Divan şiiri geleneğinde "ağyâr" kimdir?
Yayımlanmış cevap
Divan şiiri geleneğinde ‘ağyâr’, âşık ile sevgili arasında bozgunluk çıkarmaya çalışan kişilere karşılık gelir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
385 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Divan şiiri geleneğinde ‘ağyâr’, âşık ile sevgili arasında bozgunluk çıkarmaya çalışan kişilere karşılık gelir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu bentte Şeyh Galip, insanı, aşağıların aşağısı konumuna düşürecek işlerden uzak durma konusunda uyarıyor. İnsan, kendisini sıkıntıya sokacak ve Tanrı’dan uzaklaştıracak şeylerden korunmalıdır. Bunlar ise takva kavramını gündeme getirmektedir. Bu bent, şiirin son bendidir. Şair, vasıta beytini son defa tekrar etmeden önce, muhatabından gönül aynasını silip temizlemesini, görüntüleri net biçimde yansıtacak hâle getirmesini; ayrıca, gerçeği kaçırmaması için duyularını derleyip toparlamasını istiyor. Galip’in, nazar etmek için duyuların toparlanmasını istemesi de ilginçtir. Çünkü nazar etmek sadece görme duyusuna ait bir eylemdir. Hâlbuki şair, nazar etmek için diğer duyuların da devreye sokulmasını istiyor. Böylece görme duyusu dışındaki duyulara da bakma ve görme özelliği verilerek “çoklu duyulama” yapılmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mef ‘ûlü mefâ‘ilün fe‘ûlün
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
fütâdegân: düşkün, çaresiz, âşık olanlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
ser-i dâr: darağacının başı, ağacın üstü.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
kâm: arzu, zevk
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bülbül gibi ağlayıp inliyordu. Görenler onu ağlayıp inleyen bülbül sanırdı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
berîd: haberci, posta
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
rûzgâr: zaman, felek
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fıtnat Hanım’ın şiirleri kendi kadın hassasiyetini yansıtmaktan uzak hikemi ve aşıkane söyleyişlerden ibarettir. Kanaatkar olmak, dünya malı ve mevkilerine önem vermemek, felekten şikayet şiirlerinin başlıca konularını oluşturmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Şeyh Galip, Pertev, Arif, Beylikçi İzzet, Ali Efendi, Arif Mehmet, İhsan, Neyyir, Ferri, Niyaz gibi bazı devrinin tanınmış isimleri, Hoca Neşet’in meclisine devam eden şairlerdendir. Neşet, etrafında toplanan şairleri, Hint üslubunun önemli temsilcileri Saib ve Şevket gibi şairlere yönlendirmiş ve birçoğunun mahlasını da kendisi vermiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Nazîm, Enderun’da yetişen şairlerden birisidir. 5 ayrı Divan tertip etmiştir ve bestekarlığının yanında iyi bir icracıdır. Şairin en önemli özelliği edebiyatımızın en çok naat söyleyen şairi olmasıdır. İkinci ve üçüncü divanları yalnızca naatlardan meydana gelmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Divan-ı Hümayun’a katip olarak giren İzzet, padişahla ters düşmesi sebebiyle genç yaşta öldürülmüştür. Kaynaklarda, öldürülme sebebi olarak kendisine verilen görevlerle ilgili cüretkar, alay yollu konuşmaları gösterilmektedir. Divanı, genç yaşta öldürülmesi nedeniyle ölümünden sonra Seyyid Resai tarafından tertip edilmiş, S. Mehmed Nail tarafından da biyografisi eklenerek bastırılmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Esrar Dede, Şeyh Galip’in edebiyat dünyasına kazandırdığı ilginç simalardan birisidir. Şairlik yeteneği Mevleviliğe intisabından sonra gün yüzüne çıkan Esrar Dede, üç yıl gibi kısacık bir süreye bir çok eser sığdırmayı başarmış, benzerine ender rastlanabilecek bir şairdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Nahifi’nin taze gûy yani yeni soluklu bir şair olarak nitelendirilmesi, daha çok bestelenen ve Yunus tarzından söylediği şiirlerinden kaynaklanmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Neşet, asrın önde gelen isimleri arasında yer almakla birlikte yazdığı şiirlerle de dikkat çekmiştir. Dinitasavvufi içerikli bir çok mensur eseri olan şairin en önemli eseri hayatta iken 1785-86’da talebesi Pertev tarafından tertip edilen Divanı’dır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sûz-ı dil-ârâ makamının mucidi olan İlhami, sanat ve sanatkara verdiği önemle tanınmış, reformist, hassas ruhlu bir padişahtır. Kaynaklarda bestekarlığının şairliğinden üstün olduğu söylenmektedir. Aynı zamanda iyi bir Mevlevi olan padişah, Şeyh Galip’le yakın bir dostluk kurmuştur. Şair, hikemi ve aşıkane şiirlerinden çok kafes ardından veliahtlık günlerinde yaşadığı ıstırabı, kasveti, saltanat yıllarında yaşadığı buhranları lirik bir dille ifade ettiği şiirleriyle dikkat çekmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dönemin şair padişahları içinde anılmaya değer tek isim İlhami mahlasıyla şiirler söyleyen ve şimşirlik kasrındaki kafes hayatını ve saltanat yıllarında yaşadığı ıstırapları içtenlikle dile getirdiği hasbihal türü şiirleriyle dikkat çeken III. Selim’dir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Beliğ, asrın daha çok mesnevileri, olgunluk döneminde kaleme aldığı biyografik eserleri ve tarihleriyle dikkat çeken şairlerden birisidir. Kaynaklarda nüktedan, zarif, her makama uygun bir manzume yazmaya muktedir iyi bir musikişinas olarak tanıtılmıştır. Şairin küçük hacimli mesnevileri, gençlik dönemine ait türünün sıradan örneklerindendir. Divanı ise elimizde yoktur. Tarihleri ve mecmualardaki gazelleri, onun klasik estetiğin inceliklerine vakıf bir şair olduğunu göstermektedir. Şiirlerinde mahalli söyleyişler bakımından zengin, külfetsiz bir söyleyişi vardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Nevres, yaşadığı zorlukları ve sıla hasretini dile getirdiği lirik şiirleri ile tanınan bir şairdir. Şairliğinin yanında bir çok mensur eseri olan iyi bir münşi ve hattat olan Nevres, küçük yaşlarda İstanbul’a gelmiş ve hayatının önemli bir kısmını Hekimoğlu Ali paşa’nın maiyetinde katiplik yapmakla geçirmiştir. Çağdaşı üstat şairlerin izinde yazdığı şiirleriyle de kendisini gösterme fırsatı bulmuştur. Mizaç itibariyle içten, dilini sakınmayan açık sözlü bir insandır. Bu sebeple, atandığı görevlerden duyduğu memnuniyetsizliği, insanların riyakarlığını eleştirmekten çekinmemiştir. Fakat bu tavrı I. Mahmud devrinde şair Haşmet’le birlikte sürgüne gönderilmesine sebep olmuştur. Şiirlerinin bir çoğu itinadan yoksundur. Sürgün yıllarında kaleme aldığı hasret yüklü lirik manzumeleri onu devrinde kendisine özgü olmayı başarmış şairler arasına dahil etmiştir. Ancak sürgüne gönderilen diğer şairler gibi döneminde hak ettiği yeri alamamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Nahifi, dini-tasavvufi duygularını lirik bir dille ifade eden kendisine has bir söyleyişe sahip üstat şairlerden birisidir. Lale Devri’nde dini-tasavvufi bir neşve ile yazdığı lirik şiirleri ve bilhassa Mesnevi tercümesi ile büyük şöhrete kavuşmuş, devrin en verimli şairlerinden birisidir. Sanat ve mazmun kaygısından uzak, manevi zevklerini zarif ve güçlü bir dille ifade ettiği şiirleriyle asrın önde gelen şairleri arasına girmeyi hak etmiş bir şairdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kami mesnevilerinden ikisini Bağdat’taki kadılık yıllarında yazmıştır. Tuhfetü’z-Zevra’da Bağdat’ta gömülü bulunan meşhur şahsiyetler; Kami’nin Bağdat kadılığı sırasında kaleme aldığı Behcetü’l-Feyha’da ise Bağdat Valisi Hasan Paşa’nın asi Arap aşiretleriyle mücadeleleri anlatılmıştır. Yer yer yörenin güzelliklerinin de tasvir edildiği mesnevide yöresel sözcük ve benzetmelerle süslenmiş, sanat kaygısından uzak bir üslup kullanılmıştır. Firuzname ise bir padişahla azat ettiği kölesinin karısı Gülruh arasında geçen yasak aşkı anlatan orijinal bir aşk mesnevisidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Asıl adı Mehmed olan fakat daha çok Edirneli Efendi, Edirnevi Çebi olarak bilinen şairin en önemli eseri Divanı’dır. Eserin 15 yazma nüshası bilinmektedir. Manzum, mensur bir çok eser kaleme alan şairin Tuhfetü’z-Zevra, Behçetü’l-Feyha, Firuz-name adlı küçük hacimli manzum mesnevileri ile mensur Mahamü’lFukaha adlı Hanefi fakihlerle ilgili Arapça eseri ve yine fıkıhla ilgili Farsça’dan tercüme ettiği Nefisetü’lUhreviyye’si vardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Lale Devri şairlerinden olan İshak Efendi lale düşkünlüğünün dışında devrin coşkusuna ilgi göstermeyen şairlerden birisidir. Devrinde, batini çizgilerden uzak bir tasavvuf anlayışına sahip, büyük bir bilgin olarak tanınmıştır. Damad İbrahim Paşa’nın etrafındaki alim ve şairler arasında yer alan şair asıl şöhretini I. Mahmud döneminde kazanmıştır. Divanı’nı da onun adına tertip etmiştir. İshak, dini-tasavvufi bir neşve ile kaleme aldığı gazelleriyle tanınmıştır. Divan dışında dini içerikli bir mesnevisi ve mensur eserleri vardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Klasik üslubun en önemli temsilcileri Kâmî ve Nahifî’dir. Fakat Nahifî, Nazîm ve Enis Dede ile birlikte, dini-tasavvufi duyarlılıkla kaleme aldığı şiirleriyle bu üslup içerisinde farklı bir yönelişi temsil etmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?