Tanzimat’ın dönemleri nasıl ifade edilmiştir?
Yayımlanmış cevap
1839-1856 arasını Tanzimat’ın birinci dönemi, 1856-1876 arasını ikinci dönemi olarak değerlendirmek genel ve yaygın yaklaşımdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
266 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
1839-1856 arasını Tanzimat’ın birinci dönemi, 1856-1876 arasını ikinci dönemi olarak değerlendirmek genel ve yaygın yaklaşımdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1876 öncesi Tanzimat’ın birinci kuşağı, 1876 sonrası Tanzimat’ın ikinci kuşağı kabul edilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fermanın halka anlatılması için hükümet olağanüstü gayret sarf etmiş, ferman ertesi gün Takvim-i Vekayi’de yayımlandığı gibi, eyaletlere ve sancaklara gönderilerek vergi ve askerlik konusundaki düzenlemelerin beklenmesi, diğerlerinin hemen uygulanması emredilmiştir. Gülhane Hattı’nın yeni devrin başlangıcı olduğunun anlaşılması için çaba harcanmıştır. Müslümanlar gayrı müslimlere verilen izinlerden memnun olmamıştır. Müslümanların gavurlarla aynı seviyeye indirildiği, Hatt’ın ilanının İngiliz siyasetinin sonucu olduğu düşünülmüştür. Tanzimat’ın öngördüğü mal, dar ve askerî yenilikler imparatorluğun her yerinde aynı anda yürürlüğe konulamamıştır. Fermanın uygulamaya geçirilmesi sırsında din farkı gözetilmeksizin bazı vergi düzenlemelerinin yapılması toplumda tepki görmüştür. Bu bahanelerle isyanlar çıkmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tanzimat Fermanı’ndan 17 yıl sonra, 28 Şubat 1856’da yayımlanan bu ferman Sultan Abdülmecit’e aittir. Babıali’de bütün nazırların, Şeyhülislâm’ın, yüksek rütbeli memurların, patrik, hahambaşı ve diğer cemaat ileri gelenlerinin önünde okunduktan sonra, Paris Antlaşması’nı hazırlamakta olan devletlere bildirildi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Islahat Fermanı’nın ilanı öncesindeki en önemli sorun, hatta doğrudan doğruya fermanın hazırlanmasında, ilan edilmesinde etkisi olan olay Kırım Savaşı olarak bilinen ve Avrupa devletlerinin de karışıp taraf olduğu Osmanlı-Rus Savaşıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hristiyan tebaanın istemediği zorunlu askerlik teklif uygulamada ilk defa olarak bedelli askerliğe dönüştürülmüş, bu uygulamadan kısmen Müslümanlar da yararlanmışlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Islahat Fermanı görünüşte bütün Osmanlı tebaasını din, millet gibi herhangi bir ayırım gözetmeksizin kaynaştırmayı amaçlamışolmasına karşın bu yönde bir sonuç doğurmamıştır. Denilebilir ki Osmanlı devlet yöneticileri bakımından tıpkı Tanzimat Fermanı gibi Islahat Fermanı’nın da düşünsel arka planını Osmanlılık düşüncesinin yerleşmesi oluşturuyordu. Bu hedef sağlanamamış, aksine ayrılıkçı fikirlerin gayrimüslümler arasında giderek daha fazla yaygınlaşması önlenememiştir. Ayrıca, Fermanla ifade edilen eşit haklar, sağlanacak imtiyazlar sanki daha önceki sistemde gayrimüslümlere haksızlık yapıldığı gibi bir yanlış algının oluşmasına sebep olmuştur. Bu da doğal olarak yabancı devletlerin Osmanlı Devlet üzerinde baskı yapma bahanelerini artırmış oldu. Islahat Fermanı’nın önemli sonuçlarından birisi de gayrimüslümlerin kendi meclislerini oluşturup, kendi yasalarını yapmalarına imkân hazırlamışolmasıydı. Böylece kendi meseleleri ile ilgili kararlar alabilmiş; nahiye, vilayet ve Ahkâm-ı Adliye meclislerinde üye bulundurma yetkileri kazanmışlardı. Onların kendi cemaatler için hazırladıkları Rum Patriği Nizamatı (1862), 4 Ermeni Patriği Nizamatı (1863), Hahamhane Nizamatı (1865) Avrupa tarafından âdeta bu toplulukların kendilerine özgü anayasası (consttuton) olarak algılanmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tanzimat ve Islahat fermanları Türk tarihinde ilk defa olarak III. Selim ve II. Mahmut dönemlerinde başlayan ve Batı’yı genel bir model olarak kabul edip Osmanlı Devleti’ni bu modele göre dönüştürme düşüncesinin hukuk biçimi içerisindeki ilk temel metinler olarak kabul edilirler. Bu metinlerin temel teklifler arasında bulunan can ve mal emniyeti, bir taraftan bürokratları, devletin işleyişinde rol alan kimseler uygulamalarında koruma altına alırken daha önce mutlak biri iradeye sahip olan padişah ise kendi yetkilerini kısıtlamayı kabul ediyordu. Böylece devlet mekanizmasıyla hanedan üyeler arasındaki kurumsal aynilik yerini bir tür ikiliğe bırakmaya başlıyordu. Babıali süreç çerisinde yeni bir yönetim merkezi halini alıyordu. Aynı şekilde Batı’daki örneklerinde de görüldüğü üzere mülkiyetin yasal koruma altına alınması da orta sınıfların oluşması ve gelişmesi için bir zemin oluşturmaya yarayacaktı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1876’da ilan edilecek olan I. Meşrutiyet’e kadarki döneminde Vilayet Nizamnamesi ile dar yapı değiştirilmişve eyaletler kaldırılarak Cumhuriyet kurulduktan sonra da kimi değişikliklerle sürdürülecek olan il, sancak, kaza, nahiye ve köy yönetim birimleri oluşturulmuştur. Bu çerçevede il genel meclisleri kurulmuştur. Batılı örneklerine benzer bir teşkilat yine bu dönemde tesis edilmiştir. Bugünkü Danıştay’ın görevini, yönetimle ilgili yargı konularını ele alan ve hükme bağlayan Şûrâ-yı Devlet ile bugünkü Yargıtay’ın görevini üstlenen Ahkâm-ı Adliye’nin kurulması yargı ve yürütmenin birbirinden ayrılması anlamına gelmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Klasik Osmanlı Devleti’nin en güçlü uygulamalarından birisi yönetim altındaki yerlerde bulunan halka, din veya etnik yapı ayırımı yapmaksızın diledikleri gibi yaşamalarına zemin hazırlamışolmasıdır. Özellikle Fatih zamanından itibaren uygulanan ve Batılı tarihçiler tarafından “millet sistemi” olarak adlandırılan bu sistemin temeli, devletin yönetimi altındaki vatandaşları Müslüman ve gayrimüslim olarak ikiye ayırıp, gayrimüslimler de kendi aralarında mensup oldukları cemaatlere göre değerlendirmesine dayanır. Buradaki millet sözcüğünün anlamı cemaat demektir ve tamamen dini bir anlam ifade etmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gayrimüslim ahali Ortodoks milleti, Katolik milleti, Ermeni milleti, Yahudi milleti gibi dini cemaatlere göre tasnif edilmiştir. Devlet bu cemaat mensuplarının hukuki işlemlerini kendi cemaatleri içinde yapmalarına, askerlik görevinden muaf olmalarına, belirli bir vergi karşılığı olarak izin vermiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Önce Tanzimat Fermanı’nda örtük biçimde, sonra da Islahat Fermanı’nda açıkça din ayrımı gözetilmesinden vazgeçildiğinin belirtilmesi ile bu geleneksel uygulama da kalkmış oldu. Böylece Tanzimat Döneminin önemli özelliklerinden birisini, din referanslı toplum ve devlet yapısından uzaklaşmaya çalışmak oluşturur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu süreçte yeni bir eğitim sistemi, yeni ve bağımsız yargı sistemi ve yeni bir idari mekanizma Osmanlı Devleti’nde bazen özünü yitirmişolarak Batı’dan alınıp uygulamaya sokulurken temel zihniyet modern bir devlet yapılanmasını sağlamaktı. Bununla birlikte eski yapının da varlığını devam ettirmesi Tanzimat Döneminin karakteristik özelliklerinden birisi olan zihniyet ikiliğini ortaya çıkarmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Devlet ile uyruğu arasındaki ilişkiyi yeniden belirleyen ve millet sisteminin terki anlamına gelen din farkı gözetilmeksizin bütün vatandaşların devlet karşısında eşit olduğu ilkesi yakın ve hatta orta vadede Osmanlı Devleti’nin yararına bir sonuç doğurmamış; tam aksine toplumda tepkilere sebep olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Edebiyatta karşılığını bulacak olan ve modernleşmenin özünü oluşturan olgulardan ziyade, giyim kuşam vb. daha çok görüntüye ait yüzeysel etkenlerin toplum içerisinde görünürlük kazanması da modernleşmenin tartışmalı ve gerilimli bir süreç olmasına yol açmıştır. Başarılması halinde devletiyle iyileştirip, toplumu geliştirebilecek olan birçok yararlı düzenleme bu tür ikincil tartışmalar arasında harcanmıştır, denilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Devlet memurları arasında yaygınlaşan modaların masrafları artırması, rüşvetin önüne geçilememesi, vergilerin toplanmasında başarı sağlanamaması bu dönemde ahlaki bir çöküntüye de yol açmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İleride emperyalizm adı verilecek olan, başka ülkelerle ilişkilerin tamamıyla ekonomik çıkarlar üzerinden sürdüren Batılı devletlerin Osmanlı Devleti karşısındaki tutumu da bu süreçteki iyileştirmeler konusunda devlet bürokrasisinin tereddütlü davranmasına yol açmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Başta Fransa’da elçi olarak görevlendirilen Yirmisekiz Çelebi Mehmet’in (ö. 1732) Paris Sefaretname’si başta olmak üzere, Batı’ya dair gözlemlerin etkisiyle başlayan Lâle Devri, özellikle matbaanın İstanbul’da kurulması, bir tercüme heyetinin oluşturulması gibi olaylar Batılılaşma hareketlerinin başlangıcını oluşturur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
III. Selim döneminde yapılan önemli uygulamalardan birisi Avrupa başkentlerinde daimi elçilikler açılmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
15. yüzyılda Osmanlı topraklarına katılan ve 18. yüzyılın ortalarına kadar sorunsuz bir biçimde yönetilen Sırp halkı, bu yüzyıldan sonra Osmanlı yönetimine karşı sorun çıkarmaya başlamıştır. Bölgenin Osmanlı, Rus ve Avusturya ordularının savaş alanı haline gelmesi, bu iki devlet tarafından Türkler aleyhine kışkırtılmaları ve giderek yükselen milliyetçi duygular sebebiyle merkezî yönetime karşı hareketleri, bölgedeki Osmanlı devlet görevlilerinin halka kötü davranmasıyla da isyan noktasına kadar yükselmiştir. III. Selim zamanında bölgedeki yeniçeri dayılarını sultana şikâyet eden Sırp ileri gelenlerinden bazılarının dönüşlerinde öldürülmesi üzerine 1804’te yeniçerilere karşı başlatılan ayaklanma zaman içerisinde Osmanlı yönetimine yönelmiş ve bağımsızlık taleplerine dönüşmüştür. Kısa süre içerisinde Avusturya, Rusya ve Fransa’nın da karıştığı bir mesele haline gelmiştir. Rusların desteğiyle Sırp isyanı daha da genişledi. Bu isyanlar süreci 1817’de Osmanlı sınırları içerisinde ve İstanbul’a bağlı kalmak koşuluyla Sırbistan Prensliği’nin Osmanlı Devleti tarafından kabul edilmesiyle sonuçlandı. Böylece Osmanlı tarihinde ilk defa bir Hristiyan toplum isyan ederek bir başarı kazanmış, siyasi bir statü elde etmiş oldu. Bu aynı zamanda diğer Hristiyan toplumlar için de örnek oluşturdu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Avrupa devletleri Şubat 1830’da Yunanistan Devleti’nin kuruluşunu karara bağladılar ve Osmanlı’ya da Nisan 1830’da kabul ettirdiler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Osmanlı-Rus Savaşının ve diğer iç sorunların üstesinden gelmeye çalışan Osmanlı Devleti’nin bu durumundan yararlanmak isteyen Fransa 1827’de Cezayir’e savaş ilan etti ve bu durumu bir nota ile Osmanlı Devleti’ne bildirdi. Uzun süre kuşatma altında tuttuğu Cezayir’i ancak 1830’da işgal eden Fransa, tam olarak hâkim olabilmek için Emir Abdülkadir komutasındaki milis kuvvetlerini yendiği 1847’yi beklemek zorunda kaldı. Osmanlı Devleti içinde bulunduğu koşullardan dolayı daha önce kendisine bağlı bölgeyi kaybetmiş oldu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa, Osmanlı’nın da yapmaya çalıştığı birçok yeniliği hızla gerçekleştirdi. Fransa’ya öğrenim için gençler gönderdi, Avrupa’dan uzmanlar getirerek Mısır’ın kalkınmasını sağladı. Avrupa modelinde bir ordu ve donanma kurdu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Abdülmecit’in sadrazamlığa Hüsrev Paşa’yı getirmesine tepki olarak Kaptan-ı Derya Ahmet Paşa’nın ordusuyla Mısır’a, Mehmet Ali’ye teslim olması Osmanlı Devleti’ni ordudan başka donanmasız da bırakmış oldu. Bunun üzerine yeniden devreye giren İngiltere Mehmet Ali’nin ordusunu yenip Suriye’den çıkarmış ve baskı yaparak Osmanlı ile anlaşmasını sağlamıştır. Londra Antlaşmasıyla karara bağlanan bu yeni durumda Osmanlı Devleti Mısır valiliğinin babadan oğula geçmek üzere Mehmet Ali Paşa’da kalmasına razı olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
II. Mahmud döneminde, III. Selim’den beri yarım kalmış olan yeniçeri meselesi kökünden halledildi (1826) ve yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla yeni bir askerî teşkilat kuruldu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?