Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
511 sorunun metninde arama yapabilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Çalışma ilişkileri tarihi açısından bakıldığında, tarihin değişik dönemlerinde, iş gücününü farklı statü kategorilerinden oluştuğu saptanabilmektedir. Bir başka deyişle, işgücü içerisindeki statüler, tarihin belirli dönemlerine karşılık gelmektedir. Günümüzde ise belirli ülkelerde 4’lü kategorileştirme dışında çalışan ve çalıştıran kategorileri bulunmakla birlikte, bunların işgücü içerisindeki ağırlıklarının azalmış veya ortadan kalkmıştır. O halde, işgücü içerisinde statü kategorilerinin mutlak ve evrensel olmadıkları, tarihsel süreç içerisinde durmaksızın değişime uğradıkları söylenebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çalışma ilişkileri kavramı, işçilerle işverenler arasındaki ilişkiyi gösteren kavramsal içeriğine ilave olarak, bu ilişkiyi inceleyen bir sosyal disiplin olarak da kullanılmaktadır. Bu disiplinin ana konusu, işgücü içerisindeki iki statü yani ücretliler ile işverenler arasında kurulan ilişkilerdir. Bu çerçevede çalışma ilişkileri, ücretliler ile işverenler arasındaki başat çalışma ilişkisinin değişik boyutlarını inceleyen bir disiplin olarak tanımlanabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Carr, olguların tarihçi açısından önemini, şu sözlerle dile getirmektedir; “tarihçi ve tarihin olguları birbirleri için gereklidir. Tarihçi olguları olmaksızın köksüz ve boş, olgular tarihçileri olmadan ölü ve anlamsızdır”.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tarihin geçmişle ilgilenen bir sosyal bilim dalı olmasına karşın, tarihçi geçmişte değil, günümüzde yaşamakta ve geçmişe oradan bakmaktadır. Tarihçinin kendisinden önceki dönemlerde yaşananları değerlendirmesi zorlu bir işlemdir. Her çağı, kendi kavramlarıyla anlamak gereklidir. Geçmişteki insan faaliyetleri konusunda neredeyse sınırsız olan belgeler ve belli dönemlerdeki belli sorunların diğerlerinden daha fazla ilgiye değer olduğuna karar verme gereği karşısında, tarihçinin yapacağı seçimin bugünün toplumsal sorunlarının etkisini taşımasının yadırganmaması için son derece haklı nedenler vardır. Bütün bu değerlendirmeler çerçevesinde, bugünden ve bugünün tarihçisinden bağımsız olarak geçmişi incelemenin olanaklı olmadığını söyleyebiliriz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İşgücü içerisindeki statü kategorilerinin mutlak ve evrensel olmadıkları, tarihsel süreç içerisinde durmaksızın değişime uğradıkları söylenmelidir. Dolayısıyla, belirli statülerin varlığı ve gösterdiği dağılım, belirli tarihsel koşullara ve dönemlere karşılık gelmektedir. İşgücünün statü dağılımında zaman içerisinde sanayileşme sürecine koşut olarak gözlenen en temel eğilim, ücretlilerin oranının artış göstermesi, buna karşılık kendi hesabına çalışanlar ile ücretsiz aile işçilerinin oranının düşüş göstermesidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Diğer sosyal bilim dalları ile tarihte olduğu gibi, çalışma ilişkileri alanını anlayabilmek de, bir kuramlaştırmayı zorunlu kılar. Bu kuramlaştırma, disiplinin temel olgularını, bu olgular arasındaki nedensellik ilişkilerini ve zaman içerisinde meydana gelen değişimleri genel çizgileriyle ele almamıza olanak sağlayacak nitelikte olmalıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Uyuşma kuramı • Çatışma kuramı • Toplumsal eylem kuramı • Sistem kuramı • Marksist kuram.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sendikaların önce yasaklandığı, ardından işçi mücadeleleri yanında, farklı ekonomik ve siyasal gelişmeler sonucunda sendikaların varlık ve etkinliklerinin kabul edildiği bir dönemin ortaya çıktığı görülmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tarihin olguları birbirinden kopuk değil bir arada ve birbirleriyle karşılıklı etkileşim içerisinde bulunan olgular arasındaki neden-sonuç bağlantıları çerçevesinde anlam kazanır. Geçmişin olaylarını yorumlayabilmek için, tarih her zaman bir genel kuram gerektirir. Bu nedenle de tarihçi Braudel’e göre, “eğer kuram yoksa, tarihte yoktur”.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
iş gücü kavramıyla aynı anlama gelmek üzere, aktif nüfus ve faal nüfus kavramları da kullanılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çalışma ilişkileri tarihi, çalışma ilişkilerinin geçmiş dediğimiz zaman dilimindeki değişimiyle ilgilenen bir sosyal bilgi alanıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tüm tarih araştırmalarında araştırmacının karşısına çıkan yöntemsel sorunlar, çalışma ilişkileri tarihi söz konusu olduğunda, daha da fazlasıyla mevcuttur. Özellikle Türkiye çalışma ilişkileri tarihi alanındaki çalışmaların yetersizliği, bu sorunların yeterince tartışılmamış ve çözülmemiş olması sonucunu da doğurmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir ülkedeki nüfusun üretici durumunda bulunan, iktisadi faaliyete katılan kısmına işgücü denir. İşgücü içerisindeki insanlar, ya fiilen çalışmaktadırlar ya da aktif biçimde iş aramaktadırlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çalışma ilişkileri alanının, konuları itibariyle değişik sosyal disiplinlerle yakın ilişkide olması, bir başka deyişle disiplinler arası bir karakter taşıması, özellikle tarih boyutunda yapılacak çalışmalar açısından daha da önem kazanmaktadır. Bu nedenle, çalışma ilişkileri alanını diğer sosyal disiplinlerden yalıtılmış biçimde anlamak olanaklı değildir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Ücretliler (işçiler) • İşverenler • Kendi hesabına (bağımsız) çalışanlar • Ücretsiz aile işçileri
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ücretsiz aile işçileri, kendilerine ait olmayan, ama aileye ait üretim araçlarıyla, ama ücret geliri elde etmeksizin çalışan kendine özgü bir kategori oluşturur. Bu kesim, ücret karşılığında bir işverene bağımlı olarak çalışmadıkları için “ücretliler” kategorisine, yanlarında ücret karşılığı işçi istihdam etmedikleri için “işverenler” kategorisine, çalışmalarını kendi sahip oldukları sermaye ve iş güçleri ile sürdürmedikleri için de “kendi hesabına çalışanlar” kategorisine girmez.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
çağdaş tarihçinin iki görevi birden vardır: az sayıdaki anlamlı olguları bularak, onları tarihin olgularına dönüştürmek ve pek çok olguları, tarihi değildir diye, bir kenara bırakmak.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
ücretliler ya da aynı anlama gelmek üzere “işçiler”, başkasına ait bir işte, ücret veya maaş karşılığı çalışanlardır. Bu bağlamda, ücretlilerin bağımlı olarak çalıştıkları işverenin devler ya da özel bir şahıs olması, kavramın içeriği itibariyle bir farklılık getirmediğinden, her iki kesim de “ücretliler” kategorisi içinde düşünülmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yaşamı, kendi içerisinde ortak özellikler taşıyan daha homojen alt dönemlere ayırarak, daha iyi anlayabiliriz. Toplumların tarihi ise insanların yaşamına göre çok daha uzun süreleri kapsamaktadır ve bu süreler içerisinde yaşanan değişimler de, bir insanın yaşamında olabileceklere göre çok daha karmaşıktır. Bu nedenle, toplumsal tarihte dönemleştirme yapmak, çok daha büyük bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kendilerine ait olmayan, ama aileye ait üretim araçlarıyla, ama ücret geliri elde etmeksizin çalışan kendine özgü bir kategori oluşturur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Cumhuriyetin ilanı ile çalışma ilişkileri alanında hemen köklü dönüşümler gerçekleşmeye başlamamışsa da, bu tarih, zaman içerisinde ortaya çıkacak değişimlerin başlangıç noktasıdır. İktisadi açıdan bakıldığında, özellikle devletçi iktisat politikalarının izlendiği 1930’lu yıllardaki sanayileşme çabaları, işçi sayılarının artması ve büyük sanayi kuruluşlarında bir işçi toplulaşmasının oluşumu üzerinde etki yapmakta, bu da çalışma ilişkileri alanına yönelik hukuksal düzenlemeler yapma ihtiyacını artırmaktadır. Siyasi açıdan bakıldığında ise otoriter tek parti yönetimi, bireysel alanda sınırlı da olsa işçileri koruyucu düzenlemeler yaparken, toplu iş ilişkileri alanında otoriter ve baskıcı düzenleme ve uygulamalara gitmektedir. 1946 yılı da önemli bir dönüm noktası olmaktadır. Bu tarihte Türkiye çok partili siyasal hayata geçmekte, iktisat politikalarında da savaş sonrası dönemde önemli değişiklikler gözlenmektedir. Bu değişiklikler çalışma ilişkileri alanını da etkilemekte, 1946 yılında Cemiyetler Kanunu’nda değişiklik yapılarak, “sınıf esasına veya adına dayanan cemiyet” kurma yasağı kaldırılmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İşgücü içerisinde, kendileri ücret karşılığı işçi de istihdam etmeyen, buna karşılık, kendilerine ait sermayeyi kullanarak ve kendi işgüçleri ile üretim sürecine katılan kişiler, “kendi hesabına çalışanlar” ya da aynı anlama gelmek üzere “bağımsız çalışanlar” kategorisini oluşturmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tarihin geçmişle ilgilenen bir sosyal bilim dalı olmasına karşın, tarihçi geçmişte değil, günümüzde yaşamakta ve geçmişe oradan bakmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kurumlar, belli bir zaman ve mekân boyunca, özdeşiklik gösteren bir ilişkiler dokusunun çerçeveleri olarak ortaya çıkarlar. Şu halde, belli bir düzen yaratma amacını güderler. Kurum, sosyal kalıbın, toplum koşulları içinde kristalleşmesidir, statik bir biçim kazanmasıdır. İnsan, fikir, madde arasındaki ilişkileri kendi boyutunda bir durulma ve düzene kavuşturma şeklidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir şeyin kurumsallaşmış olarak kabul edilebilmesi için, hukuk sistemi içerisinde, mevzuatla formel bir biçimde düzenlenmiş olması gerekmez.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 110 çoktan seçmeli, 0 görselli ve 401 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.