Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
347 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Tanzimat ve Abdülhamit Dönemlerinde açılan yüksek okullardan mezun olan asker ve sivil bürokrasiden çeşitli gruplar, imparatorluğun toprak bütünlüğünün sağlanması ve farklı etnik ve dinî toplulukların birlikte yaşama iradesi göstermesi için anayasanın yeniden yürürlüğe konulması ve yapılacak seçimlerle meclisin yeniden açılmasını istiyorlardı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1889 yılında bir grup Askeri Tıbbiye Mektebi öğrencisi, îttihad-ı Osmanî Cemiyeti adıyla gizli bir örgüt kurdular. Cemiyet hızla yüksekokul öğrencileri ve memurlar arasında yayıldı. Örgütün fark edilmesiyle beraber üyelerin bir kısmı tutuklandı, bir kısmı da Avrupa ülkelerine kaçtı. Üyelerin 1895 yılında, Ahmet Rıza Bey’in liderliğinde Paris’te oluşan bir muhalif grupla temas kurması sonucunda Cemiyet, “Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti” adını aldı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti içinde Ahmet Rıza’nın başını çektiği Paris merkezli grup, imparatorluğun kurtuluşu için güçlü merkeziyetçi bir idare biçimini ve korumacı ekonomi modeline dayanan millî iktisat politikasını benimsedi. • Mizancı Murat’ın liderliğindeki Cenevre grubu ise daha İslamcı bir çizgideydi ve II. Abdülhamit’in Ermeni politikasını destekliyordu. • Cemiyetin içindeki üçüncü grup ise Prens • Sabahattin liderliğinde toplanmıştı. Prens Sabahattin, siyasal alanda demimerkeziyetçi/federalist bir yönetimi, iktisadi alanda ise özel teşebbüsü savunuyordu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1877’den kalma bir seçim yasası taslağı İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin baskısıyla yürürlüğe sokuldu ve seçim hazırlıklarına başlandı. Anayasada “Meclis-i Umumi” adı verilen genel meclis iki kanattan oluşuyordu. Birinci kanadı padişahın atadığı üyelerden oluşan “Heyet-i Âyan”, ikinci kanadı ise seçmenlerin oylarıyla seçilmiş milletvekillerinden oluşan “Heyet-i Mebusan” oluşturuyordu. Heyeti Âyan üyeleri padişah tarafından atanırken, Heyet-i Mebusan üyeleri halk tarafından seçiliyordu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Seçimlerden sonra İTC iki muhalefet grubuyla mücadele etti. Bu gruplardan birincisi Prens Sabahattin’in fikirlerine dayanan Ahrar Fırkası’ydı. Ahrar Fırkası seçim yenilgisinden sonra basın yoluyla muhalefetini şiddetlendirdi ve İttihatçıları destekleyen gazetelerin yanıt vermesiyle siyasal ortam gerildi. Muhalif bir gazetecinin vurulmasından sonra İTC aleyhine gösteriler başladı. İkinci muhalefet grubu ise alt düzeyde ulemadan ve tarikat şeyhlerinden oluşan muhafazakâr çevrelerden geldi. Nakşibendî şeyhi derviş Vahdetî’nin Volkan gazetesi çevresinde ve İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti altında örgütlenen bu grup şeriat düzeni lehinde gösterilere başladı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
31 Mart İsyanı sonrasında sinen muhalefet izleyen dönemde yeniden toparlandı. Farklı eğilimleri temsil eden bir dizi yeni parti kuruldu. Bu partilerin bir kısmı liberal kanatta yer alan, bir kısmı da İTC’nin laiklik ve milliyetçilik eğilimlerinden rahatsız olan grupların kurduğu partilerdi. Aynı dönemde sosyalist kanatta da bir parti kuruldu. İTC’ye karşı canlanan liberal ve muhafazakâr muhalefet, 21 Kasım 1911 tarihinde Hürriyet ve İtilaf Fırkası adı altında birleşti. İTC’ye muhalif olma dışında ortak yönleri çok az olan bu gruplar kısa sürede etkin bir güç oldular.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC), güçlenen muhalefet karşısında meclis üzerindeki hâkimiyetini yitirme kaygısına düşerek meclisin feshini sağladı. 1912 yılında yapılan yeni seçimler, İTC’nin baskı yollarına başvurarak kendi adaylarını seçtirmesi nedeniyle “Sopalı Seçimler” olarak anıldı. Seçimlerde İTC’nin baskı yoluyla mecliste ezici bir üstünlük sağlaması yeni meclisin meşruiyetini tartışmaya açtı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Osmanlı Devleti’nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (içişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükümeti.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Babıâli Baskını, Cevap: İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin (İTC) siyasal iktidarını pekiştirmesini sağladı. Ocak 1913 darbesinden sonra İTC, iç siyasete tamamen hakim oldu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Talat Bey, 12 Haziran 1913’te kurulan Sait Halim Paşa kabinesinde bir kez daha Dâhiliye Nazırı oldu. 1917’de ise sadrazamlığa yükselerek Talat Paşa oldu. 1914 yılı başlarında rütbesi paşalığa kadar yükseltilen Enver Paşa, yeni kabinede Harbiye Nazırı oldu. İstanbul muhafızı Cemal Bey de terfi ettirilerek paşalığa yükseltildi. Ardından da sırasıyla Nafıa Nazırı ve Bahriye Nazırı oldu. Birinci Dünya Savaşı süresince tüm otoriteyi elinde tutan bu üç kişilik idareye Enver, Talat ve Cemal triumvirası denir. Enver Paşa orduya hakimken, Talat Paşa’nın İttihat ve Terakki Cemiyeti içindeki hâkimiyeti büyüktü. Cemal Paşa’nın ise yönetimdeki etkinliği zamanla azaldı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Osmanlıcılık ideolojisi, Osmanlı idaresi altında yaşayan tüm dinsel ve etnik unsurları Osmanlı vatanı ve Osmanlı hanedanına sadakat temelinde birleştirme ülküsü güden bir ideolojiydi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İttihat ve Terakki Cemiyetinin (İTC) ideolojik tutumları genel olarak değerlendirildiğinde çoğu Osmanlıcılık fikrine bağlıydılar. 1910'larda ise giderek Türkçülüğe savruldular. Çoğu, aynı zamanda inançlı Müslümanlardı. İTC'nin liderleri fikir adamı olmaktan çok eylem adamıydı. Onları ortak bir ideolojik programdan çok bir dizi ortak tavır bir araya getiriyordu. Bu tavırlar arasında devlet merkezli bir bakış, milliyetçilik, bilimsel gerçeğe ilişkin pozitivist bir inanç, toplumu dönüştürücü bir güç olarak eğitime duyulan inanç, düzen içinde değişim arzusu ve eylemciliktir. Çoğu ittihatçı için Osmanlıcılık, Türkçülük, Batıcılık, İslamcılık gibi II. Meşrutiyet Dönemi'nin önde gelen akımları, birbirlerinden net çizgilerle ayrılmaktan çok, dönemin siyasal ihtiyaçlarına göre çeşitli biçimlerde sentezlenebilecek ideolojilerdi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
28 Haziran 19l4’te Avusturya arşidükü Franz Ferdinand’m Saraybosna’da bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesiyle Avusturya Sırbistan’a savaş ilan etti. Suikastın üstünden beş hafta geçtikten sonra, Avrupa devletleri kendilerini dünyanın ilk küresel savaşı içinde buldu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İttihatçılar Ağustos-Kasım 1914 arasında savaşa girmemeye yönelik çaba gösterdiler. Ancak içine girilen mali buhran, Almanya’nın İttihatçılara savaşa girmeleri koşuluyla verdiği kredi vaadi, savaşın birkaç ay içinde Almanya’nın zaferiyle biteceği umudu ve Rusya’nın parçalanmasından sonra Osmanlı Devleti’nin sahip olacağı yeni sınırlar vaadi, İttihatçıların savaşa girmesi için gerekli koşulları yarattı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İzmir ve çevresinin Yunan birlikleri tarafından işgaline karşı İstanbul’un herhangi bir direniş göstermemesi, yerel direniş hareketlerinin ortaya çıkmasını ve devletten bağımsız olarak örgütlenmesini sağladı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ege direnişinin örgütlenmesinde İttihatçılar büyük rol oynadılar. Birçok yerde Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti yazan levhalar silinip yerine Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti (MHC) yazıldı. Diğer yandan direniş hareketini yönlendirmek için 1918 yılının sonlarında, Talat Paşa’nm ülkeyi terk etmeden önce verdiği direktif doğrultusunda, Kara Kemal ve Kara Vasıf’ın girişimleri ile Karakol Cemiyeti adıyla bir gizli örgüt kuruldu. Bu örgüt Milli Mücadele süresince İT adına iktidar mücadelesini sürdürdü. İstanbul’dan Anadolu’ya silah ve insan sevkiyatı yapan örgüt, bölgesel direniş hareketlerinin içine girerek bu hareketlerin örgütlenmesinde ve yerel kongreler yoluyla merkezîleşmeye başlamasında etkin rol oynadı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yerel direniş hareketlerinin kendi kontrolünde merkezi bir yapı içine alınması gerektiğine inanan Mustafa Kemal Paşa, tüm direniş hareketlerini birleştirmek amacıyla Sivas’ta bir kongre düzenlemeye karar verdi. 411 Eylül tarihleri arasında toplanan Sivas Kongresi’nde ülke genelindeki bütün MHC’lerin birleştirilmesi yolunda önemli adımlar atıldı. Kongre’de alınan en önemli karar, bütün MHC’lerin merkezî bir yapı altında toplamasıydı. Bu amaçla yürürlükteki Cemiyetler Kanunu’na uygun olarak Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti (ARMHC) adıyla bir cemiyet kuruldu. Anadolu ve Trakya’da yer alan tüm bölgesel direniş örgütlerinin A-RMHC’nin şubesi hâline getirilmesine karar verildi. Cemiyetin yönetimi, Mustafa Kemal Paşa başkanlığındaki Heyet-i Temsiliye’ye verildi. Hükümet yetkileriyle donatılmış olan Heyet-i Temsiliye fiilî olarak İstanbul hükümetinden bağımsız yeni bir yönetim organı olarak ortaya çıktı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Misak-ı Milli gibi önemli bir belgeyi kabul ederek Anadolu direnişine önemli bir meşruiyet sağladı. 28 Ocak 1920’de kabul edilen Misak-ı Milli, Sivas ve Erzurum Kongreleri’ni esas alan bir metindir. Osmanlı İslam çoğunluğuyla meskûn toprakların ayrılmaz bir bütün olduğunu ilan eden metin, Milli Mücadele’nin siyasal hedeflerini oluşturdu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1920’de Hıyanet-i Vataniye Kanunu kabul edildi. Bu kanunla TBMM’nin meşruiyetine karşı koyanların vatan haini sayılacağı ve mahkemelerin bu yönde vereceği kararların kesin olduğu hükme bağlandı. Bu kararların infazı TBMM’nin onayına bağlı olacaktı. Böylece meclise yasama ve yürütme yetkisinin yanı sıra yargı yetkisi de verilmiş oldu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yunan ordusunun yenilmesi için tüm silahlı güçlerin cepheye seferber edilmesi büyük önem taşıyordu. TBMM bu amaçla 11 Eylül l920’de, “Firariler Hakkında Kanun”la İstiklal Mahkemeleri’ni kurdu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İlk önce asker kaçaklarına yönelik çıkarılsn “Firariler Hakkında Kanun”la kurulan İstiklal Mahkemeleri, 1920’de, vatan hainliği, casusluk, memleketin maddi ve manevi gücünü her ne şekilde olursa olsun kırmaya çalışmak suçlarını da kapsamak üzere genişletildi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, rejimin temellerini halk egemenliği ve meclis üstünlüğü üzerinden tanımlayan ilk anayasadır. 1921 Anayasası’nın özgün yanlarından biri de yerel yönetimlere sağladığı özerklikti. Yerel yönetimler, merkeziyetçi klasik idari örgütlenme modeli yerine, yerinden yönetim modeli diyebileceğimiz bir modele dayanıyordu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Tartışmaların bir kısmı yasama ile yürütme, bir başka deyişle meclis ile Heyet-i Vekile arasındaki dengelerle ilgiliydi. Muhalif vekiller özellikle Heyet-i Vekile’nin meclisin bilgisi dışında yürüttüğü bazı uygulamaları, meclis üstünlüğü ilkesinin ihlali olarak eleştiriyorlardı. • Bir başka tartışma konusu da Heyet-i Vekile üyelerinin seçimiyle ilgiliydi. 1920’de yapılan bir kanunla meclisin vekilleri meclis üyeleri arasından doğrudan seçmesi yerine, meclis başkanın göstereceği adaylar arasından seçmesi (aday gösterme) yöntemine geçilmişti. Muhalif mebuslar aday gösterme yöntemini meclisin yetkilerinin kısıtlanması olarak değerlendirdikleri için konu sert tartışmalara yol açtı. • Muhaliflerin eleştiri konularından biri de Meclis Başkanlık Divanı’nın tarafsızlığına dairdi. • Muhalif mebuslar ilke olarak meclis görüşmelerini yöneten Meclis Başkanlık Divanı’nın meclisteki tüm grupların üzerinde tarafsız bir konumda yer alması gerektiğini savunuyorlardı. Meclis Başkanlık Divanı üyeleri, aynı zamanda A-RMH Grubu’nun üyesiydiler. Bu nedenle muhalif mebuslarca taraflı davranmakla suçlanıyorlardı. • Muhaliflerle A-RMH Grubu arasında en sert tartışma konularından biri de Başkumandanlık Kanunu’na ilişkindi. 1921’de Başkumandanlık Kanunu kabul edildi. Kanun uyarınca Mustafa Kemal Paşa, TBMM’nin tüm yetkilerini üç aylık bir süre için kullanma hakkı gibi olağanüstü bir yetkiyle donatılarak Başkumandanlığa getirildi. Bu kanunla Başkumandanın emirleri kanun niteliği taşıyacaktı. Muhalif mebuslar, Mustafa Kemal Paşa’nın başkumandanlığını desteklemekle beraber meclisin yetkilerini kullanma hakkına karşı çıktılar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Konferansa İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Sırp-Hırvat-Sloven devleti katıldı. Rusya ve Bulgaristan ise görüşmelerde kendilerini doğrudan ilgilendiren konularla ilgili temsil edildiler. ABD de görüşmelere gözlemci statüsünde katıldı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Görüşmeler, Osmanlı borçları, Türk-Yunan sınırı, Boğazlar, Musul, azınlıklar ve kapitülasyonlar gibi önemli konularda anlaşma sağlanamayınca, 4 Şubat 1923’te kesildi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 45 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 302 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.