İlyada hakkında bilgi veriniz.
Yayımlanmış cevap
Homeros’un Troya Savaşını anlatan destanıdır. Yunanca’da Odse ile birlikte en eski edebiyat olduğu düşünülen epik bir şiirdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
328 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Homeros’un Troya Savaşını anlatan destanıdır. Yunanca’da Odse ile birlikte en eski edebiyat olduğu düşünülen epik bir şiirdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Antik Yunan’dan neredeyse her türe at çok miktarda edebî kayıt bulunur ancak sıradan Yunanların bildiği ve anlattığı ekliyle bir Antik masalı korumaya yönelik tek bir girişim bulunmamaktadır. İncil geleneğinde de durum hemen hemen aynıdır. En iyi bilinen masal motiflerinin pek çoğunun varlığına dar fazlaca kanıt ve bazen de daha detaylı anlatıların pek çoğunun modern folklorda ana olduğumuz biçimler olarak tanındığına ilişkin göstergeler vardır. Yunan edebiyatının geneline dağılan sıradan referanslardan hareketle, modern Avrupa’daki köylüler arasında bilinen ve masala çok yakın olan bir şeyin, yalnızca çocukların değil aynı zamanda yetişkinlerin de eğlence kaynaklarından bir olduğu konusunda emin olabiliriz. Onlardan genellikle “koca karı masalları” diye bahsedilir ve onlar her türden mucizeyle doludur; ürkütücü hayvanları ve gulyabanileri de içeren geni bir diziyi barındırır. Antik Yunan masallarının gerçek doğası hakkında çok daha fazla bilgi edinmek için Yunan edebiyatının onları ele alı tarzı takip edilebilir. Onların genellikle tamamen farklı bir edebî çevreye uyarlandıkları gerçeğine rağmen, onların modern halk masallarıyla yakın benzerliklerin fark etmek kolaydır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yunanların bu eski hikâyelerinin, modern dünya tarafından en iyi şekilde tanınması Ovidius’un Metamorfoz adlı eseri aracılığıyla mümkün olmuştur. Hristiyanlığın ilk ve bir önceki inanç sisteminin son yıllarında yaşamı bu yetenekli yazar, eski mitolojinin içinden zengin çeşitlilik arz eden hikâyeler bir araya getirmiştir. Bunların çoğu benzer halk masalı motiflerine sahiptir ve bunların tamamı bir çeşit olağanüstülük çekmektedir. Onun hikâye seçimine yön veren genel ilke, hayvan ve insanların yaşamlarındaki modern koşullara açıklama getiren birtakım dönüşümlerin mevcudiyetidir. Yine de halk inancına duyulan bu yakınlıkla birlikte, Ovidus kendi öyküleme tekniği açısından geleneksel halk masalından oldukça uzaktır. O, kendileri belki de daha eski döneme at folklorun karmaşık biçimde yenden işlenmiş biçim olan eski mitler almış ve onları, bir zamanlar olmaları gerekenden çok daha uzaklaşmış biçimde yeni bir dünyevi atmosferde geri getirmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mitoloji Okulu, halk masallarını eski mitlerin parçaları olarak görüyordu. Bu okulun natüralist denilen bir şubesi, masallarda güne, bulut, yağmur gibi doğa olaylarını açıklayan mitlerin bulunduğunu söylüyorlardı. Antropoloji okulu se modern insana at masalların aynılarını vah olarak tanımlanan insanlar arasında da buluyordu. Edebiyat okulu ise halk masallarının kaynağını Hint’te aramıştı. Bazı İngiliz araştırmacıların temsil ettiği ritüelist ekol de halk masallarını bugün terk edilmiş birtakım mitlerin son izler ve alametler olarak görmeyi tercih etmişti (Boratav, 2001: 2).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sakaoğlu’na göre farklı birçok anlatma türüyle yakın ilişkisi olan masalın kaynakları konusu ile ilgili olarak farklı görüler ortaya konulsa da masal incelemelerinin çoğunda karımıza üç dönem çıkar: 1. Tarih Öncesi Görü/Mitoloji Okulu 2. Tarihî Görüş/Hindoloji Okulu 3. Etnografik Görü/Antropoloji Okulu
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hindoloji Okulu’nun temsilcileri de masalların kaynağını Hindistan olarak kabul eder. Bu okulun temsilcileri Theodor Benfey, Deslougehamps (Günay, 1975; Sakaoğlu, 1999), Sylvester Sacy, Emmanuel Qosquin (Sakaoğlu, 1999) olarak bilinir. Hindoloji Okulu’na göre masalların kaynağı Pançatantra’dır. Ezop fablları dışındaki bütün masalların kaynağı bu görüşle Pançatantra’ya bağlanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hindistan kaynaklı masallar batıya üç yolla göç etmiştir: 1. Masalların bir kısmı onuncu yüzyıldan önce sözlü gelenekle batıya gelmiş, 2. Bir kısım masallar onuncu yüzyıldan sonra İslamiyet’in etkisiyle Bizans, İtalya ve İspanya yoluyla Avrupa’ya taşınmış, 3. Budist malzeme ise Çin ve Tibet’ten Moğollar yoluyla Avrupa’ya aktarılmıştır. İranlıların Tutiname’si, Arap ve Yahudilerin yazmaları bu yolla geçenler arasındadır (Günay, 1975: 18; Sakaoğlu, 1999: 7-8).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Antropoloji Okulu’nun temsilciler Edward Taylor, Andrew Lang (Günay, 1975; Sakaoğlu, 1999) ve M. Lennan gibi araştırmacılardan oluşmaktadır. Bu görü, ayrı kültür seviyesindeki insanların ortak inanç ve adetlere sahip olduğunu, kültürün paralel olarak gelmesi sonunda benzer masalların ortaya çıktığını savunur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Propp’un aktardığına göre Wundt, masalları kategorilerine göre yediye ayrılır: 1. Konularını mitolojiden alan masal ve fabllar 2. Konuları tamamen olağanüstü olan masallar 3. Biyoloji ile ilgili masal ve fabllar 4. Konuları tamamen hayvanlarla ilgili masallar 5. Konuları “mene” le ilgili masallar 6. Güldürü masalları ve fablları 7. Eğitim amaçlı fabllar Propp, bu sınıflamayı da yeterli bulmaz, hayvanlarla ilgili fabllarla eğitim amaçlı fabllar arasında bir fark olmadığı düşüncesindedir (Propp, 1987: 15).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Batıda masallar üzerine ilk sistemli araştırmalar 19. yüzyılda başlamıştır. Masalların kökenin ilk araştıran da Wlhelm Grimm’dr. Grimm’n öncüsü olduğu mitolojik Okul sonradan Max Müller gibi araştırmacılarca geliştirilmiştir. Bazı baka araştırmacılar, Avrupa masallarının kökenini Hindistan’da aramışlardır. Bu görüşün dünyaya yayıldığını, Hindistan’ın da bu merkezlerden biri olabileceğini ileri sürmüştür. Masalların kökenini toplulukların aynı ve törenlerinde arayan araştırmacılar da vardır. Sigmund Freud masalları bastırılmış isteklerin düş biçiminde ortaya çıkması olarak açıklamış, kendisini izleyen Alman halkbilimci Fredrch von der Leyen de masallardaki düş ögesini vurgulayan bir kuram geliştirmiştir. Freud’un yanı sıra Carl Jung ve Bruno Bettelhem gibi, 20. Yüzyıl psikologları da masallarda işlenen ögeler insanın evrensel arzu ve korkularının ifadesi olarak yorumlamışlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Oğuz masal araştırmaları tarihini Binbir Gece Masalları üzerinden çözümlediği “Sözlü ve Yazılı Yayılma Kuramları ve Binbir Gece Masalları” adlı makalesinde masal araştırmaları tarh hakkında şu bilgileri verir: Jacob Grmm’n 1835 yılında Alman mitolojisini yazarken, tarihi yeniden kurmak isteyen ve Alman ırkının kökenlerini Hindistan’da arayan ilk önerler, yaklaşık yirmi yıl sonra millettaşı Max Müller (1823-1900) tarafından mitlerin kökenler üzerine Hint-Avrupa kuramı le daha güçlü tezlerle bilim dünyasına taşınmıştır. Onun görüşüne göre masallar, Hint-Avrupa Güneş Mitleri’nin “dil arazı” olarak adlandırdığı dilsel yanılsamalarla bozulmuş biçimleriydi ve Hindistan kökenli Aryan ırkı bu mit ve masallarla birlikte Asya ve Avrupa’ya doğru göç etmiştir. Masalların yayılmasını sağlayan ilk ve ana dalga bu göçle gerçekleşti.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Öncülüğünü İngiliz folklorcu Andrew Lang (1844-1912) ve E. Tylor’ın ( 1832-1917) yaptığı ve Fransız folklorcuları Arnold Van Gennep (1873-1957) ve Paul Saintyves gibi mit-ritüel ilkesine eğilen araştırıcıların antropolojik veya etnografik kuramı, Jacob Grmm ve Max Mülller’n yayılmacı kuramına karı oluşuyla öne çıkmıştır. Onlara göre masal tipleri alegorik değillerdir ve her kültürde bulunan popüler ritler içindeki seremonyal kişiliklerin izlerini taşıyan anlatı kahramanlarıydı. Bu seremonyal kişilikler her kültürde her rit içinde bulmak mümkündü ve bunların bir merkezden yayılmaları gerekmemekteydi. Bu nedenle her benzerliğin bir köken birliğine işaret ettiği savunulamazdı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Masal araştırmaları tarihine “Tarihî-Coğrafi Fin Yöntem”, “Karşılaştırmalı Kuram” gibi adlarla gren ve masaldaki varyantlamayı “göç” yaklaşımıyla açıklamaya çalışan “dalga kuramı”, günümüze kadar etkisini sürdürdü. Bu kurama göre, masal gibi sözel anlatıların doğduğu bir yer ve o yerden suya atılan bir taşın yaratmış olduğu dalga benzer yayılıı söz konusuydu. Masal araştırmacısı, bu dalgayı tersine izleyerek taşın atıldığı yer yan masalın doğduğu yer bulabilirdi. Masalın bu ilk biçim “ur-form” olarak adlandırılıyordu. Türkçesi Halk Edebiyatının Motifindeki olan altı ciltlik anıtsal eserinde Stith Thompson (1885-1976), halk edebiyatı motiflerinin yeryüzündeki dağılım ve yayılımını göstererek, bir anlamda bu kuramın kılavuz kitabını hazırlamıştır. Bununla birlikte bir masalın urformunu bulmaya yönelik girişimler, varyantların çokluğu, yayılmanın çok yönlülüğü ve nihayet konunun sözel metinlerle ilgili oluşu, sonuca ulaşılamamasına neden olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Günümüz Folklor Kuramlarında Amerikalı araştırıcı R. M. Dorson’un (1916-1981) aktardığına göre Avusturyalı Albert Wesselski (1871-1939) Fin kuramının zayıf yönlerine eleştiri getirirken C. W. von Sydow’dan daha farklı bir konuya dikkat çeker ve masalların edebi versiyonlarının yayılma üzerindeki etkisin vurgular. Ona göre masallar yazılı metinlerin dilden dile çevrilmesiyle bir kültürden diğerine geçtiği için sözlü yayılmayı takip etmek imkânsızdır (Oğuz, 2010b).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Masallarla ilgili ilk sistematik çalışmaları Grimm Kardeşlerin yaptığı belirtilmişti. Grimm kardeşler, Alman masallarını derleyerek bu masalları incelemiş ve masalların hem dilbilmsel hem de mitolojik incelemelerin yapmışlardır. Masal onların aracılığıyla Avrupa’da bu denli popülerleşti. Bu nedenle, masalın Avrupa tarihindeki yerini Grimm kardeşlerin popülerliğin göz önünde bulundurarak değerlendirmek gerekir. Grimm kardeşlerin çalışmaları üzerinden Avrupa masal tarihini anlamlandırmak mümkündür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Zipes, masal anlatma ve yazma geleneğinin Avrupa’da ilk önce İtalya’da gelmesinin nedenin o dönem İtalyan şehirlerindeki ticari hareketliliğe bağlı olarak artan okuryazar oranıyla ilişkilendirir. O dönem İtalya’sında sarayda ve şehir merkezlerinde kültürel etkinliklerin yoğun oluşu da insanlar arasında hikâye ve masal anlatmayı teşvik edici unsurlardan sayılmalıdır. Şehir hayatındaki kültürel zenginlik ve seyahat eden hikâye anlatıcılarının çokluğu bu durumu yaratmış olmalıdır. Ona göre, kesin olarak belgelenmem olsa da dönemin İtalyan yazılı masalları tüm Avrupa’da basılı bir biçimde dolaşmaktadır (Zipes, 1999: 11).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fransa’nın masal geleneğinin güçlenmesinin pek çok nedeni vardır. Her şeyden önce, Fransa o dönem Avrupa’sında güçlü bir ülkedir ve Fransızca, soylular arasında en çok tercih edilen dil konumundadır. Ayrıca matbaanın o dönemde basılı eserlerin dolaşımına olan katkısı ya da o dönem Fransa’sında kültürel faaliyetlerin yoğunluğu da bunu destekleyen unsurlardandır. Tüm bunlar birleştiğinde Fransa, masal geleneğinin gelebilmesi için en uygun iklime dönüşmüştür (Zipes, 1999: 12). Ama bu türün popülerleşen isim Charles Perrault olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türk masalları se 18. yüzyılın sonlarında, Batılı araştırmacıların ilgisin çekmeye başlamıştır. Türk masalları üzerine yayınlanmış en eski derleme, Fransa Kralı XVL Lous’nin çevirmen ve yazmanı M. Degon’a aittir. Nouveaux Contes Turc et Arabes (1781, Yen Türk ve Arap Masalları) adlı bu yapıtının ikinci cildinde, üç Türk masalı yer alır. V. Radlof ’un, Türk Halk Edebiyatından yaptığı derlemeleri içeren 10 ciltlik Proben der Volkslteratur der Türkschen Stamme (1866-1907, Türk Kavimlerinin Halk Edebiyatından örnekler) adlı yapıtıyla, Macar Türkolog I. Kùnos’un 1887-1907 arasında be cilt olarak yayımlanan masal kitaplarında da, Anadolu ve Rumeli’den derlenmiş çok sayıda masal bulunmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Milletlerarası Masal Kataloğunda masallar şu ana çeşitlere ayrılmıştır: 1. Hayvan Masalları, 2. Asıl Masallar; Olağanüstü Masallar, Gerçekçi Masallar, 3. Güldürücü Hikâyeler, Nükteli Fıkralar, Yalanlamalar, 4. Zincirlemeli Masallar
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türkiye’de masal araştırmaları tarh çoğunlukla sözlü bir tür olarak kabul görmüş ve yazılı bir türe dönüştürülmesi fikir üzerinde çok da fazla durulmamıştır. Elbette Ziya Gökalp, Nihal Atsız, Eflatun Cem Güney gibi isimlerin bu konuda çalışmaları olmuştur. Ne var ki bu çabalar cılız kalmış, ötelenmiş ya da sonradan sürdürülememiştir. Oysa Türk coğrafyasında onuncu yüzyıldan itibaren dolaşımda olan pek çok masal ya da anlatı türünün çevirileri ve özgün ürünler bulunmaktadır. Masal on dokuzuncu yüzyılda halkbilimcilerin araştırma sahasına girene kadar sözlü kültürde olduğu kadar yazılı kültür alanında da çiçeklenmiş ve renklenmiş bir türdür. Ancak o günden beri masal, sadece sözlü yayılımı dikkate alınan bir tür olarak algılanmaya başlanmıştır. Fakat bu durum oldukça erken bir tarihten itibaren değişmiştir; sonrasında halkbilimciler masalların kökenin aramaktan ya da motiflerini tespit etmekten vazgeçerek masallarla ilgili farklı çalımalar yapmaya başlamışlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türk masalları üzerine son dönemde yapılan çalışmalara bakılacak olursa burada Pertev Nal Boratav, Mehmet Tuğrul, Sam Sakaoğlu, Bilge Seydaoğlu ve Umay Günay’ın çalışmaları öncelikle kaydedilmelidir. Bu ilk çalımalar içinde A. Aarne ve S. Thompson’ın dünya masallarını konu alan çalışmalarındaki eğilimlerin dikkate alan ve Türk masallarına uluslararası bilim terminolojisi le yaklaşan ilk önemli eser olarak Eberhard-Boratav kataloğu kaydedilmelidir. (Aça vd., 2010: 154). Boratav’ın Az Gittik Uz Gittik ve Zaman Zaman İçinde adlı eserler de yayımlandıkları dönemde masal araştırmaları bakımından öncü özellikleriyle önemli bir boşluğu doldurmuştur. Halk edebiyatının akademikleşme sürecinde se Mehmet Tuğrul, Sam Sakaoğlu, Bilge Seydaoğlu ve Umay Günay’ın doktora tez olarak hazırladıkları, alandan derlenmiş metinlere dayalı masal çalışmaları, günümüzdeki çalışmaların temelin oluşturmuştur (Aça vd., 2010: 154-155).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Digeon, 1781 yılında yayınladığı ve içinde be masal bulunan eserinin ikinci cildinde; Halil, Şirvanlı Tüccar ve Derviş isimli üç Türk masalına yer vermiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ziya Gökalp 1922’de Türk masallarını yenden yazıp önce Küçük Mecmua’da daha sonra da “Altın Işık” adlı kitapta toplamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Pertev Naili Boratav, derlediği masalları bir araya getirerek masal araştırmalarına önemli katkı sağlamıştır. Türk masalları layıkıyla ilk kez DTCF Türk Edebiyatı ve Folklor kürsüsünde derlenmiş ve kapsamlı bir folklor arşiv oluşturulmuştur. 1946 yılında Türk masalları Pertev Naili Boratav’ın öncülüğünde 378 tip ile sınıflandırılarak Dünya Masal Kataloğuna sokulmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Jacob ve Wilhelm Grimm
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?