücrelerin iç katmanlarının oluşumu başlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Embriyonik dönem, doğum öncesi gelişimin ikinci basamağıdır ve 2 ile 8 haftalık bir süreye sahiptir. Bu dönemde hücrelerin bölünmesi artmıştır ve organlar görünür olmaya başlar. Bölünmüş hücreler yığınına artık embriyo denilmektedir. Embriyo genel olarak üç katmanda ele alınabilir: • Embriyonun en iç katmanına endoderm denilir ve ileride bu kısım sindirim ve solunum sistemini oluşturacaktır. • Orta katman olan mesoderm dolaşım sistemi, kemikler, kaslar, boşaltım ve üreme sistemlerini oluşturacaktır. • En dıştaki katman olan ectoterm ise sinir sistemi, duyu organlarını ve deri üzerindeki parçalar (tırnak, saç vs.) hâline gelecektir. Kısacası vücudun her bir parçası bu üç katmandan oluşacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fetal dönem, döllenmeden sonraki ikinci aydan başlar ve yaklaşık olarak yedinci aya kadar devam eder. Kollar, bacaklar ve eller oluşmaya başlar ve hareket etmeye başlar. Kıkırdak dokunun yerini artık kemikler almaya başlar. Bu dönemde artık bebeğe fetüs denilmektedir. Fetüsün hareketlerinin anne tarafından ilk kez hissedilmesi bu döneme rastlar. Yedinci aydan doğuma kadar fetüs sürekli bir hızda gelişimine devam eder.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Doğum öncesi dönemde en kritik dönem gebeliğin ilk 3 ayıdır. İlk 3 ayda annenin sağlığına dikkat etmesi oldukça önemlidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Döllenmeden 1 yaşa kadar olan gelişim dönem basamakları kısaca şöyle açıklanabilir: • Döllenme: Yumurta ve spermin birleşmesi. • Morula: 3 gün sonra oluşan hücreler yığını. • Blastocyst: 5 gün sonra oluşan, iç katmanları oluşmaya başlayan hücreler yığını. • Trophoblast: Embriyonun ve plesentanın oluşumu • Embriyo: Gebeliğin sekizinci haftasında gelişen insan. • Fetüs: 9 haftadan doğuma kadar gelişen insan. • Yenidoğan: Doğumdan itibaren 28 aylık olana kadar olan yeni doğmuş bebek. • Infant: 1 yaşın altındaki bebek.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sağlıklı bir doğum öncesi gelişim dönemi sonunda doğum gerçekleşir ama bazı durumlarda gebelikler kendiliğinden son bulabilir. Buna düşük denilmektedir. Düşük; gebelik sırasında gelişen organizmanın rahim dışında yaşayabilecek kadar gelişemediğinde gebeliğin sonlanmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gebeliklerin yaklaşık olarak %15 ile %20’si düşükle sonuçlanmaktadır ve bu düşükler genellikle ilk 3 ayda gerçekleşmektedir. En sık karşılaşılan düşük nedeni ise kromozomlardaki anormalliklerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türkiye Ceza Kanunu ise “gebeliğin ilk 10 haftasına kadar annenin gebeliğine kendi rızasıyla son vermesi hâlinde ceza öngörülmediği için” gebeliğin ilk 10 haftalık sürecinde kürtajı yasal kılmaktadır (Tuskan, 2013). Fakat 10 haftayı geçen gebelikler söz konusu olduğunda ancak kadının hayatını veya hayati organlarını tehdit eden tıbbi bir durum olduğunda kürtaj yapılabilir. Kadının bir cinsel saldırı sonucu oluşan gebeliğini 20 haftaya kadar bitirme hakkı vardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Doğum öncesi gelişimi etkileyen başlıca faktörler şöyle sıralanabilir: • Belenme, • İlaç, uyuşturucu ve alkol kullanımı, • Yaş, • Stres, • Annenin hastalıkları, • Çevresel tehlikeler ve toksinler, • Rh uyumsuzluğu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Anne karnında gelişmekte olan fetüs, beslenmek için tamamen anneye bağımlıdır. Bu nedenle annenin sağlıklı beslenmesi önem taşımaktadır. Ne kadar kalori alındığı, vitamin, mineral ve protein alımı, dengeli beslenmek önemli kriterlerdendir. Gebelik durumunda ne kadar kilo alınacağı annenin boyu, ağırlığı ve metabolizmasına göre farklılık gösterir. Annenin çok zayıf olması veya çok kilolu olmasının getirdiği bazı sorunlar vardır. Zayıf olmak düşük doğum ağırlığına, motor beceri geriliğine ve bebek ölümüne yol açabilirken aşırı kilo, fetüs ölümü, ölü doğum veya bebekte sinir sistemi rahatsızlıklarına neden olabilir. Ayrıca çok zayıf veya çok kilolu olmak annenin de sağlığını tehdit edebilir. Bu nedenle gebelik süresince annenin beslenmesine dikkat edilmesi gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Her ilaç, gelişim sürecine olumsuz etki etmese de gebelik boyunca zorunlu hâllerde ilaç kullanımı doktor kontrolünde olmalı ve gebelikteki etkileri üzerine araştırmaları yapılmış ilaçlar olmalıdır. Fakat uyuşturucu maddeler, sigara ve alkol fetüsün gelişimine etki eder. Araştırmalar gebelik sürecinde uyuşturucu madde kullanan veya sigara içen annelerin çocuklarında düşük bilişsel gelişim, zayıf dil gelişimi ve düşük doğum kiloları gibi sorunların ortaya çıktığını göstermektedir. Gebelik döneminde yoğun alkol kullanan annelerin çocuklarında ise Fetal Alkol Sendromu denilen bir rahatsızlık görülebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fetal alkol sendromunun çocukta görülen belirtileri şöyle sıralanabilir: • Kafa çevresi dardır, • Kısa burun görülür, • Üst dudak incedir, • Burun ve dudak arası düzdür, • Gözler az açılır, • Gözlerin kenarında deri katlanmıştır, • Yüz düzdür, • Dar burun delikleri vardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Doğum öncesi dönem açısından annenin yaşı da önemli fakörlerdendir. Fetüsün sağlıklı gelişimi ve annenin sağlıklı olabilmesi bir miktar annenin yaşına da bağlıdır. Araştırmalara göre 16-34 yaş aralığındaki annelerin Down Sendromlu bebek dünyaya getirme ihtimali 40 yaş civarındaki annelere göre oldukça düşüktür. Ayrıca 30 yaşını geçmiş kadınlar, gebe kalma konusunda zorluk çekebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gebe bir kadın yoğun korku, endişe, stres veya diğer duyguları yaşarsa psikolojik birtakım sorunlar ortaya çıkabilir ve bu durum solunum yolu düzensizlikleri ile hormonsal artışlara neden olabilir. Bu artış ve düzensizlikler de fiziksel olarak birtakım rahatsızlıklara neden olabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Radyasyon, çeşitli kimyasallar, atıklar ve diğer çevresel tehlikeler sanayileşmiş toplumlarda anne ve fetüs sağlığına karşı risk üretmektedir. Radyasyona maruz kalındığında fetüste genetik mutasyonlar (değişim) ve kromozomlarda anormallikler ortaya çıkabilir. Gebelik süresi boyunca kimyasallara maruz kalmak zekâ geriliğine veya gelişim hızının yavaşlamasına neden olabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Eğer anne Rh negatif bir kan grubuna sahipse kanında protein yok demektir ve baba Rh pozitif kan grubuna sahip ise fetüste Rh uyumsuzluğu ortaya çıkar. Bu durumda annenin vücudu fetüse saldırması için antikorlar üretebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kadınlarda genel olarak infertilite yumurtlama ile ilgili sıkıntılardan kaynaklanır. Buna ek olarak fallop tüplerinin herhangi bir iltihap, doku yaralanmaları, bazı cinsel yolla bulaşan hastalıklar, tümör ve doğuştan gelen kusurlara bağlı olarak tıkanması da önemli bir infertilite nedenidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Erkeklerde ise infertilite genel olarak düşük sperm sayısı ve düşük sperm hareketliliğinden kaynaklanır. Erkekte sperm sayısı ve kalitesini birçok faktör etkiler. Bunlar yaş, çevresel toksinlere maruz kalma, alkol, uyuşturucu, sigara, bazı ilaçların kullanımı, tıbbi problemler ve önceden geçirilmiş hastalıklar olabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kısırlık sorunu olan çiftlerin deneyebilecekleri yöntemler şöyle sıralanabilir: • Cerrahi işlemler, • Doğurganlığı destekleyici ilaç tedavisi, • Evlat edinme / koruyucu ailelik, • Tüp bebek tedavisi, • Yapay döllenme, • Taşıyıcı annelik.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kadından alınan yumurtalar ve erkekten alınan sperm laboratuvar ortamında döllenir ve belirli bir gelişim aşamasına geldikten sonra kadının rahmine yerleştirilir. Fakat her tüp bebek tedavisi başarılı olamadığı için tedavi sırasında çiftler duygusal ve fiziksel olarak stres yaşarlar
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yapay döllenme, erkeğin sperminin doğrudan kadının rahminin içine aktarılması işlemidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kadının yaşadığı sorunlardan dolayı çocuk sahibi olamayan bazı çiftler, taşıyıcı anneliği denemektedir. Kadın ve erkekten alınan sperm ve yumurta döllenerek sağlıklı bir başka kadının rahmine yerleştirilir. Doğumdan sonra taşıyıcı anne, çocuk üzerindeki yasal haklarından yazılı olarak vazgeçer. Fakat bu yöntem ülkemizde uygulanmayan bir yöntemdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çocuk sahibi olmak psikolojik ve biyolojik bir ihtiyaçtır. Genel olarak çiftlerin çocuk sahibi olması sosyal ve kültürel olarak yaygın bir inanıştır. Bu nedenle de çocuk sahibi olmak konusunda sorunlar yaşayan çiftlerin baskıyla karşı karşıya kalması kaçınılmaz olmaktadır. Bu baskı eşler arasında olabileceği gibi aile, akrabalar, sosyal çevre ve genel olarak toplumsal da olabilir. Ayrıca anne-baba rollerine hazırlanarak yetiştirilen insanların çocuk sahibi olmak konusunda zorluklarla karşılaşmaları da çok önemli bir stres faktörü yaratır. İnfertilite tanısı almış olan çilerde suçluluk duyma, hayal kırıklığı, psikolojik rahatsızlıklar, boşanma korkusu ve stres gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Tüm sorunlarla beraber çiftin sosyal ilişkileri, aile ilişkileri veya birbirleri ile olan ilişkileri de sarsılabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?