19. Yüzyılın başında Osmanlı Devleti’nin yaklaşık yüzde kaçı gayrimüslimlerden oluşmaktaydı?
Yayımlanmış cevap
Nüfusun yaklaşık yüzde 40’ı gayrimüslimlerden oluşmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
266 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Nüfusun yaklaşık yüzde 40’ı gayrimüslimlerden oluşmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mustafa Reşid Paşa İngiliz taraftarı iken Âli Paşa ise Fransız politikasına yakın durur. Osmanlı devlet yönetiminin Avrupa usullerine göre şekillenmesi gerektiği konusunda kararlıdır. Mustafa Reşid Paşa kadar ilerleme konusunda net ve tutarlı değildir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mithat Paşa’nın siyasi düşüncesi üç ayaklı bir temel üzerine oturur: Osmanlıcılık, meşveret/meşrutiyet ve genişletilmiş bir adem-i merkeziyet (yerinden yönetim). Mithat Paşa medeniyet ve terakki, ulûm ve fünûn, kanun ve hürriyet gibi hususlarda tipik bir Tanzimat adamıdır. İslamiyet’le barışıktır. Osmanlıcılık (İttihat-ı Osman) siyasetine ve müsavat (eşitlik) prensibine yürekten bağlıdır; bu bağlılığını icraatıyla da ispatlamıştır. Âli ve Fuat Paşa’dan farkı bir siyasi rejim olarak Meşrutiyet’in gerekliliği hususundadır. Kavimlerin bir arada ahenk içinde yaşayabilmesini (imtizâc-ı akvam) mümkün kılan mekanizmanın anayasal düzen, meşrutiyet olduğu noktasında tam inanç gösteren Mithat Paşa, Kanun-ı Esasi’nin özünü de imparatorluk coğrafyası içindeki bütün halkların Osmanlı bayrağı altında eşit bir biçimde yaşamasında bulur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Her toplumun iklimsel ve coğrafi nedenlerden dolayı farklı siyasi biçimlerde yönetilebileceğini düşünen Fransız politik düşünürü Montesque, kuvvetler ayrılığını savunmuştur. Rasyonalizmin öngördüğü her toplumun akıl ekseninde aynı şekilde yönetilebileceği düşüncesine karşı çıkar. Düşünceleriyle Tanzimat aydınının fikirlerinin gelişmesinde önemli bir rol oynar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Âli Paşa’ya göre İslam devletini ve milletini kurtarmak için ufak tefek sakıncalara bakılmamalıdır. Asıl olanı korumak için ayrıntılardan belli bir dereceye kadar fedakârlık etmek gerekmektedir. Osmanlı Devleti’nin karşı karşıya bulunduğu felaketler karşısında, “devlet gemisini kurtarmak için bir yük atmakta” duraklamamalıdır. Bir başka ifadeyle “en az kötüyü benimsemek hükmünde” (ehven-i şer) olan bu tedbirler benimsenmezse İslam devletlerinin en büyüğünün varlığı tehlikeye girer. İslam devleti çöker ve İslam milleti istiklalini kaybeder. “Devlet- Aliyye’ye bir hal olursa, din ve milletimiz tamamen sahipsiz kalır ve birliği berbat olur. Bu nedenle şimdiki durumumuzu bulunduğumuz yüzyılın gereklerine elden geldiğince eriştirmek farz derecesini geçmiştir” diye düşünür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Islahat Fermanında Tanzimat Fermanından farklı olarak bir bütçe yapılması ve ekonomik kalkınmaya dair ifadeler vardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu soru grubun bürokratların ortak özelliği henüz yirmili yaşlarında Avrupa ülkelerine gitmiş, Batı medeniyetinin ve bu medeniyetin dinamiklerinden biri olan siyasi yapının farkına varmış olmalarıdır. Hatta zaman zaman Batılı bir yaam tarzını da benimsemeye başlamış, başta Fransızca ya da İngilizce olmak üzere en az bir lisan bilen, iyi eğitimli devlet adamlarıdır. Tanzimat projesinin yürütücüleri olan, bürokrasiden yetişme devlet adamlarının zihnî yapıları, dünya görüşleri, siyasi düşünceleri 1700’lerden beri gelen ıslahat hareketlerinin geçirdiği aşamaların bir muhasebesidir. Devletin iç ve dış problemler karşısında ne yapılması gerektiği hakkında, hemen hemen hepsi aynı fikirde buluşur. Tanzimat aydınlarının ülkenin siyasi yapısının problemli olduğu, gidişatın iyi olmadığı ve acilen bir şeyler yapılması gerektiği noktasında hemfikir olduğu açıktır. Ancak sorunlara buldukları çareler noktasında birtakım farklılıkları vardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İslamcılık Türkiye'de Namık Kemal, Ziya Paşa, Ali Suavi, Mizancı Murat gibi Tanzimat yazarları tarafından tohumları atıldıktan sonra Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad, Volkan vb. dergilerde toplanan yazar, şair düşünce ve din adamları tarafından etkili olarak II. Meşrutiyet Dönemi’nde güçlenir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Şinasi’nin Yen Osmanlı düşüncesinin gelişimine en büyük etkisi gazetecilik faaliyetleriyle olmuştur. İstanbul’da Âli Paşa tarafından desteklenen La Turque gazetesine karşı Presse d’Orent adlı bir gazete çıkmaktadır. Şinasi, Kuleli Vakası sırasında kapatılan bu gazetede şiirlerini yayımlar. Bu gazetenin devamı olarak 1860’ta Courrer d’Orent adında yeni bir gazete çıkmaya başlar ki aynı tarihlerde yayımlanmaya başlanan Tasvir-i Efkâr’la birlikte bu iki gazete genç kuşağın, “efkâr-ı serbestâne” (serbest düşünce) yanlılarının toplandığı çevre olur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İslamcılık akımının babasının Afgânî olduğu şeklinde yaygın bir görüş varsa da, esasen akımın temellerini Yeni Osmanlılara götürmek gerekir. Bu isimlerin başını da Namık Kemal, Ziya Paşa, Ali Suavi ve Mizancı Murat çeker.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ahmet Cevdet Paşa’nın Türk düşünür dünyasına en büyük katkısı Türkçenin bir bilim dili olabileceğine dair yazı ve görüşleri olarak değerlendirilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fuat Paşa’ya göre Osmanlı’nın varlığını sürdürebilmesi için siyasi ve idari kurumlarının bir an önce Avrupa’daki gibi bir yapıya kavuşturulması gerekir. Henüz seküler bir söylem mevcut olmadığından İslamcılarda da görüleceği üzere Fuat Paşa da yapılmak istenen ıslahatları İslamiyet’le bağdaştırmaya çalışır. Girişilen bütün yenileşme hareketlerinin İslam’ın kurtuluşu olacağını ifade eder. Fuat Paşa’nın görüşleri büyük ölçüde Âli Paşa ile paraleldir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mithat Paşa tıpkı diğer Tanzimat aydınları gibi devletin ve milletin içinde bulunduğu siyasi, sosyal ve ekonomik buhrandan çıkış yollarını arar. Devlet yönetiminin bir an önce kanunsuzluktan ve keyfilikten kurtulması gerektiğine inanır. Başta gayrimüslim ayrılıkçılığı olmak üzere ekonomik ve dar meselelerin çözüm yolu ise hiç kuşkusuz “meşrutiyet”ten geçmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mustafa Reşid Paşa parlak zekâsı ve kuvvetli şahsiyetiyle vazgeçilmez bir devlet adamıdır. Ancak onun bir İngiliz hayranı ve taraftarı oluşu, Tanzimat ideallerine sıkı bağlılığı bazı çevrelerin hoşuna gitmez. Sık sık görevlerinden azledilip yeniden atanmasının arkasında yatan sebep bu olabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Osmanlı, Kutsal İttifak Devletleri (Avusturya, Venedik, Lehistan) ile imzaladığı Karlofça Antlaşması (1699) ile ilk toprak kaybını yaşar. Gerileme Dönemi de böyle başlar ve yavaş yavaş başka topraklar da kaybedilir. Ancak bunların hiçbiri Osmanlı için 1829’da Yunanistan’ın bağımsızlığını elde etmesi kadar dramatik olmamıştır. Çünkü yüzlerce yıl tebaası konumunda olan bir halk artık bağımsızlığını ilan etmiş ve kendi devletini kurmuştur. Bu aynı zamanda Osmanlı’nın milliyetçilikle tanışması olur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Şinasi’ye göre Reşid Paşa Tanzimat’la topluma ve devlete yeni ve güzel bir düzen getirmiştir ki toplumun bu yeni düzenle kazandığı mutluluk, tıpkı Muhammed Peygamber’in dönemindeki (asr-ı saadet) gibi huzur ve refah doludur. Buna benzer pek çok beyitte Reşid Paşa, Tanzimat’ın banisi olarak Şinasi tarafından övülür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tanzimat ve Islahat Fermanları son tahlilde toplumu yen bir medeniyet dairesinin içine sokmuştur. Özellikle Islahat Fermanı ne misyonerlik vb. faaliyetler için tam özgürlük isteyen Avrupalıları ne de kendilerine hiçbir kazanım getirmeyen Müslümanları memnun etmiştir. Ancak gayrimüslimler askerlik vazifesinin kendilerine de getirilmiş olmasının dışında fermandan Müslüman halka göre daha hoşnuttur. Dolayısıyla Tanzimat ve Islahat’ın iyi niyetli bir gayret olmasına rağmen Müslüman ve gayrimüslimler arasındaki ayrılmayı hızlandırdığı da söylenebilir. Neticede yavaş yavaş Müslümanlar arasında fermandan duyulan rahatsızlık dillendirilmeye başlanır. Ferman, “İmtiyaz Fermanı” olarak nitelendirilir. Yine başta devlet yöneticileri olmak üzere tepeden aşağıya doğru bir alafrangalaşma, aşırı Batılılaşma ve millî benlikten kopma olduğu eleştiriler artar ve bir muhalif cephe oluşmaya başlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İslamcılık akımının doğuşunu ve gelişimini hızlandıran iki olay Tanzimat Fermanı ve Islahat Fermanı’dır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Şinasi ardılları olan Namık Kemal ve Ziya Paşa’ya göre daha seküler bir dünya ve siyaset anlayışına sahiptir. Deizme uzanan bir inanç yapısına sahip olan Şinasi, Namık Kemal ve Ziya Paşa’dan farklı olarak Batı ve Doğu’yu sentezlerken onlar kadar dinden referanslar bulmaya çalışmaz. Bu bakımdan Cumhuriyet Dönemi’nde resmî devlet politikası olacak laiklik ve ulusçuluğun temellerinin aslen Şinasi tarafından atıldığını söylemek yanlış olmaz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Namık Kemal “Vâveylâ”, “Vatan Türküsü”, “Hilâl-i Osmânî” gibi şiirleri olmak üzere çeşitli gazel ve kasidelerinde bu temayı işlemiştir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Abdülaziz Feriye Sarayı’nda iki bileği kesik bir hâlde bulunur (1876). İntihar mı yoksa cinayet mi olduğu bilinmeyen ancak hep Hüseyin Avni Paşa’nın azmettirdiği rivayetiyle anılan bu olay tarihe Feriye Vak’ası (Olayı) olarak geçer.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
28 Çelebi Mehmet’in elçi olarak görevlendirilmesinin ardından elçilik ya da öğrenim görmek üzere Avrupa’nın çeşitli yerlerine gidip Batı ile temas kurduktan sonra onların üstünlüğünü görenlerin sayısı gittikçe artar. Kısa zaman sonra Batı karşısında medeni olarak geri kalmışlık Osmanlı aydını tarafından daha net dillendirilen bir şey olur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İslamcılık düşüncesi “asr-ı saadet” düşüncesine dayanır. Bozulan devlet düzeninin İslam’ın altın çağı olan Hz. Muhammed ve dört halife dönemlerinin nizam anlayışına yeniden döndürülmesini hedefler. Çünkü “asr-ı saadet”, bedevi, çökmüş bir toplumdan ilmi, mimarisi, edebiyatı ve sanatıyla bir medeniyet çıkarmayı başarabilmiştir. Bu nedenle İslam dünyası içtimai bütünlüğünü sağlayan hasletlere, Kur’an ve sünnete, Selef-- Salih yoluna dönmelidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türk şiirinin Tanzimat Dönemi’ndeki mizah alanda en etkili şairlerinden biri olan Ziya Paşa, Zafername’sinde Fuat Paşa gibi dönemin diğer birkaç paşası ile birlikte Âli Paşa’yı da över gibi görünerek alaya alır. Âli Paşa’nın Girit meselesini hallediş biçiminden, yapmacık kibarlığına kadar pek çok şeyiyle dalga geçer. Zafername Tanzimat bürokratlarının üzerinde odaklanıp yavaş yavaş etkisini artırmaya başlayan muhalif sesin de bir göstergesidir. Ağır söylemiyle Ziya Paşa hicvinin de en keskin örneğidir denilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Felatun Beyle Rakım Efendi
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?