10 Ağustos 1970’de Türkiye’nin devalüasyona başvurmasının temel nedeni nedir?
Yayımlanmış cevap
Devalüasyonun başlıca nedeni, ihracatın plan ve programlarda gösterilen hedeflerin altında gerçekleşmesidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
347 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Devalüasyonun başlıca nedeni, ihracatın plan ve programlarda gösterilen hedeflerin altında gerçekleşmesidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Adı ile anılan akımın öncüsü Milton Friedman, Chicago Okulu mensuplarındandır. Friedman etkin bir para politikasının uygulanmasını öngörür. Adam Smitih’in yani Klasik Okul’un öğretisini izleyen Friedman liberaldir. Devletin ekonomiye kesinlikle müdahale etmemesini savunur. Ona göre piyasanın kendiliğinden işleyen dinamikleri üretim, istihdam ve bölüşüm gibi temel ekonomik sorunlar› ortadan kaldırır. Ekonomik istikrarsızlığın temel kaynağı piyasaya dışarıdan yapılan müdahalelerdir. Genellikle bu müdahaleler de hükûmetlerin serbestçe belirledikleri para arzından kaynaklanmaktadır. Bu sorunun çözümü yine etkin para politikası izlemekle çözülebilir. Friedman’a göre devletin yegâne görevi dolaşımdaki para miktarını sınırlamak için mücadele etmektir. Devletin sosyal yardımda bulunmasına da karşı çıkan Friedman gerçekten yardıma ihtiyacı olan veya belirli bir gelire sahip olmayanlara devletin belirli bir parasal yardımda bulunmasını önerir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1980 sonrası Türkiye ekonomisine damgasını vuran 24 Ocak Kararlar› ile ithalatın serbestleştirilmesi; TL’nin aşırı değerlendirilmesine son veren gerçekçi kur uygulamasına geçilmesi; ihracatın, yabancı sermayenin özendirilmesi; ihracata sigorta ve finansman ile kurumsal destek sağlanması; kademeli olarak sübvansiyonların azaltılması ve fiyat denetimlerinin kaldırılması öngörülür. 24 Ocak kararları kısaca hemen bütün Cumhuriyet tarihi boyunca uygulanan korumacı müdahaleci iktisat politikalarının terk edilmesi ve daha liberal bir yapının kurulması yönünde atılmış adımlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
2 Kasım 1981’de İzmir’de İkinci Türkiye İktisat Kongresi toplanmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
ANAP iktidara geldikten kısa bir süre sonra yeni ekonomik kararlar alınır. 29 Aralık 1983’te açıklanan bu kararlara göre ithalat rejiminde yapılan değişiklikler ile ithal malları, ithali yasak mallar, ithali serbest mallar ve ithali izne bağı mallar olmak üzere üç türe ayrılır. Döviz işlemleri büyük ölçüde serbestleştirilir. 6 Ocak 1984’te döviz alım-satımı serbest bırakılır. Diğer yandan mali sistemde Katma Değer Vergisi uygulaması ve ihdas edilen çeşitli fonlar gibi yeni kurum ve uygulamalar gündeme gelir. Bunların yanında haberleşme, ulaşım, Türkiye’nin elektrifikasyonu ve sulama alanlarında önemli yatırımlar gerçekleştirilir. Otoyollar, barajlar, telefon ve diğer iletişim araç ve yöntemlerinin modernizasyonu ve yaygınlaştırılması tartışılır. Bir yandan KOBİ’ler diğer yandan turizm gibi alanlarda yatırımlar yapılır. Türkiye bu dönemde yabancı sermaye için cazip bir ülke görünümü kazanmaya başlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Özal ile sembolize olan ekonomideki bütün bu gelişmelerin olumsuz faturası iki kesime çıkar. Biri izlenen politikalar sonucu gelir dağılımının bozulması ile sıkıntı içine düşen ve yine Özal’ın ifadesi ile “orta direğe” yani nüfusun büyük bir bölümünü oluşturan dar gelirli halka ve diğeri ise uyguladığı politikalardan dolayı doğrudan Özal’a.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
3 Kasım 2002’de gerçekleşen genel seçimin sonucunda yeni kurulmuş olan AKP, tek başına hükûmet kurarak Türkiye’yi yönetmeye başlar. Bu iktidar Kemal Derviş’in şahsında temsil edilen iktisat politikalarını tereddütsüz sürdüreceğini kamuoyuna duyurur. Başka bir deyişle Derviş gider ancak yönettiği istikrar paketinin uygulanması yeni iktidar döneminde de sürer. Derviş’in programı enflasyonun düşmesi yönünde beklentileri karşılar. 2001’de TÜFE’de enflasyon %68,5 iken 2002’de 29,7’ye ve 2003’te 13,9’da geriler. Büyüme 2001’de -9,5 iken 2002’de %7,8 ve 2003’te %5 olur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Meşrutiyet’in ilanını sağlayan siyasal muhalefetin en önemli aktörlerinden olan Jön Türk hareketi liberal dönüşümleri amaçlamaktadır. Bu dönüşümler yalnızca siyasi alanla sınırlı değildir. Ülke ekonomisi ve iktisat anlayışı da meşrutiyet ile doğan liberal ortamdan etkilenir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
II. Meşrutiyet’le beraber gündeme gelen bir diğer husus mali devlet yerine iktisadi devlet görüşünün desteklenmeye başlanmasıdır. Bu görüşe göre önemli olan fazla vergi toplamak yani fiskal amaçlar gütmek olmayıp, toplumun çıkarlarını göz önüne alarak iktisadi girişimleri özendirmektir ki; bunun aynı zamanda uzun vadede vergi gelirlerini de artıracağı öngörülür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tanzimat’taki öncülerde olduğu gibi Mehmet Cavit Bey için de yegâne amaç kapitalistleşmektir. Bu görüşü benimseyenlere göre bu ancak özel mülkiyete saygılı ve serbest ticareti kabullenmiş bir sistemde mümkün olabilecektir. Oysa Osmanlı İmparatorluğu’nda lonca ve gedik usulü iş özgürlüğünü ve sanayileşmeyi engellemektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Birinci Dünya Savaşı II. Meşrutiyet liberalizmini temelinden sarsacak etkiler yapar. Pazar mekanizmasının etkinliğini yitirmesi, liberalizmde aradığını bulamayan hükümeti ve aydın çevresini başka arayışlara iter. Bu yeni düşünce Alman kökenli “millî iktisat”tır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gökalp’e göre milli iktisat, etnik homojenlikle sağlanabilir. Müslüman-Türk unsurun yalnızca asker ve memur; gayrimüslimlerin zanaatkâr ve tüccar oldukları bir toplum çağdaş devlete dönüşemez. Müşterek vicdana sahip olmayan bu iki unsur arasında gerçek bir işbölümü yoktur. Yine Gökalp’e göre Müslüman-Türk unsur askerlik ve memurluğun yanı sıra iktisadi yaşama da atılarak milli iktisadı kuracaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Savaş, devletin ekonomiye Müslüman-Türk unsur lehine sonuçlar verecek müdahalelerde bulunması için fırsatlar yaratır. İttihatçı hükümet “milli iktisat” ve “iktisadi uyanış” adı altında bir Müslüman-Türk girişimci sınıf yaratmaya yönelik politikalar izler ve sermaye birikimini hızlandıran spekülatif kazançlara göz yumulur. Bu politikanın somut yansıması olarak 1908–1913 döneminin aksine, 1914–1918 döneminde kurulan anonim şirketlerde Müslüman unsur öne çıkar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Temel tüketim mallarının yokluğu ve kıtlığı karşısında hükümet, önce karne uygulamasına başvurur. Ardından karaborsa ve stokçuluğun artması karşısında hükümet, narh uygulamasına geçer. Buna karşın iaşe sorunu Birinci Dünya Savaşı süresince çözümlenemez, aksine karaborsa ve istifçilikten yüksek gelirler elde eden bir sınıf yani harp zenginleri sınıfı türer.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yabancıların Osmanlı İmparatorluğu’nda iktisadi güçlerine karşı Birinci Dünya Savaşı sırasında ortaya çıkan tepki, yasal düzenlemelerin yanı sıra bazı somut uygulamalarla da gündeme gelir. Bu bağlamda yabancı şirketlerin işlettiği Aydın, Kasaba, Suriye, Mudanya demiryolları ve İstinye Tersanesi satın alınarak millileştirilir. Zonguldak limanının satın alınmasına karar verilir. Kabotaj ticaretinde tekel oluşturmuş olan Yunan bayraklı gemilerin bu alandaki üstünlüklerine karşı, kabotaj ticaretinin Osmanlı gemileriyle gerçekleştirilmesi, yani kabotaj hakkının Osmanlı bayraklı gemilere verilmesi kararlaştırılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kapitülasyonlar Osmanlı Devleti’nin yıkılmasına kadar XIX. ve XX. yüzyıl başlarındaki bazı tek taraflı girişimlere karşın kaldırılmamış ve ancak Lozan Antlaşması ile geçerliliğini yitirmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Cumhuriyet’in ilk yıllarında ekonomik ve toplumsal alandaki en önemli hedeflerin başında yerli girişimci sınıf yaratmak gelir. Kemalistlerin savaş ve işgalin ardından Cumhuriyet ile başlayan süreçte İttihatçıların bıraktığı noktadan millî iktisat politikasını sürdürdüklerini de söylemek mümkündür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
17 Şubat 1923’te, Lozan görüşmelerinin kesintiye uğradığı bir sırada, İzmir’de toplanan Türkiye İktisat Kongresi 4 Mart 1923’te sona erer. Kongre’nin Lozan Barış görüşmelerinin kesintiye uğradığı sırada düzenlenmesi toplumun tüm tabakalarının birliğini gösterme amacını taşımaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Millî iktisat politikasının temeli, sermaye birikiminin yetersiz olduğu ülkede devlet eli ile sermaye birikimini artırmak ve böylece iktisadî gelişmeyi sağlamaya yönelik girişim ve oluşumları gerçekleştirmektir. Bu politika, 1920’lerde devletin doğrudan değil dolaylı etki ve müdahalesi ile gerçekleşir. Müslüman-Türk unsurun ekonomide egemen konuma gelmesi temel hedeftir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ahmet Hamdi’ye göre iktisadî devletçilik: “Aynı cinsten olan kuvvetleri müşterek gaye yolunda birleştiren yegâne vasıtadır. Memlekette bir iktisadî uzviyetin en mütekamil şeklini mütalaa eden program iktisadî devletçiliğin esasını teşkil eder. Ancak bu demek değildir ki, iktisadî devletçilik, yalnızca bir programdan ibarettir; program ancak büyük esasın bir vasıtasıdır; asıl iktisadî devletçilik bu programı vücuda getirecek ve buna tatbik edecek esaslar ve prensiplerin heyeti mecmuasıdır.”
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Atatürk: "... Devletçiliğin bizce mânası şudur: Fertlerin hususî teşebbüslerini ve faaliyetlerini esas tutmak, fakat büyük bir milletin bütün ihtiyaçlarını ve birçok işlerin yapılmadığını göz önünde tutarak, memleket iktisadiyatını Devleti eline almak. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türk vatanında asırlardan beri ferdî ve hususî teşebbüslerle yapılamamış olan şeyleri bir an evvel yapmak istedi ve görüldüğü gibi, kısa bir zamanda yapmağa muvaffak oldu. Bizim takip ettiğimiz bu yol, görüldüğü gibi, liberalizmden başka bir sistemdir.”
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1934’de uygulamaya konan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı’nın (BBYSP) ana hedef ve stratejisi, ülkenin yerüstü kaynaklarını değerlendirerek ithalata konu olan özellikle şeker, dokuma ve kağıt başta olmak üzere temel gereksinim maddelerini yurt içinde üretme; yerel veya bölgesel tarımsal üretime ve doğal kaynaklara dayanan sınai üretim birimleri kurma; kurulacak sanayi tesislerinin, kuruluş yerlerinin hammadde ve işgücü kaynaklarına yakın olmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bretton-Woods’u imzalayan ülkelerin başlıca sorunu mübadele sistemindeki likiditenin elde bulunan altının fiziki hacmiyle sınırlı kalmasını önleyecek bir sistem bulmaktır. Bu sorun Amerikan dolarının altına çevrilebilirliği kuralını getiren altın kambiyo standardının yaratılması ile çözülür. Başka bir deyişle Amerikan doları, altına eş düzeyde bir uluslararası rezerv para olarak kabul edilir. Aynı anlaşma ile kambiyo kurlarının istikrarını sağlamak maksadıyla milletlerarası bir para fonunun ve üye memleketlerin imar ve kalkınma işlerini kolaylaştırmak maksadıyla da milletlerarası bir imar ve kalkınma bankasının kurulmasına karar verilir. Böylece Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) ve kurulduğu sıradaki adı ile Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası veya bugünkü adı ile Dünya Bankası’nın (DB) da temelleri atılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1948 Türkiye İktisat Kongresi, düzenlendiği dönemin koşulları istikametinde değerlendirildiği zaman, Türkiye’de 1930’larda egemen olan iktisadî devletçiliğin İkinci Dünya Savaşı sonrası, savaş öncesinde olduğu biçim ve niteliğiyle varlığını sürdüremeyeceğini göstermesi açısından önemli bir iktisadî olay olarak tarihe geçer.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
DP’de liberalizmin fikri temelleri ve alt yapısı bulunmaz. İktidar partisi CHP’ye karşı iktisadi devletçilik aleyhtarı bir söylem üreten DP, iktisadi devletçiliği reddetmekle birlikte, ekonomide devletin yeri ve rolünü bir kenara bırakmaz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?