Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
175 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Öyle ki padişahlardan II. Bayezit (Adlî), Yavuz Selim (Selimî), Kanuni Süleyman (Muhibbî), II. Selim (Selimî), III. Murat (Muradî); şehzadelerden Cem, Korkut (Harimî), Mustafa (Muhlisî), Bayezit (Şahî) aynı zamanda tanınmış şairlerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Öyle ki padişahlardan II. Bayezit (Adlî), Yavuz Selim (Selimî), Kanuni Süleyman (Muhibbî), II. Selim (Selimî), III. Murat (Muradî); şehzadelerden Cem, Korkut (Harimî), Mustafa (Muhlisî), Bayezit (Şahî) aynı zamanda tanınmış şairlerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
II. Bayezit, sadece bilgin ve şairleri himaye etmekle kalmamış, kendisi de Adlî mahlasıyla yazdığı gazellerle devrin şairleri arasında yer almıştır. Öyle ki devrin şair tezkirelerinde şairliğine yapılan vurgu, onun bilim ve sanat adamlarına gösterdiği ilginin gölgesinde kalmıştır. Adlî Divanı, Yavuz Bayram tarafından yayımlanmıştır (Amasya Valililiği Yayınları, Amasya 2009). Adlî Divanı’nda 144 Türkçe gazel, 14 Farsça gazel, 1 murabba ve az sayıda kıta, müfred ve matla vardır. Aşağıdaki gazel Adlî’nin pek çok antolojiye girmiş şiirlerindendir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Siyaset ve kültür alanında dedesi Fatih’in İstanbul’u dünyanın kültür merkezi haline getirmek için gösterdiği gayretlerle örtüşen politikasını benimsemiştir. Siyasal iktidarını şöhretli bilgin ve sanatkârları himaye etmek suretiyle pekiştirmek için Tebriz’i ve Kahire’yi aldığında yüzlerce sanatkârı İstanbul’a göndermiştir. İstanbul’daki sanatkâr ve bilginleri himaye etmiştir. Yavuz devrindeki kültür ve bilim hayatının renkli simaları arasında Tacizade Cafer Çelebi, Müeyyedzade Abdurrahman Çelebi, Zembilli Ali Efendi ve İbni Kemal dikkati çeker
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kanuni, Osmanlı edebiyatının Zatî ve Edirneli Nazmî’den sonra en çok gazel yazan şairidir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Divan şiirinde şairlerin kendi psikolojik sıkıntılarını dile getirmeleri iyi karşılanmamış, onlardan daha çok belli bir senaryo çerçevesinde belirli konuların en güzel biçimde dile getirilmesi talep edilmiştir. Kişisel problemlerin dile getirildiği örneklere ise hasb-i hâl tarzı şiir adı verilmiştir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kişisel problemlerin dile getirildiği örneklere ise hasb-i hâl tarzı şiir adı verilmiştir. Bu tarz örneklerin şiir tarihimizde ağırlıklı yer tutmadığı bilinmektedir. İşte bu az sayıdaki örneklerin en dikkate değer örnekleri Cem Sultan ve Şehzade Bayezit’in eserlerinde karşımıza çıkar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
II. Selim de şehzadeliğinden başlayarak bilim ve sanatla iç içe olmuş, daha Kütahya’da şehzade vali iken çevresine yirmi civarında sanat ve bilim adamını toplayıp onlarla meşgul olmuştur. Kendisi de Selimî mahlasıyla şiirler söylemiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Özellikle III. Murat’ın şehzadeliği sırasında Manisa’da tanıştığı Şeyh Şüca, sultanın mistik yolculuğunda kılavuz olmuştur. Muhibbîden sonra en çok gazel söyleyen padişahtır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Muradî, divanındaki 1567 Türkçe gazel, Farsça söylediği 39 gazel ve Futuhat-ı Ramazan adlı Farsça eseriyle devrin üretken şairleri arasında yer alır. Çoğu tasavvufî nitelik arz eden bu şiirler, sade ve samimi bir dille söylenmiştir. Şiir dışında saatçiliğe ve nakkaşlığa özel ilgisinin olduğu da kaynaklarda belirtilir. III. Murat’ın bir başka yönü ise gösteri sanatlarına ve meddah hikâyelerine düşkünlüğüdür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
III. Mehmet, sanata ve sanatçıya büyük ilgi gösteren bir padişahtı. Devrinde özellikle plastik sanatlar alanında bir zirve yaşandı; büyük tarihçiler, sanat adamları yetişti. Aynı zamanda Adnî mahlasıyla şiirler yazdı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Osmanlı padişah ve şehzadeleri geleneğe uyarak bilgin ve sanatkârları himaye etmişlerdir. Fatih döneminden itibaren Osmanlı başkentleri Bursa, Edirne ve İstanbul ile şehzadelerin görev yaptığı Konya, Amasya, Manisa, Trabzon ve Kütahya gibi şehirlerde vezir, sadrazam, defterdar gibi üst düzey yöneticilerin himayesinde edebî muhitler oluşmuştur. Ayrıca Osmanlı yöneticilerinin siyasal bir tehdit oluşturmamak koşuluyla popüler şeyh ve dervişlerle iyi ilişkiler kurdukları, vakıf tahsisleri yoluyla kendilerine bağımlı hâle getirdikleri bilinmektedir. Bu şeyhlerin yönetimindeki tekke ve zaviyeler, dinî-tasavvufî eğitimin ve mistik tecrübenin kurumsal yapılarıdır. Tasavvufun şiir diline aktarılmaya son derece elverişli sembolik dili sayesinde pek çok tekke ve dergâh, aynı zamanda sanat ve edebiyatın soluklandığı mekânlar haline gelmiştir. Bunlardan başka sınır boylarında çok hareketli bir yaşam biçimini benimseyen akıncı beylerinin mütevazı konakları da şair ve dervişlerin durağı olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Özellikle doğuya yönelik fetihlerinden sonra Yavuz Sultan Selim’i bu uygulamanın içinde görüyoruz. Trabzon’daki sancak beyliği yıllarından başlayarak pek çok şairi himaye etmiştir. Çıktığı seferlerde şairlerden çoğunu yanında götürür ve sefer târihini nazm etmelerini isterdi. Bunun sonucu olarak adına birçok Selimname yazılmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu yüzyıl Türk edebiyatında, Türkçe, Arapça ve Farsça olmak üzere yirmi kadar Selimname yazılmıştır. İshak Çelebi (ö.1573), Keşfî (ö.1525), İdris-i Bitlisî (ö. 1521),Kemal Paşazade (ö.1534), Celalzade Mustafa Çelebi (ö.1567), Şükrî, Sücudî, Şirî, Edayî ve Hoca Sadettin belli başlı Selimname şairleridir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sultan Selim’in kısa saltanatından sonra, Osmanlı tahtına oturan Kanuni Sultan Süleyman’ın himâyesi altında yüzlerce bilgin ve şair yaşamıştır. Bunların en ünlüleri Gazalî mahlaslı Deli Birader, Hayalî Bey, Fethullah Ârif Çelebi, Taşlıcalı Yahya, Anadolu edebiyatında bu yüzyılın en büyük şairi sayılan ve şairler sultanı [sultanü’ş-şuara] diye anılan Bakî, Fevrî, Nakkaş Bâlizade Rahmî, Edayî, Sürurî, Gubarî, Lamiî Çelebi, Edirneli Nazmî, Ubeydî ve Daî’dir. Padişahın çevresindeki kimi şairler Süleymannameler yazmışlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Süleymanname, Kanuni Sultan Süleyman’ın saltanatını konu edinip onun dönemindeki belli başlı olayları anlatan manzûm ve mensûr eserlere verilen addır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ferdî(ö.1525), Şemsî Ahmet (ö.1580), Nevî (ö.1599), Hadidî (ö.1559) ve Gubarî (ö.1566) başlıca Süleymanname yazan kişilerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İstanbul’un sanat ve edebiyatın merkezi hâline gelmesinde pâdişahların yanında devlet büyüklerinin de katkıları olmuştur. Şiir ve sanatla ilgili olmayanlar bile toplantılar düzenlemiş ve sanatkârları koruma yarışına katılmışlardır. Bunların içinde Sultan Bayezit ve Yavuz Sultan Selim devri kazaskerlerinden Müeyyedzade Abdurrahman (ö.1516), Taczade Cafer Çelebi (ö.1515); Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamlarından Remzî mahlasıyla şiirler de yazan Pir Mehmed Paşa (ö.1532), İbrahim Paşa (ö.1536), şairleri fazla sevmediği halde yine de onlardan yardımlarını esirgemeyen Rüstem Paşa (ö.1561), şeyhülislam ve büyük ilim adamı Kemâl Paşazade, kazasker Kadrî Çelebi, defterdar İskender Çelebi (ö.1535), nişancı Celalzade Mustafa Çelebi (ö.1567) ve Katibî mahlasıyla şiirleri de olan kapudân-ı deryâ (=kaptanı derya) Seydî Ali Reis (ö.1563) konaklarında sık sık toplantılar düzenleyen; şairleri, musikî ustalarını çevrelerinde toplayan devlet büyükleridir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yüzyılın başında, Sultan II. Bayezit devrinde İstanbul’a gelen Zatî, yeterli öğrenimi de olmadığı hâlde, yeteneği sayesinde 30-40 yıl boyunca bütün şairlerin hocası, yol göstericisi olmuştur
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yüzyılın son kırk yılında ise şiir tahtına Bakî oturmuş ve tartışmasız devrin sultanü’şşuarası olarak hükmünü sürdürmüştür. Anadolu sahasının en büyük şairi sayılan Bakî, hem kaside, hem de gazelde üstattır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Batı Türkçesi XV. yüzyılın sonunda Batı Oğuzca (Osmanlı Türkçesi) ve Doğu Oğuzca (Azeri Türkçesi) olmak üzere iki kola ayrılmış, XVI. yüzyıldan itibaren kuralları büyük ölçüde oturmuş iki ayrı yazı dili hâline gelmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Doğu Türkçesi ise XV. yüzyılda Ali Şir Nevayî’nin olağanüstü katkısıyla biçimlenen Çağatay edebiyatı çerçevesinde varlığını sürdürür. XVI. yüzyılda Çağatay edebiyatı, Nevayî etkisiyle eser veren şairlerin yanı sıra Kuzey Hindistan’da bir devlet kurmayı başaran Babür Şah tarafından temsil edilir. Siyasal çatışmalara rağmen kültür ve sanat alanında alışveriş devam eder.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
XV. yüzyılda Karakoyunlular (1351-1469) ve Akkoyunluların (1340-1514) egemenliğinde bulunan Azeri sahası, değişik dinî-mistik tecrübelerin bir arada yaşadığı, birbirinden etkilendiği ve zaman zaman siyasal otoriteye eklemlenerek, bazen de siyasallaşarak otoriteyi devralmak suretiyle egemenlik sağladığı bir bölgedir. Bu coğrafya, XVI. yüzyıldan itibaren Safevilerin egemenliğine geçmiş olmasına karşın bazı merkezlerin Osmanlı ve Safevi yönetimleri arasında el değiştirdiği bilinmektedir. Öyle ki Türk edebiyatının en büyük şairi Fuzulî (ö.1556), yaşadığı Bağdat ve çevresinin Akkoyunlu, Safevi ve Osmanlı yönetimi arasında nasıl el değiştirdiğine tanıklık etmiş ve bu devletlerin yöneticileriyle ilişki kurmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
XVI. yüzyılda yalnız Azeri sahasının değil, bütün Türk edebiyatının en büyük şairlerden biri olan Fuzulî yetişmiştir. XVI. yüzyılda Azeri sahası klasik Türk edebiyatının Fuzulî’den sonra en önemli temsilcisi, Hatayî mahlasıyla şiirler söyleyen Şah İsmail’dir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Şah İsmail seviyesinde olmasa bile Safevi hanedanı arasında Türkçe şiir söyleme geleneği Şah Tahmasb ve Sanî mahlasıyla şiirler söyleyen Şah Abbas tarafından sürdürülmüştür. Şah Abbas döneminden itibaren Erdebil Tekkesi’nin göçebe ruhunu kanatlandıran tasavvuf anlayışı, Safevi muhitlerinde büsbütün terk edilerek şiir, Şiiliğin Safevi yorumunu (gulat) yaymak için bir vasıta olarak kullanılmıştır. Bu dönemde Türkçe söyleyen şairler arasında şiirini bu doğrultuda kullanan bir şair de, aslen Bayburtlu olan Muhammed Emanî (ö.1608)’dir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 20 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 155 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.