Gebe koyunların karnındaki yavru yüz günlük olduğunda çobanların yaptığı bir törene ne ad verilir?
Yayımlanmış cevap
Saya Gezmeleri
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
287 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Saya Gezmeleri
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türkülere yapısal olarak bakıldığında karşımıza iki yapı çıkar. Türküler, “bent / ana metin” ve “kavuştak / bağlantı” kısımlarından oluşur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bozlak
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mani
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fehleviyyat
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türkülerin tasnifi konusunda Pertev Naili Boratav’ın çeşitli denemeleri vardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bent
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kerem
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tam Mani
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Karşılama
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hoyrat
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Semai Kahvesi
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İslam medeniyeti, Türklerin fikrî, edebî ve düşünce tarihi üzerindeki tesirini asırlarca göstermiştir. Yani bu yeni medeniyet, Türk milletinin ilim, fikir ve edebiyat alanında bir dönüm noktası olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türklerde dikkati çeken ilk değişim, dil sahasındadır. Çünkü Türkler, İslam’dan önce de değişik milletler ve kültürlerle yan yana bulunmuşlar, başka diller konuşan, başka milletlerin yaşadığı coğrafyalarda hüküm sürmüşlerdir. Zamanla bunlarla dil, din ve kültür alışverişleri az da olsa olmuştur. Bu cümleden olarak Çinceden, Hintçeden, Moğolcadan, Soğdcadan, Farsçadan birçok kelime Türkçeye geçmiştir. Ama bu kelimeler, Türkçenin kendi gramer kuralları içinde Türkçeleşmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hint-Avrupa dil ailesine mensup İran kökenli antik bir dildir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türkler, İslam medeniyetini kabul edince bu medeniyetin, akide, bilim ve tefekkür dilinden de birçok kelime Türkçeye girmeğe başlamıştır. Diğer taraftan Türklerin Müslüman olmalarından sonra bu iman ve medeniyetlerini iyi tanıyabilmek ve onun ilmini ve ideolojisini anlayabilmek için; Kur’an dili Arapça ve edebiyat dili Farsçayı da öğrenmeleri gereği duyulmuştur. Arapça ve Farsçayı çok iyi öğrenmek ve îslamî ilimlerde söz sahibi olacak dereceye gelmek ise, Türklerin az zamanda büyük Türk-îslam devletleri kurarak bütün İslam Dünyasına hâkim imparatorluklar vücuda getirmek yolundaki “liderlik” hamlelerini de kolaylaştırmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu çağlara kadar yerli ve kavmî bir edebiyat yaparak, ana yurtlarında birbirine benzer hadiselerin sözlü anlatımlarıyla; koşuk, ilâhî ve destanlar üreten Türkler, İslamiyet’ten sonra beşerî çehresi, millî çehresinden daha da zengin; sosyal ve coğrafî çizgileri eskisinden daha başka bir edebiyat vücuda getirmişlerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Eski Türk şiirinde şiir ve nazım şekli anlamında kullanılan bir terimdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu devirde Türkler, yeni vatanlarında kurdukları devletlerdeki hâkim unsurun, yine Türk olmasına dikkat etmekle beraber, Müslüman olan her insanı kardeş sayan, insanî, yani uluslararası bir tolerans ve hoşgörü göstermişlerdir. Başka milletlere mensup Müslümanlarla iş birliği, kültür ve ideoloji birliği içinde de -sınırlı da olsa- çalışmışlardır. Böylelikle her Müslüman’ın iyiliği için çalışan, fakat Müslüman olmayanlara da aynı toleransı ve hoşgörüyü gösteren, onlara daha da fazla insanî muamele yapan gerçek bir Türk-İslam medeniyeti kurmuşlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Her türlü zevke karşı koyarak kendini ibadete vermeye zühd denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tasavvufta Allah'tan başka varlığın olmadığı, her şeyin onun tecellisi olduğunu düşünmeye denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sâlikin her şeyi Allah'ın tecellisi olarak görmesi halidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İslam’ın hükümleri doğrultusundaki inancını, fikrî düşünceyle birleştiren tasavvuf, sonra Türkler arasında da yayılmaya başlamıştır. Bu başlayış, Türkler arasında fikrî ve İslamiyet’in kabulünden sonra da zühdî açıdan önemli rol oynamıştır. Müslümanlığın Türkler arasında Orta Asya’da yayılması esnasında metot olarak şair tabiatlı Türklere şiirle hitap edilmiştir. İşte o dönemde bu şiirler, fikrî kaynağını tasavvuftan almaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kaynaklarda; “kendisini hikmete ve Allah’ı bilmeye adamak” olarak tarif edilen ve vahdet-i vücûd ile vahdet-i şuhûd gibi iki ana prensibe dayanan tasavvuf, Molla Cami, Muhyiddin Arabî, Gazalî, Ahmed Yesevi gibi İslam bilgin ve mutasavvıflarınca İslam’ın fikrî temellerine oturtulmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tasavvufî gelenek; Hoca Ahmed Yesevî’den önce Türkistan’da yayılma zemini bulmuş ve devam etmiş, fakat asıl yerleşme ve kabullenme zemini Ahmed Yesevî ile gerçekleşebilmiştir. Çünkü Ahmed Yesevî ve dervişleri bu göçebe çadırlarında ilâhiler, nâ’tlar, münâcaatlar söylemişler; Kur’an’dan ayetler okuyarak, Allah rızası için iyilikler, hayır ve hasenatta bulunmuşlardır. Bu mutasavvıf şair ve dervişler, eskiden dinî bir kutsiyet verilen ‘ozan’lara benzetilerek, Türkler tarafından hararetle kabul görüyor ve dediklerine de kolayca inanıyorlardı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?