Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
315 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Örneğin, keman gövdesine gerilmiş olan tellere keman yayı (arşe) ile dokunulduğunda ya da bu teller el yardımıyla çekilip bırakıldığında, fiziksel bir darbe uygulanmış olur. Bu mekaniksel etkileşim sonucunda keman telleri titreşmeye başlar. Titreşimin oluşturduğu basıncın etkisiyle, tellerin etrafını saran nitrojen ve oksijen gibi hava molekülleri de titreşmeye başlar. Bilardo toplarının ya da misketlerin birbirine çarparak birbirini itmesi gibi, enerji bir molekülden diğerine aktarılır. Böylelikle zincirleme bir reaksiyon başlar. Hava moleküllerinin bu etkileşimiyle ses dalgaları oluşur. Ses dalgaları da hava içinde yayılarak kulak içinde basınç oluştururlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İşitilebilen ses frekans aralığı temelde üç gruba ayrılır. Bunlar; düşük, orta ve yüksek frekanslardır. • Düşük Frekanslar: Düşük frekanslar “bas frekanslı sesler” olarak da tanımlanır. 20 Hz ile 320 Hz arasındaki frekanslardır. Bas frekanslar, sese hem doygunluk katar hem de titreşimlerle algısal olarak insanı etkiler. Bir müzik parçasının ritmi insanı harekete geçirebilir ya da bir filmin patlama sahnesinde, patlayan cismin oluşturduğu titreşim, Filmi izleyen kişiyi daha çok heyecanlandırabilir. Bas seslerin yoğunluğu çok fazla olduğunda, seste rahatsız edici patlamalara neden olur. Sesin dinlenme kalitesi bulanıklaşır ve sesin anlaşılması zorlaşır. • Orta Frekanslar: 320 Hz ile 5.120 Hz arasındaki frekanslardır. Orta frekanslar sese yoğunluk katar ve dengelenmesi oldukça önemli bir frekans aralığıdır. Özellikle insan sesinde orta frekanslar önemlidir. Örneğin, bir konuşmacının ya da şarkı söyleyen bir kişinin sesine canlılık ve parlaklık kazandırır. Orta frekansların azlığı ses kalitesini düşürür. Fazla yükseltildiğinde ise kulakta tırmalayıcı bir etki oluşturur. • Yüksek Frekanslar: Yüksek frekanslar “tiz ses” olarak da tanımlanır. 5.120 Hz ile 20.000 Hz arasındaki frekansları kapsar. Sese en fazla parlaklık kazandıran frekanslardır. Özellikle 6.000 Hz üzerindeki frekansların seviyesi çok fazla yükseltilirse, seste kaliteyi bozan hışırtı ve cızırtılara neden olur. Bu frekanslar gereğinden fazla düşürülürse de sesin parlaklığı yok olur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Örneğin, aynı frekansa ve aynı genliğe sahip iki ses dalgası üst üste çakışabilir. Bunun etkisi olarak da, ses dalgasının genliği yükselir ve daha güçlü bir ses şiddeti işitilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Genliğin elektrik ölçümü voltt ya da amper, şiddet ölçümü de “desibel olarak tanımlanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ses dalgalarının frekansına bağlı olarak, sesin yüksek ya da düşük frekanslı olarak algılanmasıdır. Sesin yüksek ya da düşük frekanslı algılanması “ses perdesi” (pitch) olarak tanımlanır. Ses dalgalarının frekansı yükseldikçe, ses perdesi de yükselir, ses tizleşir. Ses dalgalarının frekansı azaldıkça, ses perdesi de düşer, bas ses oluşur. Örneğin, bir gitarın tellerinden biri saniyede 110 kez titreşiyorsa ve diğer tel saniyede 196 kez titreşiyorsa, 196 kez titreşen tel diğerinden daha yüksek frekansa sahiptir. Ses perdesinin algısı yalnızca ait olduğu frekansa göre değil, ortamdaki diğer seslerin yoğunluğuna göre de değişkenlik gösterebilir. Çünkü ortamdaki diğer seslerin düşüklüğü ya da yüksekliği, bizim sese karşı olan algımızı da etkiler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sesin frekansı ile dalga boyu arasında ters bir orantı vardır. Çünkü sesin frekansı yükseldikçe dalga boyu kısalır, frekansı düştükçe dalga boyu da uzar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ses yoğunluğunun öznel etkisiyle, ölçülebilir seviyesi aynı değildir. Fakat 1 kHz ses frekansında her desibel, bir fon biriminde eşit ses yoğunluğundadır. Algılanabilen ses yoğunluğunun ölçüsü “fon” birimi ile ölçülür ve eşit yoğunluk seviyesindeki eşyükselti eğrileri fon ile gösterilir. Günümüzde mühendisler fon birimi yerine “dB(A)” birimini kullanırlar. Örneğin evlerimizde kullandığımız müzik sistemlerinin ses şiddeti, canlı bir konserin ses şiddetinden daha düşüktür. Canlı konserlerin ses şiddeti yaklaşık olarak 100 dB-SPL seviyesindedir. Evlerimizdeki müzik sistemlerinin ses şiddeti ise, 70-75 dB-SPL arasındadır. 100 dB-SPL şiddetindeki sese göre eşit ses yoğunluğunu sağlayabilmek için, 70 dB-SPL şiddetindeki seste bas ve tiz sesler artırmak gerekir. Bu nedenle aynı müzik, her iki ses şiddet seviyesinde, farklı frekans yoğunlukları ile işitilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsan kulağı, işitilebilir bütün seslere aynı oranda tepki vermez. Bu durum “eşit olmayan ses yoğunluğu prensibi” yerine, “eşit ses yoğunluğu prensibi” olarak tanımlanır. İnsan kulağının 3 kHz civarındaki ses yoğunluğu ile düşük frekanslardaki ses yoğunluğunu aynı düzeyde algılayabilmesi için, düşük frekans seviyesinin 70 dB kadar yükselmesi gerekmektedir. Düşük frekanslara göre de insan kulağı, 10 kHz ve üzerindeki frekanslara karşı daha duyarlıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sesin en temel özelliklerinden biri de sesin hızıdır (velocity). Normal koşullarda (deniz seviyesinde ve 20 santigrat derecede) sesin havadaki hızı yaklaşık olarak saniyede 343 (m/s) metredir. Sesin hızı, ortamdaki moleküllerin yoğunluğuna, ısıya ve moleküllerin birbirleriyle olan etkileşimlerine, çarpma hızlarına bağlıdır. Ortamdaki moleküllerin yoğunluğu arttıkça, moleküllerin birbiriyle olan etkileşimi de artacağından, sesin yayılma hızı da yükselir. Ses, sıvı ve katı ortamlarda daha hızlı yayılır. Çünkü hava gibi gaz ortamlarda moleküller arasındaki mesafe daha fazladır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sesin etkinliği ya da gücüdür. Yüksek genlik, yüksek ses gücünü ifade eder. Genliğin öznel etkisi, yoğunluk olarak sesin gürlüğü ya da zayıflığıdır. Örneğin fısıltı ile bağırmanın ses şiddeti aynı değildir. Bağırmanın ses şiddeti fısıltıdan çok daha fazladır. Ses şiddetindeki bu değişkenler “sesin dinamik alanı” olarak ifade edilir. Genliğe bağlı olarak, ses basınç seviyesindeki değişimler desibel (dB) birimi ile ölçülür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sesler aynı perdeye, yoğunluğa ve süreye sahip olsalar da her sesin temel ve harmonik frekansların bileşiminden oluşan, kendine özgü bir yapısı vardır. Sesler arasındaki bu farklılık, onların ton niteliklerini ya da ton renklerini oluşturur ve sesin rengi ya da sesin tınısı (timbre) olarak tanımlanır. Aynı yoğunluk ve perdeye sahip iki farklı sesi ayırt etmede, duyusal algı yeteneği sağlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İki ya da daha fazla ses dalgası arasında zaman ilişkisi olarak “faz” bileşeni vardır. Faz, bir ses dalgasının diğer bir ses dalgası ya da dalgalarıyla olan ilişkisi ve zaman içindeki konumudur. Faz “derece” birimi ile ifade edilir ve tam bir çevrim 360 derecedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hava gibi esnek ortamda bir cisim yeterli oranda titreştiğinde, bu cismi çevreleyen hava molekülleri de titreşmeye başlar. Çok fazla titreşim daha fazla basınç oluşturur. Böylelikle basınçtan etkilenen moleküllerin sayısı da artar. Hareket halindeki moleküllerin sayısı dalga boyunun büyüklüğünü etkiler. Dalga boyunun yüksekliği “genlik” olarak tanımlanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsanın ses işitme frekans aralığı kişinin yaşına, kulak sağlığına ve seslerle olan tecrübesine bağlı olarak değişkenlik gösterir. İnsan yaşlandıkça yüksek frekanslı sesleri (tiz sesler) işitmekte güçlük çeker. Sağlıklı bir insan kulağı ortalama 20 Hz ile 20.000 Hz arasındaki sesleri işitebilir (1.000 Hz = 1 kHz). İnsan kulağı için 20 Hz altındaki sesler (infrasonic) ile 20 kHz üstündeki sesler (ultrasonic) işitme alanının dışındadır. Örneğin, köpekler sesüstü sesleri işitebilirler. Sesaltı ve sesüstü ses dalgaları da insan kulağının işitebildiği sesler ile aynı yapıdadır. İşitemediğimiz bazı sesleri yalnızca bedenimizle algılarız. Örneğin bir rock konserinde hoparlörlerden çıkan düşük frekanslı seslerin (bas sesler) bazılarını işitemesek de bedenimizde oluşturduğu titreşimleri hissedebiliriz. Sesli yapımlarda, işitilebilir frekans aralığını çok iyi bilmek ve bu frekansların birbiri ile olan dengesini ayarlayabilmek oldukça önemlidir. Örneğin, bir radyo ya da televizyon yapımında, ses operatörü kendi zevkine göre frekansları ayarlarsa, bu sesler dinleyen kişinin hoşuna gitmeyebilir. Bütün sesli yapımlarda, özel bir amaç olmadıkça, sesler kendi doğal yapısı içinde kaydedilir ya da yayınlanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ses, fiziksel bir enerjidir ve farklı basınç dalgalarının kulakta oluşturduğu duyumdur. Dokunmak ve koklamak gibi ses de duyusal bir algıdır. Ses dalgaları, koku gibi her yöne yayılırlar. Sesin algısı ve kalitesi kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Hava moleküllerinin sıkışıp seyrekleşmesiyle oluşan ses dalgaları, sesi oluşturmada iki temel dönüşüme uğrarlar: • Kulak tarafından algılanan mekanik enerjinin (titreşimin), elektrik enerjisine ve kimyasal enerjiye dönüşümü. • Beyne giden sinir sinyallerinin dönüşümü. Mekanik enerji konuşma, müzik ya da gürültü biçimlerindeki “ses” olarak algılanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Örneğin günlük yaşantımızda birçok ses trafiğine maruz kalırız. Evde olsak bile, dışarıdan gelen sesler çoğu zaman farkında olmadan bizi etkiler. Gündüz dinlediğimiz müziğin ses şiddeti ile gece dinlediğimiz aynı müziğin ses şiddeti farklıdır. Geceleri müzik dinlerken, genelde ses seviyesini azaltmak zorunda kalırız. Çünkü gündüz ile gece arasında, bizi dışarıdan etkileyen seslerin yoğunlukları aynı değildir. 100 Hz ile 1.000 Hz frekansına sahip iki ayrı sesten, 1.000 Hz’lik ses 100 Hz’den daha fazla algılanır. Fakat 100 Hz’lik sesin şiddeti, 1.000 Hz’lik sesin genlik boyuna kadar yükseltilirse, 1.000 Hz’lik sesi işitmek oldukça güçleşir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Eğer ses dalgalarının fazları birbirine 180 derece ters olarak çakışırsa, ses şiddetinde azalma ya da sessizlik olur. Fakat çoğu zaman ses dalgaları farklı ses kaynaklarından, farklı zamanlarda ve farklı dalga boylarında yayıldıkları için fazların ters örtüşmesi çok ender karşılaşılan bir durumdur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kulak, şekil yapısıyla (morfoloji) ve beyine bağlı nöronlarla, karmaşık bir biyolojik yapıya sahip organdır. İşitsel mesajlar beyin aracılığı ile çözümlenir. Eğer beyin olmasaydı, bu işitsel mesajlar ses olarak bir anlam ifade etmezdi. Kulak biyolojisindeki küçük hasarlar, seslerin duyumunu da oldukça önemli bir şekilde etkiler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Frekans ve genlik birbirinden bağımsız değildir. Ses frekansındaki değişimler, ses yoğunluğunun algısını da etkiler. Ses genliğindeki değişimler de ses perdesindeki algıyı etkiler. Yoğunluk, öznel bir etkidir ve kişinin sesle ilgili deneyimlerine bağlı olarak değişkenlik gösterir. İnsanlar ses yoğunluğunun ölçüsünü, bir önceki ve bir sonraki seslere göre tanımlarlar. İşitilen bir ses, bir önceki sesten ya daha gürdür ya da daha yumuşaktır. Yoğunluk, farklı ses seviyelerinde eşit olarak algılanamaz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hava moleküllerinin etkileşimiyle oluşan ses dalgalarının yayılımı, durgun bir suya atılan taşın, su yüzeyinde oluşturduğu dalgalara benzetilebilir. Fakat su dalgalarının yayılma şekli enlemesine (transverse waves), ses dalgalarının yayılma şekli ise birbirine paralel, aynı yönde ve boylamsaldır (longitudinal waves). Ses gibi boylamsal dalgalar, havada bir yandan diğer yana salınarak yayılırlar. Ses dalgası boylamsal olmasına karşın, grafiksel ifadeyi kolaylaştırabilmek için “sinüs dalgası” şeklinde çizilir. Bir saniyede oluşan titreşim sayısı da sesin frekansını belirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kulak, görünüş olarak başın dışında yer alır (dış kulak). Kulağın diğer bir uzantısı da başın içinde yer alan orta kulak ve beyne kadar bağlantısı bulunan “iç kulak” bölümüdür. Dış kulak (pinna, kulak kepçesi), iç kulak kadar karmaşık bir biyolojik yapıda değildir. Dış kulağın ana görevi, bir huni gibi sesleri toplamaktır. Titreşen hava molekülleri, kulak kepçesinden kulak zarına iletilir. Kulak zarı, bir darbukanın kasnağına gerilmiş deriye benzetilebilir. Darbukaya uygulanan darbeler, kasnağa gerili olan deriyi titreştirir. Titreşen hava molekülleri, darbukanın açık olan bölümünden yüksek yoğunluk kazanarak dışarı çıkarlar. Kulak zarına ulaşan küçük titreşimler de kulak zarında yoğunluk kazanırlar. Bu sebepten, kulak zarındaki bir hasar, seslerin algılanmasını olumsuz etkiler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ses titreşimlerinden oluşan basıncın, herhangi bir mesafede ölçümüdür. Atmosferik basınçtaki değişimlerden dolayı, akustik ses basınç seviyesi (Sound Pressure Level) “dB-SPL” birimi ile ölçülür. Yüksek ses basınç seviyesi, daha güçlü ses anlamına gelir. İnsan kulağı “işitme eşiği” olarak kabul edilen 0 dB-SPL seviyesinden, kulakta ağrı oluşumuna neden olan 140 dBSPL seviyesine kadar geniş alanlı bir işitme yeteneğine sahiptir. Desibeldeki en yüksek ses seviyesi ile en düşük ses seviyesi arasındaki bu değişken alan “dinamik alan” olarak tanımlanır. Dinamik alanın yoğunluk ölçümü logaritmik bir skala ile yapılır. Eğer lineer bir skala kullanılsaydı; lineer skalada 1 birimlik ekleme, 1 birimlik artışı gösterecekti. Fakat logaritmik bir skalada 1 birim, 10’luk çarpan olarak gösterilir. Böylece dinamik alanın ölçümleri daha küçük sayılarla ifade edilebilir. İnsanların ses işitme yeteneği değişkenlik gösterebilir. Ses şiddeti hava moleküllerine etki eden bir enerjidir. Açık havada ses kaynağından uzaklaştıkça, ses şiddetinin duyumunda azalma olur. Ses kaynağı ile aradaki mesafe iki katına çıkarıldığında, ses şiddetindeki azalma “6 dB-SPL” olarak algılanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İç kulağa uzanan oval pencerenin bir ucu orta kulaktaki kemiğe, diğer ucu da spiral şekilli ve kemiksi bir yapıya sahip olan “kulak salyangozu”na (koklea) bağlıdır. Kulak salyangozunun içi sıvı ile doludur ve iç yüzeyinde küçük kıl hücreleri vardır. Hava molekülleri önce kulak zarını, daha sonra da orta kulaktaki kemikçikleri titreştirirler. Orta kulak da oval pencereyi titreştirir. Oval penceredeki titreşimler, içi sıvı dolu olan kulak salyangozunu titreştirir. Kulak salyangozundaki en ufak sıvı hareketi, kıl hücreleri tarafından algılanabilir. Kıl hücrelerinin algısı, bağlı oldukları sinir hücrelerini uyarır. Kıl hücrelerinin hareketi ile sinir hücreleri etkileşim içindedirler. Böylelikle sesin ne kadar güçlü ve gür olduğu algılanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sesleri algılamamızda ses zarfının da etkileyici bir rolü vardır. Her sesin bir başlangıç (attack), kalış (sustain) ve düşüş (decay) zamanı vardır. Sesin başlangıç zamanı, sesin çıkış zamanı olarak da tanımlanır. Örneğin bir piyanonun ses zarfı ile obuanın ses zarfı birbirinden farklıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dış kulak, orta kulağa üç kemikçik ile bağlıdır. Bu kemikçikler; “çekiç kemiği” (malleus), “örs kemiği” (incus) ve “üzengi kemiği”dir (stapes). Bu kemikçikler birbirleriyle bağlantılıdır ve titreşimleri kulak zarından iç kulağa iletirler. Daha sonra da mekaniksel titreşimler sinir sistemine iletilir. Kemikçiklerin herhangi bir hasara uğramasında, işitme kaybı oluşabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 19 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 296 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.