Sembolizmin bizdeki en önemli temsilcisi hangi şairimizdir?
Yayımlanmış cevap
Cenap Şahabettin
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
384 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Cenap Şahabettin
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sembolist şiir zevki
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Metni önce, ses ve anlam kaynaşmasından oluşan birimlere ayıralım. Çünkü şiirde birim, ses ve anlam kaynaşmasından oluşan ve yalnız başına bir anlam değeri ifade eden parçadır. Konunun ortaya konulduğu ilk iki mısra bir birim olarak ele alınmalıdır. Burada “ben hakikatten çekinirim” denilmektedir. Hakikat ve “ben” ilişkisi üçüncü mısradan “ne mükedder” sözüne kadar anlatılmaktadır. Burası da ikinci birim olarak düşünülmelidir. Burada söylenenlerin arkasında “ben”in mizacının bulunduğu belirtilmekte ve bu mizacın ortaya koyduğu ruh hâliyle onun kötümser kişilere özgü bir hayat sürdüğü ifade edilmektedir. Sözü edilen kısım da üçüncü birim durumundadır. “şu hazîn fıtrat-ı garîbemle / Ben seyyâha benzerim ki” sözleri bir geçiş kısmı olarak düşünülecek cinstendir. Bu da ayrı birimdir. “Ben”in cisimleşmiş hâli, seyyahın çöldeki durumunu gözler önüne seren mısralarda ifade edilir; bunlar da, elbette ayrı bir birime vücut verirler. Son iki mısrada “ben”, metnin neticesini dile getirir. Burası da ayrı bir birim olarak düşünülmelidir. Öyleyse metin bir ruh hâlini ifade eden sözlerle başlamakta; bunun nasıl yaşandığı ifade edilmekte; ruh hâlinin sebebi belirtilmekte; böyle bir insanın nasıl ömür sürdüğü bir örnekle somut olarak anlatılmaktadır. Sonra da ben, neticeyi dile getirmektedir. Bu yapı, Divan Şiiri’nden çok farklıdır. Metinde üzerinde durulan duygu hâli, “ben hakîkatten ihtiraz ederim” sözleriyle bildirilmiştir. Sonra “ben”in bunu nasıl yaşadığı, bunun sebebinin ne olduğu ve nereden kaynaklandığı ifade edilmiştir. Bunu daha somut göstermek istediği söylenerek bir tablo tasvirine yer verilmiştir. Sonra da neticeye varılmıştır. Bu birimlerden birini metinden çıkardığımızda, diğer birimlerin anlaşılması ve değerlendirilmesinde eksiklik kendisini hissettirir. Öyleyse birimler arasında aklî ve organik bir ilişki bulunmaktadır. Bu şiire organik bir metin nazarıyla bakmak gerekir. Yenileşme Dönemi şiirimizde temel yeniliklerden biri organik şiir arayışıdır. Bunu da en iyi ve devamlı olarak Tevfik Fikret’in eserlerinde izlemek imkânına sahip olduğumuzu ifade etmek gerekir. Bu metinde, birimlerin oluşumu bakımından da, daha önceki şiir metinlerinden farklı bir yapıyla karşılaşılmaktadır. Beyit, bent ve dörtlük gibi ölçüsü önceden belirlenmiş bir birim bulunmamaktadır. Ölçüyü, sanki söylenecek husus ve söyleyiş tarzı birlikte tayin etmektedir. İlk birimde dile getirilmek istenilen iki mısrada tamamlanmaktadır. İkinci birim, dokuz mısradan oluşur. Bu dokuz mısrada söylenenleri anlam ve söyleyiş bakımından birbirinden ayırmak doğru olmaz, metin bozulur. Bunu da okuyucu, eksik bir cümlenin kusurlu yönünü, alışkanlıkları, bilgisi ve kulağına gelen sesle nasıl sezer ve belirler ise, aynı dikkat ve duyarlılıkla, metnin de eksik bırakıldığını hisseder ve anlar. Çünkü bir metinde, dil göstergelerini birbirine bağlayan ve metne bütünlük kazandıran öğeler bellidir. Bunları kısaca şöyle sıralamak mümkün: Dil bilgisi kuralları, ses, söyleyiş ve anlam ilişkileri. Metinlerde birimlerin oluşmasında bu unsurlar iç içe girerek kendi içinde ses ve anlam değeri olan bir parçaya vücut verirler. Fikret’in metninde bu parçaların oluşması daha önceki metinlerden farklıdır. Burada önceden belirlenmiş bir birim ölçüsünden söz edilemeyeceği; bunu, söylenmek istenilen hususa göre ses ve anlam kaynaşmasının belirleyeceği ifade edilmişti. Zaten birimleri belirlerken de bu ses ve anlam kaynaşması hâli hiç gözden uzak tutulmadı. İkinci birim, ilk birimdeki hakikat sözüne bağlanan ve onu açıklayan âsüman, deniz ve gece kelimeleriyle ifade edilen varlık ve görünüşlerle ben ilişkisi üzerine kurulmuştur. Üçüncü birim, bu benin özelliklerini dikkatlere sunar. Dördüncü birim bir benzetme edatı işlevi yüklenmiştir. Beşinci birim benseyyah arasında kurulan benzerlik ilişkisinin ifadesine ayrılmıştır. Son birimde yukarıda da söylediğimiz gibi ben, kendisi hakkında bir sonuca ulaşır ve bunu ifade eder. Bütün bunlar metnin anlam ve ses ilişkisiyle örüldüğünü, her birimin bir diğeriyle ilişkilendirilerek bir yapıyı birlikte oluşturduklarını, bunlardan biri çıkarıldığında da diğerlerinde çözülme ve bozulma olacağını gösterir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sembolizm
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dış Dünyanın üzerinde bıraktığı izlenimleri tabiatın ruhu varmışçasına dile getirmek.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Organik Şiir Keyfi
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bireysel Duyarlılıklar
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Edebî metinleri çözümlemek, onu meydana getiren birimler arasındaki ilişki ağını tespit etmek; metinden hareketle, onun yazılmasına sebebiyet veren zihniyeti belirlemek; metnin yapısını meydana getiren unsurları çözümleyerek temayı bulmak; dil, anlatım ve ahenk unsurlarını ortaya koymak gibi çalışmalara ihtiyaç gösterir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tanzimat Dönemi’nin başından itibaren, gerek devlet işlerinin düzenlenmesinde gerekse de kültür ve sanat faaliyetlerinde Osmanlı İmparatorluğu’nun örnek aldığı ülke Fransa'dır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bizde bu okulun ilk ve önemli temsilcisi Tevfik Fikret'tir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fransız şiirinde Paul Verlaine (1844-1896), Arthur Rimbaud (1854-1891), Stephane Mallarme (1842-1898) Jean Moréas (1856-1910) ve Paul Valery (1871-1945) gibi öncü temsilcileri vardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Organik şiir, bir duygu ve düşünce halini, bir görünüşü, belli bir noktadan alıp, doğal gelişimini bir bütün içinde anlatan, baştan sona birbirini anlam, ses ve söyleyiş bakımlarından tamamlayan birimlerden oluşan şiire verilen addır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Edebiyat-ı Cedide 1895-1901 yılları arasındaki döneme verilen addır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir metinde, dil göstergelerini birbirine bağlayan ve metne bütünlük kazandıran öğeler bellidir. Bunları kısaca şöyle sıralamak mümkün: Dil bilgisi kuralları, ses, söyleyiş ve anlam ilişkileri.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsan gerçekliği kendi mizacına göre şekillendirir ve yaşar cümlesiyle veya benzeri ifadelerle dile getirilir. Bu, bireyin mizacı ile kişisel hayatı arasındaki ilişkyi gözler önüne sermektedir. Artık dikkat, yaşayan, duyan, üzülen ve kendi kendini problem olarak ele alan insan üzerinde yoğunlaşmaya başlamıştır. Sürdürülen hayat karşısında kederleri, korkuları kısacası türlü ruh hâliyle insan, şirin dünyasına girer.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kabuller dünyasından yaşayan insana ve duygularına yöneliş Yenileşme Dönemi şiirinde dikkati çekmeye başlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İlişkilendirerek anlatma mecazi ifadenin ortaya çıkmasının asıl sebebidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Metinde sonbaharda görülen ve yaşananların doğanın ruhu olduğuna inanan bir insanda uyandırdığı izlenimler anlatılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Edebiyatımıza sembolist şiire özgü ahengi ve ifade tarzını getirmeye gayret gösterenlerin başında Cenap Şahabettin gelmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
“Müteverrim gibi bu yerde bahar”, “Eriyor pür-melâl”, “bî-hande”, “Hüzn-i vahfletle ağlayan dağlar”, “Müncemid bir figâna benzemede”, “Hüzn-i vahfletle ağlayan her gün”, “Ömrümüzdür tebâh olup gidiyor.” gibi söz gruplarının ortak özelliği doğal varlık ve görünüşlere insan hâli verilmesi, onlarda insana özgü hâl ve davranışların ifade edilmesidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Zamanla, sadeleşme yoluyla kelimeler değişse de şiir dilinin oluşmasında önemli rolü ve değeri olan imgeler Türkçenin söz ve söyleyişinde varlığını sürdürür. Bu bakımdan Edebiyat-ı Cedide şiir dili, daha sonraki dönemlerde kullanılacak olan sanat dilini hazırlamıştır demek yerinde olacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Şiirde ahengi oluşturan öğeler ses, ses benzerlikleri, tekrarlar, söyleyiş, ritim ve söyleyicinin tavrıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bahar-ı Münkesir şiirini ses bakımından incelersek “e, l, d, i, a, r” seslerinin daha sık kullanıldığını görürüz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hikâyenin kahramanının çocukluk yıllarından, arkadaşıyla karşılaşıp Mavi Yalı hayalinin yıkıldığı zaman aralığını kapsar. Bu zaman dilimi içerisinde Kaptan’ın yaşlanma tarzı, insani ilişkileri, düşünceleri, yaşamaya has kronolojik sırayı ihmal etmeden dikkatlere sunulur. Şüphesiz sözü edilen zaman dilimi içerisinde yaşanan her şey anlatılmamıştır. Okuyucuda uyandırılmak istenen tesire uygun malzeme bir araya getirilerek esere vücut verilmiştir. Burada da sanat eserinin okuyucu üzerinde uyandıracağı gerçeklik duygusu çevresinde estetik zevkin oluşması düşünülmüştür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Roman kahramanlarının psikolojilerini etkileyen mekânın büyük bir önemi vardır. Romanın ilk mekânı Süreyya’nın mutsuz olmasına neden olan bağ evidir. Bu evin boğucu atmosferi Süreyya’yı huzursuz eder. Bağ evinin sıcak, rüzgârsız havasından şikâyet eden ve denizi özleyen Süreyya için bu bağ evinden kaçış, bir anlamda baba otoritesinden uzaklaşmadır. Yazar, romanda Beyefendi olarak adlandırılan baba ile Süreyya’nın arasının kötü olduğunu hissettirmiştir. Boğaziçi’ndeki yalıya geçince Süreyya, hem sevdiği şeylerle uğraşma imkânı bulduğu için hem de babasından uzak olduğu için bağ evindeki gibi iç sıkıntısı duymaz. Bu yüzden romanın başındaki bu mekân değişikliği önemlidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?