Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
398 sorunun metninde arama yapabilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Günümüzden yaklaşık beş bin yıl önce, ilk kez Mezopotamya coğrafyasında Sümerler tarafından kullanılan yazı, insanlığın en büyük buluşlarından biridir. Tarih yazıyla (MÖ 3200) başlatılmakta, yazının bulunuşundan önceki uzun evre tarih öncesi (prehistorik), yazının bulunuşundan günümüze kadar geçen evre tarih çağları olarak adlandırılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yazının kullanımı farklı coğrafyalarda ve farklı tarihlerde gerçekleştiğinden, tarihin başlangıcı için ortak ve kesin bir tarih verilememektedir. Değişik coğrafyalarda değişik tarihlerde başlayan tarih dönemi Anadolu için Asur ticaret kolonileri vasıtasıyla yazının Anadolu’ya girdiği ve kullanılmaya başladığı MÖ 1950’lerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsanlığın tarih öncesi çağları, ilkin taşın daha sonra taşla birlikte önce bakırın ardından diğer madenlerin kullanılması nedeniyle Taş (MÖ 2,5 milyon yıl-MÖ 5.500) ve Maden Devri olarak iki ana başlık altında toplanabilmektedir. Maden Devri, Bakır (Kalkolitik) (MÖ 5500-MÖ 3000), Tunç (MÖ 3000-1200) ve Demir Devri olmak üzere üç ana gruba ayrılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İlk Çağ insanının yarattığı nesne ve eserler, günümüz insanının uzak atalarını ve onların yaşadıkları tarih öncesi dönemi anlayabilmesine yardımcı olmaktadır. İnsanoğlu, günümüzde olduğu gibi uzak geçmişte de en kolay olarak kendini ifade etme yoluna gitmiştir. Kullanılan malzemeler, yaratılan nesneler, bu nesnelerin formları, giderek sanat eserleri, sadece görüneni değil, görünenin arkasında dünya ile kurduğu bağı, yaşamına ait detayları ve anlatmak istediğini de içinde barındırmaktadır. O günün insanının sıradan bir nesne ile kurduğu ilişki günümüz insanının ileri teknolojisi ile eş değerdi, bu insanların bir taşa, bir duvara veya bir anıtın yüzeyine işledikleri görüntüler de bugünün insanının yarattığı nesne ve sanatsal ürünlerin o günkü karşılığı idi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Zamanları tanımlayan kavramların sonundaki -litik eki litosdan gelmektedir ve taş anlamınadır. Bu yüzden bu dönemler Taş Çağları olarak adlandırılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Taş Devri: Paleolitik (Eski Taş), Mezolitik (Orta Taş) ve Neolitik (Yeni Taş) olmak üzere üçe ayrılır. Paleolitik Devir, insanın henüz üretime geçmediği ve doğada bulduklarıyla geçindiği dönemdir. İnsanın medeniyet yolunda attığı ilk adımı ateşin keşfi oluşturur. Mezolitik Devir’de Paleolitik Devir’de sürdürülen avcılık, toplayıcılık ve göçebe yaşam tarzı, bu dönemde değişen doğal çevre ve iklim koşulları sonucunda yerini mevsimlik ve kalıcı yerleşmeye bırakmaya başlamıştır. Dönemin sonunda gıda birikimine başlandığı ve ilkin köpeğin evcilleştirildiği söylenebilir. Neolitik Devir’de buzul çağlarının sona ermesiyle iklimsel ve çevresel değişimler insanın yaşam biçiminde değişiklere neden olmuş, belli bir bölgede uzun süreli, çevreye ve toprağa bağlı olarak yerleşik yaşam başlamıştır. Bu dönemin en önemli gelişmesi bilim insanlarının devrim olarak nitelendirdikleri yerleşik yaşama geçiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Neolitik Dönem ile birlikte yerleşik yaşama geçen insanoğlu ekip biçmeye, tarım kültürüne ve kendi yaşam alanını doğal barınaklarla birlikte kendisi yapmaya başlamıştır. Sadece barınmak için doğal barınaklara zorunlu kalmayan insan, sosyalleşmeye ve suyu tarımsal üretimde daha yoğun kullanmaya başlamış, su kenarları yeni yaşam ve tarım alanlarının ana karakterini oluşturmuştur. O zamanlardan günümüze kalan doğal barınak, mağara ve höyüklerden ele geçen malzemelerle duvarlara çizilen resimlerden dönem insanının nasıl bir yaşama ve kültüre sahip olduğu izlenebilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Höyük
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Taş Devri’ne ait mağara duvar resimlerininin en önemlileri, erken dönem yerleşimlerinden Fransa’daki Lascaux ve İspanya’daki Altamira Mağarası’nda bulunmaktadır. Hayvan üslubu olarak nitelendirilen bu dönemin av konulu resimlerini gerçekleştiren insanlar, tanıdıkları hayvanlardan tümünü resmetmemiş, başlangıçta yalnız korktukları, daha sonraları yalnız yararlandıkları hayvanları resmetmişlerdir. Resimlere konu olan hayvanlar arasında bizon, mamut, ayı, at, geyik, keçi, kuş ve balık gibi avcılığın ne denli büyük öneme sahip olduğunu gösteren hayvan türleri bulunmaktadır (Sinemoğlu 1984: 15). Ayrıca mağara resimleri avcılığın ağırlıklı olarak erkekler tarafından yapıldığını dolayısıyla bu çağda kısıtlı da olsa bir toplumsal iş bölümünün bulunduğunu gösterir. O günün insanının av ritüelini gösteren bu resimler için avcının avını tanıması ve avının iyi geçmesi amacıyla duvarlara çizdikleri düşünülebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir inancı oluşturan hareket ve malzemeler, tören.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Taş Devri’ne ait en eski anıtlar Neolitik Dönem’de görülmeye başlar. İnsanlar, bu anıtları ölü kültü veya insanüstü tanrısal güçlerle de birleştirerek anıtsal ölçülerde yapmış, gerçekte olduğundan daha yüceltmiş ve ölümsüzleştirmişlerdir. En sade biçimde ayakta duran taş, dikilitaş veya menhir adını almakta ve anıtların atası sayılmaktadır. Menhirlerden dolmenler ve kromlekler doğmuştur (Resim 1.1). Dolmenler iki veya daha fazla dikilitaş üzerinde yatay taşların, kromlekler ise üç veya daha fazla dikilitaşın bir sunak çevresinde dairesel bir düzen ile bazen de iç içe sıralar hâlinde yer almasından oluşmaktadır (Sinemoğlu 1984:8-9). İngiltere’deki Stonehenge en iyi kromlek anıt grubunu oluşturmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Menhirlerin ölü insanın ruhuna devamlı bir barınak sağlamak amacıyla dikildikleri sanılmaktadır. Üçte ikisi toprak altında bırakılan menhir, aynı zamanda insanla doğa arasında bir birleştiricidir. Aslında menhirler insan eliyle taşta var olmayan bir anlam kazanmış ve simgesel bir niteliğe bürünmüşlerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Zaman içinde malzemeler çeşitlendikçe insan elinden çıkan formlar da çeşitlenmeye ve çoğalmaya başlamıştır. Taşın yanında madenin ağırlıklı olarak kullanılmaya başlamasıyla üç evreye ayrılan Maden Devri’ne girilmiştir. Bakır gibi bir madenin işlenebilir yumuşaklıkta olması madenden yapılan nesnelerin kalıcılığı, madeni zaman içinde değerli kılmış, taş kullanımının devam ettiği, bakırın ağırlıklı olarak kullanıldığı ilk dönem, taş ve bakır anlamında Kalkolitik Devir olarak adlandırılmıştır. Bakırın kalayla karışımından elde edilen tunç/bronz, özellikle sertliği ve dayanıklılığı ile av ve savaş malzemesi yapımında tercih edilmiş ve Maden Devri’nin ikinci evresine Tunç Devri olarak adını vermiştir. Daha sonra, demirin keşfi ve kullanılması ile Maden Devri’nin son evresinde Demir Devri’ne girilmiş ve demir kullanımı uzun yüzyıllar devam etmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu dönemin en önemli yerleşimleri Antalya çevresindeki Karain, Beldibi, Belbaşı, Alanya’daki Kadıini, Isparta’daki Kapalıin ve Hatay’daki Üçağızlı Mağralarıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu dönemde Anadolu’da yaşayan topluluklara ait bir çok buluntu yeri saptanmıştır. Bunların başında Güneydoğu Anadolu’da Biris Mezarlığı, Söğüt Tarlası, Antalya’da Öküzini Mağarası gelir. Arkeolojik çalışmalar sonucunda mağaralarda ele geçen buluntular, taş ve kemik aletlerin çeşitlendiğini ve daha kullanışlı hâle geldiğini göstermektedir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu dönemde yerleşik köyler oluşmuş, tarıma başlanmış, hayvanlar evcilleştirilmiş, yeni taş ve odsidiyen aletler geliştirilmiş, ilk kez kilden çanak çömlek üretilmiş, anıtsal boyutlarda heykel ve kabartmalar yapılmıştır. Ancak bütün bunlar aynı zaman diliminde ortaya çıkmamıştır. Belli bölgelerde aşama aşama gerçekleşmiştir. Ortaya çıkan yenilikler araştırmacılar tarafından, Çanak Çömleksiz Neolitik (MÖ 10.000- 7.000) ve Çanak Çömlekli Neolitik (MÖ 7.000) başlıkları altında iki döneme ayrılarak incelenmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Obsidiyen
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kerpiç: Balçıktan yapılan ve kalıplanarak güneşte kurutulan çiğ tuğla. Kült: İnanç sitemiyle ilgili yapı ve uygulamaların tümüne verilen isim. Stel: Genellikle yekpare taştan oluşan dikilmiş anıt. Ayrıca Yunan ve Romalılara ait, üzerinde dinsel yazı ve/veya ölü portresi taşıyan sütun ya da taş levhalara verilen ad. Tapınak: İçinde ibadet edilen yapı. İslami yapılar için kullanılmaz. Figürün: Kilden veya taştan yapılmış, insan ya da hayvan biçimli heykelcikler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Konya Ovası’nda yer alan Çatalhöyük’tür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Anadolu’daki Erken Kalkolitik Devir yaşamının Neolitik’in son dönemi ile çakıştığı, Orta Kalkolitik’te yerleşimlerin daha korunaklı ve yüksek yerlerde (muhtemelen savunma amaçlı olarak) oluştuğu görülmektedir. Orta Anadolu’da Köşk Höyük, Hacılar, Alişar, Çamlıbel Tarlası, İç Batı Anadolu’da Orman Fidanlığı, Karadeniz kıyı bölgesinde İkiztepe, Marmara, Trakya ve Ege Bölgelerinde Kalkolitik yerleşimler bulunmaktadır. Mimaride kerpiç kullanımı devam etmekle beraber çevre koşullarına bağlı olarak ahşap malzemenin de kullanılarak malzemenin çeşitlendiği görülmektedir. Mezopotamya ile yakın ilişki içinde olduklarından Anadolu’nun Doğu ve Güneydoğu Bölgelerindeki gelişmeler Kalkolitik yerine aynı çağdaki Mezopotamya kültürlerinin adları olan Halaf, Obeyd ve Uruk başlıkları altında tanımlanmaktadır. Halaf Erken Kalkolitik Devre içinde ele alınmaktadır. Kültürün belirleyici ögeleri yuvarlak planlı yapılar, mühürler, heykelcikler, zengin ve gelişmiş boya bezemeli kaplardır. Şanlıurfa Kazane, Kahramanmaraş Domuztepe bu dönemin bölgedeki yerleşimleridir. Güney Mezopotamya’da ortaya çıkan Obeyd ve Uruk kültürü Anadolu’nun Orta ve Son Kalkolitik dönemleri ile ilişkilidir. Kazılarla anıtsal olarak inşa edilmiş idari ve dinî yapıları günyüzüne çıkartılan Malatya Arslantepe’de olduğu gibi Son Kalkolitik Devre’de, dinsel ve politik gücün merkezîleşmesiyle kentlerin dinî ve idari merkezlere dönüştükleri görülür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Megaron: Anadolu’da Erken Tunç Çağı’nda yaygın olarak inşa edilen ve iki odadan oluşan ev tipidir. Ev planı girişte küçük bir ön oda, arkada ise ocaklı uzun bir odadan oluşur. Güneş Kursu: Güneşi simgeleyen dairesel biçimin etrafına yerleştirilmiş öğelerden oluşur. Bazılarının üstünde ses çıkarması için sallanan parçalar, bazılarının üstünde barışı simgeleyen geyik imgesi, bazılarında ise üremeyi simgeleyen kuş ve ağaç figürleri vardır. Ahşap asaların ucuna takılarak dini törenlerde kullanıldıkları ya da at koşum takımlarının arasında kullanıldıkları sanılmaktadır. Genellikle tunçtan yapılırlar. Hititlerin sembolü haline gelmesine rağmen, aslında Anadolu’nun en eski uygarlığı olan Hattilere aittir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Anadolu’da MÖ 13.yy-MÖ 4.yy arasında yaşanan Demir Devri’nde değişen teknolojilerin sağladığı yeni olanaklar, özellikle dış etkenlerle üretim ve ticareti hızlı bir dönüşüm sürecine sokmuştur. Dağınık toplulukların köyler ve kaleler kurarak yerleşik düzene geçtikleri, güçlü bir önderin yönetiminde birleşerek orta büyüklükte krallıklar kurdukları görülür. Bu devletleri Hitit Krallığı, Doğu Anadolu’da Urartu Krallığı, Güney ve Güneydoğu Anadolu’da Geç Hitit Beylikleri, Orta Anadolu Sakarya Bölgesi’ndeki Frig Krallığı ve Batı Anadolu’da Lidya Krallığı oluşturur (Polat 2010:88).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çevresinde bulunan ve yazıyı kullanmasını bilen başka toplumların belgelerinden, henüz kendisiyle ilgili dolaysız bilgi sağlayan belge yaratma aşamasına gelmemiş bir toplum hakkında bilgi ediniliyorsa tarihsel sürece geçme aşamasındaki bu tür toplumlara ön tarih anlamında Protohistorik Devir yaşıyor denilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sitadel: Yüksek kayalıklar üzerine kurulmuş, çevresi surlarla kuşatılmış, içinde saray, tapınak, depo mekânları ve atölyelerin bulunduğu yönetim birimi. Fibula: MÖ 9. yüzyılda Frig Uygarlığında gelişen ve çengelli iğnenin atası olduğuna inanılan takı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir mezar odasının üstüne taş, toprak yığılarak yapılan tepelere denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 160 çoktan seçmeli, 0 görselli ve 238 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.