Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
270 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Çocuk psikolojisi, bireyin doğum öncesi döneminden başlayarak ergenlik evresine kadar süregelen gelişimini ele alır. Bir bilim dalı olarak çocuk psikolojisi, büyüme ve olgunluk aşamalarını, çevresel faktörlerin bireyin gelişim alanlarına olan etkisini, çocukla toplumun diğer üyeleri arasındaki duygusal ve sosyal etkileşimini konu edinir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sağlıklı bir gelişim için çocuğun normal olarak anne-baba ve kardeşlerden oluşan güvenli bir aile çevresinde yetişmesi gereği, bugün için tıp, psikoloji, psikiyatri, eğitim ve sosyoloji gibi bilim dallarının görüş birliğine vardığı bir konudur. Bir toplumu oluşturan önemli unsurlardan biri şüphesiz çocuktur. Toplumun geleceği, çocukların bedensel, ruhsal ve zihinsel yönden yetişmelerine bağlıdır. Bu ise çocuğun toplum içindeki hukuki durumunu düzenleyen kurallarla yakından ilgilidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çocuklar yaşadıkları ortamlarda bazı olumsuz durum veya olaylarla karşılaşabilir. Örneğin; anne veya babasını kaybetme, hastalık, boşanma, istismar-ihmal, üvey anne-baba yanında yaşama gibi. Bu gibi olumsuz durum ve olaylar çocuğun gelişim alanlarını olumsuz yönde etkileyebildiği gibi psikolojisini de olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bunun yanı sıra çocuğun farklı ortamlarda yaşamak zorunda olması (örneğin; sokakta, yetiştirme yurtlarında, ceza evlerinde gibi) da çocuğun psikolojisini etkileyebilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çocuğun psikolojisini etkileyen önemli durumlardan biri de hastalıktır. Hastalık ani ya da süreğen olabilir. Hastalığın süreğen olarak nitelendirilebilmesi için yılda en az üç ay boyunca çocuğun yaşam kalitesini etkilemesi ve bir ay süreyle hastanede yatmayı veya hastane kontrolünü zorunlu kalmasını gerekmektedir. Bir süreğen hastalık, çocuk üzerinde sadece fiziksel değil aynı zamanda sosyal, psikolojik birtakım etkilere sahip olabilmektedir. Süreğen hastalığı nedeniyle yoğun olarak devam eden çocukların hastaneye yatma deneyimleri, bu sırada ailesinden, okulundan ve bulunduğu sosyal çevreden ayrı kalmak zorunda kalması sürekli ilaç kullanması, hastaneye yatmadığı süreçte sürekli olarak kontrollere gidip gelmesi gibi durumlar yaşamasına neden olmaktadır. Çocuğun süreğen hastalık tanısı alması, ailenin de yaşam biçimini ve gelecek hedeflerini etkileyebilmekte hatta çoğunlukla değiştirebilmektedir. Yeni duruma uyum sağlanması sürecinde aile bireylerinin ne gibi roller üstlenecekleri ve aile içi ilişkilerin ne şekilde etkilenebileceği önem kazanmaktadır. Ailenin çocuklarının hastalığı ile ilgili olarak en sık yaşadıkları sorunlar arasında ekonomik sıkıntılar, umutsuzluk, fiziksel hastalıklar, uykusuzluk, engellenmişlik gibi yaşantılar sıralanabilir. Bu gibi nedenlerden dolayı ailelerin, çocuklarındaki süreğen hastalıkları kabul etmeleri karmaşık ve çok zorlu bir süreci de beraberinde getirmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çocuk gelişimcisi olarak hastalık süresince çocuğa üç açıdan yardımcı olabilirsiniz; çocuğun hastalığı ve hastalığa bağlı mizaç değişiklikleri konusunda çocuğun ailesini, kendisini ve sınıf arkadaşlarını bilgilendirerek herkesin bu süreci daha kolay geçirmesi konusunda çocuğa ve ailesine destek olabilirsiniz. Ayrıca çocuk gelişimcisi olarak hasta çocukların hastalıkları konusunda ailenin doğru bir şekilde bilgilendirilmesine destek olabilirsiniz. Bununla birlikte, bu çocukların kardeşlerine, sınıf ve okul arkadaşlarına da onların durumu, bu hastalığın olası sonuçları, bu hastalığın sağaltımı ve varsa hastalığın ortaya çıkmasını önleyici önlemlerin neler olduğu açık bir şekilde iletilmesi sürecinde etkin olabilirsiniz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Boşanma nedeniyle parçalanmış aileye sahip çocuklarda saldırganlık, inatçılık, kendini suçlama, içe kapanma ve okula isteksizlik reaksiyonları da görülebilir. Eşler, aralarında yaşadıkları olumsuzlukları çocuklara da yansıtabilmekte; onlara karşı ilgisiz ya da baskıcı, reddedici ya da koruyucu tutum içine girebilmektedir. Boşanmadan sonraki ilk iki ile dört yıl arası ve özellikle ilk iki yıl gerginliklerin yaşandığı özel bir zamandır. Bu yıllarda çocuklar tipik bir şekilde daha asi, daha negatif, daha saldırgan ve kızgın bir psikolojiye sahip olabilmektedir. Eğer okul çağında iseler okul başarılarını da etkileyen sonuçlar görülebilir. Boşanmanın etkileri çocuğun yaşına göre farklılaşmaktadır. Bebeklik dönemindeki (0-3 yaş) boşanmaların çocuk açısından en az problemin yaşandığı dönem olduğu kabul edilmektedir. Çocuk, boşanmanın hemen öncesinde gerçekleşen rahatsız edici olay ve konulara şahit olmamaktadır. Dolayısıyla evde bu tür yaşantılara erken tanık olması bu süreçten daha az etkilenmesine neden olabilmektedir. Beş altı yaşlarında ise çocuğun abartılmış korkular, huzursuzluk ve sürekli bir endişe taşımasına neden olabilir). Çocuklar, boşanmadan kendilerini sorumlu tutabilir, kafaları karışıp şaşırabilir ve tekrar bağımlılık dönemi yaşayabilir. Bu durum onların yaşam sürecinde girişimci davranışlarını engelleyebilmektedir. Altı on iki yaşlarında ve daha büyük yaşlarda çocuklar, evlilik ne kadar mutsuz olursa olsun boşanmaya karşı daha az etkilenir. Bu yaş grubu çocuklar, gelecek hakkında kaygılanabilir, kendilerini suçlu hissedebilir, anne babalarına kızgınlık duyabilir. Okul öncesi döneme göre bu yaş grubu çocuklar duygularını kontrol edebilir. Boşanmadan sonra her iki ebeveynin hayatını tekrar başarılı şekilde organize edebilmesi, çocukların iyi gelişimleri ve psikolojisi için oldukça önemlidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Öncelikle anne-baba boşanma konusunda çocukla karşılıklı konuşarak, boşanma gerçekleştiğinde eşlerin yalnızca birbirlerinden ayrıldıkları ve ayrı evde yaşadıkları ancak çocuklarıyla iletişimlerinin hep olacağı gibi açıklamalarda bulunmalı, her zaman birlikte yapmaktan hoşlandıkları oyun ve etkinlikleri yine birlikte yapacaklarını açıklamalıdır. Boşanmanın nedeni açık ve anlaşılır bir şekilde çok da ayrıntıya girmeden çocuğa anlatılmalıdır. Takip eden dönemde de anne-babalar, çocuklarının kendilerini güvende hissetmeleri ve desteklendiklerini bilmeleri için bu açıklamalarını kanıtlayıcı davranışlar sergilemelidir. Ayrıca boşanmadan sonra çocuğun mutlaka benimseyebileceği, kendini oraya ait hissedebileceği bir ortamda yaşamına devam etmesi son derece önemlidir. Bu ortam anne veya babanın yaşadığı yer olabilir fakat kesinlikle çocuğun eşyalarını, oyuncaklarını yerleştirebileceği, ona ait olan bir odası ya da evin bir bölümü olmalıdır. Bu durum çocuğun kendini ortada kalmış gibi hissetmesine ve kendini nereye ait hissedeceği konusunda bir endişeye kapılmasını engelleyecektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İstismar fiziksel, duygusal ve cinsel istismar olarak üçe ayrılmaktadır. • Fiziksel istismar; 18 yaşından küçük çocuğun, anne-babası ya da bakımından sorumlu kişi tarafından sağlığına zarar verecek biçimde fiziksel hasara uğraması, yaralanması ya da yaralanma riski taşımasıdır. Bu hasar elle ya da bir nesneyle vurularak, itilerek, sarsılarak, yakılarak ya da ısırılarak oluşabilmektedir. Fiziksel istismar ya da taciz; kemiklerde kırılmalar, iç kanamalar, çürükler, yanıklar ve zehirlenme tarzında yaralanmalarla sonuçlanabilir. Fiziksel istismarın tedavisi çok yönlü olmalı, aile, çocuk ve çevresel etkenler üzerinde odaklanmalıdır. • Duygusal istismar; bakım veren kişi (ebeveyn, bakıcı, öğretmen, çocukla ilgilenen yakın akrabalar gibi), tekrarlayıcı biçimde azarlayarak ve şiddet kullanarak çocukta ciddi psikolojik zedelenmelere neden olduğunda ortaya çıkar. Fiziksel ve cinsel istismar olgularında çoğunlukla duygusal istismar da yer almaktadır. Duygusal istismara uğramış çocuklar, pasif kişilik özelliklerine sahip olan, kendine güveni olmayan ve antisosyal davranışlar gösteren kişiler olarak tanımlanmaktadır. • Cinsel istismar; bir çocuk ya da yetişkin arasındaki ya da bir çocukla ondan yaşça belirgin şekilde daha büyük bir başka çocuk arasındaki cinsel davranışlardır. Cinsel istismarın çocuk üzerindeki temel etkileri kendini şu şekillerde gösterebilir: Parmak emme, altını ıslatma gibi gerileme belirtileri, uyku-yeme bozuklukları, okul başarısında düşme, okul ve sosyal etkinliklere katılımda azalma gibi davranış bozukluklarıdır. Bütün bu istismar türleri ve ihmal çocukta fiziksel ve psikolojik zararların yanı sıra gelişimsel bozukluklar, uyku bozuklukları, yeme bozuklukları, alkol veya ilaç bağımlılığı, depresyon, anksiyete, panik bozukluk, suç işleme ve şiddet davranışında artış, kendine zarar verme, intihara eğilim ve kendi çocuklarına da aynı yöntemleri kullanma eğilimi görülebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hukuki açıdan çocuk suçluluğu “çocuğun ceza kanunlarınca suç sayılan bir fiili işlemesi sonucunda, yargı organlarının önüne getirilmesi” şeklinde tanımlanırken suçlu çocuk “bir hukuki normu ihlal etmiş on sekiz yaşından küçük kimse” olarak ele alınmaktadır. Suça sürüklenen çocukların, bu davranışlarda bulunmalarını açıklayıcı sebepler ise fiziksel, psikolojik ve sosyal yönden ele alınmaktadır. Çocuğun içinde bulunduğu ailenin yapısı içinde yaşadığı çevrenin ekonomik ve sosyokültürel yapısı, çevresinde suça karışan birinin olup olmaması, özdeşim kuracağı kişilerin özellikleri, arkadaş çevresi çocuğun toplumsallaşmasını, aynı zamanda toplumda kabul edilen normları öğrenmesini belirler. Çocuk ve gençlerin yasa dışı ve topluma karşı suçları ülkeden ülkeye göre çeşitlilik göstermesine karşın hırsızlık, adam öldürme ve yaralama suçları başta gelmektedir. Bunların yanı sıra işlediği suçtan dolayı ceza evlerine giren çocukların psikolojileri de büyük oranda etkilenmektedir. Ceza evlerinin yaşam koşulları, oradaki arkadaş çevresi, zorba davranışlar, kötü alışkanlıklar gibi olumsuz birçok faktör çocukların bütün gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebildiği gibi onların psikolojisini de olumsuz yönde etkileyebilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Çocuk gelişimi uzmanları öncelikle ilgili kurum ve kuruluşlarla iş birliği yaparak bu çocukların ailelerine ulaşmaya çalışmalıdır. • Ulaşabildikleri aileleri bilinçlendirmek için eğitimler, toplantılar yaparak bağlantıyı sürekli olarak devam ettirmelidirler. • Bu ailelerin çocuklarıyla ilişkileri sürekli olarak takip edilmeli, gerekli destek verilmelidir. • Sokak çocuklarına güvenli bir ortam sağlanmalı ve toplumla yeniden bütünleşmelerine yardımcı olacak beceriler geliştirilmelidir. • Cinsel istismara maruz kalanlar, uçucu madde bağımlısı olanlar, sokaklarda çeşitli işler yapanlar, evlerinden kaçanlar ya da sokağa itilenler gibi farklı gereksinimleri olan çocuklar için güvenli ve destekleyici ortamlar sağlanmalıdır. • Çocukların sokakta yaşamalarına yol açan temel nedenlere karşı alınacak önlemler desteklenmelidir. • Kaynakları harekete geçirmek, sokak çocukların eğitim ve öğretim gereksinimlerini karşılamak üzere hükûmet kuruluşları ile birlikte özel sektör ve kamu sektörü ile ortak çalışmalar geliştirilmelidir. • Polis, jandarma, sosyal hizmet uzmanları, psikologlar vb. gibi bu konumdaki çocuklarla ilgili görevler yapan kişilere yönelik eğitim çalışmaları düzenlenmeli ve bu çalışmalar desteklenmelidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yuvalarda yetişip de okul çağında ve daha sonraki yıllarda izlenen çocuklarda genel olarak ilk göze çarpan şey, genel bir ilgisizlik ve çevreyi umursamazlıktır. İnsanlara sokulamaz, kolay arkadaşlık kuramazlar, merak ve girişkenlikleri azalmıştır. Öğrenmeye karşı ilgisiz kalırlar ve okulda çok başarısız olurlar. Anlama ve öğrenim yetenekleri sınırlıdır. Düşünceleri ve kavramaları zayıf olabilmektedir. Bakımevlerinde büyüyen çocukların gerek kurum ortamında gerekse yetişkinlik yıllarında gösterdikleri çeşitli gelişim gerilikleri, kişilik bozuklukları ve uyum sorunları yıllardan beri araştırmacıların özellikle dikkatini çekmiştir. Genel kanı kurum bakımının çocuk gelişimi üzerinde olumsuz etkileri olduğu noktasındadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Bu hizmetleri gerekli düzeyde verebilmek için personelin istenilen düzeyde ve sayıda sağlanması ve bu personelin, rahatça çalışması için gerekli fiziki şartların sağlanması gerekir. Bunun için yetkili kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapılabilir. • Buna ek olarak bu çocukların yetiştiği yurtlarda çalışanlar arasında sağlıklı sosyal ve ruhsal bir çalışma ortamı sağlanabilir. • Bu yurtlardaki çocukların sorunlarına ciddi şekilde önem verilerek grup terapileri yapılabilir ve çözümler bulunabilir. • Çocuklara yardım edebilecek psikolojik danışmanlık merkezlerinin ve psikolojik danışmanların yetiştirme yurtlarında bulunması sağlanabilir. • Yetiştirme yurtları bir yurt havasından çıkartılıp ev ortamını sağlayacak şekilde düzenlenebilir. • Yurtlara yeterli ekonomik imkânlar sağlanabilir. • Yurtlarda kalan çocuklar, mümkün olduğunca koruyucu aile yanına yerleştirilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Göç olgusu, aileleri, iklim, yer ve ev değişikliği, iş yeri değişikliği, iş biçimi değişikliği, bazı durumlarda aile bireylerinden geçici ya da devamlı ayrı kalma, yaşam biçiminde değişiklik, okul değişikliği, ekonomik durumda değişiklik, çevre değişikliği gibi birçok farklı stres faktörünü deneyimlemek zorunda bırakmaktadır. Göçün çocuk üzerindeki psikolojik etkisi, ailenin yaşadığı değişim sürecinden ayrı ele alınamaz. Göç yaşantısında çevresel değişim genellikle ani olduğundan, bireylerin uyum süreci bu değişimden olumsuz yönde etkilenebilmektedir. Özellikle çocuk ve ergenlerde göç yaşantısının etkileri daha olumsuz olabilmektedir. Çocuk ve ergenler göç sürecinde yetişkinlere göre daha fazla risk altındadır ve bunun nedeni ise göçle birlikte gelen ani değişim ve fiziksel-ruhsal büyümeyle aynı anda baş etme zorunluluğuna bağlanmaktadır. Çocuklar için göçün etkileri dikkat çekicidir. Bu etkiler arasında çoğunlukla daha yüksek anksiyete, arkadaş ilişkilerinde yaşanan sorunlar, hiperaktivite belirtileri, travma sonrası stres bozukluğu, düşük benlik saygısı, düşük yaşam doyumu, çift dillilikten kaynaklanan sorunlar, altını ıslatma, düşük akademik başarı, kuşak çatışması en çok da uyum sorunları yer almaktadır. Bir antropolog, göç eden ebeveynlerden çok, çocukların bu hareketlilikten büyük ölçüde etkilendiklerine dikkat çekmiştir. Göç planlandığında ve minimum düzeyde kültürel sürekliliği sağlama şansı yakalandığında yetişkinlerin değişime uyum sağlama başarısı gösterecekleri oysa yeni toplumda büyüyen çocukların, farklı ailesel özelliklere ve geleneklere sahip çocuklarla bir arada yaşamak ve eğitim görmek zorunda olduklarından daha fazla stres yaşayacakları belirtilmiştir. Çocuğun ruhsal sağlığının olgunlaşmasında, en temel koşullar, biyolojik ve fiziksel gereksinmelerinin giderilmesinin yanı sıra güvenilir, hoşgörülü, bir mekân, çevre ve insanlar arası ilişkilerin varlığı olarak ifade edilmiştir. Göç nedeniyle yeteri kadar tanınmayan, güvenilmeyen, insanlar arası ilişkiler, bilinmeyen, anlaşılmayan ortamlarda yaşama zorunluluğu, ruhsal sağlığını erken yaşlarda çoğu kez geriye dönüşü olanaklı bulunmayacak şekilde örseleyebilmektedir. Özellikle okul çağı çocukları için eğitim kurumlarının uyum sağlama işlevine sahip olduğu düşünülmektedir. Okul, yeni girilen çevreye başarılı bir uyum gerçekleştirmek için uygun ortamı ve hizmetleri sunar. Ancak aynı zamanda, göç sonucu okul değişikliği, çocuk için daha geniş bir çevre değişimini de içerdiğinden uyum açısından kritik bir konuma sahiptir. Okul değişikliği, göç yaşayan çocukların baş etmesi gereken önemli bir stres kaynağı olsa da okulda uyumu gerçekleşen çocukların göçün olumsuz etkileriyle daha kolay başa çıkacağı düşünülmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Okul ve aile arasındaki ilişki güçlendirilebilir, ebeveyn, öğretmen ve çocuk gelişimi uzmanları çocuğun sorunlarıyla ilgili olarak iş birliği içinde hareket edebilir. • Uyum sürecinin başarılı sonuçlanması için mutlaka çocuğun, aile sistemi içinde ve sosyal çevresi ile değerlendirilmesi, göçün olumsuz psikolojik etkilerini önlemek için psikososyal uyum programlarının geliştirilmesi gerekmektedir. Bu programlar; eğitim, sağlık ve sosyal hizmet kuruluşlarının disiplinler arası birlikteliği ile oluşturulabilir. • Okulda ve göçmenlere hizmet veren sosyal hizmet kuruluşlarında çocuklara ve ailelere yönelik hizmetlerde toplum temelli yaklaşımla hareket edilmeli, birincil koruma (psikolojik problemler ortaya çıkmadan önce engelleme) ve ikincil koruma (psikolojik problemlerin erken dönemde tespiti ve erken tedaviye yönlendirme) hizmetleri sağlanmalıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çocuk psikolojisi, bireyin doğum öncesi döneminden başlayarak ergenlik evresine kadar süregelen gelişimini ele alır. Bir bilim dalı olarak çocuk psikolojisi, büyüme ve olgunluk aşamalarını, çevresel faktörlerin bireyin gelişim alanlarına olan etkisini, çocukla toplumun diğer üyeleri arasındaki duygusal ve sosyal etkileşimini konu edinir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sosyal kültürel kuram, kültürün ve sosyal etkileşimlerin çocuğun gelişimini ve yaşamını nasıl etkilediğini açıklar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çocuğun pskilolojisini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bunlar çocuğun doğumdan önce ve çocuğun hayata gözlerini açtığı ilk günden itibaren etkili olmaya başlar. Birtakım genetik faktörlerin yanı sıra aile içi ilişkiler, yakın çevre, okul çevresi, toplumsal hayattaki tüm ilişkiler çocuğun psikolojisini etkiler (Nazik, 2001). Ayrıca çocuğun bazı özel durumlarla karşı karşaya kalması hastalık, boşanma, ölüm, üvey-anne-baba yanında yaşama gibi durumlar çocukların psikolojisini etkileyebilmektedir. Böyle durumlarda alınabilecek önlemlerin ne olduğunu bilmek ve bu konuda deneyim sahibi olmak hem çocuğa hem de ailesine büyük yarar sağlayabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çocuğun psikolojisini etkileyen önemli durumlardan biri de hastalıktır. Hastalık ani ya da süreğen olabilir. Hastalığın süreğen olarak nitelendirilebilmesi için yılda en az üç ay boyunca çocuğun yaşam kalitesinini etkilemesi ve bir ay süreyle hastanede yatmayı veya hastane kontrolünü zorunlu kalmasını gerekmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sürecin başlangıcı olan baş etme aşamasında ailenin, tanıyı öğrenmesinin ardından doğrudan hastalığa ilişkin bilgi edinmeleri önemlidir. Daha sonraki bir aşama olan tedavi planı oluşturmaları beklenmektedir. Bu karar doğrultusunda başvuracakları birimleri belirlemeleri söz konusu olmaktadır. Bu süreçte aile üyelerinin çocuğun bakımı ile ilgili bilgilendirilmeleri ve bakım aşamasına katılımlarının sağlanmaları önemli olmaktadır. Kamusal kaynaklardan faydalanma sürecinde ebeveynler, sağlık hizmeti almak üzere kamusal kaynaklara, hastanelere ve sağlık merkezlerine başvurmaktadır. Aile bireylerinin hastalıkla mücadele için bütün olarak hareket etmeleri beklenmektedir. Özellikle hasta çocukların kardeşlerinin anne babanın ilgi ve bakımını diğerine yöneltilmiş olmasından dolayı diğer çocuklarla olan ilişkilerde bazı zorluklar ortaya çıkabilmektedir. Son süreç olarak da çocuklarının süreğen bir hastalık tanısı almasından sonra ebeveynlerde ve çocuklarda oluşabilecek depresif duygu durum konusunda ailelerin farkındalık kazanmalarını ve gerekirse psikolojik destek almalarını sağlamak gerekmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Boşanma nedeniyle parçalanmış aileye sahip çocuklarda saldırganlık, inatçılık, kendini suçlama, içe kapanma ve okula isteksizlik reaksiyonları da görülebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bebeklik dönemindeki (0-3 yaş) boşanmaların çocuk açısından en az problemin yaşandığı dönem olduğu kabul edilmektedir. Çocuk, boşanmanın hemen öncesinde gerçekleşen rahatsız edici olay ve konulara şahit olmamaktadır. Dolayısıyla evde bu tür yaşantılara erken tanık olması bu süreçten daha az etkilenmesine neden olabilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Beş altı yaşlarında çocuğun abartılmış korkular, huzursuzluk ve sürekli bir endişe taşımasına neden olabilir (Yörükoğlu, 1996; Deniz Yılmaz, 2011; Barbaroğlu, 2013; Öngider, 2013).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fiziksel istismar; 18 yaşından küçük çocuğun, anne-babası ya da bakımından sorumlu kişi tarafından sağlığına zarar verecek biçimde fiziksel hasara uğraması, yaralanması ya da yaralanma riski taşımasıdır. Bu hasar elle ya da bir nesneyle vurularak, itilerek, sarsılarak, yakılarak ya da ısırılarak oluşabilmektedir. Fiziksel istismar ya da taciz; kemiklerde kırılmalar, iç kanamalar, çürükler, yanıklar ve zehirlenme tarzında yaralanmalarla sonuçlanabilir. Fiziksel istismarın tedavisi çok yönlü olmalı, aile, çocuk ve çevresel etkenler üzerinde odaklanmalıdır (Nazik, 2001; Akgiray, 2007; Barbaroğlu, 2013; Santrock, 2014).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Duygusal istismar; bakım veren kişi (ebeveyn, bakıcı, öğretmen, çocuklam ilgilenen yakın akrabalar gibi), tekrarlayıcı biçimde azarlayarak ve şiddet kullanarak çocukta ciddi psikolojik zedelenmelere neden olduğunda ortaya çıkar. Fiziksel ve cinsel istismar olgularında çogunlukla duygusal istismar da yer almaktadır. Duygusal istismara uğramış çocuklar, pasif kişilik özelliklerine sahip olan, kendine güveni olmayan ve antisosyal davranışlar gösteren kişiler olarak tanımlanmaktadır (Nazik, 2001; Akgiray, 2007; Barbaroğlu, 2013; Santrock, 2014)
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çocuk istismarını ve ihmalini önleyebilmek üzere ya da çocuk üzerindeki olumsuz etkilerini mümkün olduğu ölçüde azaltmak için şunlar önerilebilir: • Okul öncesi dönemden lise dönemine kadar tüm okullarda tüm düzeylerde çocuklara, güvende olma, ihmal ve istismar konusunda bilgiler sunmak üzere programlar hazırlanabilir. • Çocuk tacizi ile başa çıkabilmek için çocuklara vücutlarını koruma ve bu anlamdaki hakları anlatılabilir. • Uzmanlar programlarında çocuklara vücutları üzerindeki hakları gibi konularda bilgi sunularak, bu konuda sınıf içi etkinlikleri ve drama çalışmalarına yer vermelebilir. • Çocuklara iyi dokunma (örn. başına dokunma) ve kötü dokunma (örn. çocuğun vücudunun özel bölgelerine dokunma) açıkça anlatılmalıdır. Ancak taciz yalnızca dokunma ile gerçekleşen bir durum değildir. Çocuğun giyinik değilken bir kimse tarafından gözlenmesi, giyinik olmayan bir yetişkinin çocuğu kendisini gözlemeye teşvik etmesi, çocuğa pornografik film, resim vb. gösterilmesi yoluyla da tercih edilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 38 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 232 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.