Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
329 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Bir hizmet sektörü olan güvenlik sektörü kendi içinde ‘dışgüvenlik’ (savunma) ve ‘içgüvenlik’ olmak üzere iki alt kategoriye ayrılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Savunma hizmetleri, bir ülkeye yönelik dış tehditlere karşı hazırlıklı olmak ve gerektiğinde ülkeyi bu tehditlere karşı korumak için verilen hizmetler olarak tanımlanmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kamu içgüvenlik yapılanmasındaki savunma ve içgüvenlik ayrışımından sonraki en büyük dönüm noktası özel güvenlik yapılanmasının sektörün aktörleri arasında yer almasıdır. 2000’li yıllardan itibaren özel sektörün de içgüvenlik hizmetlerinde giderek artan bir rol aldığı görülmektedir. Bununla birlikte içgüvenlik hizmetlerindeki etik değerler bu mesleğin temel kavramları ile sıkı sıkıya bağlantılıdır. İçgüvenlik hizmetlerini profesyonelce yerine getirmesi beklenen güvenlik personelinin her şeyden önce kendi mesleğinin temel kavramlarından haberdar olmaları gerekir. Mesleği ile ilgili kavramların bugünkü anlam ve değerini kavramak için bu kavramların daha önceki çağ ve toplumlarda nasıl algılandığı ve bugüne nasıl gelindiğinin bilinmesi yararlı olacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir ülkenin ve toplumun güvenliği en genel anlamda ‘savunma’ (defence) ve ‘içgüvenlik’ (security) olmak üzere iki genel kategoriye ayrılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Güvenliğin ülke içindeki boyutuna içgüvenlik, diğer bir ifade ile polislik denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Polisin en temel görevi toplumda var olan ‘huzur ve güvenin devamlılığını sağlamaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Güvenlik, insanlık tarihi kadar eski ve köklü bir ihtiyaçtır. İnsan var olduğundan bu yana bazen doğadan, bazen hayvanlardan, çoğu zaman da hemcinsi olan insanlardan gelen tehlike ve tehditlere maruz kalmış ve güvenliğini sağlamak için sürekli olarak birtakım önlemler alma gereği duymuştur. Toplumsal değişim ve dönüşümlerle birlikte insanların güvenlik anlayışı ve tehdit algılamaları da sürekli olarak değişmiştir. İlk çağlarda güvenlikle ilgili örgütlü kurumsal bir yapılanmanın varlığı bilinmemektedir. Kurumsal anlamda güvenlik yapılanmalarının varlığı Orta Çağ’dan sonra giderek belirginleşmiştir. Orta Çağ Avrupa’sında ‘kral’ ve ‘kilise merkezli’ kutsal ve eleştirilemez güvenlik anlayışından Modern Çağın ‘devlet merkezli’ modern polisine dönüşen güvenlik hizmetleri postmodern çağ olarak nitelendirilen günümüzde daha farklı değişimlerin eşiğindedir. Postmodern çağın demokratik toplumlarındaki güvenlik hizmeti anlayışı Orta Çağ ve Modern Çağın aksine ‘sivil’, ‘çoğulcu’, ‘demokratik katılım ve denetime açık’, ‘mikro’ ve ‘birey merkezli’ yaklaşımlara ağırlık vermektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ülke güvenliğinin ‘savunma’ ve ‘içgüvenlik’ olarak iki kategoride ele alınması yapay bir ayrım değildir. İçgüvenlik askeri değil sivil bir sorundur ve sivil kurumlar tarafından sivil yöntemlerle ele alınmalıdır. Güvenlik sorunlarının tek başlık altında ele alınarak özellikle de içgüvenliğin askeri yöntemlerle çözülmeye çalışılması sadece siyaseten kabul edilemez değil uygulamada da etkin ve verimli bir yöntem değildir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Devlet ve devletin kurumları tarafından belirlenen tehdit algılamaları da içinde yaşanılan ‘çağın değerleri’ ile uyumlu olmak durumundadır. Orta Çağdan kalma eleştirilemez, sorgulanamaz ‘kutsal devlet’ anlayışı ile postmodern çağın toplumlarına güvenlik hizmeti sunmak mümkün değildir. Vatandaşların bireysel hak ve özgürlük isteklerini, devletin bekasına yönelik tehdit olarak algılayan Orta Çağa ait güvenlik anlayışı çağdaş demokratik toplumlarda artık kabul görmemektedir. Demokratik toplumlarda bireysel hak ve özgürlükler devletin devam ve bekası için bir tehdit değil tam aksine temel bir gereklilik olarak görülmektedir. Kısaca, ‘insan-merkezli güvenlik’ olarak tanımlanan güvenlik yaklaşımı sadece can ve mal güvenliğini değil, aynı zamanda bireysel hak ve özgürlük gibi demokratik ‘değerleri’ korumayı amaçlamaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Özel sektörün içgüvenlik hizmetleri alanında rol alması sadece güvenlik sektörü değil, genelde ülkenin ‘sivilleşmesi’ açısından oldukça önemli bir adımdır. Bir ülkenin gerçek anlamda ‘sivilleşmesi ve demokratikleşmesi’ ile ülkedeki içgüvenlik hizmetlerinin niteliği arasında sıkı bir ilişki vardır. İçgüvenlik hizmetlerinin sadece kamu sektörü yapılanması altında ve tamamen devlet tekelinde olması sivilleşme ve demokratikleşme açısından önemli bir eksiklik olarak görülmektedir. Son yıllarda Türkiye’de özel sektörün içgüvenlik hizmetlerinin aktörleri arasına katılması ülkenin sivilleşmesi ve demokratikleşmesi açısından önemli bir dönüşüm olarak değerlendirilmelidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İlk toplumlarda hayatın korunması yani ‘can’ emniyeti ile sınırlı olan güvenlik, insanların zamanla servet biriktirmelerinin sonucu ‘mal’ güvenliğini de içermiştir. Can ve mal güvenliği önemini hiçbir zaman kaybetmemekle beraber içinde yaşanılan çağda güvenlik artık sadece bunlara indirgenemeyecek kadar çeşitlenmiş ve artık bireyin ‘değerleri’ (values) olarak korunmasını istediği tüm unsurları da içermiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
‘İnsan-merkezli güvenlik’ insanı devletin varlığı için bir araç değil, devleti insana hizmet eden bir araç olarak görür. İnsan merkezli güvenlik yaklaşımına göre toplumsal hayat için ideal olan tek tiplilik ve tek seslilik değil, çoğulculuk ve çok sesliliktir. Bölgesel, kültürel ve etnik farklılıklar ile inanç ve düşünce ayrılıkları devlete ve topluma yönelik birer tehdit olarak değil, tam aksine yararlı bir çeşitlilik ve zenginlik olarak algılanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Demokratik toplumlarda bireylerin düşünce ve inançlarını ifade edebilmesi ve bunları özgürce yaşayabilmesi, onların yaşam kalitesi açısından en az can güvenliği kadar önem verdikleri bir değerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çağdaş toplumlarda bireyin kendisini gerçekleştirmesini engellemeye yönelik ırk, renk, dil, inanç, siyasi düşünce, sosyal sınıf ve hatta yaşam tarzı gibi farklılıklar üzerinden yapılan her türlü ‘ayrımcılık’(discrimination) bir güvenlik tehdididir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gelişmiş toplumlarda bireyin korunmasını istediği değerler artık sadece can ve mal güvenliği ile sınırlı da değildir. ‘Düşünce ve ifade hürriyeti’, ‘din ve vicdan hürriyeti’ ve ‘namus’ (ırz) insanların en az canları kadar önem verdikleri ve korumak için mallarını harcadıkları ve gerektiğinde canlarını tehlikeye attıkları değerler arasındadır. Aynı din içindeki farklı ‘inanç’ (mezhep), ‘etnik’, ‘kültürel’, ‘bölgesel’ ve ‘alt-kültür’ gibi farklılaşmalar da bireyin korunmasını istediği değerler arasında yer alır. Etnik farklılığın en belirgin göstergelerinden olan ‘renk’ ve ‘dil’ (anadil) farkı da bireyin bazen can ve mal güvenliği kadar, belki de daha fazla, önem verdiği değerlerdendir. Yine insanların bireysel inanç ve dünya görüşlerinin yansıması olan yiyecek-içecek ve kılık-kıyafet tercihleri de onların saygı duyularak ve korunmasını bekledikleri değerler arasındadır. Bir dinî inanış olarak tanımlanmasa bile bireyin ‘vejetaryenlik’ gibi toplumun çoğunluğuna göre marjinal kalan ‘yaşam tarzı’ tercihlerine de saygılı olunması ve bunların korunması beklenir. Çünkü özgür ve güvenli bir ortamda bu farklılıklar ya da olumlu sapmalar, bireysel ve toplumsal gelişmenin dinamiğini oluşturmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İçgüvenlik hizmetlerinin nihai hedefi salt olarak güvenliğin sağlanması değildir. Güvenlik birey ve toplum için gereklidir ve içgüvenlik hizmetlerinde nihai hedef bireysel ve toplumsal yararın ve yaşam kalitesi düzeyinin korunması ve hatta yükseltilmesidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir içgüvenlik teşkilatının hizmetlerinin meşruiyeti her şeyden önce o kurumun kurumsal anlamda topluma bakışı ve toplumla ilişkilerinin niteliğine bağlıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözü insanı merkeze alan ve devletin devam ve bekasının insanı yaşatmaya bağlı olduğuna inanan ‘insan merkezli güvenlik’ anlayışını özlü bir şekilde ifade etmektedir. Bireysel hak ve özgürlükleri arka plana iterek kendince devletin çıkarlarını merkeze alan güvenlik uygulamaları toplumsal meşruiyet yönünden eleştirileceği gibi operasyonel başarı açısından da etkin ve verimli olamayacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
‘İnsan merkezli güvenlik’ yaklaşımına göre amaç devlet değil insandır. İnsan devlete ait ve ona hizmet etmesi gereken bir mal ve meta değildir. Devlet, insana hizmet etmek için yapılandırılmış hizmet kurumlarının toplamından oluşan bir ‘tüzel kişilik’(hükmi şahsiyet) olarak algılanır. Tüzel bir kişilik olan devlet bir amaç değil, ülkenin insanlarına hizmet etmek için oluşturulmuş sadece bir araçtır. Bundan dolayı bireysel hak ve özgürlüklerin sözde devlet güvenliğini sağlamak adına hukuk dışı yöntemlerle ve yaygın bir şekilde ihlal edilmesi ‘amacın araca feda’ edilmesidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Güvenlik personelinin nihai hedefi sadece suçu önlemek değil görev yapılan alan ve mekânlarda güven duygusu oluşturarak birey ve toplumun ‘yaşam kalitesini’ yükseltmektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Toplumsal hayatta polisin varlığının hissedilmemesi veya görevini gerektiği gibi yapmayarak suçluları caydıramaması insanların ‘suç mağduru’ olmaları, ya da ‘suç mağduru olma korkusu’ yaşamaları sonucunu doğurarak yaşam kalitesini olumsuz etkiler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Güvenlik, ekonomik maliyeti en yüksek olan kamu hizmetleri arasındadır. Ancak güvenliğin maliyeti sadece bu sektördeki parasal kaynaklar ile sınırlı da değildir. Güvenliğin, ekonomik maliyetinin dışında bir de sosyal ve yasal maliyeti vardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Güvenliğin topluma negatif maliyeti kendi içinde birkaç alt kategoriye ayrılır. Bunlardan ilki, güvenlik kurumlarının gerekli önlemleri almamalarından ve suçla mücadelede yetersiz kalmalarından dolayı birey ve toplumda oluşan endişe ve ‘suç mağduru olma korkusu’ zamanla vatandaşın yaşam kalitesini bozacak bir düzeye ulaşabilir. Birey ve toplumun yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen bir diğer faktör ise, asli görevi güvenliği sağlamak olan, güvenlik personelinin keyfi ve hukuk dışı uygulamalardır. Güvenliğin toplumsal maliyetinin negatif yönlerinden bir diğeri de yasal gereklilik ve duyarlılıktan uzak, abartılı bir şekilde uygulanan güvenlik önlemlerinin toplumsal barışı tehdit eder boyuta ulaşmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İçgüvenlik görevlilerinin kanun dışı ve keyfi uygulamalarının giderek yaygınlaşması durumunda toplumda oluşan güvensizlik durumu ‘polis korkusu’ (fear of police) olarak tanımlanmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsan odaklı güvenliğin merkezinde insan unsuru yer alsa da güvenliğin sonucu sadece bireysel huzur ve konfor değildir. Güvenli insanlar ve toplumlar daha verimli ve üretken olurlar. Onun için güvenliğe yapılan yatırım aynı zamanda ülkenin ekonomik kalkınması ve refahına da yansır. Güvenlik ile gelişmişlik arasında doğru orantılı bir ilişki vardır. Gelişmiş ülkeler aynı zamanda güvenli ülkeler olduğu gibi, geri kalmış ülkelerin de sürekli rejim tartışmaları yaşadığı, gerilimli ve güvensiz olduğu bir gerçektir. Dolayısı ile polisin ve özel güvenlik kurumlarının bir ülkede sağladığı bireysel ve toplumsal huzur ve güven ortamı aynı zamanda o ülkedeki demokratik rejimin istikrarı kadar ekonomik kalkınması açısından da de önemlidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 20 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 309 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.