Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
364 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Günlük dilde farklı anlamlarda kullanılan siyaset kelimesi Arapça’dan Türkçe’ye geçen bir kelime olup bu dilde ‘siyasa’ şeklinde kullanılmaktadır. SWS veya sãsa kökünden gelen siyasa kelimesi yönetmek, eğitmek, yetiştirmek anlamına gelmekte ve etimolojik olarak İbranice Kitab-ı Mukaddesteki at anlamına gelen süs kelimesine bağlanmaktadır. Siyaset kelimesi daha sonra şehirlerin ve insanların yönetimi anlamında kullanılmış ve insanları yönetme sanatını ifade etmiştir. Bu durumda siyaset bir amaç veya prensip gereğince şehrin yönetilmesine ilişkin sanat anlamında kullanılmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Siyaset kelimesinin yerine kullanılan politika kelimesi, siyasetin Batı dillerindeki karşılığıdır. Politikanın kökü Eski Yunan’daki şehir devletlerini ifade eden ‘polis’; yurttaş için kullanılan ‘polites’; devlet yapısı, siyasal rejim ve anayasa anlamında kullanılan ‘politeia’; vatandaşlık hakkına ilişkin şeyler, devlet yapısını ve egemenlik hakkını ilgilendiren her şey anlamındaki ‘politica’ ile politika sanatı anlamındaki ‘politike’ kelimeleriyle aynı kökten gelmekte olup polis devleti’in yönetimine ilişkin işler, devkletle ilgili faaliyetler anlamını taşımaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Devlet yönetimine ilişkin faaliyetler bakımından siyaset, • İktidar mücadelesi anlamında siyaset, • Değerlerin otorite yoluyla dağıtılması anlamında siyaset.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Politika, XIII. Yüzyıldan itibaren Batı dillerinin sözlüklerine girmiş ve devlet yönetimi anlamında kullanılmıştır. Yüzyılda kaleme alınan bazı Siyaset Bilimi kitaplarında da politikanın Aristoteles gibi ‘iyi yaşamayı’ temine yönelik devlet yönetimi ile ilgili işler anlamında kullanıldığı gözlenmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Siyaset Bilimi’nin henüz bağımsız bir disiplin olarak gelişmediği ve siyasi konuların daha çok kamu ve anayasa hukuku arasında yer aldığı dönemlerde siyaset veya politikanın devlet yönetimi, devlet yönetimine ilişkin faaliyetlerin tümü, devletin diğer devletlerle ilişkileri ve vatandaşlığa ilişkin işler anlamında kullanıldığını söyleyebiliriz
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Siyaseti bir süreç olarak değerlendiren D. Easton, siyaseti ‘maddi ve manevi değerlerin otoriteye dayalı olarak dağıtılması süreci’ şeklinde tanımlamıştır. Yukarıda verilen Aristogil tanım ile siyaseti nihai karar verme yetki ve otoritesini elde etmek için verilen iktidar mücadelesi şeklindeki tanımlarda toplumun yaratmış olduğu ortak maddi ve manevi değerlerden kimlerin, nasıl ve ne kadar pay alacakları çözümsüz kalmaktadır. Toplumsal hayatta bir dizi ortak maddi ve manevi değer oluşmakta ve bunlar bir biçimde bölüşülmektedir. Aslında hayatın her düzeyinde devamlı yeni değerlerin yaratılması ve bunların belli şekillerde bölüşülmesi söz konusudur. Ailede, şirkette, okulda, şehirde, devlette sürekli yeni değerler yaratılıyor ve yaratılan bu değerler belli şekillerde bölüştürülüyor. Hem değerlerin nasıl yaratılacağını hem de yaratılan değerlerin nasıl bölüştürüleceği önemli bir sorundur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Aristoteles, devleti ve devlet yönetimiyle ilgili süreçleri bir inceleme ve gözlem konusu olarak ele alarak zamanın siyasal sistemlerini karşılaştırmalı bir biçimde ortaya koymakla çağdaş Siyaset Bilimi’nin temellerinin atan önemli bir düşünür olarak kabul edilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ortaçağ boyunca dinin etkisi altında kalan siyaset düşüncesinde yüzyılın başında yaşayan Şoransalı devlet adamı ve tarihçi N. Machiavelli, İtalya’daki prenslikleri ele aldığı meşhur kitabı Prens ile yeni bir çığır açmıştır. Machiavelli yaşadığı dönemdeki olaylar ve olgulardan hareketle siyaset konusundaki idealist ve ahlakçı çizgiyi terk ederek siyaseti gerçekçi zemine oturtmuştur. Kitabında prenslerin iktidarı ele geçirmelerini, elde tutmalarını ve diğerleriyle ilişkilerini anlatırken gözlemlere ve tarihî tecrübelere yer verip siyasetin insanlara boyun eğdirme niteliğine dikkat çekmiştir. Çağdaş Siyaset Bilimi’nin öncülerinden kabul edilen Fransız düşünürü Montesquieu, güçler ayrılığı ilkesini savunmuş ve olaylar arasındaki zorunlu ilişkileri incelemiş, olması gerekenden çok olanlarla ilgilenmiştir. Meşhur L’Esprit des lois (Kanunların Ruhu) adlı kitabında bir ülkede uygulanan yasaların arka planını ortaya çıkarmaya ve niçin aynı yasaların farklı toplumlarda farklı sonuçlar verdiğini açıklamaya çalışmıştır. Ona göre iklimin ve coğrafi özelliklerin yasalar ve siyasal davranışlar üzerinde önemli bir etkisi bulunmaktadır. Kitabında hükümet biçimlerini, iklim ve arazinin insanların gelenekleri, kurumlar ile toplumsal nedenlerin yasalar üzerindeki etkisini incelemeye çalışmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Modern dünyaya ait bir girişim olarak ortaya çıkan toplumsal bilimler, yaşanan gerçeklik hakkında bir biçimde ampirik olarak doğrulanan sistemli, dünyevi bilgi üretme çabasına dayanmışlardır. Her zaman her yerde doğru olan doğanın evrensel yasalarını aramak şeklinde tanımlanan bilim anlayışı toplumsal dünyadaki nesneler için de söz konusu edilmeye başlanmıştır. Başlangıçta aralarında fazla bir farklılık bulunmayan bilim ve felsefe dünyevi gerçeği araştırıyorlardı. Ancak deneysel, ampirik çalışmalar bilimin vizyonunda merkezi yer edindikçe felsefe ile bilim arasındaki ayırım giderek derinleşmiştir. Bu gelişmede toplumsal bilimlerin değişik disiplinleri “gerçeklik” hakkındaki ampirik bulgulara dayalı “nesnel” bilgi elde edilmesini sağlamak için harcanan genel çabaların bir parçası olarak doğdular. 19. Yüzyılda İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya ve Amerika Birleşik Devletleri’nde toplanmış olan araştırmacıların üniversitelerde yoğunlaşan toplumsal gerçeklikle ilgili çalışmalardan özellikle sosyoloji ve iktisat bilimleri öne geçtiğinden Aristoteles’ten beri Siyaset Bilimi’nin diğer toplumsal bilimlere üstünlüğü kanaati son bulmuştur. Sosyolojinin kurucusu kabul edilen A. Comte, bütün çabasını toplumsal gerçeklikle ilgilenmede yoğunlaştırmıştır. Onun düşüncesine göre insanlık üç temel evreden geçmektedir; metafizik dönem, teolojik dönem ve pozitif dönem. Comte’un sosyolojiyi öne geçiren ve Siyaset Bilimi’nin gündemden düşmesinde etkili olan düşüncesi pozitivist felsefeye dayanıyor ve metafizik düşünceden tümüyle arınmış bulunuyordu. 19. yüzyılın en önemli ismi hiç kuşku yok ki K. Marx’dır. Marx’ın liberal iktisat anlayışına getirdiği eleştiriler, toplumsal gerçekliği açıklamada tercih ettiği diyalektik metot ve değişimi üretim ilişkileri ile açıklama çabaları toplumbilim ve siyaset düşüncesinde uzun yıllar etkisi devam edecek bir devrim meydana getirmiştir. Fransız Dışişleri Bakanlığına kadar yükselmiş bir siyaset adamı olan A. de Tocqueville, Amerika Birleşik Devletleri demokrasisi ile ilgili gözlemlerini Amerika’da Demokrasi adlı meşhur kitabında anlatmıştır. Çağdaş Siyaset Bilimi’nin öncü isimlerinden M. Weber, asıl mesleği hukukçuluğun yanında Avrupa ve Amerika’ya inceleme gezilerinde bulunmuş, üniversitede ders vermiş, fiilen siyaset hayatına girmiş biridir. Özellikle zihniyet ile davranışlar ve toplumsal ilişkiler konusundaki çözümlemeleri büyük ilgi görmüş, metodolojik alanda getirdiği çözümleme çerçevesi sadece Siyaset Bilimi’ne değil tüm toplum bilimlerine büyük bir katkı sağlamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Siyaset Bilimi’nin gelişiminde İslam medeniyetinin önemli temsilcileri olan pek çok Müslüman düşünürün, filozofun ve bilginin katkısının olduğu belirtilmelidir. İslam düşünürlerinin siyaset olgusuna yaklaşımlarında temelde dinin evren ve toplum anlayışı belirleyici olmuş ve siyasetin de ahlaki eylemler alanı olarak değerlendirilmesi çabası öne çıkmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Siyasetnameler, hükümdarlar için kaleme alınmış eserler olup hükümdarlara yönetimde izleyecekleri politikalar ve ahlaki ilkeler konusunda tavsiyelerde bulunulur. Ahlak ilkelerine uymayan kötü yönetimin zararlı sonuçlarına dikkat çekilmeye çalışılır. Bu niteliklerle siyasetnameler hem bir siyaset hem de bir ahlak kitabı olarak kabul edilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İslam dünyasında devlet yöneticilerine sunulan ve dönemin devlet yapısını, kamu yönetimine ilişkin sorunları ve bu sorunların çözümüne ilişkin çözümleri öneren eserlere layiha denir. Layihalar yazıldıkları dönemin siyasal durumunu, sorunları ve iktidar ilişkilerinin işleyişini ortaya koymaları bakımından önemlidir. Sorunlara önerilen çözümlerle önemli açılımlar ve tezler içermektedirler
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Farabî’nin El-Medinetü’l-Fâzıla adlı klasik eseri, temelde bir siyaset kitabıdır. Farabî, belli bir amaç ile bir şehirde toplanmış kimselerin meydana getirdiği topluluk anlamında kullandığı “medine”nin “faziletli bir şehir” olarak kurulabilmesi için gerekli şartlara değinmekte ve kendisinden etkilendiği Platon gibi “ideal devlet”in yaratılabilmesi için gerekli olan hususlara dikkat çekmektedir. Farabî muhtelif insanların bir araya gelmelerinden topluluk oluştuğunu, bunların “kâmil” veya “eksik” topluluklar olduklarını, kâmil olanların büyük, orta ve küçük olmak üzere üç kısma ayrıldıklarını belirtmektedir. İnsan topluluklarını bu şekilde değerlendiren Farabî temel tezini “hayır, nasıl arzu ve iradeyle elde edilirse kötülük de arzu ve iradeyle elde edilir” ön kabulüne dayandırmakta ve şehirde yaşayanların aralarındaki dayanışmayı ve ilişkileri kötü amaçlara doğru yöneltmeleri mümkün olduğu gibi iyiye de yönelmeleri mümkündür. Buna göre şehir sakinlerinin saadete erişmek amacıyla yardımlaştıkları bir şehir, “fâzıl bir şehir olur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tanınmış hukukçulardan Mâverdî, fıkıh kitaplarının muhtelif bölümlerinde yer alan anayasa, kamu hukuku ve siyasete ilişkin hükümleri bir araya toplayarak önemli bir çalışmaya imza atmıştır. El-Ahkâmu’sSultaniyye adlı kitabında devlet yönetimine ilişkin teorik görüşlere yer veren Mâverdî Nasihâtü’l-Mulük’unda hem devlet örgütünün genel yapısını kurumlarını ve bunların işleyişini ele alır hem de bu yapının sağlıklı işleyebilmesi için hükümdara çeşitli öğütler, nasihatler ve tavsiyelerde bulunur. Kendi türünün en iyi örneklerinden biri olan Nasihâtü’l-Mulük’unda pek çok konu ele alınmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Genellikle hükümdarların isteği üzerine yazılan ve kendilerine sunulan siyasetnamelerin en tanınmış olanlarından biri Nizamülmülk’ün eseridir. Nizamülmülk’ün Siyasetname’si Selçuklu Sultanı Melikşah’ın tavsiyesi üzerine kaleme alınmıştır. Eserde nasihatlerin yanında devrin olaylarına, Selçuklu Devleti’nin işleyişine, aksaklıklar ve alınması gereken tedbirlere, kurumlara işlerlik kazandırmak için yapılması gereken düzenlemelere de yer verilmiştir. Nizamülmülk’ün dinî değerler konusunda fazla titiz davranmadığı söylenebilir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İbn Teymiye
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Cemil Meriç’in “Orta Çağ’ın karanlık gecesinde muhteşem ve münzevi bir yıldız; ne öncüsü var, ne devamcısı” olarak takdim ettiği Haldun, XIV. yüzyılda Kuzey Afrika’da yaşamış ve çeşitli devletlerde görev almış bir devlet adamı, tarihçi, tarih felsefecisi, hukukçu, ilahiyatçı, düşünür, sosyal bilimci, kültür tarihçisi, siyaset teorisyeni, eğitimci gibi çok geniş bir yelpazede değerlendirilen önemli bir isimdir. Dünya tarihi niteliğindeki Kitabu’l-İber adlı yedi ciltlik kitabına yazdığı giriş mahiyetindeki Mukaddime’si ile tanınmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Klasik Siyaset Bilimi inceleme alanı olarak devleti kendisine konu alıyor ve devletle kendini sınırlandırıyordu. Bu yaklaşımda devletin kuruluşu, temel işlevleri, amaçları, kurumları, vatandaşla ilişkileri gibi konular inceleniyordu. Bu bakımdan Siyaset Bilimi bir bakıma bir devlet bilimi olarak anlaşılıyordu. Bu anlayışın kökleri Aristoteles’e kadar geriye gitmektedir. Siyaset Bilimi’nin temel inceleme konusunun devlet olduğunda ısrarlı olanlar hâlâ bulunmakla birlikte genel eğilim bu değildir. Devlet Siyaset Bilimi’nin konuları arasında yer almakta ancak onunla sınırlı bulunmamaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Siyaset Bilimi’nin kapsamı, UNESCO’nun 1948 yılında Paris’te düzenlediği bir toplantıda dört temel konu ile sınırlandırılmıştır: I. Siyaset Teorisi: A. Siyaset teorisi B. Siyasal düşünceler tarihi II. Siyasal Kurumlar: A. Anayasa B. Merkezi hükümet C. Bölgesel ve yerel yönetimler D. Kamu yönetimi/idare E. Devletin ekonomik ve toplumsal görevleri F. Karşılaştırmalı siyasal kurumlar III. Siyasal Güçler: Toplumsal Katmanlar A. Siyasal partiler B. Siyasal birlikler ve dernekler C. Vatandaşların devlet ve hükümet yönetimine katılması D. Kamuoyu IV. Uluslararası ilişkiler: A. Uluslararası siyaset B. Uluslararası örgütlenme ve kurumlar C. Uluslararası hukuk UNESCO’nun bu düzenlemesiyle kapsamı belirlenmiş olan Siyaset Bilimi hem bağımsız bir disiplin olarak gelişmiş hem de uluslararası kabul gören bir içeriğe kavuşmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Tümevarım yöntemini • Tümdengelim yöntemini
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tümevarım yöntemi, tikel yani tek tek olgulardan genel sonuçların çıkarıldığı bir süreci ifade etmektedir. Bu süreçte önce gözlemlemek suretiyle olgular toplanır, ardından toplanan ampirik bulgular çözümlenir, sınıflandırılır, bunu takiben de genellemelere gidilir. Son aşamada ise genellemeler sınanmak için yeniden gözlem dünyasına dönülür
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Buna karşılık tümdengelim yönteminde ise bilimsel faaliyet, verili bir iddia yahut açıklayıcı genelleme çerçevesinde olguların çürütülmesi, doğrulanması yahut teyit edilmesi süreci şeklinde işlemektedir. Burada yöntemde genellemelerden olgulara ve bunların teyit edilmesi veya çürütülmesine gidilmektedir. Kısaca bilim adamı önce genel önermeler ileri sürer ve bu önermeleri adım adım teste tabi tutarak çürütür veya teyit eder.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Deney tekniği • Karşılaştırmalı analiz tekniği • Alan araştırması • Örnek olay tekniği
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Deney tekniği, Doğa bilimlerinin sıklıkla kullandığı teknik laboratuvarda deney yapmadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Karşılaştırmalı analiz tekniği, Bir siyasal olgunun değişik toplumlardaki görünümünün bir bütün içinde ele alınmasına imkân veren karşılaştırmalı analiz, Siyaset Bilimi’nde çokça kullanılan tekniklerden biridir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 20 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 344 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.