Tehlike yönetiminde esas nedir?
Yayımlanmış cevap
Tehlike yönetiminde esas olan, olası bir KBRN saldırısı öncesinde gerekli önlemlerin alınması ve KBRN olayı yaşanmış ise oluşan tehlikenin kontrolüdür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
243 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 400 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Tehlike yönetiminde esas olan, olası bir KBRN saldırısı öncesinde gerekli önlemlerin alınması ve KBRN olayı yaşanmış ise oluşan tehlikenin kontrolüdür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
KBRN tehdidine maruz kalınmamasına yönelik tüm tedbirlerin alınması, tedbirlere rağmen bir olay veya saldırı yaşanmış ise KBRN ajanlarından kaynaklı kirliliğin yayılmasının kontrol edilmesi, KBRN ajanları tarafından kirletilen birey, eşya, bina ve çevrenin temizlenmesi olarak sıralanabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
KBRN vakasının yaşandığı bölgedeki her hareket kirliliğin başka bölgelere de yayılmasına sebep olmaktadır. Bunun önüne geçmek için yayılmanın kısıtlanması maksadıyla bazı önlemlerin alınması gerekmektedir. Kirli bölgeye giriş ve çıkışlar çok sıkı denetlenmeli, malzeme ve insan giriş çıkışlarında gerekli arındırma işlemleri uygulanmalıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
KBRN ajanlarının kullanıldığı bir olay meydana geldikten sonra, kurtarma ekipleri hazırlıklarını yapıp olay mahalline hareket eder. Bu esnada bölgedeki hastane veya hastaneler KBRN hazırlıklarına başlar. Öncelikle sıcak bölgeye girilerek tespit ve teşhis çalışması yapılır. Kullanılan ajan ve miktarı anlaşıldıktan sonra sıcak bölgeye kurtarma ekiplerinin girişi sağlanır. Bölgedeki yaralılar öncelikle arındırma bölgesinde temizlenir. Daha sonra maruz kalınan ajan tipine göre tedavi uygulanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sinir ajanlarının kullanıldığı bir saldırı gerçekleştirilmiş ise yararlılara ilk olarak atropin yapılır. Atropin vücuda kalça, uyluk ve koldan zerk edilir. Sinir ajanı sindirim sistemi vasıtası ile vücuda girmiş ise hastaya aktif kömür verilir. Sinir gazına her türlü maruziyette hastaya solunum desteği verilmelidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yakıcı ajanlara maruz kalındığı durumlarda, öncelikle cilt temizliği yapılır. Bu işlem steril bir bez kullanarak ve çimdikler gibi yaparak cilt üzerindeki sıvı yakıcı ajanın alınmasıdır. Ciltteki yanık ve kabarcıklar için yanık tedavisi uygulanır. Gözler açık şekilde tutularak içi bol su ile yıkanır. Solunum sıkıntısı yaşanan vakalarda oksijeni desteği sağlanır. Yaralı yakıcı ajanı sindirim yolu ile vücuda almış ise kusturulmaz, su veya süt verilerek ajanın seyreltilmesi sağlanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Boğucu ajanlara karşı uygulanan tedavi için belirli bir panzehir bulunmamaktadır. KBRN saldırısından etkilenen hastanın vücudu yıkanarak temizlenmesi sağlanır. Gözlerde ajandan etkilenmiş ise bol su ile yıkanır. Boğucu gazların en çok etkilediği sistem, solunum sistemi olduğundan hastaya solunum desteği verilir. Olası bir akciğer ödemi oluşmasına karşı hasta ivedi olarak hastaneye sevk edilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kan zehirleyici bir ajan ile yapılan saldırı sonucu yaralanan hastaya ilk olarak solunum desteği sağlanır. Panzehir olarak; amil nitril, sodyum nitrit, sodyum tiyosülfat ve dimetilaminofenol verilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kirlenme, temizleme konusunda eğitim almış personel tarafından, özel kimyasallar ve teçhizatlar kullanılarak temizlenir. Temizleme işlemi genel olarak kimyasal ajan kirliliğine karşı yapılır. Biyolojik ajanlar, özellikleri gereği dezenfeksiyon ile uzaklaştırılır. Temizleme işlemi hem hastanın sağlığı açısından önemlidir hem de kirliliğin yayılmasının önlenmesi açısından hayatidir. Temizleme işlemi uygulanırken iki temel yaklaşımdan yararlanılır. Bunlardan birincisi kirliliğe sebep olan ajanın kimyasal olarak yapısını bozarak, zararlı etkilerini yok etmek, ikincisi ise fiziksel olarak temizleme işlemi gerçekleştirmektir. Temizleme işlemlerinde en çok kullanılan sıvı sudur. KBRN kirliliğine maruz kalmış olan teçhizat, malzeme vb. tazyikli su ile temizlenir. Ancak temizleme işleminde su kullanmanın riskli tarafları vardır. Bunlardan en önemlisi ajan kirlilik oluşturduğu yerden uzaklaştırılır ama etkisini kaybetmez. Bu nedenle su ile yapılan temizlik işleminden sonra oluşan atık suyun yönetilmesi gerekir. Su ile temizleme dışında, nötralize etme, kirliliğin bulaştığı nesneleri yakma, kirlenmiş malzeme veya bölgenin üstünü kapatma ve bölgeyi terk ederek doğal olarak ajanın uzaklaşmasını bekleme gibi yöntemlerde kullanılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu amaçla kullanılan teknolojilerden biri, KBRN ajanı içeren bomba düzeneklerini yanına herhangi bir müdahale ekibinin gitmesine gerek kalmadan, uzaktan robotik elle müdahale imkânı veren robot teknolojileridir. KBRN ajanlarının tespitine ve olaya müdahaleye yönelik, üzerinde algılayıcı sistemler bulunan zırhlı araçlarda mevcuttur. Bu araçların içinde komuta kontrol merkezi yer almakta ve araç içinde görev yapan personelin can güvenliği KBRN filtreleri ile sağlanmaktadır. Araç olay bölgesine vardığında personel araçtan inmeden ortamdaki havanın analizini yapabilmekte ve diğer ekipler için bilgi sağlamaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
KBRN ajanlarının daha fazla ve daha farklı yerlere yayılmasının önlenmesi maksadıyla temizleme işlemi uygulanması gerekmektedir. Bu amaçla tasarlanan sistemler bulunmaktadır. Olaylara hızlı müdahale imkânı vermesinden dolayı yeni geliştirilen temizleme sistemleri mobil olarak tasarlanmaktadır. Böylece KBRN ajanı kullanılan bir olay meydana geldiğinde, kirliliğin insanlara ve çevreye çok fazla yayılmasına izin vermeden kısa sürede olay yerine gidilebilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu Yönetmeliğin amacı; yurtiçinde ve yurtdışında meydana gelen afet ve acil durumlara ulusal ve yerel düzeyde müdahalenin ve buna ilişkin hazırlık faaliyetlerinin etkin bir şekilde gerçekleştirilebilmesine yönelik, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Merkezi ile afet ve acil durum yönetim merkezlerinin kuruluşu, görev ve sorumlulukları ile bunlar arasındaki koordinasyon ve işbirliğine ilişkin esasları belirlemektir. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Merkezi ve görevleri; Meydana gelen veya gelmesi muhtemel büyük ölçekli, a. Deprem, sel, fırtına, toprak kayması, çığ, b. İltica ve nüfus hareketleri, c. Yangınlar ve kazalar, ç. Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer madde kazaları veya olayları, d. Tehlikeli ve salgın hastalıklar gibi doğal, teknolojik ve insan kaynaklı afet ve acil durumlar ile Başbakan tarafından acil durum veya afet olarak değerlendirilen diğer olay ve durumlarda ulusal düzeyde etkin ve yoğun müdahale ve koordinasyonu sağlamak üzere Başbakanın talimatıyla faaliyete geçer.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu Yönetmeliğin amacı; belediye itfaiye teşkilâtının kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarını, itfaiye memurlarının niteliklerini, görevde yükselme ve mesleki eğitimlerini, kıyafetlerini, kullanacakları araç, teçhizat ve malzeme ile denetim usul ve esaslarını düzenlemektir. İtfaiye teşkilatının görevleri şunlardır; a. Yangınlara müdahale etmek ve söndürmek, b. Her türlü kaza, çökme, patlama, mahsur kalma ve benzeri durumlarda teknik kurtarma gerektiren olaylara müdahale etmek ve ilk yardım hizmetlerini yürütmek; arazide, su üstü ve su altında her türlü arama ve kurtarma çalışmalarını yapmak, c. Su baskınlarına müdahale etmek, ç. Doğal afetler ve olağanüstü durumlarda kurtarma çalışmalarına katılmak, e. 5/6/1964 tarihli ve 6/3150 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Sivil Savunma ile İlgili Şahsi Mükellefiyet, Tahliye ve Seyrekleştirme, Planlama ve Diğer Hizmetler Tüzüğü gereğince kurulan itfaiye servisi mükelleflerini eğitmek, nükleer, biyolojik, kimyasal (NBC) maddeleri ile kirlenmelerde arıtma işlemlerine yardımcı olmak vb.dir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, Uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına ve Devletler arasında iyi komşuluk ve dostane ilişkilerin geliştirilmesine ilişkin Birleşmiş Milletler Şartı’nın amaç ve ilkelerini gözönünde tutarak, Birleşmiş Milletler’in Ellinci Yıldönümü vesilesiyle yayınlanan 24 Ekim 1995 tarihli Beyannamesini anımsayarak, Tüm Devletlerin barışçıl amaçlarla nükleer enerjiyi geliştirme ve kullanma hakları bulunduğunu ve nükleer enerjinin barışçıl olarak kullanılmasından kaynaklanacak potansiyel yararlanma konusunda meşru çıkarları bulunduğunu düşünerek, 1980 Nükleer Maddelerin Fiziki Korunmasına ilişkin Uluslararası Sözleşmeyi akılda bulundurarak, Her biçim ve görünümüyle terörist eylemlerin tüm dünyada giderek arttığından derin endişe duyarak, Aynı zamanda, Birleşmiş Milletlere Üye Devletlerin, diğerleri yanında, Devletler ve halklar arasında dostça ilişkileri tehlikeye düşüren ve Devletlerin ülke bütünlüğü ve güvenliğini tehdit edenler de dâhil olmak üzere, kim tarafından ve nerede işlenirse işlensin, tüm terörist eylem, yöntem ve uygulamaları suç ve mazur görülemez olarak sarih bir şekilde kınadıklarını ciddi olarak yeniden teyit ettikleri Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 9 Aralık 1994 tarihli ve 49/60 sayılı kararına ekli Uluslararası Terörizmin Ortadan Kaldırılması İçin Önlemler hakkındaki Beyannameyi de hatırlayarak, Beyannamenin aynı zamanda Devletleri, konunun tüm veçhelerini kapsayan kapsamlı bir hukuki çerçevenin mevcut olmasını temin etmek amacıyla, terörizmin bütün biçim ve görünümleriyle önlenmesi, bastırılması ve ortadan kaldırılmasına dair mevcut uluslararası hukuki düzenlemelerin kapsamını ivedi olarak gözden geçirmeye teşvik ettiğini not ederek, Genel Kurul’un 17 Aralık 1996 tarihli ve 51/210 sayılı kararını ve Uluslararası Terörizmin Ortadan Kaldırılması İçin Önlemler hakkındaki 1994 tarihli Ek Beyannameyi anımsayarak, Aynı zamanda, Genel Kurul’un 51/210 sayılı kararına uygun olarak, diğerleri yanında, ilgili mevcut uluslararası belgelere eklemek üzere nükleer terörizm eylemlerinin önlenmesi için uluslararası bir sözleşmenin hazırlanması amacıyla geçici bir komitenin kurulduğunu hatırlayarak, Nükleer terörizm eylemlerinin vahim sonuçlarının olacağını ve uluslararası barış ve güvenliği tehdit edebileceğini not ederek, Mevcut çok taraflı hukuki hükümlerin bu saldırıları uygun şekilde karşılamadığını da not ederek, Bu tür terörist eylemlerin önlenmesi ve faillerinin kovuşturulması ve cezalandırılması için etkin ve pratik önlemler tasarlanması ve kabul edilmesinde Devletler arasındaki uluslararası işbirliğinin arttırılmasına ivedi gereksinim duyulduğuna inanarak, Devletlerin askerî kuvvetlerinin faaliyetlerinin, bu Sözleşmenin çerçevesi dışındaki uluslararası hukuk kurallarınca düzenlendiğini ve belirli eylemlerin bu Sözleşmenin kapsamı dışında bırakılmasının, yasadışı eylemlere göz yumulduğu veya bu eylemlerin yasal kılındığı veya diğer kanunlara göre kovuşturulmasına engel olunduğu anlamına gelmediğini not ederek, Aşağıdaki hususlar üzerinde anlaşmışlardır: Bu Sözleşmenin amaçları açısından: 1. “Radyoaktif madde”, nükleer madde ve kendiliğinden parçalanan (alfa, beta, gamma veya nötron ışınları gibi bir veya daha fazla iyonize etkili ışımanın salınımıyla gerçekleşen bir süreç) ve radyolojik ve atomik parçalanmaya uygun olma özelliği gereği ölüme, vücutta ağır yaralanmalara veya eşyalarda veya çevrede maddi hasara yol açabilen parçacıklar içeren diğer radyolojik malzeme anlamına gelir.2. “Nükleer madde”, plütonyum-238’de izotop konsantrasyonu oranı yüzde 80’i geçen dışındaki plütonyum; uranyum-233; izotop 235 veya 233’de zenginleştirilmiş uranyum, maden filizi veya maden filizi tortusu biçiminde olanlar dışında doğrudan oluşan izotop karışımları içeren uranyum veya yukarıdakilerden bir veya daha fazlasını içeren maddeler anlamına gelir. Bunun yanında, “235 veya 233 izotopunda zenginleştirilmiş uranyum”, 235 veya 233 izotopu içeren uranyum veya bu izotopların 238 izotopuna göre bolluk oranı, doğada bulunan 235 izotopunun 238 izotopuna oranından daha fazla olacak şekilde her iki izotop anlamına gelir. 3. “Nükleer tesis”, a. Enerji kaynağı olarak kullanılmak üzere gemi, araç, uçak veya uzay araçlarını ileriye doğru itmek için veya diğer herhangi bir sebeple gemilere, araçlara, uçaklara veya uzay araçlarına yüklenmiş reaktörler de dâhil herhangi bir nükleer reaktör; b. Radyoaktif maddeyi üretmek, depolamak, işlemek veya taşımak üzere kullanılan her türlü tesis veya araç anlamına gelir. 4. “Cihaz”, a. Herhangi bir nükleer patlayıcı cihaz, veya b. Radyolojik özellikleri gereği, ölüme, vücutta ciddi yaralanmalara veya çevreye veya eşyaya maddi hasar verebilen herhangi bir radyoaktif madde dağıtan veya radyasyon yayan cihaz anlamına gelir. 5. “Devlet veya hükümet tesisi”, bir Devletin temsilcileri, Hükümet, yasama veya yargı üyeleri, veya bir Devletin memurları veya çalışanları veya diğer her tür kamu kurumu veya makamı veya hükümetlerarası bir örgütün memurları veya çalışanları tarafından resmî görevleri çerçevesinde sürekli veya geçici olarak kullanılan veya işgal edilen her tür tesis veya taşıma aracı anlamına gelir. 6. “Devletin silahlı kuvvetleri”, bir Devletin iç hukuku uyarınca, asıl amacı ulusal savunma ve güvenlik olmak üzere örgütlenen, eğitilen ve teçhiz edilen silahlı kuvvetleri ile bu silahlı kuvvetlerin resmî emir ve komutası, denetimi ve sorumluluğu altında hareket eden ve onlara destek hizmeti veren kişiler anlamına gelir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yönetmeliğin amacı; yurt içinde veya dışında meydana gelip ülkemizi etkileyebilecek olan kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer tehdit ve tehlikelere karşı halkın sağlığının ve çevrenin korunması, can ve mal kaybının en aza indirilmesi için gerekli tedbirlerin aldırılması amacıyla ilgili bakanlık, kamu ve özel sektör kurum ve kuruluşları, valilikler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve gönüllüler ile sivil asker işbirliği çerçevesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin tehlike öncesi, tehlike sırası ve sonrasına ilişkin görev ve sorumluluklarını belirlemektir. Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer maddelerin meydana getireceği tehlikelere karşı alınacak önlemleri ve yapılacak çalışmaları tespit etmek ve bunlarla ilgili bakanlık, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sözleşme, 10 Nisan 1972 tarihinde Londra, Moskova ve Washington’da imzaya açılmıştır. İş Bu Sözleşmeye Taraf Devletler; Kitle tahrip silâhlarının bütün çeşitlerinin yasaklanması ve imhası dâhil genel ve tam silâhsızlanma yolunda fiilî ilerlemelerin gerçekleştirilmesi için çalışmaya kesinlikle kararlı ve kimyasal ve Bakteriyolojik (Biyolojik) silâhların geliştirilmesi, yapımı ve stoklanmasının yasaklanmasının ve bunların etkili tedbirlerle imhasının sıkı ve etkin bir uluslararası denetim altında genel ve tam silâhsızlanmanın gerçekleşmesini kolaylaştıracağına kani olarak, 17 Haziran 1925’te Cenevre’de imzalanmış boğucu, zehirleyici ve benzeri gazlarla bakteriyolojik yöntemlerin savaşta kullanılmalarının yasaklanmasına ilişkin Protokolün savaşın dehşetini azaltmak yolunda yapmış olduğu ve yapmakta devam ettiği katkıyı da müdrik olarak, Bu Protokolün ülke ve amaçlarına bağlılıklarını teyit ve bütün devletleri bunlara uymaya davet ederek, BM Genel Kurulunun 17 Haziran 1925 Cenevre Protokolünün ülke ve amaçlarına aykırı bütün davranışları birçok defa kınadığını hatırlatarak, Uluslararası itimadı güçlendirmeye ve milletler arası havanın düzeltilmesine katkıda bulunmayı arzu ederek, BM Yasasının amaç ve ülkelerinin gerçekleşmesine ve katkıda bulunmayı arzu ederek, Kimyasal ve bakteriyolojik (Biyolojik) etkenlerin kullanılması gibi son derece tehlikeli kitle tahrip silâhlarının devletlerin silâh ve mühimmat depolarından etkili tedbirlerle tasfiyesinin önem ve ivediliğine kani olarak, Bakteriyolojik (Biyolojik) veya zehirleyici (Toksin) silâhların yasaklanmasına ilişkin bir anlaşmanın kimyasal silâhların geliştirilmesi, yapımı ve stoklanmasını da yasaklayacak etkili tedbirler üzerinde bir anlaşmanın gerçekleşmesi yolunda mümkün olan ilk adımı teşkil ettiğine inanarak ve bu hususta müzakerelere devama kararlı olarak, Bütün insanlığın yararı için bakteriyolojik (biyolojik) etkenlerin veya toksinlerin silâh olarak kullanılmalarını tamamiyle bertaraf etmeye kesinlikle kararlı olarak, İnsanlık vicdanının bu gibi kullanışları nefretle kınayacağına ve bu tehlikeyi azaltmak için hiç bir gayretin esirgenmemesi gerektiğine inanmış olarak aşağıdaki hususlarda anlaşmışlardır. 1. Menşei ve üretim yöntemi ve çeşitleri ne olursa olsun, her türlü mikroplu etkenler veya toksinlerin veya diğer biyolojik elemanların önleyici, koruyucu ve diğer barışçı gayeler için gerekli olmayan miktarlarda, 2. Bu çeşit etken ve toksinlerin dostça olmayan amaçlarla veya silâhlı çatışmalarda kullanılmasına yarayan silâh, teçhizat ve atış araçlarını, Asla ve hiç bir surette geliştirmemeyi, yapmamayı, stoklamamayı veya şu veya bu şekilde ele geçirmemeyi veya elde bulundurmamayı yükümlenir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanununun 4 ve 10.maddelerine dayanılarak hazırlanmış ve Danıştayca incelenmiş olan bu Tüzük hükümleri Resmî Gazete’de yayımı gününde yürürlüğe girer. Bu Tüzük hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. İyonlaştırıcı radyasyon kaynaklarını bulunduran, kullanan, imal, ithal ve ihraç eden, alan, satan, taşıyan ve depolayan, resmî özel kurum ve kuruluşlar ve gerçek kişilerce uyulması gereken kurallar bu Tüzükte gösterilmiştir. Özgül aktivitesi gram başına 0.002 mikrocurie (kilogram başına 74 kilo Becquerel) den daha az olan radyoaktif maddeler bu Tüzüğün kapsamı dışındadır. Radyasyon Sağlığı ve Güvenliği Dairesinin görevleri şunlardır: a. Radyasyon güvenliğine ilişkin ilke, mevzuat, standart ve tedbirleri belirlemek üzere çalışmalar yapmak ve bunların uygulanmalarını sağlamak, b. Radyasyon kaynaklarına ve bu kaynakları bulunduran, kullanan, imal, ithal ve ihraç eden, alan, satan, taşıyan ve depolayan resmî, özel kurum ve kuruluşlara ve gerçek kişilere lisans vermek, lisans koşullarına aykırı durumlarda lisanslarını geçici veya sürekli olarak iptal etmek, gerekirse, aygıt ve tesisin kapatılmasına karar vermek ve yasal kovuşturmaya geçilmesi için ilgili makamlara duyuruda bulunmak, c. Radyasyon kaynaklarının Ülkeye giriş, çıkış, transit geçiş ve taşınmalarına izin vermek, ç. Bu Tüzük kapsamına giren işleri, radyasyon alanlarını, radyasyon güvenliği bakımından sınıflandırmak ve denetlemek, d. Radyasyon kaynaklarıyla çalışanları ve toplumu, radyasyon tehlikelerinden korumak amacıyla, gerekli tedbirleri almak, alınmasını sağlamak, e. Çevrenin radyoaktif artıklarla ve radyoaktif yağışlarla kirlenmesini engellemek amacıyla gerekli tedbirleri almak, alınmasını sağlamak, f. Radyasyon kazası halinde, alınması gerekli tedbirleri belirlemek ve uygulanmasını sağlamak, g. Radyasyon güvenliği için ilgili bakanlık ve kuruluşlarlarla işbirliği yapmak, ğ. Radyasyon güvenliği konusunda araştırma, eğitim ve yayınlar yapmak ve bu konularda, ilgili kuruluşlarla ortak çalışmalarda bulunmak.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soğuk Savaş Dönemi sonrasında iki karşıt kutup olan NATO ve Varşova Paktına bağlı askerî birliklerde kimyasal saldırı ihtimaline karşı hazırlık ve eğitimlere önem verilmesi de bu riskin hangi boyutlara ulaştığının bir başka göstergesidir. Ayrıca bu süreç içerisinde Doğu ve Batı bloğuna üye ülkelerin yanı sıra Güney Afrika’dan Orta Doğu’ya, Kuzey Afrika’dan Güney Asya’ya, Çin ve Kore de dâhil olmak üzere yaklaşık yirmi ülke kimyasal silah yarışına dâhil olmuştur. Kimyasal silah üretiminin yaygınlaşmasından endişe duyan bazı sanayileşmiş ülkeler, kimyasal silahların ve bu silahların hammaddelerinin ithalat ve ihracatını kontrol altına almak maksadıyla işbirliği içerisinde olmaya karar vermiş ve bu amaçla ilk aşamada, kimyasal, biyolojik ajanlar ve genetiği değiştirilmiş organizmalar ile çift kullanımlı malzemelerin ithalat ve ihracat kontrol rejimi olan Avustralya Grubu’nu kurmuştur. Dünyada çok yüksek miktarlara ulaşan kimyasal silah stoğuna rağmen 20. yüzyılın ikinci yarısında meydana gelen çatışmalarda kimyasal silah kullanımı sınırlı olmuştur. Ancak Yemen’de 1963-1967 yılları arasında yaşanan ayaklanma ve iç savaş sırasında isyancılara karşı bu tür silahların kullanıldığına şahit olunmuştur. Ayrıca 1955 yılında başlamış Vietnam Savaşı’nda da kimyasal ajanların kullanıldığı ve özellikle herbesitlerin (bitki öldüren kimyasallar) kullanıldığına dair de birtakım iddialar söz konusudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu yönetmelik, İçişleri Bakanlığı Sivil Savunma Genel Müdürlüğüne bağlı sivil savunma arama ve kurtarma birlikleri ile illerde kurulan arama ve kurtarma ekiplerinin kuruluşu, görevleri, çalışma usul ve esaslarını belirlemek amacıyla düzenlenmiştir. Sivil savunma arama ve kurtarma birlikleri ile il arama ve kurtarma ekiplerinin görevleri şunlardır; a. Savaşta, afetlerde, büyük yangınlarda ve önemli kazalarda; arama, kurtarma, ilk yardım ve sosyal yardım hizmetlerini yürütmek, b. Savaşta, afetlerde ve kazalarda; nükleer, biyolojik, kimyasal (NBC) maddelerin ölçüm hizmetlerini imkânlar ölçüsünde yürütmek, ilgili birimlere ulaştırmak, (NBC) maddelerinin temizlenmesine (Dekontaminasyon) yardım etmektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Acil Kurtarma ve Yardım Planı Planlama ve Göreve Sevk; Bu ekiplerin kuruluş, personel görevlendirme, araç ve malzeme tefriki, göreve sevk ve idare ile iaşe ve barındırılmalarına ait usul ve esaslar, valilikçe yapılacak bir planla düzenlenir. Bu planın güncel tutulmasından İl Valisi sorumludur. Ekipler; çağrı pusulası, telefon, faks veya telsiz emri ile göreve sevk edilir. Afet bölgesine gönderilmesi planlanan, iş makinası, binek, taşıma ve benzeri araçların çalıştırılması ile ilgili yakıt, yedek malzeme, ekipman ve şoför ilgili kurumlarca sağlanır. Haberleşmenin aksaması halinde emniyet, jandarma veya kuruluşların, telli ve telsiz imkânlarından yararlanılır. NBC (nükleer, biyolojik ve kimyasal) kaynaklı olaylara; özel olarak yetiştirilen ve donatılan personel sevk edilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu Kanunun amacı, kimyasal silahların geliştirilmesi, üretimi, stoklanması ve kullanımının yasaklanmasına ilişkin esas ve usûllerin düzenlenmesidir. Bu Kanun, izin verilen haller dışında, söz konusu fiilleri işleyenlere verilecek cezaları ve ilgili mercii tarafından alınacak önlemleri kapsar. Bu Kanunda geçen; a. Sözleşme: Türkiye tarafından 13/1/1993 tarihinde Paris’te imzalanan ve 4/4/1997 tarihli ve 4238 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan “Kimyasal Silahların Geliştirilmesinin, Üretiminin, Stoklanmasının ve Kullanımının Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme”yi, b. Kimyasal silah: Bu Kanunla yasaklanmayan amaçlarla kullanıldıkları ve cins ve miktarlarının bu amaçlarla tutarlı olduğu durumlar hariç olmak üzere, toksik kimyasal maddeler ve bunların prekürsörlerini; toksik kimyasal maddelerin, savaş gereçleri ve aygıtlarının kullanımı sonucunda ortaya çıkacak olan zehirleyici nitelikleri yoluyla ölüme veya başka bir hasara yol açmak üzere özel olarak tasarımı yapılmış olan herhangi bir cihazı, aparatı veya düzeneği; bu savaş gereçleri ve aygıtlarının kullanımıyla doğrudan doğruya ilişkili bir biçimde kullanılmak üzere özel olarak tasarımı yapılmış olan herhangi bir cihazı, aparatı veya düzeneği, c. Toksik kimyasal madde: Kökenine veya üretim biçimine ve tesislerde, savaş gereçlerinde veya bir başka yerde üretilmelerine bağlı kalmaksızın, yaşam süreçleri üzerindeki kimyasal etkisi yoluyla, insanlarda veya hayvanlarda ölüme, geçici veya daimi engelliliğe neden olabilecek ve bu Kanunun eki cetvellerde yer alan kimyasal maddeleri, ç. Prekürsör: Hangi yöntemle olursa olsun, bir zehirli kimyasal maddenin üretimi sırasında herhangi bir aşamada rol oynayan bir kimyasal reaktanı ifade eder. Bu Kanun gereği yasaklanan faaliyetler ve uygulanacak cezalar; 1. Kimyasal silah geliştiren, üreten, bir başka şekilde elde eden, stoklayan, elde tutan, doğrudan veya dolaylı yoldan bir başkasına kimyasal silah devreden kimseye beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve onbeşbin güne kadar adlî para cezası verilir. 2. Kimyasal silah kullanan kimseye on yıldan onbeş yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası verilir. 3. Bu Kanunda yer alan suçlarla ilgili olarak 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri ile diğer özel kanunlardaki ceza hükümleri saklıdır. 4. Bu Kanuna ekli (1) sayılı cetvelde yer alan kimyasal maddeler aşağıda belirtilen haller hariç olmak üzere üretilemez, iktisap edilemez, elde bulundurulamaz veya kullanılamaz: a. Kimyasal maddelerin bilimsel araştırmayla ilgili farmasötik veya koruyucu amaçlarla kullanılması.b. Kimyasal maddelerin türlerinin ve miktarlarının, yasaklanmamış amaçlar için kullanımını doğrulayacak tür ve miktarlarla kesin olarak sınırlandırılmış olması. c. Herhangi bir zamanda yasaklanmamış amaçlar için ülke çapında kullanılmasına izin verilen kimyasal maddelerin toplam miktarı bir tonu aşmamak üzere, ilgili mercii tarafından verilen izin belgesinde gösterilen üst sınır içinde olması. ç. Herhangi bir yılda ülke çapında üretilen, devir yoluyla iktisap edilen veya bu Kanunla yasaklanmamış amaçlar için kullanılan toplam kimyasal madde miktarı bir tona eşit veya daha az olmak üzere, ilgili mercii tarafından verilen izin belgesinde gösterilen üst sınır içinde olması. Bu fıkraya aykırı hareket edenler hakkında üç yıldan altı yıla kadar hapis ve sekizbin güne kadar adlî para cezası verilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
29/9/2010 tarihli ve 27714 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile Yönetmeliğin adı “3194 Sayılı İmar Kanununa Göre Düzenlenmiş Bulunan İmar Yönetmeliklerine Sığınaklarla İlgili Ek Yönetmelik” iken metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. Bu Yönetmelik, sığınakların çeşit, özellik, yapım, kullanım ve muhafazasına ilişkin usul ve esasları düzenler. Bu yönetmelik; 3194 sayılı İmar Kanunu’na göre düzenlenmiş bulunan İmar Yönetmeliklerin uygulandığı alanları, 3194 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi gereğince imar mevzuatı yönünden belediyelerin görev alanlarına giren yerleri, Ülkemizde çeşitli harp silah ve vasıtalarının tesirlerine karşı imar mevzuatına göre yapılacak sığınak çeşitleri ve bunların nerelerde, ne suretle, kimler tarafından yaptırılacağına, kullanılacağına, bakım ve muhafazalarına ilişkin hükümleri kapsar. Sığınak, nükleer ve konvansiyonel silahlarla, biyolojik ve kimyevi harp maddelerinin tesirlerinden ve tabii afetlerden insanlarla, insanların yaşaması ve ülkenin harp gücünün devamı için zaruri canlı ve cansız kıymetleri korumak maksadıyla inşa edilen korunma yerleridir. Sığınaklar korunacak veya korunacakların durumuna göre ikiye ayrılır; a. Özel sığınaklar: Özel veya kamuya ait bina ve tesislerin öncelikle en alt bodrum katlarında ya da toprağa oturan kısımlarında veya bina içinde yapılamıyorsa uygulama imar planı ya da planda hüküm yoksa 2/11/1985 tarihli ve 18916 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği ile belirlenen yapı yaklaşma mesafesine aykırı olmamak kaydıyla bahçelerinde, yer üstünde veya yeraltında radyoaktif serpinti etkilerine, kimyasal ve biyolojik harp maddelerine, nükleer silahların zayıflamış basınç ve ısı tesirlerine ve konvansiyonel silahların parça tesirlerine karşı korunmak amacıyla inşa edilen serpinti sığınaklardır. b. Genel Sığınaklar: Nüfus ve trafik yoğunluğunun fazla olduğu yerlerde dışarıda bulunan halkın korunmasını sağlamak amacıyla yapılan yapılardır. Sığınaklar kullanma amaçlarına göre ikiye ayrılırlar; a. Basınç Sığınakları: Nükleer silahların ani (ışık, ısı, basınç ve ilk radyasyon) ve kalıntı (radyoaktif serpinti) etkileriyle konvansiyonel silahların tesirlerine, kimyasal ve biyolojik harp maddelerine karşı korunmak amacıyla Devlet tarafından inşa edilen sığınaklardır. b. Serpinti sığınakları: Radyoaktif serpinti etkilerine karşı korunmak amacıyla inşa edilen sığınaklardır. Bu sığınaklar; kimyasal ve biyolojik harp maddelerine, nükleer silahların zayıflamış basınç ve ısı tesirlerine ve konvansiyonel silahların parça tesirlerine karşı da korunmayı sağlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu Yönetmeliğin amacı, iyonlaştırıcı radyasyon ışınlamalarına karşı kişilerin ve çevrenin radyasyon güvenliğini sağlamaktır. Bu Yönetmelik, radyasyon güvenliğinin sağlanmasını gerektiren her türlü tesis ve radyasyon kaynağının zararlı etkilerinden kişileri ve çevreyi korumak için alınması gereken her türlü tedbiri ve yapılması gereken faaliyetlerle ilgili hususları kapsar. Bu Yönetmelik nükleer tesisler, nükleer yakıtlar, nükleer tesislerden çıkan radyoaktif atıklar ve nükleer maddelere ilişkin faaliyetleri kapsamaz. Lisans sahibi tarafından tesislerde kullanılan radyoaktif kaynakların özelliklerine göre tehlike durumu veya kaza durumlarında uygulanmak üzere bu Yönetmeliğin 40ıncı maddesine göre bir Tehlike Durumu Planı hazırlanır. Tehlike Durumu Planında yer alması gereken hususlar aşağıda belirtilmiştir; a. Tehlike durumu veya kaza ile ilgili olarak görevlendirilen kişiler, unvanları, adres ve telefon numaraları, b. Tesis içindeki ve dışındaki sorumlu kişilerle haberleşme sistemi, c. Uygulanacak radyasyon ölçüm programları, ç. Muhtemel kaza senaryoları ve alınacak önlemler, d. Gerekli ekipman ile araç ve gereçler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu yönetmeliğin amacı, afet ve acil durumlara müdahalede ihtiyaç duyulacak tüm güç ve kaynakları ulusal ve yerel düzeyde planlamak, bu güç ve kaynakların olay bölgesine hızlı ve etkin bir şekilde ulaştırılmasını sağlamak, müdahale hizmetlerini ve bu hizmetlerin koordinasyonundan sorumlu ana ve destek çözüm ortaklarının ve yerel düzeyde sorumlu birimlerin görev ve sorumlulukları ile planlama esaslarını belirlemektir. Başkanlık tarafından bakanlık, kurum ve kuruluşların katılımıyla afet ve acil durumlara ilişkin müdahale çalışmalarında görev alacak hizmet grupları ve koordinasyon birimlerine ait görev ve sorumlulukları tanımlamak amacıyla afet öncesi, sırası ve sonrasına ait müdahale planlamasının temel prensiplerini içeren Türkiye Afet Müdahale Planı hazırlanır. Plan, Afet ve Acil Durum Yüksek Kurulunun kararı ile Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu Kanunun amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamaktır. Tehlikeli kimyasalların belirlenmesi, üretimi, ithalatı, atık konumuna gelinceye kadar geçen süreçte kullanım alanları ve miktarları, etiketlenmesi, ambalajlanması, sınıflandırılması, depolanması, risk değerlendirilmesi, taşınması ile ihracatına ilişkin usûl ve esaslar ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Bu kanun kapsamındaki idari nitelikteki cezalar şunlardır: Tehlikeli kimyasallar ve bu kimyasalları içeren eşyayı bu Kanunda ve ilgili yönetmeliklerde belirtilen usûl ve esaslara, yasak ve sınırlamalara aykırı olarak üreten, işleyen, ithal ve ihraç eden, taşıyan, depolayan, kullanan, ambalajlayan, etiketleyen, satan ve satışa sunanlara, 100.000 Türk Lirasından 1.000.000 Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?