Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
396 sorunun metninde arama yapabilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
• İnsan ve hayvan davranışları, • Zihinsel süreçler, • Fizyolojik süreçler, • Bilimsellik
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Davranışçı bakış açısı, insan davranışını açıklamak için sadece doğrudan gözlenebilen ve ölçülebilen davranışlarla çalışılması gerektiğini vurgulamaktadır. Psikodinamik bakış açısının vurguladığı bilinçdışı süreçlerinin ölçülmesi ya da ispatlanmasının mümkün olmadığı için bilimsel çalışmanın konusu olamayacağını belirtmektedirler. Gözlemlenebilir davranışların çevresel uyarıcılar ile ilişkisi ile ilgilenmektedirler. Davranışçılar, bütün organizmaların benzer psikolojik prensiplere göre hareket ettiğini savunmakta ve evrensel “davranış yasalarını” belirlemeye çalışmaktadırlar (Wortman, Loftus ve Weaver, 1999).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Evrimsel.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Temel ihtiyaçlar hiyerarşisinde en alt seviyede yeme, içme, güvenlik gibi temel ihtiyaçlar bulunmakta olup, bireylerin bu ihtiyaçlarının karşılanması ile bir üst seviyedeki diğer ihtiyaç harekete geçmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bilişsel psikoloji çünkü Bilişsel psikoloji ise zihinsel süreçleri incelemektedir. Bilişsel psikologlar, algı, hatırlama, düşünme, dil kullanımı, problem çözme, karar verme süreçlerinin nasıl gerçekleştiğini açıklamaya çalışmaktadırlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gelişim psikolojisi insanlarda döllenmeden itibaren fiziksel, bilişsel ve psikososyal gelişim alanlarında yaşla birlikte ortaya çıkan değişimleri ve bu değişimlerde kalıtımsal ve çevresel faktörlerin rollerini belirlemeye odaklanmaktadır. Diğer yandan gelişim psikologları, kalıtım ve çevre faktörlerinin insan davranışlarında bireysel farklılıkları nasıl ortaya çıkardığını da incelemektedirler. Bilişsel psikoloji ise zihinsel süreçleri incelemektedir. Bilişsel psikologlar, algı, hatırlama, düşünme, dil kullanımı, problem çözme, karar verme süreçlerinin nasıl gerçekleştiğini açıklamaya çalışmaktadırlar. Sosyal psikoloji insan davranışlarının diğer insanlar tarafından nasıl etkilendiğini incelemektedirler. Sosyal psikologlar, önyargı, akran baskısı, değerler, saldırganlık, hoşlanma, ikna etme, boyun eğme süreçlerini açıklamaya çalışmaktadırlar.Kişilik psikolojisi kişiliğin nasıl geliştiğini ve bu süreçte kalıtım ve çevresel faktörlerin etkilerini ortaya koymaya odaklanmaktadır
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Davranışçı yaklaşım davranışın çevresel güçler tarafından belirlendiğini ve sadece gözlenebilen ve ölçülebilen davranışlarla çalışılması gerektiğini savunurlar. Davranışçı bakış açısı, Amerikalı psikolog John B. Watson (1878-1958) tarafından 1920’li yıllarda ortaya konulmuştur. Watson ve diğer davranışçılar bu bakış açıları ile insanın çevresini kontrol ederek istenilen davranışların kazandırılabileceğine inanmaktadırlar ve davranışı anlamak için organizmanın çevresindeki her durumun kontrol edilmesi gerektiğini savunmaktadırlar. Bunun içinde, Watson ve diğer davranışçılar insan davranışlarında çevrenin tamamen kontrolünün mümkün olmadığından hareketle çoğunlukla laboratuvar ortamlarında hayvanlar ile çalışmışlardır. Bununla birlikte, onların araştırmaları insan problemlerine odaklı olup, hayvanlarda geçerli olan davranış prensiplerinin insanlar için de geçerli olduğunu savunmaktadırlar. Davranışçı bakış açısına temel oluşturan çalışmalardan bir diğeri ise Watson ile aynı zamanlarda Rus fizyolog İvan Pavlov’un (1849-1936) köpeklerle yaptığı deneylerdir. Pavlov açıklamalarını bütün davranışların çevredeki bazı uyarıcılar karşısında gösterilen tepkiler olduğu düşüncesi üzerine temellendirmiştir. Bu temel çerçevesinde klasik koşullanma olarak adlandırdığı öğrenme yöntemi üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırmıştır. Aynı zamanda Watson, Pavlov’un klasik koşullanma ilkelerinin insanlara uyarlanabileceğini, klasik koşullanma ile insanlarda korkuların oluşturulabileceğini ve bu korkuların ortadan kaldırılabileceğini de göstermiştir. Davranışçı bakış açısının bir diğer önemli ismi ise B.F. Skinner (1904-1990)’dır. Skinner da tüm davranışların uyarıcı ve tepki arasındaki ilişkilerin çalışılması ile anlaşılabileceğini savunmuş ve davranışların sonuçlarını analiz ederek bu bakış açısını genişletmiştir. Böylece Skinner davranışçılık repertuarına yeni bir kavram olan pekiştirme kavramını kazandırmış ve istenilen davranışı kazandırmak için ödül/pekiştirme olması gerektiğini belirtmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Psikolojide geçmişten günümüze insan davranışının veya özelliklerinin zamana bağlı olarak değişimini veya gelişimini anlamak, açıklamak ve buna yönelik uygulamalar sağlamak istenmiştir. Bunun içinde yaşın diğer değişkenler ile ilişkisini incelemeye yönelik araştırmalar planlanmıştır. Yaşa bağlı değişimi inceleyen ve gelişimsel araştırmalar olarak adlandırılan bu yöntemler ise kesitsel yöntem, boylamsal yöntem ve her ikisinin birleşimi olan kesitsel-boylamsal yöntemden oluşur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Evrimsel bakış açısı, zihinsel becerilerin milyonlarca yıl içerisinde belli uyum sağlayıcı (adaptif) amaçlara göre evrimleştiğini savunmaktadır. Evrimsel psikologlar, insan davranışlarının çoğunun insanın atalarının hayatta kalma ve üreme ile ilgili karşı karşıya kaldıkları sorunların çözümü için kullandıkları zihinsel mekanizmaların ve adaptasyonların sonucunda oluştuğunu iddia etmektedirler. Evrimsel psikologlar, kadın ve erkek cinsiyet rolleri, eş seçimi, aile ilişkileri, komşuluk, dil kullanımı, şiddet, çocuk yetiştirmede, günümüze kadar geçirilen psikolojik adaptasyonların nasıl çalıştığını araştırmaktadırlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsanların sahip oldukları şemaların, onların bilgiyi organize etmelerini, geri getirmelerini ve hatırlamalarını sağlayan içsel bir mekanizma olduğu ve bireylerin içerisinde yaşadıkları fiziksel ve sosyal çevre tarafından belirlendiği belirtilmektedir. Bu nedenle farklı şemalara sahip bireyler farklı davranışlar ortaya koymaktadırlar. Günümüzde bilişsel bakış açısının zihinsel süreç odaklı olması, bir çok psikolog tarafından en yaygın görüş olarak benimsenmesini sağlamıştır (Wortman, Loftus ve Weaver, 1999).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hermann von Helmholtz’un (1821–1894) araştırmaları duyusal psikolojiye getirmiş olduğu katkılar, zihinsel süreçlerin bilimsel yöntemlerle ölçülebileceğini ve bilimsel araştırmaların yapılabileceğinin ilk göstergesi olması açısından önemlidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Biyolojik bakış açısı, her davranış beynin, sinir sisteminin, endokrin sisteminin ve genlerin bir etkinliği sonucu oluştuğu ilkesi üzerine temellendirilmiştir. Bu nedenle biyolojik bakış açısına sahip psikologlar, psikolojik ve sosyal konuların anlaşılmasının biyokimyasal süreçlerin bilinmesi ile mümkün olabileceğini belirtmektedirler. Bu bakış açısı çerçevesinde, davranışı açıklayan psikologlar kanın kimyasal yapısını, beslenme alışkanlıkları ile iç salgı bezlerinin çalışmalarını dikkate almaktadırlar (Cüceloğlu, 1997).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Birçok psikolog davranışın, ancak zihinsel süreçlerin ve zihnin nasıl çalıştığının anlaşılması ile açıklanmasının mümkün olabileceğine inanmaktadırlar. Bu kapsamda zihinsel süreçler düşünceler, duygular, arzular, hayal etme, planlama, akıl yürütme, hafıza gibi birçok zihinsel etkinlikleri kapsamaktadır. Bu etkinlikler bireye özgü olup, doğrudan gözlenememektedir. Bu nedenle zihinsel süreçler davranışlara göre çalışılması daha zor süreçler içerir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Psikoloji alanında yapılan araştırmalar, insanların kendilerini anlayabilmeleri ve davranışlarını değiştirebilmeleri, başkalarının davranışlarını anlamaları ve açıklamaları, çevresindeki olayları açıklamaları ve değerlendirmeleri için de kullanışlı bilgiler sağlayabilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gustav Fechner
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Psikodinamik bakış açısının temel ilkeleri, nöroloji alanında çalışan bir hekim olan Sigmund Freud’un (1856-1939) çalışmaları sonucunda ortaya çıkmıştır. Freud, yıllarca süren gözlem ve çalışmaları sonucunda birçok hastanın probleminin fiziksel nedenlerden ziyade psikolojik temellere dayandığı sonucuna ulaşmıştır. Freud’un geliştirdiği bakış açısına göre, organizma çatışmaları azaltmaya ve ihtiyaçlarını doyuma ulaştırmaya çalışmaktadır. Aynı zamanda bu bakış açısına dayanan ve psikoanaliz olarak bilinen tedavi yöntemini de geliştirmiştir. Freud’un bu bakış açısı bilimsel deneylere değil hastalarını gözlemelerine dayanmakla birlikte Freud, kuramının biyolojik temellerini kurmada ikna edici olmuştur (Carlson, Buskist ve Martin, 2000; Wortman, Loftus ve Weaver, 1999).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fizyolojinin deneysel yöntemlerinin zihnin araştırılmasında kullanılabileceğini ileri sürerek psikolojinin ortaya çıkışında ve felsefe ile olan bağlarının zayıflamasında önemli olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kesitsel ve boylamsal yöntemlerin sınırlılıkları nedeniyle araştırmacılar, bu iki yöntemi bir arada kullanarak bu sınırlılıkları ortadan kaldırmaya çalışırlar. Kesitsel-boylamsal yöntem olarak adlandırılan bu yöntemde araştırmacı, yukarıda verilen örnekteki gibi bir yandan kesitsel yöntem ile farklı yaş gruplarını incelerken diğer yandan boylamsal yöntem ile belli bir yaş grubunu belli bir zaman aralığında inceleyerek bu grupların karşılaştırmalarını yapabilecektir. Dolayısıyla her iki yöntemin sınırlılıklarını ortadan kaldırmakta ve özellikle farklı yaşlarda doğmaktan kaynaklanan etkileri ortadan kaldırabilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Psikolojinin tarihsel süreci içerisinde William James (1842-1910) “Psikolojinin Prensipleri” isimli kitabı ile psikoloji alanını etkilemiş ve böylece insanların alışkanlıkları, duyguları ve bilinç gibi konulardaki işlevselci bakış açısını ortaya koymuştur (Wortman, Loftus ve Weaver, 1999). Dolayısıyla James’in işlevselcilik olarak nitelendirilen bu bakış açısı, zihinsel yapının bileşenlerinden (duyum ve düşünce) daha çok zihinsel aktivitelerin işlevleri (öğrenme ve algılama) üzerine odaklanmıştır. Bu bakış açısına göre zihinsel yapıyı oluşturan her bir bileşenin bir işlevi bulunmaktadır ve insan zihni çevreden gelen yeni bilgilere sürekli olarak uyum sağlamaktadır. Bu çerçevede, insanın çevresine uyum sağlamasına ilişkin zihinsel süreçler incelenmelidir. Bu işlevselci bakış açısının psikoloji alanının gelişmesine önemli katkıları ve etkileri olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Davranışcılık çünkü davranışlar gözlemlenebilen davranışlarla açıklanabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Psikoloji alanında bir bilim dalı olarak ilk psikoloji laboratuvarının kurulduğu günden beri davranışı ve altında yatan fizyolojik ve zihinsel süreçleri ortaya koymak amacıyla çalışmalar yapılmaktadır. Psikoloji alanı bir yandan bilgi birikimini artırırken diğer yandan bu bilgileri insanların yaşamlarının farklı alanlarına uygulamaya başlamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Helmholtz, Weber, Fechner ve Wundt
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Maslow, kendini gerçekleştirme kavramını ileri sürmüş ve bireylerin var olan tüm kapasitelerini kullanmaya odaklı olduklarını ve bu arzu engellendiğinde güçlükler yaşayacağını belirtmiştir. Ayrıca, Maslow insanların doğuştan kendini gerçekleştirmeye yönelik bir potansiyelleri olduğunu ve bu potansiyeli gerçekleştirebilmek için de hiyerarşik olarak dizilmiş olan ihtiyaçların karşılanması gerektiğini belirtmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Psikolojinin bir bağımsız bilim dalı olarak ortaya çıkmasında Wilhelm Wundt (1832-1920) araştırmaları öncü bir rol oynamıştır. Wundt, diğer çalışma alanlarında kullanılan teknikler ile de zihinsel süreçlerin araştırılabileceğinden hareketle Almanya’da ilk psikoloji laboratuvarını 1879 yılında kurmuştur. Dolayısıyla, psikoloji biliminin tarihsel sürecinde Wundt’un ilk psikoloji laboratuvarını kurması psikoloji biliminin başlangıcı olarak düşünülmektedir. Böylece, ilk psikolog olarak kabul edilen Wundt’un deneysel psikoloji çalışmaları psikoloji biliminin başlangıcını oluşturmuş ve onun çalışmalarının sonraki yıllarda psikoloji alanındaki çalışmalara önemli etkileri olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Max Wertheimer (1883-1943) zihnin farklı gestaltlerine, organize olmuş bütünlüklerine odaklanarak zihnin bu tür deneyimleri nasıl yaşadığını incelemiştir. Bu çerçevede, Gestalt psikoloji algının nasıl düzenlendiğini incelemiş ve “bütün, onu oluşturan parçaların toplamından farklıdır” görüşünü ileri sürmüştür. Gestalt psikolojisi, algı ve düşünmeye tek tek parçalardan ziyade bütüncül yaklaşım içerisinde odaklanan psikoloji bakış açısıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 23 çoktan seçmeli, 0 görselli ve 373 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.