Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
339 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Radyo dalgalarını Heinrich Hertz bulmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Guglielmo Marconi adında bir İtalyan’dır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sanayi devrimiyle toplumsal yaşam ciddi bir dönüşüme uğramış, buhar gücü sayesinde ulaşım hızlanmış; telli telgraf ve telefon sayesinde karasal yaşam alanlarında uzaklarda hızlı biçimde haberleşmek mümkün hale gelmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mors alfabesini kullanarak okyanuslarda haberleşmek mümkün hale gelmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Askeri alanda radyonun yararı Rus ve Japon donanmalarının savaşında görülür. Radyo sayesinde Rus Filosunun yeri, sayısı ve konumu gibi ayrıntılı bilgileri edinen Japon donanması Rus gemilerinin tamamını batırır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sivil alanda radyonun yararıysa bir deniz faciasıyla ortaya çıkar. Radyo haberleşme cihazı bulunan Titanic Transitliği buz dağına çarptığını ve batmakta olduğu haber vermeyi başarır. Radyo sayesinde 700 den fazla yolcunun hayatı kurtulmasına katkı sağlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Radyo yayını yapabilmek için verici; yayınları almak için alıcı üretmeye çalışanlar, yenilikleri yakından izleyen ve geliştirmeye çalışan bilim insanları, mühendisler ve teknik birikimi olan diğer insanlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bazı araştırmacılara göre sesi Eyfel Kulesinden ilk yayın yapan kişi Lee De Frost’a ait olduğunu savunmuşlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Amerika Birleşik Devletleri’nde Westinghouse şirketinde çalışan elektrik mühendisi Frank Konrad evinin garajında kurduğu radyo vericisiyle çevreye yayın yanmaktadır. Yaptığı yayın son derece amatörce bir yayındır. Konrad’ın çalışmakta olduğu Westinghouse şirketi gelişmeleri yakından izlemektedir. Radyo yayıncılığını bir iş sahasına dönüşebileceğini sezen şirket radyo alıcıları üretmek üzerine çalışmaya başlar. Konrad’ı işin başına geçirir ve Pittsburgh’taki fabrikasının çatısına 200 watt gücünde bir verici anten kurarak yayına başlar. İlk radyo stüdyosu da fabrika bahçesinde olan bir baraka olur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fransa, Almanya, İngiltere İtalya gibi gelişmiş Avrupa ülkelerinde radyo yayıncılığı Amerika Birleşik Devletlerinde olduğundan biraz farklı gelişmiştir. Bunda en önemli etken söz konusu ülkelerde eski ve güçlü devlet geleneğinin bulunmasıdır. Güçlü ve toplumsal yaşama hakim merkezi devlet yapıları, radyo yayıncılığının gelişimine ya doğrudan müdahalede bulunmuş ya da gelişim sürecini etkilemiştir. İngiltere’de radyo yayıncılığı radyo alıcısı üreten altı şirketin bir araya gelerek oluşturdukları bir birlik tarafından başlatılmıştır. Ticari tekel olarak adlandırılabilecek bu oluşumu isteyen ve dayatan ise İngiliz hükümetidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Konuyla ilgili yaptığı çalışma sonucunu bir rapor olarak hükümete sunmuştur. Söz konusu raporda; toplumsal yaşam üzerinde büyük etkisi bulunan radyo yayıncılığının devlet denetiminde olması gerektiği, bir ticari tekele izin verilmemesinin doğru olacağı savunulmaktadır. Aynı konuda inceleme yapmak üzere başka bir komisyon daha kurulmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Crawford komisyonu ilk komisyonun raporunda yer alan görüşlere benzer önerilerde bulunmuştur. Sonuçta yayın birliğini oluşturan şirketlerin hisse karşılıkları ödenerek şirket devlet tarafından satın alınmış ve günümüzde de varlığını sürdürmekte olan BBC adıyla bir kamu tekeli kurulmuştur. Bu kuruluşa on yılda bir yenilenmek üzere Royal Charter /Kraliyet Beratı adı verilen bir yayın lisansı ile yayın yapma imtiyazı tanınmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Almanya’da radyo yayıncılığı, Reich Postası aracılığıyla federal devletlerde radyo şirketleri kurulması şeklinde başlamıştır. Böyle bir uygulamaya gidilmesinde iki neden önemli olmuştur. Birincisi; radyo yayınlarının kapsama alanı geniş olmadığından, böyle bir uygulama isabetli bulunmuştur. İkincisi; federal devletlere bağlı radyo istasyonları ile radyolar arası rekabet doğacağından kalitenin giderek yükselmesi söz konusu olabilecektir. Ancak radyoların tamamı merkezi hükümetin mali, kültürel ve politik denetimi altında olacaktır. Radyo yayıncılığının bir kamu otoritesi altında kurumlaştırılıp yürütüldüğü Almanya’da iktidarın radyo yayıncılığına müdahalesi, Naziler döneminde daha katı olmuştur. Bu dönemde Almanya’da üretilen radyo alıcıları yalnız Alman istasyonlarını alabilecek biçimde üretilmiş, yabancı istasyonların dinlenmesini suç sayan yasal düzenlemeler yapılmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fransa’da radyo yayıncılığı özel ve kamusal girişim serbestisiyle başlamış ancak; ikinci dünya savaşında Fransa’nın Almanlar tarafından işgal edilmesinden sonra, özel yayıncılık sonlandırılarak devlet tekeline geçilmiştir. 1982 yılına kadar kamusal yayıncılık biçiminde sürdürülen sistem özel girişime izin verilmesiyle yeniden ikili sisteme dönmüştür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İtalya’da, özel bir şirketin devletten aldığı imtiyazla başlayan radyo yayıncılığı, kısa bir süre sonra, faşist Mussolini iktidarında devlet yayıncılığına dönüştürülmüş, 1974 yılına kadar kamu tekeli olarak varlığını sürdürmüştür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Radyo yayıncılığının emekleme dönemleri olarak kabul edilebilecek 1920 ve 30’lu yılların hemen ardından gelen ikinci dünya savaşı, radyonun etkin bir propaganda aracı olarak kullanılmasına yol açar. Savaş yılları boyunca radyoyu etkili bir biçimde propaganda aracı olarak kullanan Goebbels Almanya savaşı kaybetse de bir propaganda uzmanı olarak kayıtlara geçmiştir. Radyonun etkili bir propaganda aracı işlevini başarıyla gerçekleştirdiğini gören diğer ülkelerde radyoyu, benzer şekilde kullanma yoluna gitmişlerdir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında hızla gelişmeye başlayan televizyon yayınları, savaş öncesi ve savaş yıllarının gözde aracı radyonun çok ciddi ilgi kaybı yaşamasına yol açtıysa da bazı teknolojik buluşlar, radyonun yeniden toparlanmasına yol açmıştır. Bu buluşlardan birisi Alman AEG firması tarafından gerçekleştirilen plastik zemin üzerine manyetik ses kaydının gerçekleştirilebildiği teyp bandıdır. Bu buluş radyo yayınlarını, fonografla yapılan ses kalitesi düşük mekanik kayıtlardan kurtardığı gibi, yayın içeriklerinin çeşitlenmesi, renklenmesi gibi avantajlar sağlamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Transistörü John Barden, Walter Brattain ve William Schockley 1948 yılında icat etmişlerdir. Bunun anlamı şudur. Transistörden önce lambalı olarak adlandırılan sandık şeklinde mobilya muhafazalar içinde kurulmuş radyo alıcıları tarihe karışacaktır. Transistör sayesinde radyo alıcılarının boyutları giderek küçülecektir. Bu durum radyonun taşınabilir olması ve oturma odasından aileye seslenen alıcının kişiselleşmesi gibi önemli sonuçlar doğuracaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1960’lı yıllar radyo yayıncılığının değişmesi, dönüşmesi ve yeni arayışlara girmesi açısından pek çok nedenin oluştuğu bir dönemdi. En belirgin gerekçe televizyonun toplumsal yaşama sokulmuş olmasıydı. Elektronik yayıncılığın yeni gözdesi televizyon, görünüşe göre radyoyu tahtından indirmişti. Ancak transistörün radyo alıcıları üretiminde etkin bir biçimde kullanıma girmesi radyoya yeni fırsatlar sağlıyordu. Radyo alıcıları küçüldükçe küçülüyor dinleyicilerin yanlarında her yere götürebildikleri bir kitle iletişim aracına dönüşmüştür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kronolojik açıklamalarda televizyon, radyonun icadından sonra gelen bir araç olarak aktarılsa da gerçekte radyo ve televizyon teknik buluş ve gelişim açısından neredeyse iç içe sayılabilecek bir gelişim çizgisi izlemişlerdir. Televizyonun toplum hayatına girişinin radyonun hemen ardından olamamasının en önemli nedeni 1939 Eylül’ünde ikici dünya savaşının başlamasıdır. Teknik gelişme çalışmaları ve yatırımlar aniden durmuştur. Bütün ilgi ve harcamaların savaş sanayisine ve tekniğine yönlendiği savaş yıllarından kısa bir süre sonra televizyona ilgi kaldığı yerden sürdürülmüştür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Radyo yayıncılığının ilk dönemlerinde radyoyu cazip kılan önemli bir faktör okuma yazmayı gerektirmemesiydi. Özellikle gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde eğitim düzeyinin düşüklüğü yüzünden doğan iletişim sorunu ses ve söze dayalı radyo ile kolayca aşılmıştır. Radyo okuma yazma sorunu yüzünden yapılamayan eğitimi mümkün kılan bir araç olmuştur. Radyo, gazetede olduğu gibi baskı saati beklemeyen bir araçtır. Televizyonla karşılaştırıldığında, uygun görüntülerin bulunması, kurgulanarak yayına hazırlanması gibi sıkıntıları da yoktur. Radyo, hem yayıncı hem de dinleyici maliyetleri açısından ucuz bir araçtır. Diğer elektronik kitle iletişim araçlarıyla karşılaştırıldığında yayın için kullanılan donanımın ucuzluğu yayıncılar için caziptir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Radyo ve televizyonun sunduğu içerek sanaldır. Programların değeri, onların içerdiği bilgi yada eğlence içeriğinden gelir. İzleyici açısından bakıldığında da durum aynıdır. İzleyicinin değeri, örneğin reklamlar için onların fiziksel varlıklarıyla değil içeriklere yönelttikleri dikkatleri ile ilişkilidir. Radyoda sunulan bir oyun veya televizyonda yayınlanan bir çizgi filminse reel dünyada hiçbir karşılığı yoktur. Bu yüzden de sanaldır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İçeriklerin tüketimi bir defalık bir durumdur. İzleyici aynı içeriği bir kez daha tüketse (yeniden izlese ya da yeniden dinlese) bile bu, yeni içeriklerle rekabete sokulmuş bir yeniden sunumdur. Her zaman ilk olma; yeniyi, farklıyı sunabilme, bu yüzden çok önemlidir. Hem avantaj hem de zorluk kaynağı olan bu durumu açıklayan bir benzetme bu özelliğin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Radyo ile başlayıp televizyonla süren, günümüzde İnternet ortamında da geçerliğini sürdüren bir özelliktir. Kısa bir tanımlamayla radyo ve televizyonda sunulan bir programın tüketim olanakları programı izleyen kişilerin sayısından etkilenmez. Karşılaştırılırsa bir gazetenin, okurlarına sunduğu hizmetin miktarı o günkü tirajı ile sınırlıdır. Basılan tüm nüshaların satılmış olması halinde, yeni bir okur adayının satın alacağı bir nüsha daha yoktur. Bu yüzden satın almak isteyen okur gazetenin o günkü nüshasını bulamayacak, böylece gazetenin hizmetinden o gün mahrum kalacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İzleyici sayısı maliyeti etkilemez ancak, programı yayınlayan radyo ve televizyon kanalının gelirini etkiler. Bir radyo ve televizyon kanalı ne kadar dinleyici ve izleyiciye ulaşırsa o kadar fazla reklam geliri elde etme fırsatı yakalar. İşte bu yüzden televizyon programlarının pek çoğunda olabildiğince fazla dinleyici ve izleyiciye ulaşması hedeflenir. Radyo ve televizyon yayınları sık sık düşük eğitim ve kültür seviyelerine seslenmekle, hatta toplumda var olan düzeyi düşürmek ya da yozlaştırmakla suçlanırlar, eleştirilirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Radyo ve televizyon yayıncılığı oldukça pahalı bir iştir. Bu hem yayın yapacak kuruluşun oluşturulup yayına geçilmesi hem de program açısından geçerlidir. Bir programın pek çok kopyasının çıkartılıp küresel ölçekte satışında da aynı durum söz konusudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 20 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 319 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.