Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
197 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Sosyal politika (siyaset), esas olarak insanlığın iki temel problem (üretim-bölüşüm) alanından biri olan bölüşümle ilgili olup, toplumu oluşturan fertler ve sosyal gruplar arasında bölüşümden kaynaklanacak çatışmaları ortadan kaldırarak toplum hayatının refah ve huzur içinde sürekliliğini sağlamaya yönelik politikalar ve tedbirler ve bütünüdür. Hangi politikaları benimsemiş ve hangi tedbirleri kullanmış olursa olsun sosyal politika; üretim faktörlerinin piyasa şartlarına bağlı olarak gerçekleştirdiği ilk (faktörel) gelir dağılımını değiştirerek geliri yeniden dağıtır ve aynı gelirden sağlanan toplam faydayı artırarak toplam faydayı arttırır. Sosyal politika bu nihai amacını gerçekleştirmesine hizmet eden çok sayıda tedbir ve araca sahiptir. Bu çok sayıda araç içinde, sosyal politikanın gelirin yeniden dağılımını sağlama amacına hizmet eden en kapsamlı ve en etkin aracı da şüphesiz sosyal güvenliktir ve sosyal politika içinde özel bir önem ve yere sahiptir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hastalık (sağlık hizmetlerinin sağlanması): Sosyal güvenlik sistemlerinin yapılanmasında hastalık iki ayrı sosyal güvenlik tehlikesi olarak tanımlanmış ve sistem organize edilmiştir: 1) Sağlık hizmetlerinin temini, 2) Gelir garantisi sağlanması. Buna göre “sebebi ne olursa olsun insan organizmasının ruhsal, bedensel ve sosyal bakımdan bozulması hali” olarak geçici çalışma gücü kaybı ve gider artışı yaratan bir tehlikedir. Tedavi edici sağlık hizmetleri kapsamında olmak üzere; ayakta ve yatarak tedavi hizmetlerinin temini, tedavinin gerektirdiği ilaç ve iyileştirme araçlarının temini, hastalık nedeniyle fonksiyon veya uzuv kaybı söz konusu ise bunu giderecek protez araç ve gereçlerinin temini ile rehabilitasyon hizmetleri hastalık tehlikesine karşı hizmet olarak sağlanan sosyal güvenlik garantisini oluşturmaktadır. Hastalık (gelir garantisinin sağlanması): Çalışan kişinin hastalığı sebebiyle çalışamadığı süre için ortaya çıkan gelir kaybını telafi etmek üzere geçici iş göremezlik ödeneği sağlamasıdır. Bu ödemeler, bütün sigortalılardan ziyade bağımlı olarak çalışan sigortalılar için, hastalanmadan önceki kazancı dikkate alarak bunun belirli bir oranı (bu oran % 40-60 oranında değişebilir, ancak daha yüksek de olabilir) hastalığı süresince verilir. Ödeneklerin verilme süresinin sigortacılık endişesi ile belirli sürelerle sınırlandırılması da söz konusu olabilir. Öte yandan, tedavi ihtiyacı duyan kişinin yurt içinde veya dışında bir başka yere sevk edilmesi gerekiyorsa sevkle ilgili yol parası ve zorunlu masrafları da sosyal güvenlik sistemlerince karşılanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Geleneksel dönemde temel sosyal güvenlik koruması sağlayan birim, ailedir. Bir toplumdan diğerine ve bir dönemden diğerine değişmekle birlikte, ailenin genişliği başta olmak üzere aile bağlarını güçlendiren her faktör (örf ve adetler ile dini inançlar gibi) ailenin sosyal güvenlik garantisi sağlama fonksiyonunu etkiler. Nitekim yaşlıların aile içinde bakımının veya çocukların evleninceye kadar aynı çatı altında yaşamasının toplumsal bir örf olduğu toplumlarda ailenin sosyal güvenlik fonksiyonu güçlüdür. Tanıma bilme faktörüne bağlı yardımlaşma geleneksel dönemin en yaygın ve kapsamlı diğer önemli sosyal güvenlik yöntemini oluşturur. Aynı yerleşim biriminde ve birbirine yakın mekânlarda yaşayan kişiler, komşuluk ilişkisine bağlı olarak içlerinden birisi tehlike ile karşılaştığı zaman ayni veya nakdi olarak yardımda bulunur. Tanıma bilme faktörüne bağlı sosyal yardımların en kapsamlı şeklini dini sosyal yardımlar oluşturur. Her din, kendi mensupları içinde iktisaden zayıf ve güçsüz durumda olanın korunmasına ve bu amaçla yapılacak yardımlaşmaya özel bir önem verir. Sanayi devrimi öncesi dönemde, teşkilatlı, kurumsallaşmış sosyal güvenlik uygulamaları da vardır. Bunlardan en bilineni, esnaf ve sanatkârların meslek kuruluşlarının kendi meslek mensuplarının sosyal güvenlik ihtiyacını karşılamak için oluşturdukları orta sandıklarıdır. Meslek teşkilatı olarak loncalar, kendi organizasyonları içinde, üyelerinin ödediği düzenli aidat-prim benzeri gelirlerle oluşturdukları fonlardan ödünç para verilmesi, hastalık halinde muayene ve tedavi giderlerinin karşılanması, ölüm halinde cenaze masraflarının karşılanması ve barınma ihtiyacını karşılamak üzere ev temini veya kira giderlerinin karşılanması gibi yardımlarda bulunmuşlardır. İslam dünyasında kardeşlik anlamına gelen Ahi birlikleri lonca örgütlenmesinin en gelişmiş şeklini oluşturmuştur. Ahiler, cömertlik, muhtaçlara yardım ve zulüm görenleri koruma gibi yönleriyle tanınmışlardır. Orta sandıkları sanayi devriminden sonra gelişen sosyal sigortaların ilk örnekleri olarak kabul edilebilir. Ayrıca yol, köprü, ibadet yeri ve okul yaptırmak amacıyla oluşturulan vakıflar, avarız vakıfları olarak adlandırılmıştır. Bir dönem vakıf cenneti olarak adlandırılan Osmanlı’da birçok kamu hizmeti gibi sosyal güvenlik hizmetleri de bu amaçla oluşturulan vakıflar aracılığı ile yapılmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ölüm: İnsan hayatının sona ermesi anlamına gelen ölüm, diğer tehlikelerden farklı olarak bu durumla karşılaşan kişinin kendisine değil, sağlığında geçimini sağlamakla yükümlü olduğu aile fertlerine koruma garantisi sağlanması ile ilgilidir. Sigortalının eşi, çocukları, anne-babası ölüme bağlı olarak gelir veya aylık bağlanan kişilerdir. Eş, çocuk ve anne-babaya hangi şartlarda ve ne süre ile aylık bağlanacağı büyük ölçüde benzer olmakla birlikte yaş, cinsiyet, medeni durum ve gelir sahibi olma şartlarına bağlı olarak aylık bağlanmaktadır. Çocukların eğitim durumları dikkate alınarak aylık bağlama süresi uzatılabilmekte, malul çocuklar veya kız çocukları için özel koruyucu şartlar belirlenebilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bireysel emeklilik sistemleri, zorunlu kamu sosyal güvenlik programlarına dahil olanlar için ilave, tamamlayıcı sosyal güvenlik tedbiri fonksiyonu görür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İslamiyet, oruç, kurban ve zekat gibi ibadetleri birer sosyal güvenlik yöntemine dönüştürmüştür. Oruç tutamayanların yoksulların günlük beslenme ihtiyacını karşılaması, fitre ve zekatın yoksul ve muhtaç olanlara verilmesi ve kurban etinin belirli kısmının yoksullara dağıtılması birer sosyal güvenlik uygulamasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tehlikeler sonuçları ve zararları bakımından da sınıflandırılabilir: Buna göre zararlarının süresi bakımından tehlikeler; kısa vadeli-geçici (hastalık, doğum, işsizlik, iş kazaları vb) ve uzun vadeli-sürekli (malullük, yaşlılık ve ölüm) tehlikeler olarak sınıflandırılabilir. Ancak, sosyal güvenlik sistemlerinin konusu olması bakımından tehlikelerin zararları; • Çalışma gücünün kısmen, tamamen, geçici veya sürekli olarak kaybedilmesi • Gelirin tamamen veya kısmen, geçici veya sürekli olarak kaybedilmesi, • Harcama artışına bağlı olarak (sağlık gibi) giderlerin artışı, • Mal varlığına yönelik kayıplar, şeklinde ortaya çıkar. Günümüz sosyal güvenlik sistemleri, hangi şekilde organize edilmiş olursa olsun, bu zararlardan; çalışma gücü kaybı, gelir kesilmesi ve gider artışı ile ilgili zararları karşılarken, mal varlığına yönelik zararların karşılanmasını sosyal güvenlik garantisi dışında tutmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Almanya sanayileşme tecrübesi yaşayan diğer Kıta Avrupası ülkeleri ve sanayileşmenin ilk başladığı İngiltere’den farklı olarak ekonomik ve sosyal hayatın bir çok alanında devlet müdahalesini öne çıkaran bir politika izlemiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Aile Gelirinin Yetersizliği: Diğer sosyal güvenlik tehlikelerinden farklı olarak ailenin çocuk sahibi olması dolayısıyla ailenin gelir yetersizliği (yoksulluk) tehlikesi ile karşılaşması halidir. Bir sosyal risk olarak kabul edilen çocuk sahibi olma halinde, ailenin çocuk bakımı dolayısıyla artan harcamalarını karşılamak üzere yapılan gelir transferleri (ayni veya nakdi) sosyal güvenlik garantisi kapsamındadır. Çocuk parası, çocukların eğitim süreleri de dikkate alınarak belirli yaşa kadar ve çocuk sayısı ile bağlantılı olarak sabit, artan veya azalan miktarlarda verilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sosyal güvenlik kavramı kendisini oluşturan sosyal ve güvenlik kelimeleri ile doğrudan ilgili ancak bu kelimelerin tekil anlamlarından daha farklı ve derin bir anlama sahiptir. Yalın anlamları ile sosyal kelimesi, toplumla ilgili, birden fazla insan topluluğu ile ilgili; güvenlik kelimesi ise tehlike ile ilgili olup, tehlikeler ve insana vereceği zararlardan uzak olma halini ifade eder. Tek tek kelime anlamlarından hareket edilirse sosyal güvenlik; toplumu oluşturan fertlerin istekleri ve iradeleri dışında maruz kaldıkları tehlikelerin zararlarından kurtarılma garantisidir. Bu yönüyle sosyal güvenlik, söz konusu garantinin sağladığı bir tatmin duygusudur ve kısaca fertlerin ve ailelerinin “yarınlarından emin olma, endişe duymama” halini ifade eder.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dar anlamda sosyal güvenlik sanayi toplumunda işçi olarak çalışanları kapsamına alan sosyal güvenlik sistemini ifade eder. Sanayi toplumunun sosyal güvenlik ihtiyacını karşılamak üzere oluşturulan sosyal sigorta merkezli bir sistemin fonksiyonlarına daha uygundur. Buna göre, sosyal güvenlik, mesleki, fizyolojik veya sosyo-ekonomik bir riskle karşılaşan ve geliri veya kazancı geçici veya sürekli olarak kesilen ve/veya gider artışı ile karşılaşanların geçinme ve yaşama ihtiyaçlarını karşılayan bir sistemdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sosyal güvenlik garantisinin soyut ve somut olmak üzere iki boyutu vardır. Soyut boyutunu; tehlikenin zararlarına maruz kalmadan önceki gelecek endişesi duymama, zararlarının karşılanacağını bilmeden kaynaklanan rahatlık hali, somut boyutunu ise tehlikenin zararlarına maruz kaldıktan sonra bu zararları karşılamak için sağlanan hizmetler ve parasal ödemeler oluşturur. Sosyal güvenlik garantisine sahip olmanın verdiği tatmin duygusunun varlığı, kişiyi yaşadığı toplum içinde huzurlu ve diğer insanlarla ilişkilerinde uyumlu kılan faktörlerin başında gelir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Geniş anlamda sosyal güvenlik, sosyal koruma programlarının yanı sıra aktif istihdam politikalarından barınma ihtiyacının karşılanmasına kadar insan refahını ilgilendiren her konuyu kapsamına alır. Bir başka ifade ile geniş anlamda sosyal güvenlik, sosyal politikanın bütün araçları ile gerçekleştirmeye çalıştığı nihai amacı hayata geçirmeye yönelik bütün politika uygulamalarını kapsar hale gelmiştir. Geniş anlamda sosyal güvenlik, sebebi ne olursa olsun gelir kesilmesi ve/veya gelir yetersizliğine bağlı olarak ortaya çıkan yoksullukla mücadele için kullanılan bütün araçları kapsamaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tehlikeler, meydana geliş sebeplerine göre veya sonuçlarına (yol açtığı zararlar ve sürelerine göre) bağlı olarak sınıflandırılabilir. Sebeplerine göre tehlikeler: • Fizyolojik tehlikeler: İnsan fizyolojisinden kaynaklanan hastalık, yaşlılık, maluliyet, ölüm gibi kaçınılmaz ve mutlak tehlikelerdir. • Tabi afetlerden kaynaklanan tehlikeler: İnsanoğlunun yaşadığı doğal ortam ve iklim şartlarına bağlı olarak ortaya çıkan, deprem, su baskını, heyelan, çığ, don, fırtına, tsunami vb tehlikelerdir. • Sosyo-ekonomik tehlikeler: İktisadi ve sosyal hayatta meydana gelen değişmelere bağlı olarak ortaya çıkan; işsizlik-işini kaybetme, evlenme, boşanma, dul, yetim ve öksüz kalma, çocuk sahibi olma, yer değiştirme, göç ve ikamet yetersizliğinden kaynaklanan ve gelir yetersizliği yaratan tehlikelerdir. • İnsanların sebep olduğu tehlikeler: İnsan, hem kendisi hem de diğer insanlar için bilerek veya istemeden ciddi bir tehlike kaynağıdır. Hırsızlık, kundaklama, yaralama veya öldürme gibi bilerek verilen zararlar yanında ihmal, tedbirsizlik ve kusurdan kaynaklanan kazalar da insandan kaynaklanan tehlikelerdir. Bu arada savaşları da insanın insana verdiği toplu zararlar olarak mutlaka adlandırmak gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Klasik dar ve geniş anlamda sosyal politika kavramından hareket edilirse sosyal güvenlik, bütün toplum kesimlerine yönelik sosyal politika tedbirlerini içeren geniş anlamda sosyal politika araçlarından biridir. Diğer sosyal politika araçlarından farklı olarak sosyal güvenlik, temel insan ihtiyaçlarından biri olan güvenlik ihtiyacını karşıladığı için gelir düzeyi, cinsiyeti, yaşı, mesleği ve toplumsal statüsü ne olursa olsun toplumu oluşturan bütün insanları ilgilendiren bir sosyal politika aracıdır. Hiç kimse sosyal güvenlik sistemi dışında değildir. Sosyal güvenlik, herkesi kapsadığı gibi, herkesi doğumundan ölümüne bütün hayatı boyunca ilgilendirir. Hatta analık sigortası ve ölüm sigortasından sağlanan haklar dikkate alınırsa bu süre bir insan hayatından daha uzun bir süreyi ifade eder.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Analık: Çalışan kadın için analık hali, doğumdan önce ve sonra belirli dönemler için gelir kesilmesi yaratan bir sosyal güvenlik tehlikesidir. Gebelik, doğum ve analık (emzirme) gibi birbirini izleyen üç ayrı dönemden oluşan analık halinde her üç dönemle ilgili anne-çocuk sağlığı ile ilgili tedavi edici sağlık hizmetlerinin verilmesi, bağımlı olarak çalışan kadınlar için doğumdan önce ve sonra belirli süre iş göremezlik ödeneği verilmesi ve çocuğun sağlıklı şekilde beslenmesi için belirli süre süt parası verilmesi bu sigorta kolundan sağlanan koruma garantisini oluşturur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsanların ihtiyaçlarını karşılayacak imkanlardan mahrum olması, onları başkalarına bağımlı kılar, şahsiyetlerinin gelişmesini engeller. Sosyal güvenliğin bir hak olarak sağlanması ve kişilerin muhtaçlıktan kurtarılması kişilerin şahsiyetlerini korumasını sağlar, onları başkalarına muhtaç olmaktan kurtarır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Malullük: Kişinin çalışma hayatına başladıktan sonra bir daha çalışamayacak şekilde çalışma veya meslekte kazanma gücünü kaybetme halidir. Çalışma veya meslekte kazanma gücünün % 60 veya daha yüksek oranlarda kaybedildiğinin sağlık kurulları raporları ile belgelenmesi ve belirli süre prim ödenmesi halinde malullük hali devam ettiği müddetçe gelir kesilmesini telafi etmek üzere aylık bağlanması en önemli sosyal güvenlik garantisidir. Rehabilitasyon hizmetleri ile malul kişinin tekrar çalışma hayatına döndürülmesi veya günlük hayatını sürdürebileceği bir iyilik haline kavuşturulması malullük hali ile ilgili olarak sağlanan diğer önemli sosyal güvenlik garantisidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Devlet tarafından kurulmaları, katılımın zorunlu olması, diğer kamu kurumlarından farklı olarak yönetiminin özerk olmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çok doğrudan bir ilişki vardır. Gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler sosyal güvenlik harcamaları bakımından aynı zaman diliminde yatay bir karşılaştırma yapıldığı zaman bu durum açıkca görülebildiği gibi, gelişmiş ülkelerin özellikle İkinci Dünya Savaşından sonraki dönemde iktisadi gelişmeleri arttıkça sosyal güvenliğe daha fazla pay ayırdıklarını ortaya koymuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ayrımcılık kavramını tanımlamak güçtür. Literatürde; ayrımcılıkla ilgili olarak farklı tanımlar yapılmaktadır. Bu tanımlardan birine göre ayrımcılık; “kişinin bir gruba mensup olması veya niteliği nedeniyle diğerlerine nazaran farklı işlem görmesi ve mağdur edilmesidir”. Diğer bir tanıma göre; “bir devletin veya toplumun bazı üyelerinin ötekilere sağlanan belli hak ve/veya ayrıcalıklardan yoksun bırakılmasıdır”.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsan hakları ile ilgili sözleşmelerde ayrımcılık farklı tanımlanmaktadır. Sözleşmelerin bir bölümünde ayrımcılık tanımı yapılmamakta, sadece ayrımcılık yasaklarından bahsedilmektedir. Bazı uluslararası sözleşmeler kendi kapsam ve uygulama alanları ile sınırlı şekilde bir tanım vermektedir. Bazı sözleşmelerde eşitlik ilkesine gönderme yapılmadan ancak onun gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla bir tanım yapılırken, bazı sözleşmelerde eşitliğe doğrudan gönderme yapılmaktadır. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 111 sayılı İstihdam ve Meslek Alanında Ayrımcılık Sözleşmesi ayrımcılığı sözleşmenin konusu ile sınırlı olmak üzere “istihdam ve meslek alanında fırsat eşitliğini ortadan kaldırma veya bozma (saptırma) etkisi olan ırk, renk, cinsiyet, din, siyasal görüş, ulusal veya sosyal köken temeline dayalı her türlü ayrılık (fark) gözetme, ayrı tutma, dışlama veya üstün tutma, yeğleme” şeklinde tanımlamaktadır. Benzer şekilde Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi yine sözleşme konusu ile sınırlı olmak üzere “kadınlar hakkında ayrımcılık kavramını”, “erkek ve kadının eşitlik temeline dayanarak, evlilik durumları ne olursa olsun, kadınların siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel, kişisel alanlarda veya başka her alanda insan haklarından ve temel özgürlüklerden yararlanmasını veya bu hak ve özgürlüklerin tanınmasını ve kullanılmasını tehlikeye koyma veya kaldırma sonucu doğuran veya amacı taşıyan, cinsiyete dayalı her türlü ayırt etme, dışlama ve kısıtlama” şeklinde tanımlamaktadır. Sözleşmelerin uygulanmasını izleme ve denetleme yetkisine sahip çeşitli uluslararası organlar da ayrımcılık kavramını tanımlamakta, bu tanımlar ayrımcılık kavramının açıklanmasında etkili olmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Doğrudan Ayrımcılık (Açık Ayrımcılık) Uluslararası sözleşmelerin yasakladığı ayrımcılık türlerinin başında doğrudan ayrımcılık gelmektedir. Doğrudan ayrımcılık farklı şekillerde tanımlanabilmektedir. Bu tanımlardan birine göre: “Bir kişi veya grubun, ayrımcılığın yasaklandığı nedenlerden (dil, etnik köken, cinsel yönelim, engellilik gibi) birine dayalı olarak insan hak ve özgürlüklerinden, aynı veya benzer konumda olduğu diğer kişilerle eşit bir şekilde yararlanmasını ve bunları kullanmasını engelleme veya zorlaştırma niyet ve etkisine sahip her türlü fark, dışlanma, sınırlama veya tercihtir”.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dolaylı Ayrımcılık (Örtülü Ayrımcılık) “Tarafsız görünen bir hükmün, kriterin veya uygulamanın belli bir ırk, din, etnik köken, cinsiyet, yaşta olan kişiler için diğer kişilerle karşılaştırıldığında daha dezavantajlı konum yaratması” dolaylı ayrımcılık olarak tanımlanmaktadır. Dolaylı ayrımcılık farklı gruplara eşit muamele edildiği görüntüsü veren tarafsız uygulamaların, gerçekte bir grubu diğerine nazaran kayırma veya mağdur eden etkiler yaratması ve bu etkilerin işletmenin gerekleri ile açıklanmaması durumunu oluşturmaktadır. AB hukukunda cinsiyet, ırk, etnik köken, din veya inanç, engellilik, yaş, cinsel yönelim ve vatandaşlık temelinde dolaylı ayrımcılık yasaklanmıştır. Dolaylı ayrımcılığa örnek olarak; kadın işçilerin eğitime katılmalarını engellemek amacıyla örgüt içi eğitimin hafta sonu veya iş saati sonrası yapılması, kadınların işe girmelerini engellemek amacıyla işin niteliği gerektirmediği halde belli bir kilo veya boyun altında olanların işe kabul edilmemesi sayılabilir. Bir uygulamanın dolaylı ayrımcılık olduğunu belirlemek oldukça güçtür. Dolaylı ayrımcılığı engellemek amacıyla kanunlarla olumlu ayrımcılık uygulamaları teşvik edilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Taciz Ayrımcılığın özel bir türü olan taciz konusunda uluslararası sözleşmelerde açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Taciz AB yazılı hukukuna 2000 yılında kabul edilen direktiflerde yer alan düzenlemelerle girmiştir. AB’nin 2000/78 sayılı direktifine göre; taciz, “ırk veya etnik köken, din veya inanç, yaş, engellilik ve cinsel yönelim gibi nedenlerden birine bağlı olarak bir kişinin onuruna zarar verme ve onu yıldırma, ona karşı düşmanca, aşağılayıcı, küçük düşürücü veya saldırgan bir çevre yaratma amacı taşıyan veya etkisi olan istenmeyen bir davranıştır”. Taciz kişinin herhangi bir özelliği ile alay etme, uygunsuz şakalar, yorumlar, düşmanca hareketler, istenmeyen fiziksel temas, cinsel amaçlı talepler ve fiziksel saldırı gibi fiilerden oluşabilmektedir. Kişi tacizle özel veya çalışma yaşamında karşılaşabilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 40 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 157 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.