Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
285 sorunun metninde arama yapabilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Basit Keynesyen milli gelir modelinde gayri safi milli hasılanın parasal değeri (Y), bir ekonomideki toplam mal ve hizmet talebinin parasal değerine eşittir. Bu da makroekonomi derslerinden bilindiği gibi, harcama cinsinden gayri safi milli hasılaya denk düşer. Bir ekonomide üretilen mal ve hizmetler, ya hane halkı tarafından tüketim amacıyla (C) ya da firmalar tarafından yatırım amacıyla (I) satın alınır. Bunların dışında kamu sektörü de bu mal ve hizmetleri kamu hizmeti vermek ve ya kamu yatırımı yapmak amacıyla satın alır (G).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Marjinal tüketim eğimi, kullanılabilir kişisel gelirdeki değişikliğin tüketim miktarında meydana getirdiği değişikliktir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kamu harcamaları çarpanı; kamu harcamalarında meydana gelen değişikliğin gelir düzeyinde meydana getirdiği değişikliği ölçmek için kullanılan katsayıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Transfer harcamaları çarpanı; transfer harcamalarındaki bir değişikliğin gelir düzeyinde yarattığı değişmeyi gösteren katsayıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Vergi çarpanı; vergilerde meydana gelen değişikliğin gelir düzeyinde yarattığı değişmeyi ölçen katsayıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Denk bütçe çarpanı; eşit miktardaki vergi artışı ile finanse edilen kamu harcamalarının gelir düzeyinde, artan kamu harcamalarına eşit miktarda bir artış yaratması durumudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Marjinal ithalat eğilimi, gelir düzeyinde meydana gelen değişikliğin ithalat miktarında meydana getirdiği değişikliktir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Basit Keynesyen model çerçevesinde yapılan mal piyasası analizinde yatırımların otonom olduğu varsayılabilir. Hâlbuki yatırımların bir kısmı faiz oranı ile doğrudan ilişkilidir. Faiz oranları düşük iken, yatırımcıların kredi alarak yatırım yapma eğilimi daha yüksek olmakta, tersine faizler yüksek iken, kredi maliyetleri yükseldiğinden, yatırımcıların borçlanarak yatırım yapma eğilimleri azalmaktadır. Bu nedenle hem faizin bir fonksiyonu olan değişken yatırımların hem de mal piyasası yanında, faiz oranlarının belirlendiği para piyasasının modele katılması gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
LM eğrisi, para arzı ile para talebinin eşit olduğu denge noktalarında gelir ile faiz oranı arasındaki ilişkiyi gösteren eğridir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Harcamalardaki değişiklikle uygulanacak maliye politikası IS eğrisi içerisinde temsil edilmektedir. Kamu harcamalarındaki bir artış (dolayısıyla A’daki bir artış) IS eğrisini sağa hareket ettirerek faiz oranı ve gelir düzeyini arttırmaktadır. Bu harcama artışının faiz oranına ve gelire ne kadar yansıyacağı IS ve LM eğrilerinin eğimine bağlıdır. Örneğin, harcama artışı gelir düzeyini arttırırken, işlem güdüsüyle para talebi artar (gelir ile para talebi arasındaki pozitif ilişki). Para talebinin artması faiz oranını arttırır (para arzı sabit iken talebinin artması faiz oranını arttırır). Faiz oranının artması yatırım talebini düşürür (faiz oranı ile yatırımlar arasındaki negatif ilişki). Yatırım talebinin azalması gelir düzeyini düşürür. Böylece kamu harcamalarının artması, özel sektör yatırım harcamalarını azaltmaktadır (dışlama etkisi).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Nötr para; para arzındaki bir artışın, reel değişkenleri etkilemeden, tamamının fiyat artışlarına yansımasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ekonomi dışa açık olduğu takdirde, maliye ve para politikalarının etkisi de değişecektir. Çünkü kapalı ekonomide ekonomik denge, yurt içi denge ya da iç denge anlamına gelmektedir. Hâlbuki ekonomi dışa açık olduğunda, amaç fonksiyonu iki unsuru içerecektir: • İç denge ve • Dış denge. İç denge, yurt içi fiyat istikrarı (enflasyonun kontrol altına alınması) ve tam istihdamın sağlanması (işsizliğin önlenmesi) anlamına gelirken, dış denge, dış ödemeler dengesini sağlama anlamına gelecektir. Bu nedenle, bir bütün olarak, açık ekonomide maliye ve para politikaları yurt içi fiyat istikrarı ve tam istihdam amacına yönelirken, dış ödeme sorunları ile karşı karşıya gelinmemesi gerekmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Açık ekonomide maliye ve para politikalarının etkisi, uygulanan döviz kuru sistemine göre farklılık gösterir. Sabit döviz kuru sisteminde, yerli paranın yabancı paralar karşısındaki değeri önceden belirlenmiştir ve gereği halinde Merkez Bankası bu belirlenmiş kur üzerinden döviz alım satımı yapar. Esnek döviz kuru sisteminde ise döviz arz ve talebine göre döviz kuru piyasada belirlenir. Ayrıca dışa açıklık iki şekilde düşünülmelidir. Ekonomiler ithalat ve ihracat serbestisi ile dışa açık olabilir. Ancak, daha da önemlisi, sermaye hareketleri serbestisidir. Bir ülkede sermaye piyasası dışa açık ise dünyadaki faiz oranları ile yurt içi faiz oranları farkına göre sermaye giriş ve çıkışı olur. Maliye ve para politikalarının etkisi tartışılırken, sadece milli gelir ve istihdam değil, dış ticaret dengesi ve sermaye hareketleri üzerindeki bu etkilerin de dikkate alınması gerekmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sabit döviz kuru sistemi, belirlenmiş bir kur üzerinden Merkez Bankası’nın döviz alım satımı yapmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Esnek döviz kuru sisteminde ise artan kamu harcamaları nedeniyle milli gelir artacak ve ithalat talebinin artması sonucu dövize olan talep artacağından, döviz kuru yükselecek (yerli para değer kaybedecek) ve ithalata olan talep yurt içine dönecektir. Bu durumda, ithalata yönelecek talep yurt içine döndüğünden ve döviz rezervlerinde bir değişme olmadığından maliye politikası daha etkili olmaktadır. Sermaye hareketlerinin serbest olması halinde ise artan kamu harcamaları faiz oranlarını arttırdığından sermaye girişi artacak ve döviz kuru düşecektir (yerli para değer kazanacaktır). Bu durumda ithalat talebi artacağından, maliye politikasından beklenen gelir artışının bir kısmı ortadan kalkacaktır. Ancak, Merkez Bankası’nın piyasadan döviz alması halinde, döviz rezervleri artacak ve artan para arzı nedeniyle gelir artacaktır. Başlangıçta para arzının arttırılması halinde ise gelir artacak, ithalat artacak ve yerli para değer kaybedeceğinden ithalata yönelen talep yurt içine dönecektir. Faiz oranlarındaki düşüş nedeniyle yurt dışına sermaye çıkışı olması halinde döviz kuru düşecek ve artan gelir korunmuş olacaktır. Görüldüğü gibi, esnek döviz kuru sisteminde maliye ve para politikalarının etkisi, sabit döviz kuru sistemine göre daha fazladır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Esnek döviz kuru sistemi, döviz kurunun, döviz arz ve talebine bağlı olarak piyasada belirlenmesidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fiyat düzeyindeki değişiklikler sabit ve esnek döviz kuru sistemlerinde farklı etkiler yaratabilir. Sabit döviz kuru sisteminde artan fiyatlar ihracatı azaltırken, ithalatı arttırır ve yurtdışına döviz çıkışını hızlandırır. Esnek döviz kurunda ise fiyat artışı ithalat talebini ve dolayısıyla döviz talebini arttırır. Bu durumda döviz kuru yükselir (yerli para değer kaybeder) ve ihracat artar. Dolayısıyla maliye ve para politikaları uygulanırken sadece milli gelir ve istihdam üzerindeki etkiler değil, fiyatlar üzerindeki etkilerin de dikkate alınması gerekmektedir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Toplam talep-toplam arz modeli, ekonominin zaman içerisinde büyüme çizgisinden neden saptığını açıklamak için önemli bir araçtır. Ekonomik dalgalanmalar, bir ekonomide büyüme çizgisinden sapmaları gösterir ve bu dalgalanmalar aynı zamanda enflasyon ve işsizlik düzeylerini belirler. Toplam talepteki bir kayma, fiyat ve gelir düzeylerini etkiler. Dolayısıyla, toplam talep-toplam arz modeli kullanılarak ekonomik dalgalanmaları, enflasyona ve işsizliğe karşı uygulanabilecek maliye ve para politikalarını analiz etmek mümkündür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Toplam arz eğrisi, firmaların, verili her fiyat düzeyinde, arz etmek istedikleri toplam çıktı miktarını gösteren eğridir. Normal bir ekonomik işleyişte arz eğrisi pozitif eğimlidir. Çünkü, çıktı artarken istihdam artacağından iş gücü maliyetleri artmakta, çıktı miktarının artması ise fiyat düzeyindeki artışla beraber gerçekleşmektedir. Ancak ekonominin içinde bulunduğu koşullara göre bu durum değişebilir. Keynesyen durumda toplam arz eğrisi yatay eksene paralel iken, klasik durumda toplam arz eğrisi dikey eksene paraleldir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Keynesyen toplam arz eğrisi, ekonomi ciddi bir durgunluk içerisinde iken, mevcut fiyat düzeyinde talep edilen bütün malların firmalar tarafından arz edileceğini gösteren yatay toplam arz eğrisidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Keynesyen toplam arz eğrisinin yatay eksene paralel olması, mevcut fiyat düzeyinde talep edilen bütün malların firmalar tarafından arz edileceği anlamına gelir. Diğer bir deyişle arzedilen mal miktarındaki artış fiyatları arttırmamaktadır. Çünkü Keynes’e göre ücret ve fiyatlar katı olduğundan, durgunluk döneminde işsizlik kalıcı olmaktadır. Bu durumda, cari ücret düzeyinden çalışmaya hazır iş gücü ile beraber üretilen ek malları cari fiyatlardan satmaya hazır firmalar da bulunmaktadır. Firmaların üretim düzeyindeki değişmeler ortalama maliyetleri etkilememektedir. Böylece firmalar cari fiyat düzeyinde talep edilen malların tamamını arz etmektedirler. Sonuç olarak, Keynesyen arz eğrisinin geçerli olması (yatay eksene paralel olması) durumunda toplam talepteki bir artış fiyat düzeyini etkilemeden üretimi ve istihdamı arttırmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Klasik toplam arz eğrisi, tam istihdam düzeyinde fiyat ne olursa olsun aynı miktarda mal üretileceğini gösteren dikey toplam arz eğrisidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Klasik arz eğrisinin yatay eksene dik olması, fiyat düzeyi ne olursa olsun, aynı miktarda mal üretileceği anlamına gelir. Diğer bir deyişle, talep artışı arz düzeyini etkilemeden sadece fiyatları arttırmaktadır. Buradaki varsayım, ekonominin tam istihdam düzeyinde olması ve tam istihdamın devam ettirilmesi için fiyat düzeyi ve üretim maliyetinin aynı oranda değişmesidir. Klasiklerin tam istihdam varsayımı geçerli olduğunda, talep artışı firmaların birbirleriyle rekabet ederek daha fazla iş gücü talep etmesi sonucunu doğurabilir. Ancak ekonomide atıl iş gücü olmadığından, daha fazla iş gücü istihdam edemeyeceklerdir. Bu rekabet sonucunda ücretler ve dolayısıyla fiyatlar artacak, ancak üretim miktarı değişmeyecektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Toplam arz eğrisinin orta alanı, ekonomi tam istihdama yaklaşırken fiyatlarla üretilen mal miktarı arasında pozitif bir ilişki olduğunu gösteren toplam arz eğrisidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Keynesyen ve klasik arz eğrileri bir ekonomideki aşırı uçları ifade etmektedir ve istisnai durumlardır. Arz eğrisi, belirli bir kapasiteden sonra artan marjinal maliyetler nedeniyle, genellikle pozitif eğimlidir (Toplam arz eğrisinin orta alanı). Bu durumda talepteki artışı karşılamak için firmaların iş gücü talebi artacak, bu artışın bir kısmı ücretlere ve dolayısıyla fiyatlara yansıyacaktır. Sonuç olarak talepteki artışın bir kısmı arz artışına, bir kısmı da fiyat düzeyine yansımaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 23 çoktan seçmeli, 0 görselli ve 262 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.