Divan Edebiyatı dönemindeki mektup türünün önemli bir örneğini belirtiniz.
Yayımlanmış cevap
Fuzuli’nin Şikâyetname adlı eseri bu türde yazılmış önemli eserler arasında yer alır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
188 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Fuzuli’nin Şikâyetname adlı eseri bu türde yazılmış önemli eserler arasında yer alır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Şinasi’nin Paris’ten annesine yazdığı mektup, türün bu dönemdeki önemli örnekleri arasında yer almaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Namık Kemal (Namık Kemal’in Hususi Mektupları, 3 cilt), Abdülhak Hamit Tarhan (Mektuplar, 2 cilt), Ahmet Mithat-Muallim Naci (Muhaberat ve Muhaverat), Ziya Gökalp (Limni ve Malta Mektupları), Cahit Sıtkı Tarancı (Ziya’ya Mektuplar), Ahmet Hamdi Tanpınar (Mektuplar) bu sanatçılar arasında yer almaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir kişinin topluluk karşısında bir düşünce ve inancı savunmak ve onu topluluğa aşılamak amacıyla yaptığı etkili konuşmaya söylev (nutuk) denir. Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlük’te etkili söz söyleme sanatı olarak geçmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Söylev sanatına “hitabet”, söyleyene de “hatip” denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Söylevler çok çeşitli konularda verilebilir. Ortak özellik, bir topluluk karşısında söylenmek için hazırlanmış ve söylenmiş olmasıdır. Söylevlerde öncelikle konu ve amaç belirlenir; hitap edilecek toplumun kültür, bilgi ve görgü seviyesi göz önüne alınır. Konuya uygun malzemeler, inandırıcı kanıtlar toplandıktan sonra konuyla ilgili incelemeler ve gözlemlere geçilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Söylevlerde cümleler genellikle kısadır. Devrik cümleler tercih edilir. Sözcükler, cümleler çarpıcı, açık ve anlaşılırdır. Daha çok haber kipi veya mastar hâlindeki fiiller kullanılır. Basmakalıp sözler ve deyimlerden kaçınılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Adnan Binyazar’a göre söylev öykü ve roman türünün özelliklerini taşır. Söylev, yoktan var olan bir ulusun, kendi öncüsü ağzından anlatılmış bir öyküdür. Tarihle, siyasayla, sanatla çakışan bir öykü. Atatürk, Türk toplumunun tarih karşısında verdiği “var olma-yok olma” sınavının öyküsünü, romanını yazmıştır. Atatürk’ün Söylev’inde özellikle siyasal sorumluluk, yoğun ve etkili söz söyleme, öyküleme geniş yer tutar. Bu yönüyle söylev bir romandır, bir hesaplaşmadır, bir özdeyişler kitabıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
“Röportaj”, Fransızca “reportage” sözcüğünden dilimize geçmiştir. Kelimenin kökeni Latincede “toplamak, getirmek” anlamlarında kullanılan “reportare” fiiline dayanmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Konusu bir soruşturma, araştırma olan gazete veya dergi yazısı, radyo ve televizyon habercisinin araştırma ve soruşturma sonucunda hazırlamış olduğu program, mülakat şeklinde tanımlanmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Düşünsel bir planlamaya göre yazılan röportajlarda yazar anlattıklarının doğruluğunu; konuşma, bilgi toplama ve fotoğraflarla destekler; anlattıklarını bir mantık çerçevesine oturtur. Anlatılanlar bir öncekiyle çelişmez. Röportajın inandırıcılığı gerçeklere dayanmasıyla doğrudan ilişkilidir. Röportaj yazarı, konusunun gerektirdiğine göre resimlerden, fotoğraflardan, öteki yazılı anlatım türlerinden yararlanarak inandırıcılığını artırır, okuyucuyu gerçeklerle yüz yüze getirir. Resimler, fotoğraflar, inandırıcılık açısından röportajların en güçlü dayanakları durumundadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Belirli bir konuyu ele alan ve tek yazı çerçevesinde sunulan röportajlar tek röportaj olarak adlandırılmaktadır. Bir konuyu kapsamlı biçimde, değişik yönleriyle ele alan ve inceleyen röportajlara dizi röportaj denilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Giriş bölümünün sürpriz, şaşırtıcı bir paragraf olduğu, en son söylenmesi gereken kelimelerin en başta söylendiği röportajlar Amerikan röportajı olarak adlandırılır. Yazarın konuyu işlerken kendini ön plana aldığı, “ben” eksenli röportajlar da Alman röportajı olarak sunuş tarzına göre röportajlar arasında yer almaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Evliya Çelebi’nin (1611–1648) Seyahatname’si Türk yazın dünyasının ilk röportaj örneği olarak kabul edilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu kapsamda röportajlar edebî röportaj, siyasal röportaj, sağlık röportajı, spor röportajı şeklinde çeşitlere ayrılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Cevat Fehmi Başkut, Geceleri Bizi Kimler Bekliyor (1933) Sait Faik Abasıyanık, Mahkeme Kapısı (1956) Nemci Onur, Çanakkale Savaşları ve Şehitler Abidesi (1950), Çadır Tiyatrosu (1966) Fikret Otyam, Doğudan Gezi Notları (1960), Bir Karış Toprak İçin (1965), Oy Fırat Asi Fırat (1966)
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Röportaj ve mülakatın anlamının başlangıçta birbirinin içine geçmiş olduğu görülmektedir. Röportaj türü mülakat sözcüğünün anlamı içinde düşünülmüş, herhangi bir alanda tanınmış, ün yapmış kişiye sorular sorma, cevap alma şeklinde anlaşılmıştır. Bu düşünce mülakat biçiminde röportaj türünün gelişimine de zemin hazırlamıştır. Başlangıçta mülakat ile birlikte anılan röportaj, günümüzde mülakat ve gezi yazısından ayrılmış, gazeteciliğin önemli bir araştırma, haber verme, bilgilendirme etkinliği olarak yerini almıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yazarın izlediği yöntem açısından röportajların “konuşmaya dayalı” ve “belgesel” olmak üzere ikiye ayrıldığı görülmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gezi yazılarıyla gezi röportajları arasındaki temel fark, gezi yazılarında yazarın ilgisini çeken yönler dile getirilirken gezi röportajlarında sorunsallık ağır basmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Arapça bir kelime olan mülakat; “karşılıklı buluşmak, görüşmek” demektir. Herhangi bir konuda bir kimse ile karşılıklı yapılan konuşmadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Röportaj geleneğinin ilk örneklerini Osmanlı Dönemi’nde yazılmış seyahatnamelere kadar uzatmak mümkündür. Türk denizcisi Seydi Ali Reis (1498-1563), komuta ettiği Osmanlı donanmasının kötü hava koşulları nedeniyle güzergâhında yaşadığı zorunlu değişiklikler sonrasında Hindistan, Afganistan, Irak ve İran’dan geçerek İstanbul’a geldiğinde yaşadıklarını, gördüğü şehirleri, karşılaştığı ilginç olayları ve çektiği zorlukları Mirat’ül Memalik (Ülkelerin Aynası) adlı eserinde anlatır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yazarın anlatım tarzına uygun olarak röportajların öyküsel ve kurgusal olarak değişik isimlerle anıldığı görülmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İlk örneklerini Diyorlar ki ve Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal’le Mülakat adlı eserleriyle Ruşen Eşref Ünaydın vermiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kendi uzmanlık alanlarında tanınmış kişilerle hayatları, çalışmaları, eserleri ya da istenilen herhangi bir konuda sorulu cevaplı olarak karşılıklı konuşmaların yazıya geçirilmesidir. Toplumu ilgilendiren herhangi bir konu hakkında ilgili uzmanlarla veya ünlü kişilerle yapılan görüşmeleri içeren yazılardır. Soru-cevap temeline dayalı olan mülakatlar, röportaj türünün başlangıcı sayılabilir ancak onun kadar esnek olduğu söylenemez. Mülakat yazarının konuşulanları herhangi bir değişiklik yapmadan yayımlama zorunluluğu vardır. Mülakat, ciddi bir ön hazırlık gerektirir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ruşen Eşref Ünaydın’ın, aralarında Abdülhak Hamit, Halit Ziya, Mehmet Emin, Halide Edip gibi ünlü yazar ve şairlerle yaptığı Diyorlar ki adını verdiği konuşmalar mülakat biçimindeki röportajcılığın ilk örnekleri arasında yer almaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?