“Bu eser kahramanlarının nedensiz can sıkıntısıyla başlar “ cümlesi hangi eserle ilişkilendirilebilir?
Yayımlanmış cevap
Eylül.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
384 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Eylül.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Süreyya, burada günün her saatinde ayrı güzellikler sunan doğa manzaralarını izlemekten, sandalla denize açılmaktan, balık tutmaktan büyük zevk alır. Necip için başlangıçta Suat ve Süreyya’nın mutluluk yuvası olan bu ev, Suat’ı sevdikçe onu görebileceği, onunla yakın olabileceği tek yer haline gelir. Necip, Suat’la yan yana olabilmek için yazın büyük bölümünü Boğaziçi’nde geçirmiş ve İstanbul’a inmemiştir. İstanbul’un kalabalığından sonra Boğaziçi’nin “melek sessizliği” Necip’in ruhunu arındırır. Romanda Beyoğlu ihanetler, yalanlar ve entrikalarla dolu şehir yaşamını temsil eder. Necip, Suat’ı tanıyınca şehir hayatından sıkılır ve sadece Boğaziçi’nde mutlu olur. Suat, kocasını mutlu etmek için geldiği yalıda ideal bir eş olarak evinin düzenini ve huzurunu sağlamak için her şeyi yapar. Ancak Necip’i sevmeye başlayınca bu evin anlamı onun için de değişir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mavi Yalı’dır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Olay hikayesi olarak adlandırılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Maupassant tarzı hikaye: Seçilmiş olay ve kişiler arasına gerilim esas alan ve okuyucularda gerçeklik duygusu uyandıran, şaşırtıcı bir sonla sonuçlanan ve bizim edebiyatımızda “olay hikayesi” olarak adlandırılan hikaye tarzıdır. Bu hikaye tarzının başlıca özellikleri ise şunlardır: • Bu hikaye tarzında mekan-insan ilişkisi son derece önemlidir. • Herhangi bir tesadüfe yer verilmez. • Anlatılacak olay seçilmiştir. • Sebep-sonuç ilişkisi gözden uzak tutulmaz. • Kişiler olay hikayenin mekanıyla bütünleşir. • Sözü edilen mekanda, sözü edilen kişilerin bulunması okuyucuda bir şaşkınlık yaratmaz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Halit Ziya • Mehmet Rauf • Hüseyin Cahit Yalçın • Ahmet Hikmet Müftüoğlu • Safveti Ziya
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gerçeklerden kaçabilmek için Arabistan’a gitmiştir Ahmet Celil.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Metin çözümleme, metin üzerinde konuşmaktan ve diğer kültür ilimlerinin metodolojisiyle metinleri incelemekten ve değerlendirmekten farklı bir iştir. Metinden hareketle önce zihniyet belirlenmelidir. Bunu metnin yapı bakımından çözümlenmesi izlemelidir. Yapıda olay veya olay örgüsü, mekân, kişiler ve zaman üzerinde durmak gerekir. Sonra da yapıdan hareketle temayı bulmak ve temanın özelliklerini ve değerini açıklamak icap eder. Son aşamada metnin dil ve anlatım özellikleri belirlenmeye çalışılır. Böylece çözümlenen metni herkes kendi kültür ve zevk birikimine göre değerlendirme imkânına kavuşur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu metinde anlatıcı ilahi bakış açısından; kişi, olay ve çevreyi dikkatlere sunan yazar-anlatıcıdır. Edebiyat-ı Cedide roman dilinin özelliklerinden, girişte söz edilmiştir. Bu dil, yüksek sanat eseri koymak isteyen insanların her türlü hayal ve düşüncelerini ifade eden zengin, hatta yer yer yapmacığa kaçtığı sanılan sanatlarla dolu bir edebi dildir. Halit Ziya ömrünün son yıllarında bu edebi dil, sadeleştirmeye ihtiyaç duymuştur. Ancak kendisi cümlelerin yapısını, ifadenin karakteristik özelliğini bozmadığını, yalnız kelimeleri daha anlaşışır sözlerle değiştirdiğini ifade eder. Hikayede de Halit Ziya’nın dili, romanlarına nispetle daha sadedir. Halk tabakasının yaşama tarzını anlatırken kullanmak zorunda olduğu ses, eşya ve görünüşlerle şekillenmiştir. Ancak yine de Edebiyat-ı Cedide’nin edebî diline has yapı, söyleyiş ve kelime kadrosunun izleriyle karşılaştığımızı ifade etmek gerekir. Çünkü tasvirler ve ruh hallerini tahlile ayrılan satırlar, bu hikayede bile doğal olan dilden farklıdır. Bu da Edebiyat-ı Cedide mensuplarının sanat anlayışından kaynaklanır. Onlar, avam (halk) için sanat yapılmayacağı düşüncesindedirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
“Mai ve Siyah her köşeden bakılarak didiklenmiş olan ve edebiyat tarihiyle uğraşanlarca muhakeme olan eserlerden biri olmuştur. Bunun yegane sebebi bizde roman ve lisan tekamülünün bir dönemeç noktasına tesadüf etmiş olmasıdır.” şeklinde değerlendirir. Bu cümlelerle roman dilinin hayata ve insana ait her türlü görünüşü ifade edebilecek zenginliğe ve esnekliğe kavuşması gerektiğini açıkça ifade eder. Divan edebiyatı diliyle roman yazılamayacağını, roman dilinin somutu ifade edebilecek özelliklere sahip olması gerektiğini dikkatlere sunar. Aynı yazının devamından anlaşıldığına göre roman diline özgü cümle yapısı ve anlatımın, Türkçenin dünyasına bu eserle girdiği söylenmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Halit Ziya Uşaklıgil
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Müziktir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Eylül romanında Osmanlının gücünü yitirdiği, imparatorluğu oluşturan sistem ve değerlerin çözülmeye uğradığı bir dönemde yüksek zümreden gelen insanların sadece ferdî kayılarla meşgul olmalarından kaynaklanan bir zihniyet söz konusudur. Romanın merkezî mekânının ev olması da roman karakterlerinin dış dünyayla bütün ilişkilerini kestiklerini düşündürmektedir. Necip ve Süreyya, Osmanlı’nın Batı medeniyetiyle yakınlaşmaya başladığı Tanzimat devrinde ortaya çıkan mirasyedi tiplerinin devamı niteliğinde düşünülebilir. Romanın hayatın aynası olduğunu söyleyen yazar, en başarılı romanı Eylül’de daima aşk, tutku, güzellik, şiir ve musikiden söz etmiştir. Necip, Suat ve Süreyya’nın yaşadıkları kişisel huzursuzluk, güzel sanatlar aracılığıyla ifade edilmektedir. Romanda yer alan gerçekçi mekân tasvirleri ve ruh tahlillerine rağmen yazar, hep ferdî olanı ön plana aldığı için söyleyiş ve anlatımda lirizm ve santimantalizmden uzaklaşamamıştır. Mehmet Rauf’un romanında ele aldığı yasak aşk teması, toplumsal değerler ve doğrularla bireysel arzuların çatışmasına ağırlık vermeyi gerektirir. Aşk, tamamen bireysel bir duygudur ve yaşanmasını zorlaştıracak bütün engellerin karşısındadır. Evlilik kurumuyla birbirlerine bağlı olan çiftlerin ise topluma karşı da görevleri vardır; çünkü evlilik, toplumsal bir kurumdur. Öyleyse bütünüyle bu roman, bireysel olanı bayağılaşmadan dile getirmeye zemin hazırlayan bir zevk ve anlayışın ürünüdür. İhanet, kavga ve kötü söze yer verilmeden duyguların anlatılması sanatkârın duyguların dilini aradığını düşündürmektedir. Aşkın dışa vurmayan acısı ve bu ruh hâlini hazırlayan ortamın dille anlatılması böyle bir zihniyetin amacı olarak düşünülmelidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Mai ve Siyah • Kırık Hayatlar • Sefile • Aşk-ı Memnu
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Romanda yer yer zamandan söz edilen kelime ve kelime gruplarıyla karşılaşmaktayız. Ancak eserin zamanı Adnan Bey ile Bihter’in karşılaşması ile Bihter’in intiharı arasında geçen süredir. Bunun takvim ve saatle ifadesi eseri dondurur. Romandaki zaman takvim ve saatle ölçülen zamandan çok, olayların gerçekleştiği mekân ve yerde yaşanan zamandır. Sanki yazar bu zamanı dondurmamak için özel gayret göstermiştir. Birimler arasındaki ilişkinin kronolojik olması yer yer hatıra ve izlenimlerin ifadesine başvurulması, zamanda geriye dönüş olarak düşünülmemelidir. O andaki hatıra ve izlenimin anlatılan insanın perspektifinden dile getirilmesidir. Az önce de ifade edildiği gibi bu iki vaka arasındaki zaman diliminde yaşandığı düşünülen olaylar, birbirleriyle ilişkisi dikkate alınarak art arda anlatılmıştır. Böylece dünyevi zamandan hareketle kurmacaya has bir zaman oluşumunun varlığından söz etmek mümkündür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Realizm
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Realizmin etkisiyle yazılan bir eserdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Metnin teması, toplum içinde yaşayan her insanın karşılaştığı “bireysel olan ile sosyolojik olanın çatışması”dır. Bihter, Adnan Bey’in eşi olarak hayatını sürdürmeye gayret ederken, sosyal baskının tesiri altındadır. Ancak Bihter, ruhî özelliklerinin gerektirdiği gibi hareket ettiğinde, ortaya romanda anlatılan çatışmalar çıkar. Bu yalnızca Bihter’in problemi değildir. Nihal de böyledir. Nihal, babasının evlenmesine akli olarak evet demiştir. Yine de bu kıskançlığını engelleyemez. Onda da sosyal olanla psikolojik olanın karşı karşıya geldiğini görürüz. Adnan Bey’i de bu cümlede ifade edilen hususun dışında düşünemeyiz. O, çocuklarını seven, aile düzenini devam ettirmek isteyen biridir. Bir taraftan Bihter gibi güzel bir hanımla evlenmeyi de istemektedir. Zaten romanda her türlü çatışmasının temelinde de bu istek vardır. Bunlar arasında Behlül’de de bu sözünü ettiğimiz bireysel olanla sosyolojik olanın karşı karşıya gelişini, farklı boyutlarda görmekteyiz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Eylül
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Aşk-ı Memnu
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Firdevs Hanım ve Bihter rolleri.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Bu durum tesadüfidir. • Siyasetle ilgilenmezler. • Yaradılış olarak içe kapanıktırlar. • Sarayın takibi altındadırlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İlahi bakış açısında anlatıcı eserle ilgili olarak kahramanlardan çok fazla şey bilir. Her birinin geçmişini, zihinlerinden geçirdiklerini, yaşadıkları olayı bilir ve anlatır. Bu bakış açısıyla anlatan kişi, yazarın dilini kullanmaktadır. Başka bir ifadeyle bu bakış açısına yazar-anlatıcı denilmektedir ve “o” zamiri ile gösterilir. “O” her şeyi bilen anlatıcıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Romanda mekân, farklı özellikler taşıyan tiplerin dar bir alanda bir araya getirilmesine uygun bir yer olan yalıdır. Bu bireylerin kendi hayatlarını kendi istekleri doğrultusunda sürdürmeleri, çatışmaların, karşılaşmaların oluşmasına, ruh hallerinin anlatılmasına zemin hazırlar. Ayrıca mekânın, dönemin yüksek zümresinin hayat olaylarına imkân verecek bir yer olduğunu da belirtmek gerekir. Mekân-insan ve olay bütünleşmesi, edebî eserin realist bir dikkatle kaleme alınmasının sonucu olarak değerlendirilebilir. Tesadüfe yer yoktur. Her şey, hayatı düzenleyen varlığı hissedilen fakat açıklanamayan kanunlar çevresinde gerçekleşir. Bunun için de metin, okuyucuda gerçeklik duygusu uyandırır. Roman bu yönüyle de son derece önemlidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Metin çözümleme, metin üzerinde konuşmaktan ve diğer kültür ilimlerinin metodolojisiyle metinleri incelemekten ve değerlendirmekten farklı bir iştir. Metinden hareketle önce zihniyet belirlenmelidir. Bunu metnin yapı bakımından çözümlenmesi izlemelidir. Yapıda olay veya olay örgüsü, mekân, kişiler ve zaman üzerinde durmak gerekir. Sonra da yapıdan hareketle temayı bulmak ve temanın özelliklerini ve değerini açıklamak icap eder. Son aşamada metnin dil ve anlatım özellikleri belirlenmeye çalışılır. Böylece çözümlenen metni herkes kendi kültür ve zevk birikimine göre değerlendirme imkanına kavuşur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?