Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
258 sorunun metninde arama yapabilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Davranışlar kişinin yaptığı ve gözlemlenebilen hareketlerdir. Zihinsel süreçler düşünme, hatırlama, hissetme gibi içsel olgulara işaret eder. Ancak davranışlara olan yansımaları ile dolaylı olarak ölçülebilirler. Bilim belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma sürecidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bilimsel yöntem: • Ampirik • Sistematik • Nesnel • Sınanabilir/yanlışlanabilir • Genellenebilir ve • Geçici’dir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bilimsel yöntem ampirik bilgi sağlar. Sorulara cevap ararken, sezgiler veya sağduyu değil, duyularla algılanabilen, deneyime dayalı veriler toplanır. Sonra bu veriler analiz edilerek sonuçlara ulaşılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sürekli soru sorma, akıl yürütme, analiz ve değerlendirme gibi zihinsel süreçlerden oluşan bir düşünme biçimidir.Bilimsel yöntem eleştirel bir düşünce tarzı gerektirir. Eleştirel düşünce, verileri olduğu gibi kabul etmek yerine, dünyayı anlamada aktif bir rol edinilmesini esas alır. Sosyal bilimciler, bu yöntemi insan davranışı ve sosyal olguları anlamak, açıklamak ve sosyal problemleri çözmek için kullanırlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bilimin dört temel amacı vardır; Betimleme (tanımlama), yordama (tahmin etme), açıklama, ve değiştirme. Betimleme en basit amaçtır; olguların ve olayların sadece tarif edilmesini gerektirir. İkinci hedef yordamadır. Olguların birbirleriyle olan sistematik ilişkilerini belirledikten sonra, meydana gelişleri hakkında tahmin yürütebilmeyi mümkün kılar. Üçüncü hedef açıklamadır, ve bir olgunun meydana gelmesinin sebeplerini belirlemeyi amaçlar. Son hedef ise değiştirmedir, ve olguların oluşmasını kontrol etme ve değiştirme anlamına gelir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gestalt akımına göre, bir deneyimin bütünü onun parçalarının toplamıyla aynı değildir. Bilinci anlamanın yolu, parçaları değil, tüm deneyimi bir bütün olarak çalışmaktan geçmektedir. Hermann Ebbinghaus, Max Wertheimer, Kurt Koffka, Wolfgang Köhler bu akımın temsilcilerindendir. Almancada bütün anlamına gelen Gestalt kelimesi bu psikologların oluşturduğu akımın ismi olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Freud’un teorisi geniş laboratuvar çalışmaları üzerine değil, sınırlı sayıda vaka çalışması üzerine kurulmuştur. Dolayısıyla günümüzde tamamen bilimsel ve geçerli kabul edilmemektedir. Fakat, Freud yenilikleriyle psikolojideki birçok teori ye temel oluşturmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Davranışçılık 1920-1960 arasında psikoloji bilimini domine etmiş önemli bir akımdır. Bu akım Darwin’in fikirlerine dayanır. 1900’lerden sonra Darwin’in evrim teorisi, psikologları, insanları anlamak için hayvanları incelemeye yöneltti. Eğer insanlar ve hayvanlar benzer şekillerde evrimleştiyse o zaman insan davranışlarını anlamak için hayvanları çalışmak uygun bir yol olabilirdi. Bu dönemde psikologlar, hayvanları gözlemleyerek öğrenme, hafıza, problem çözme ve başka akılsal süreçlerle ilgili birçok bilgi edindi. Aynı dönem içinde, John B. Watson, psikolojinin en önemli bilgi kaynağının gözlemlenebilen davranışlar olduğunu iddia etti. Watson’a göre, ne bilince ne de bilinçaltına odaklanmak anlamlıydı. Önemli olan, gözlemlenebilen davranışlara odaklanmaktı. Watson, en önemli sürecin öğrenme olduğunu, ve hem hayvanların hem de insanların öğrenme sonucunda çevrelerine uyum sağlayabildiklerini öne sürmüştür. B. F. Skinner da şartlanmayı çalışarak davranışçı akımın bir başka öncüsü olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1879’da Leipzig Üniversitesi’nde ilk psikoloji laboratuvarını açan Wundt, bilimsel psikolojinin kurucusu sayılmaktadır. Wundt’a göre psikoloji “bilinç” kavramına odaklanmalıdır. Bilinç, bir insanın tüm öznel deneyimlerini içerir. Wundt öznel deneyimlere odaklanırken içgözlem metodunu benimsemiştir. İçgözlem, bir kişinin kendi öznel deneyimlerine bakışı anlamına gelmektedir. Wundt bilinci anlamaya çalışırken bir bütünü parçalarına ayırarak incelemek gerektiğini savunmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1960’larda bilgisayar teknolojisinin gelişmesi ile beyindeki süreçlerin yeni teknolojilerle izlenmesi mümkün olmuştur. Bu da davranışsal akımın etkisini azaltmıştır. Bu akımın yerini bilişsel psikoloji almıştır. Bugün, özellikle teknolojik yenilikler sayesinde insanın zihinsel süreçlerini bilimsel tarafsızlıkla çalışmak mümkün hâle gelmiştir. Sonuç olarak ana akım psikoloji hem davranışları hem de zihinsel süreçleri araştıran bir bilim dalı hâline gelmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Nörobilim, insan davranışlarının açıklamalarını beyin, sinir sistemi ve biyolojik faktörlerde arar. Özellikle gelişmiş teknolojiler sayesinde beynin işleyişinin incelenebilir hâle gelmesiyle psikolojide nörobilimsel yaklaşımın yeri genişlemektedir. Biyolojik ve evrimsel perspektiflere yakın duran bu yaklaşımın en belirgin odağı, davranışların nörolojik temellerini araştırmak üzerinedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Freud’un psikanalizine dayanan bu yaklaşım, insanların kendi içlerindeki bilinçdışı psikolojik çatışmaları üzerine yoğunlaşır. Freud’a göre, içsel mücadelelerin çoğu insanların doğal ihtiyaçlarının peşinden gitme isteğiyle toplumsal kurallar arasındaki çatışmadan kaynaklanmaktadır. İnsan davranışları da kişilerin kontrolü altında olmayan bu içsel çatışmaların bir sonucu olarak gerçekleşmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Biyolojik, bilişsel ve davranışsal yaklaşımlardan farklı olarak, insancıl yaklaşım çerçevesinde insan davranışları biyolojik etkenler, zihinsel süreçler ve çevreden öğrenilenlerin değil, her insanın kendine has dünyayı algılayış şekliyle ilişkilendirilir. Bu perspektifin temelleri, Rogers ve Maslow’un çalışmalarına dayanmaktadır. Bu perspektife göre, insanlar hayatlarının ve davranışlarının kontrolünü ellerinde tutar; herkes kendini geliştirmek ve potansiyeline erişmek amacıyla hareket etmektedir. Tüm insanlar birbirlerinden farklı olduğundan, bir kişinin davranışları ancak o kişinin deneyimleri ve özellikleri üzerinden anlamlandırılabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bilişsel yaklaşım, yalnızca gözlemlenebilir davranışlara odaklanan davranışsal yaklaşımın tam aksine, insanların zihinlerinde olup biten ve direk olarak gözlemlenemeyen süreçlerle ilgilenir. Bu yaklaşım, bilginin algılanış ve işleniş süreçlerinin davranışlara olan etkisine yoğunlaşır. Bu süreçlerin çoğu otomatik olarak ve bilinçdışında gerçekleşmektedir. Bu yaklaşım doğrultusunda insanlar dünyayı algılayışları bakımından bir bilgisayara benzetilebilir. Dışarıdan gelen bilgiler bilişsel süreçten geçmek üzere algılanan girdiler; davranışlarsa bu girdilerin işlenmesi sonucu ortaya çıkan çıktılar olarak görülmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Psikologlar çalışmalarını yalnızca tek bir yaklaşımla sınırlandırmak zorunda değildir. Günümüzde psikologlar, önceki bölümde açıklandığı gibi, insanların düşünce ve davranışlarını birçok farklı yaklaşımdan incelemekte ve açıklamaya çalışmaktadır. Eklektisizm, insan davranışlarını açıklarken birçok yaklaşımı harmanlamak anlamına gelir. Örneğin bir kişinin agresif davranışları açıklanmaya çalışılırken hem ailede öğrenilmiş davranışlara, hem de kişinin yetiştiği kültürdeki cinsiyet rollerine eğilerek, davranışsal ve sosyokültürel yaklaşımlar bir arada kullanılabilir. Eklektisizm sayesinde farklı bakış açıları birleştirilerek daha kapsamlı ve gelişmiş kuramlar üretilip araştırmalar gerçekleştirilebilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gelişim psikologları insanların zihinsel süreç ve davranışlarının hayat boyu nasıl değiştiğini incelerler. Doğumdan ileri yaşlara kadar insanların zihinsel yetilerinin hangi sebeplerle ne şekilde değiştiğini ve bu değişimlerin nasıl sonuçlara yol açtığını anlamaya çalışırlar. Bu alandaki çalışmalar, bağlanma, çocuk bakımı, ergenlik dönemindeki değişimlerden, ileri yaşlarda hafızadaki değişimler ve yaşlı bakımına kadar geniş bir konu skalasını kapsar ve bu çalışmalardan edinilen sonuçlar birçok alandaki uygulamalarda kullanılabilir. Gelişim psikologları özellikle çocukluk dönemi ve bu dönemdeki deneyimlerin kişinin erişkin hayatına etkileri ile ilgilenirler. Örneğin, bebeklik döneminde anne ile çocuk arasındaki bağlanmanın, çocuğun erişkin olduktan sonraki ilişkilerine nasıl yansıdığı gibi konularda sorular sorar ve araştırmalar yaparlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Klinik psikologlar, zihinsel hastalıkların nedenleri ve tedavileri üzerine araştırmalar yaparlar ve hastalara sorunlarının üstesinden gelmelerinde yardımcı olurlar. Depresyondan şizofreniye kadar birçok sorun ve hastalığın genetik ve çevresel faktörlerle ilişkisinin araştırılması, en etkili tedavi yöntemlerinin geliştirilmesinde kullanılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kantitatif psikoloji, ölçümleme, araştırma dizaynı ve istatistiksel analiz gibi konulara yoğunlaşır. İnsan özelliklerinin ölçülebilmesi için çeşitli metotların geliştirilmesi, psikolojik süreçlerin matematiksel olarak modellenmesi, veri analizi gibi konular, kantitatif psikologların ilgi alanına girer. Kantitatif psikologlar yeni ve etkin araştırma metotları geliştirilmesi üzerine de çalışırlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bilimin tüm insanlıkla paylaşılmak amacıyla edinilen bilgilerden oluştuğunu söylemiştik. Bir araştırmacı ne kadar önemli bir bulguya ulaşmış olursa olsun, başkalarıyla paylaşılmadıkça bu bulgunun bir değeri yoktur. Bu paylaşım günümüzde bilimsel dergiler yoluyla olmaktadır. Bilim insanları elde ettikleri bulguları paylaşıma sunmak için makaleler yazıp bu makaleleri dergilerde yayımlatmak için uğraşırlar. Geçmişte dergiler matbaada basılıp kütüphanelere dağıtılıyordu. Günümüzde bu dergilere İnternet üzerinden de ulaşılabilmektedir. Önümüzdeki yıllarda dağıtımın tamamen İnternet üzerine kayması mümkündür. Şimdiden bu eğilim kendini göstermekte, kimi bilimsel dergiler sadece İnternet üzerinde yayımlanmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bilimsel çalışma belli standartları gerektirir. Bilime olan güvenimiz bundan ileri gelir. Sözdebilim, bilimin gerektirdiği standartları taşımadığı ve bilimsel araştırmalarla desteklenmediği halde bilim kılıfı altında bize sunulan bilgi ve pratiklerdir. Sözdebilim, toplumda bilime duyulan saygı ve güvenin kimi kişi ve gruplarca, çoğunlukla maddi çıkar sağlamak amacıyla kötüye kullanılmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1. Sözdebilim sıklıkla bilimsel tınılı terimler kullanarak bir bilimsellik kisvesi yaratır. 2. Sözdebilim test edilip doğruluğu sınanamayacak önermelerde bulunur. 3. Sözdebilim bilimsel süreçten kopuktur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bilimsel bir makale yazarken dikkat edilen önemli bir husus izlenilen metodu açıkça ortaya koymaktır. Araştırmacılar makalelerinde araştırmanın detaylarını ince ayrıntılarıyla ortaya koyarlar ki başkaları bu testleri tekrarlamak isterse ellerinde yeteri kadar bilgi olsun. Metodun açıkça yazılması varılan çıkarımların geçerliliğinin değerlendirilmesini de mümkün kılar. Bu netlik bilimsel önermelerin herkesçe test edilebilir olması ilkesinin bir sonucudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İşlemsel tanımımızın ölçmek istediğimiz kavramı doğru ölçebilme derecesine kavramsal geçerlilik (conceptual validity) denir. Yüksek kavramsal geçerliliği olan bir işlemsel tanım ilgilenilen kavramın farklı değerlerini hassasiyet ve kesinlikle ölçer.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir testi belli aralıklarla bir kişiye yeniden uyguladığımızda ne kadar benzer sonuçlar alıyorsak testin test-yeniden test güvenilirliği o kadar yüksektir. Mesela bir zekâ testi bir öğrenciye bir ay arayla iki kere uygulandığında alınan sonuçların birbirine çok yakın olması beklenir. İki farklı ölçümde bambaşka değerler alıyorsak sonuçların doğruluğuna güvenemeyiz. Tabii psikolojik kavramların değeri zaman içinde değişebilir. Örneğin tutum ya da bilgilerimiz hayatımız boyunca aynı kalmaz. Hatta zekâ gibi daha sabit olduğu varsayılan bir özelliğin bile zaman içinde değişebileceği gösterilmiştir. O zaman test-yeniden test güvenilirliği ölçülen kavramın sabit kaldığını varsaydığımız süreler içinde yakın ölçümler alınmasını öngörür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir kavramı sayısallaştırmak istiyorsak ölçeğimizdeki soruların her biri bu kavramı ölçmelidir, o zaman sorulara verilen cevaplar arasında tutarlılık olur. Eğer bir ölçeğin farklı sorularına verilen cevaplar birbirine paralelse o ölçeğin yüksek içsel güvenilirliğe sahip olduğu söylenebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 99 çoktan seçmeli, 0 görselli ve 159 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.