Ortaçağ batı mantığında obligatio türleri nelerdir?
Yayımlanmış cevap
Altı tür obligatio ayırt edilmektedir: 1. Positio 2. Depositio 3. Dubitetur 4. Institutio 5. Rei veritas 6. Petitio
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
319 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Altı tür obligatio ayırt edilmektedir: 1. Positio 2. Depositio 3. Dubitetur 4. Institutio 5. Rei veritas 6. Petitio
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Altı obligatio türü içinde en çok ele alınan positio olmuştur. Bu tartışma türünde taraflardan biri bir tez ortaya atarak tartışmayı başlatır. Tartışmanın gerçek anlamda başlaması için karşı tarafın bu tezi kabul etmesi gerekir. Bu durumda tartışmayı başlatan ardı ardına yeni önermeler ileri sürer. Cevaplayan bu tezleri kabul eder, reddeder ya da şüpheli bulduğunu bildirir. Positio kuramının amacı ileri sürülen teze göre hangi durumda bu olanaklı cevapların hangisinin verilmesinin uygun olduğunun belirlenmesidir. Positio dışındaki obligatio türleri positio ile esas olarak yanıtlayanın tartışmanın başlaması için alması gereken tutum bakımından ayrılır. Bunun dışında positio’dan ciddi bir farklılık göstermezler. Dolayısıyla bu diğer obligatio türlerinin neden başlı başına bir tür sayılması gerektiği açık değildir. Depositio biçimindeki bir tartışmanın başlaması için yanıtlayanın ileri sürülen tezi reddetmesi gerekir. Bir tezi reddetmek karşı-tezi kabul etmek anlamına geldiğinden, bu ilk adım dışında depositio biçimindeki tartışmanın işleyişi positio gibidir. Dubitatur yanıtlayanın ileri sürülen tezin şüpheli olduğunu bildirmesiyle başlar. Institutio’nun özelliği bu tartışma türünün diğerlerinden tartışma konusu olan tezin niteliği ile ayrılmasıdır. Bu tartışma türünde tartışmayı başlatanın ortaya attığı tez bir ifadeye bir anlam yüklenmesidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gönderme kuramı gibi Consequentia kuramı da Skolastik mantığın temelini oluşturur. Skolastik mantıkçılar Consequentia başlığı altında ele aldıkları çalışmalarla mantık çıkarımlarını sistemleştirmişlerdir. Consequentia kuramının dikkati çeken özelliği aynı Stoa mantığında olduğu gibi temel önermelerden oluşan geçerli çıkarımlar üstüne kurulmasıdır. Bu bakımdan consequentia Skolastik mantığın Aristotelesçi olmayan bir yönüne işaret etmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Consequentia içinde iki türlü ayrım yaygındır: (1) Biçimsel ve maddi sonuçlar ayrımı. (2) Doğal ve ilineksel sonuçlar ayrımı.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Biçimsel ve maddi sonuç ayrımı daha önce ele aldığımız sinkategorematik kategorematik terimler ayrımına bağlıdır. Eğer bir önerme diğerinden bu önermelerde geçen kategorematik terimler arasındaki ilişki gereği çıkıyorsa buradaki sonuç çıkarma ilişkisi maddidir: ‘Her hayvan canlıdır. O halde, her at canlıdır’. Bu çıkarım ‘hayvan’ ve ‘at’ kategorematik terimleri arasındaki ilişki gereğidir. Sadece bu terimler yerine başka terimler koyarak (geçerli) bir çıkarım elde edemeyiz: ‘Her hayvan canlıdır. O hâlde, her taş canlıdır’. Eğer bir önerme diğerinden bu önermelerde geçen sinkategorematik terimler arasındaki ilişki gereği çıkıyorsa buradaki sonuç çıkarma ilişkisi biçimseldir: ‘Hiçbir hayvan taş değildir. O hâlde, hiçbir taş hayvan değildir.’ sonucu ‘hiçbir’ ifadesi gereğidir. ‘Hayvan’ ve ‘taş’ terimleri yerine farklı terimler koysak yine geçerli bir sonuç elde ederiz. Albertus’un (Saksonyalı) ifadesiyle biçimsel sonuç aynı biçimdeki tüm önermelerle sağlanan sonuçtur. Öte yandan eğer önermeler arasındaki mantıksal sonuç ilişkisi maddi ise, aynı biçimdeki her önerme için bu ilişki sağlanmaz, yani, biçim korunsa bile farklı terimlerle geçerli bir sonuç sağlanmaz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu dönemde antik Çağ’ın Skolastik yorumunun yanıltıcı ve kısıtlayıcı olduğu düşüncesi yaygındır. Yine bu dönem retorik (hitabet sanatı) uzun dönem biçimsel mantığa dayalı akıl yürütmenin yerini almıştır. Ortaçağ’ın ardından bu dönemin pek çok düşünürü Aristoteles’in mantığını neredeyse tümüyle yanlış saymaktadır. Mantık bu dönemde daha çok bilimsel bilgiden ve deney bilgisinin genelleştirilmesiyle mümkün olduğu savunulmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu dönemde biçimsel mantık çalışmalarının yeniden hız kazanmasında en büyük katkıyı sağlayan ve aynı zamanda bir matematikçi olan Gottfried Wilhelm Leibniz (1646-1716), çağdaş mantığın dayandığı pek çok kavramın açık tanımlarını içermesi bakımından Bernard Bolzano’nun (1781-1848) çalışması, mantık kavramlarını daha sonra da gündeme gelecek uylaşımcı bir anlayışla ele alması bakımından Thomas Hobbes (1588-1679) ve John Stuart Mill (1806-1873) ile George Booleda (1815-1864) bu dönemin önemli düşünürlerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
14. yüzyılın ortasından 17. yüzyıla kadar ne İslam coğrafyasında ne de Latin dünyasında mantık konusunda sistemli ve yaratıcı çalışmalar görülmemiştir. Bu dönem Latin dünyasının yaratıcı düşünürlerinin çoğunun ilgisi, Antik Çağ’ın özellikle dille ilgili ve edebi yapıtlarına yönelmiştir. Bu yapıtlar yaratılmaya çalışılan yeni insancıl (hümanist) Avrupa kültürünün temeli olarak görülmüş, Aristoteles’in ve Skolastiklerin mantık yapıtlarım çalışmak ise ilginç bir yanı olmayan ve faydasız bir uğraş olarak görülmüştür reyin sahip olduğu bellek sisteminde yaptığı çeşitli zihinsel işlemler sonunda gerçekleşir. Mantık çalışmaları genellikle daha önceki başarıların aktarılmasıyla sınırlı kalmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Özgün bir mantıkçı olmamakla birlikte, bu dönemde Latin dünyasında mantık çalışmalarıyla en dikkat çeken düşünür Petrus Ramus’tur (1515-1572).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ramustez çalışmasında (Aristotelicae animadversiones) Aristoteles’in söylediği her şey bir yalanlar yığınıdır savını savunmuştur. Ramus’un bu sav ölçüsünde aşırı bir Aristoteles karşıtı olup olmadığı belirsiz olmakla birlikte kesin olarak bilinen, Ramus’un üniversitelerdeki felsefe programında Aristoteles’in etkisinin azaltılmasını amaçlayan düzenlemenin ilk savunucularından olduğudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Aristoteles mantığım temel alan Skolastik mantığı bu bakımdan yetersiz bularak eleştiren düşünürlerin başında Francis Bacon (1561-1626) gelmektedir. Onun döneminde Aristotelesçi mantığa ilginin zayıflamasının nedenlerinden biri de tikel gözlem ve deneyleri temel alan yeni bir bilim anlayışının doğuşudur. Bu bilim anlayışı ile Aristotelesçi tümdengelimli mantığın bilgiye ulaşmanın güçlü ve güvenilir bir aracı olduğu düşüncesi artık kolaylıkla kabul edilen bir düşünce olmaktan çıkmış olmasıdır. Bacon, doğa araştırmasında tümevarımın kullanılması gerektiğini savunmaktadır. Bu yaklaşımını geliştirdiği yapıtı Novum Orgamım’da (Yeni Organon) Bacon daha önsözünden başlayarak Aristotelesçi doğa araştırmasını yetersiz ve zararlı bulduğunu sert ifadelerle belirtmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir etkinlik olarak doğa biliminin amacı buluştur. Dolayısıyla eğer bir mantık sistemin doğa bilimine bir faydası olacaksa bu mantık sisteminin buluşun ilkelerini belirleyen kurallardan oluşması gerekir. Aristoteles mantık sistemi bu gereği yerine getirmediğine göre doğa araştırmasında bu mantık sistemine başvurulamaz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bacon’a göre yeni bilgi edinmenin yolu tikel deneyimlerden yola çıkarak sonuca varmayı gözeten tümevarıma başvurmaktır. Bacon çalışmalarının sonucu olarak bir tümevarım mantığı ortaya koymuş değildir. Ancak onun ve Descartes’ın düşünceleri Modern dönemde tümdengelimli biçimsel mantığın bir ölçüde gözden düşmesinde etkili olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hobbesakıl yürütmelerin gelip dayandığı sonul (nihai) doğruların uylaşıma dayandığı görüşünü ortaya atmıştır. Bu görüşün temelinde terimlerin anlamım uylaşım yoluyla kazandığı düşüncesi bulunmaktadır. Uylaşım gereği aynı şey dilde iki farklı şekilde ifade edildiğinde bu iki ifadenin ‘dır’ koşacı ile bağlanması ile elde edilen önerme zorunlu olarak doğru bir önerme olur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hobbes (daha sonra Leibniz’in de savunduğu gibi) uslamlamayı bir hesaplama olarak görmektedir. Hesaplama birbirine eklenen birçok şeyin toplamını almak veya bir şey diğer bir şeyden çıkarıldığında geriye ne kaldığını bilmektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Port Royal Mantığı olarak bilinen Mantık ya da Düşünme Sanatı dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümün konusu ide afarve terimlerdir. İkinci bölüm önermeler konusuna ayrılmıştır. Üçüncü bölüm akıl yürütmeler yani tasım konusuna ayrılmıştır. Dördüncü bölüm ise bilimin yöntemi ile ilgili konulara ayrılmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Port Royal Mantığı’nın yazarları yöntem ile ilgili araştırmayı da mantığın bir parçası olarak kabul etmektedirler. Dahası onlara göre bu bölüm mantığın en yararlı ve en önemli parçalarından biridir. Onlara göre yöntem bilmediğimiz bir doğruluğu ortaya çıkarmak ya da daha önceden bildiğimiz bir doğruluğu başkalarına da göstermek için, birçok düşünceyi uygun bir şekilde ardı ardına sıralamak demektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yazarlar, yöntem bölümünde ilerlerken geometricilerin kullandığından çok daha iyi bir yönteme ulaşmak için göz önünde bulundurulması gereken kuralları ortaya koymayı amaçlamaktadırlar. Kurallar ise şöyledir: • Koşullar elverdiğince, şeyleri doğal düzeninde ele almak, en genel ve en yalın olanla başlayıp ve farklı türlere geçmeden önce cinsin doğasına ait özellikleri açıklamak. • Koşullar elverdiğince, bir cinsi tüm alt türlerine, bir bütünü tüm parçalarına, bir problemi tüm durumlarına bölmek.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Leibniz (1646-1716) Ortaçağdan sonra gelen en önemli mantıkçıdır. Dahası, çağının tüm bilim dallarında donanımlı bir bilim insanıdır. Leibniz çağdaş mantığın dayandığı pek çok yeni düşünceyi ilk kez ortaya koyan düşünürdür. Bunların en önemlisi tüm düşünceyi belirtmeye elverişli yapma bir evrensel dil, lingua universalis, yardımıyla akıl yürütmenin mekanik işlemler aracılığıyla gerçekleştirilmesi düşüncesidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Leibniz modern düşünürlerin doğa bilimini de model alan yeni bir mantık oluşturulması amacını savunmaktadır. Aynı zamanda Leibniz, geleneksel mantığı da yadsımamakta, geleneksel mantık ilkelerini, kendi mantık sistemini oluştururken kimi zaman güçlüklere yol açmasına karşın benimsemektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Temel önermeler: • A Adır. • AB Adır. • A A-değil değildir. • A-değil A değildir. • Bir şey A değilse A-değildir. • Bir şey A-değil değilse A dır. Temel sonuç: A Bdir ve B Cdir ise A Cdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu felsefe Russell, Carnap gibi çağdaş mantıkçıları etkilemiş, çağdaş mantığı meydana getiren kimi yaklaşımlara esin kaynağı olmuştur. Özellikle Leibniz’in metafiziğinde yer verdiği olanaklı dünya kavramı çağdaş mantıkta mantıksal olanaklılık ve zorunluluğun yorumlanmasında önemli yer tutmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Leibniz ve Hobbes’un kavramları ele alışlarında dikkati çeken bir benzerlik, her ikisinin de uslamlamayı hesaplama olarak görmeleridir. Hobbes bu düşüncesini verdiği örneklerle desteklemeye çalışırken, Leibniz, bu düşünceyi temel alarak, mantığı sayı cebiri ne benzer biçimde oluşturmaya girişmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Leibniz ile birlikte çağdaş mantığın doğuşunu hazırlayan düşünürlerden biri de matematikçi, felsefeci ve aynı zamanda bir din adamı olan Bolzano’dur. Bolzano’nun mantık görüşlerinin yer aldığı başlıca çalışmaları Matematiğin Daha İyi Temellendirilmiş Bir Sunumuna Katkılar (1810), Bilim Kuramı (1837) ve ölümünden sonra yayımlanan Sonsuzluğun Çatışkılarıdır (1851).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bolzano’nun tanımına göre, B önermesinin A önermesinin sonucu olması demek, değişkenlerin A önermesini doğru yapacak biçimdeki her yorumunun B önermesini de doğru yapması demektir (Bolzano’nun tanımı aslında daha geneldir ve bir grup önermenin diğer bir grup önermenin sonucu olması durumunu da kapsamaktadır)
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?