Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
162 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Valide Sultan, Osmanlı sultanlarının saltanatta bulundukları sırada hayatta olan annelerine verilen unvandır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İstanbul isyanları içerisinde en tehlikelileri III. Murad, II. Osman, IV. Murad ve IV. Mehmed dönemlerinde meydana gelenlerdir. Devlet yönetimindeki zaaflar, ordunun ve maliyenin bozulması ve devlet otoritesinin zayıflaması neticesinde bu durumdan istifade etmek isteyenlerin teşvikiyle bazı isyanlar çıkmıştır. İstanbul’daki isyanlar çoğu zaman maaşlarının yetersizliğini ve zamanında ödenmediğini bahane eden yeniçeri ve sipahiler tarafından çıkarılmıştır. Bazen de yeniçeriler kimi devlet adamları tarafından kişisel çıkarları için kışkırtılıp ayaklandırılmışlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1.Ahmed, Kanije ve Estergon kalelerini alıp Zitvatorok Antlaşması (1606) ile Alman savaşına son vermiştir. Yıllardır devam eden Celali isyanlarını da tetikleyen bu antlaşmayla, her açıdan büyüyüp Hayat 5 gelişmesi sona eren Osmanlı Devleti, artık Avrupa’nın en güçlü devleti olma iddiasından vazgeçmiş ve Avusturya’yı kendisiyle eşit bir devlet olarak kabul etmiştir. Devletler arası hukuka uygun olarak yapılan bu ilk antlaşmayla rahatlayan Osmanlı, doğuda Safevilerle içerde de Celalilerle mücadeleye ağırlık vermiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Safevilerle barış yapan II. Osman’ın dış politikadaki en önemli icraatı, Kırım Hanı’nın Lehistan üzerine yaptığı akınlar, Lehistan’a bağlı Kazakların Osmanlı sınırını ihlali ve Boğdan voyvodasının merkeze olan itiatsizliği vesilesiyle karşıkarşıya geldiği Lehistan üzerine yaptığı seferdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tahta çıkışının daha ilk aylarında Safevilerle barış yapan II. Osman Lehistan’a sefer yapmıştır. Lehistan’la Kırım Hanları arasındaki savaşa bizzat ordunun başında katılan ve Hotin kalesini kuşatan II. Osman, her ne kadar bu savaşta başarısız olsa da, bu seferi 1621 yılında Osmanlı Devleti lehine önemli maddeler taşıyan Hotin Barışı ile tamamlamıştır. Osmanlı sultanları arasında ilk reformcu sultan olarak kabul edilen II. Osman, devletin yapısındaki çözülme ve zayıflamayı görüp buna çeşitli çareler aramaya başlamıştır. Bunun için de özellikle ulema sınıfının yetkilerini kısıtlamaya çalışmış ve askeri alanda bazı yenilikler yapmayı düşünmüştür. Bu tavrından dolayı hem ulemayı hem de Kapıkulu’nu karşısına almıştır. Ayrıca Bursa’yı geçici olarak taht merkezi ilan edip Anadolu’dan topladığı ordu ile yeniçerileri ortadan kaldırıp yeni bir ordu kurmayı düşünmüş, Haremi tasfiye edip hanedan mensuplarının Türk kızlarıyla evlenmelerini istemiş, eski kanunları kaldırıp yerine yenilerini oluşturmayı arzu etmiş ve kılık kıyafette bazı değişiklikler yapmayı düşünmüştür. Ancak düşünülen bu reformların yapılabilmesi için ortam müsait olmadığından düşüncelerini gerçekleştirememiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Devran: Bazı tarikatlarda ayakta yapılan ayindir. Sema: Mevlevilikte kudüm ve ney eşliğinde ayakta dönülerek yapılan ayindir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sadaret, Osmanlı Devleti’nde sadrazamlık makamıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu dönemde şairler, geçen asırlara nazaran sosyal ve ekonomik konulara daha fazla eğilmişler, özellikle çevrelerinde olan hadiseleri gözlemleyerek bunları şiirlerine yansıtmışlardır. Bu da şiirlerde sosyal tenkidin ön plana çıkmasına sebep olmuştur. Nef’î, Nev‘îzade Atayî, Nabî, Sabit gibi şairlerin “sosyal çevre” ile çok fazla meşgul olmaları, bu dönem şiirinin genel karakterini de belirlemede etkili olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kaside nazım şeklini kendisinden önceki şekil, dil, ifade ve üslup özelliklerinden farklı bir tarzda geliştiren Nef’î, kasidenin nesib ve medhiye bölümlerini geçen asırlara göre kısaltmış ve özellikle fahriye bölümünü genişletmiştir. Hatta nesib bölümünü tamamen kaldırarak doğrudan fahriye ile başlayan kasideler kaleme alıp Sebk-i Hindî kasideciliğinin temel özelliklerinden olan fahriyeyi ön plana çıkartmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Nef’î’’nin en dikkati çeken tarafı, şiirlerinde, özellikle de kasidelerinde âhengi yani müzikaliteyi başarılı bir şekilde kullanmasıdır. O, hassaten kasidelerinin nesib-teşbib bölümlerinde çizmiş olduğu manzarayı, kendine ait bir ses tonu, mükemmel bir âhenk ve şiirin muhtevasına uygun bir musikiyle okuyucuya yansıtmasını başarmıştır. Bunda, aruzu Türkçeye tatbikindeki yetkinliğinin yanı sıra, o manzaraya ve âhenge uygun kelime seçimindeki titizliği ve becerisi de etkili olmuştur. Nitekim savaş manzarasının çizildiği bir şiirinde, âhengin yardımıyla ondaki kılıç şakırtılarını ve kös seslerini duymak ve hissetmek mümkündür. Bu özelliğinden dolayı Nef’î, özellikle Türk edebiyatında kaside şairi olarak şöhret bulmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
XVII. Yüzyılın şairlerinden özellikle Ganizade Nadirî, Haletî, Şeyhülislam Yahya ve Şeyhülislam Bahayî gibi şairler, Bakî’nin rindane ve dış âleme açık üslubu ile nükteli ve zarif hayaller içeren gazel anlayışını devam ettirmişlerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu dönem mesnevilerinde dikkat çeken en önemli husus, hayata dayalı sosyal konulara yer verilip mahallî unsurların ön plana çıkarılmasıdır. Özellikle şehrengiz, surname, ta‘rifat gibi türlerde, şairlerin bizzat görüp müşahede ettikleri devrin sosyal ve kültürel manzaraları ile yerli konulara yer verilmesi, toplum ve hayat tasvirlerinin geniş şekilde yer alması önemli bir yeniliktir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dönemin mesnevi şairleri arasında Nev’îzade Atayî, Ganizade Nadirî, Faizî, Sîmkeşzade Feyzî, Azmizade Haletî, Neşatî, Sabit ve Nabî’yi belirtebiliriz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Rubai alanında Türk edebiyatının Hayyam’ı olarak nitelendirilen Azmizade Haletî yetişmiştir. O gerek rubailerinin değeri, gerekse sayısı bakımından aşılamamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Şecere-i Terakime, XII. asır Moğol tarihçisi Reşidüddin’in Cami’ü’t-tevarih’inde bulunan Oğuzname’nin diğer 20 Oğuzname ile karşılaştırılıp; Türkmenler arasında anlatılan rivayetlerin toplanarak bir araya getirilmesiyle yazılmış kısa, ancak önemli bir eserdir. Şecere-i Terakime’de Hindistan’daki Tuğluklar ve Halaçlar ile Horasan Türklerine ait kıymetli rivayetler yer almaktadır. Eserde kullanılan dil, Nevayî ve Babür ile mükemmeleşen edebî Orta Asya Türkçesinin Özbek Türkçesi ile birleşmesinden meydana gelmiş bir XVII. asır Orta Asya Türkçesidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu üslup, XV. asır şairlerinden Necatî Bey ile XVI. asır şairlerinden Bakî’nin temsil ettiği şiir anlayışını devam ettiren şairler tarafından sürdürülmüştür. Klasik üslubun en belirgin özelliği, şiirselliğe yani âhenge muhtevadan daha fazla önem verilmesidir. Bu şiir anlayışında duygu ve lirizmden ziyade, şiir tekniğindeki sağlamlık, dili kullanmadaki yetkinlik, âhenk ve akıcılık önemlidir. Atasözü, deyim ve mahallî ifadelerin kullanımına özen gösteren klasik üslup şairleri, şiirlerinde felsefî düşünce ile tasavvufî manalara fazla yer vermemişler ve şiirlerini oldukça sade bir dille yazmışlardır. Şiirlerindeki hâkim tema aşk ve tabiattır. Daha çok gazel nazım şeklini tercih eden klasik üslup temsilcileri, canlı ve akıcı bir üslup kullanarak şiire doğallık kazandırmışlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Anadolu dışında oluşup gelişen ve bu dönem şiirini etkileyen bir üslup olan Sebk-i Hindî, Hint üslubu veya Hint tarzı demektir. Bu üslup, hem İran’dan Hindistan’a giden hem de Hindistan’da yetişip Farsça yazan şairler tarafından bir Türk devleti olan Babürlülerin hükümdarı Ekber Şah’ın sarayında başlatılmıştır. Bu üslubu başlatan şairler arasında Türk dilli olup da Farsça şiir söyleyen şairlerin önemli bir yeri ve konumu olduğu dikkat çekmektedir. XVI. asırdan XVIII. asra kadar, yani Örfî-i Şirazî’den Bîdil’e kadar, bu üslubun oluşup gelişmesinde etkili olan şairler, Hint kültürü ve inançlarından, felsefesinden, edebî zevkinden etkilenmişler ve eserlerinde Hint mistisizmine ait bazı motiflere yer vermişlerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hikemî şiir, insanı terbiye edip bilgilendirmeye dayanan, kâmil insan olmanın yolunu öğreten, güzel hasletlere sahip olup kötü illetlerden uzak durmayı tavsiye eden, bunları yaparken düşündüren didaktik şiirdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mahallî tarz, şiirde yerli ve mahallî unsurlara fazlaca yer verme anlayışıdır. Bu dönemde gittikçe yaygınlaşmaya başlayan sade dil ve mahallî ifadeleri kullanma, mahallî unsurlar ile sosyal ve kültürel tasvirlere yer verme, yerli konu arayışı daha sonraki dönemlerde ortaya çıkacak olan “mahallîleşme üslubu”na da kaynaklık etmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hami, Osmanlı toplumu gibi sosyal, onur, statü ve mertebelerin mutlak egemen bir hükümdar tarafından belirlendiği bir toplumda, sanatçının belli bir kültür çerçevesinde sanatını ifade edebilmesine yardımcı olan kişidir. Batıda patron, mesen gibi isimlerle de anılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Nedim / Musahip, Yakın arkadaşlık, dostluk, danışmanlık manasındaki nedimlik/ musahiplik aslında Orta Asya’dan itibaren var olan ama İran Sarayı’nın kurumlaştırıp Selçuklu Devleti’nin benimsediği, Osmanlı Devleti'nin sürdürdüğü mevkilerdir. Musahiplerin mesafeli ve bilgilendirme, danışmanlık ağırlıklı yakınlıklarına karşılık nedimlik samimi arkadaşlık, eğlenceli dostluk ifade eder.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sözlükte “yaşlı kimse, reis, bilge” anlamlarındaki şeyh ile İslam kelimesinden oluşan şeyhü’l-islam tabiri, İslam dünyasında önde gelen ulema ve sufilere verilen bir şeref unvanı olarak X. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkmış, daha sonra “âlimlerin en kıdemlisi, reisi” manasını kazanarak bir unvan hâlinde kullanılmıştır. Şeyhülislamlığın dinî bir müessese hâline gelişi Osmanlılar devrinde gerçekleşmiştir. Şeyhülislamların en temel görevi kendilerine sorulan dinî, siyasi ve idari konularda fıkha göre fetva vermektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fetva, İslam hukukuyla ilgili bir konunun, bir sorunun dinsel hukuk kurallarına göre çözümünü açıklayan, şeyhülislamca ya da müftüce verilen hüküm, yanıttır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Şeyhülislamlık, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından önce Şeriyye ve Evkaf Vekâletine dönüştürülmüştür. 1924’te hilafetin kaldırılmasıyla da bu vekâlet yerine Diyanet İşleri Reisliği kurulmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Osmanlı İmparatorluğu’nda toplam 131 şeyhülislam görev yapmış; bunların 44’ü şiirle uğraşmıştır. Bunlar arasında divan sahibi olan şeyhülislamların sayısı ise 15’tir. Divan sahibi şeyhülislamlardan Kemal Paşazade, Yahya Efendi, Bahayî Efendi (ö. 1654), Esat Efendi (ö. 1752), İshak Efendi (ö. 1734) ve Ataullah Efendi (ö. 1811) divan şiir geleneğine önemli katkılar sağlamış ve şiirde iz bırakmışlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 19 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 143 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.