Genel tüketim vergileri kaç gruba ayrılır ve bunlar nelerdir?
Yayımlanmış cevap
Genel tüketim vergileri ikiye ayrılır. Bunlar; toplu tüketim vergisi ve yayılı tüketim vergisidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
363 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Genel tüketim vergileri ikiye ayrılır. Bunlar; toplu tüketim vergisi ve yayılı tüketim vergisidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Toplu tüketim vergileri; imalat, toptan satış ya da perakende satış aşamasında olmak üzere tek bir aşamada uygulanan tüketim vergileridir. • İmalat (Üretim/İstihsal): Üretici firmanın ürettiği malı satış esnasında tahsil ettiği vergidir. İmalat vergisinin yönetimi kolay, yükümlü sayısı azdır. İmalat vergisinin tüketiciye yansıtılması kolaydır. • Toptan satış: Yalnızca toptan satış aşamasından alınan vergidir. • Perakende satış: Malın tüketiciye satılması aşamasında alınan vergidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Toplu tüketim vergileri tek aşamadan alınan genel harcama vergileri yalnızca bir aşamadan alındığı için bu aşamada vergi kaçırılırsa vergilendirilecek başka bir aşama olmadığı için vergi kaybı yüksek olur. Toplu tüketim vergilerinin diğer bir olumsuz yönü, bir aşamada gerçekleştiği için verginin yansıtılmadığı varsayımı altında vergi yükü imalat vergisinde üreticinin, toptan satış vergisinde toptancının, perakende satış vergisinde perakendecinin üzerinde kalır. Vergi yükü imalattan tüketime kadar olan süreç içinde yer alan satıcılar tarafından paylaşılmak yerine bu süreçteki bir aktör tarafından üstlenilmektedir. Bu sonuç vergi eşitliği açısından olumsuz bir sonuçtur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yayılı tüketim vergileri üretimden nihai tüketim aşamasına kadar her aşamada alınan vergilerdir. Yayılı tüketim vergilerinde, verginin malın her aşamasındaki satış fiyatı üzerinden hesaplanan tipine ciro vergisi, her aşamada ilave edilen katma değer üzerinden belirlenen tipine katma değer vergisi denilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ciro vergisi vergi piramidine yol açmaktadır. Özellikle ciro vergisi, nihai tüketime kadar malın geçtiği aşama sayısının arttığı durumda çok daha büyük olumsuzluk yaratmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir yayılı tüketim vergisi olan ciro vergisinin önceki aşamalarda ödenen vergiyi mahsup etmeye imkân vermemesi nedeniyle, önceki aşamalarda ödenen vergilerin de vergi matrahına dâhil olmasının yarattığı sonuca vergi piramidi denir. Daha basit bir ifade ile vergi piramidi; ciro vergisinin yarattığı önceki aşamalarda ödenen vergi üzerinden de vergi hesaplanması durumudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Katma değer vergisi (KDV) ilk olarak 1954 yılında Fransa’ da uygulanmaya başlamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
KDV, vergi konusu ürünlerin üretiminden tüketimine kadar geçirmiş oldukları her bir aşamada kazandıkları katma değer üzerinden alınmaktadır. Katma değer, bir malın satış değeri ile bu mal için yapılması gerekli olan giderler ya da malın üretim maliyeti arasındaki farktan oluşmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• KDV, millî gelirin tamamını kapsayan genel bir vergidir • KDV perakende satışlar dâhil mal ve hizmetlerin üretim ve teslimlerinin her aşamasında uygulanır. • KDV, tek (düz) oranlı bir vergi olup artan oranlılığın uygulanması mümkün değildir. • KDV bireylerin öznel durumlarını dikkate almayan objektif, tarafsız bir vergidir. • KDV kayıt ve belgelere göre alındığı ve otokontrol mekanizmasına sahip olduğu için belge düzeninin yerleşmesine katkı sağlamaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
KDV oranlarının mal grupları itibarıyla farklı belirlenmesi mümkündür. Bu çerçevede düşük ve orta gelir gruplarının tüketiminde önemli yer tutan temel tüketim maddeleri ve gıda ürünlerinde oranlar düşük, lüks tüketim mallarında ise yüksek belirlenebilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Gayrisafi Hasıla Tipi KDV: Bu tip KDV’de diğer firmalardan satın alınan sermaye mallarının bedelleri, amortismanlar ve yıl içerisindeki stok artışları matrahtan düşülememektedir. Bu uygulama altında KDV matrahı; [(Satışlar + Stok Artışları) Alışlar] şeklinde hesaplanmaktadır. Bu tip bir KDV uygulamasının sermaye oluşumunu ve yatırımları olumsuz etkileyeceği açıktır. • Gelir Tipi KDV: Gayrisafi hasıla tipi KDV’den farklı olarak gelir tipi KDV’de sermaye mallarının amortismanları vergi matrahından indirilebilmektedir. Böylece, kapalı bir ekonomide gelir türü KDV’nin toplam matrahı millî gelire eşit olmaktadır. Gelir tipi KDV uygulaması altında matrah [(Satışlar + Stok Artışları) - (Alışlar + Amortismanlar)] şeklinde hesaplanmaktadır. • Tüketim Tipi KDV: Tüketim tipi KDV’de diğer firmalardan satın alınan mal ve hizmet bedelleri ve sermaye mallarının bedelleri firmanın satış hasılatından düşülmektedir. Bu nedenle amortismanların ayrıca vergi matrahından düşülmesi söz konusu değildir. Tüketim tipi KDV uygulaması altında matrah [Satışlar - Alışlar] şeklinde hesaplanmaktadır. Özellikle yatırımları teşvik etmek isteyen ülkeler tarafından tercih edilen tüketim tipi KDV uygulamasının tasarrufları vergiden muaf tutan bir gelir vergisi uygulamasına eş değer olduğunu söylemek mümkündür. • Ücret Tipi KDV: Bu tip KDV uygulamasında sadece ücretler üzerinden bir vergilendirme gerçekleşmektedir. Verginin matrahı yapılan ücret ödemeleridir. Bu tip bir KDV uygulamasının üretim sürecinde emek faktörü kullanımını olumsuz etkileyeceğini ve üreticileri sermaye malı kullanımına yönelteceğini söyleyebiliriz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), sadece bazı mal ve hizmetlerin vergi konusu yapıldığı tüketim vergisi türüdür. Özellikle iktisadi ve sosyal amaçların yerine getirilebilmesi açısından ÖTV oldukça uygun bir vergi tipidir. Piyasaların çalışması sonucunda ortaya çıkan dışsallıklar ya da kaynakların etkin kullanılamaması sonucunu yaratan diğer piyasa başarısızlıklarıyla ilgili olarak ÖTV, bir düzeltici vergi olarak işlev görmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Özellikle az gelişmiş bölgelerin üretim ve/veya tüketim özellikleri açısından önemli özellik taşıyan ürünlere vergisel avantajlar sağlanabilmektedir. Tam tersi gelişmiş bölgelerin üretim ve/veya tüketim özellikleri açısından özelliği olan ürünlere ise yüksek ÖTV uygulanabilmektedir. Bu şekilde hem gelişme farklarını hem de gelir dağılımı sonuçlarını düzeltmek mümkün olabilmektedir. Ayrıca yüksek gelirli ve düşük gelirli grupların tüketim kalıbı içinde önemli olan mallar için farklı ÖTV politikaları benimsenerek gelir dağılımını düzeltici sonuçlar elde edebilmek mümkündür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gümrük vergileri bir ülkenin uluslararası mal ve hizmet ticareti üzerinden aldığı bir tüketim vergi türüdür. Günümüzde genellikle ithal edilen mallar üzerinden gümrük vergisi alınmaktadır. Ancak hem tarihî olarak hem de günümüzde ihraç edilen mallar üzerinden gümrük vergisi alındığı durumlar da bulunmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İthalat üzerinden alınan gümrük tarifeleri, bir yandan kamu finansmanı sağlama amacına yönelirken bir yandan da ülke içerisinde benzer malları üreten yerli üreticilerin korunmasını amaçlamaktadır. Gümrük vergileri döviz darboğazına giren ve/veya ödemeler dengesi açıklarını kontrol altına almaya çalışan ülkeler tarafından da sıkça başvurulan bir araçtır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ülkeler farklı amaçlarla sadece bazı mal ve hizmetler üzerine ayrı (farklılaştırılmış) vergiler uygulamayı tercih etmektedirler. Bu vergilerden havaalanı vergisi ve köprü geçiş ücretleri gibi bazıları “fayda prensibi” çerçevesinde uygulanmaktadır. Petrol ürünleri, tütün mamulleri ve alkollü içecekler gibi bazı mal ve hizmetler üzerine konulan vergiler ise “düzeltici vergiler” (ya da Pigocu vergiler) olarak kullanılmaktadır. Diğer bir grup vergi ise sosyal adalete de katkı sağlamaya uygun olarak parfüm, kozmetik, mücevher gibi lüks tüketim konusu mal ve hizmetlerin vergilendirilmesini hedefleyen “lüks mal ve hizmet vergileri”dir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ters talep esnekliği kuralı; mallar üzerine konulacak vergiler için belirlenecek vergi oranlarının, malların talep esneklikleri ile ters orantılı olarak tespit edilmesidir. Yani bir malın talep esnekliği ne kadar yüksekse o malın vergi oranı o kadar düşük olmalıdır. Tersi durumda ise bir malın talep esnekliği ne kadar düşük ise o malın vergi oranı o kadar yüksek olmalıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Her şeyden önce dolaylı tüketim vergilerinde bireylerin kişisel özelliklerini dikkate alarak artan oranlı bir vergi yapısı uygulama olanağı yoktur ya da oldukça sınırlıdır. Tüketimde düz oranlı bir vergi yapısının, yatay ve dikey eşitlik açısından bazı sorunlara yol açtığı kabul edilmektedir. Örneğin aynı gelire sahip olan ancak yaş, alışkanlıklar ve diğer faktörler nedeniyle tasarruf ve tüketim seviyeleri farklı iki aile farklı vergi ödeyecekleri için yatay eşitlik söz konusu olmayacaktır. Dikey eşitlik açısından da düz oranlı tüketim vergilerinin uygulanmasında eşitlik ilkesi bakımından problem mevcuttur. Her ne kadar ödenen vergi miktarı tüketim miktarı ile birlikte mutlak olarak artsa bile, yüksek gelir grubunun marjinal tüketim eğilimi düşük olduğu için ödenen verginin gelire oranı düşük kalacaktır. Dolayısıyla düz oranlı bir tüketim vergisi gelir düzeyine göre azalan oranlı bir nitelik gösterecektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir verginin yansıma sonuçlarını belirleyen değişkenler zaman boyutu, piyasa yapısı, arz ve talebin esnekliği ve uygulanan verginin tipidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir mal üzerine getirilen verginin kim ya da kimler tarafından yükleneceği arz ve talep esnekliğine bağlıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Arz eğrisinin esnekliği sonsuz ya da talep eğrisinin sıfır esnek olduğu durumlarda verginin tümü alıcılar tarafından yüklenilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Arz eğrisinin sıfır esnek veya talep eğrisinin sonsuz esnek olduğu durumda ise verginin tamamı satıcı tarafından yüklenilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Verginin kısmi olarak yüklenildiği durumda verginin kimin tarafından, ne kadar yüklenileceğini belirleyen arz ve talep eğrisinin esnekliklerinin nispi büyüklüğüdür. Arz eğrisi talep eğrisinden daha esnekse verginin daha büyük kısmı alıcılar tarafından yüklenilir. Tam tersi durumda ise verginin daha büyük kısmı satıcılar tarafından yüklenilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Etkinlik kaybı üzerinde etkili olan değişkenler; vergi miktarı, talep eğrisinin esneklik değeri ve söz konusu malın tüketici bütçesi içerisindeki nispi payıdır. Vergi miktarı arttıkça tüketim miktarı çok daha fazla azalacak ve bu nedenle etkinlik kaybı alanı büyüyecektir. Benzer şekilde talep eğrisinin esneklik değeri büyüdükçe, talep eğrisi daha yatay hâle gelecek ve etkinlik kaybı büyüyecektir. Esneklik değerinin artması, tüketicilerin fiyata duyarlılığının yükselmesi ve ikame etkilerinin artması anlamına gelir. Etkinlik kaybını etkileyen son değişken; vergi getirilen malın tüketici bütçesi içerisindeki nispi önemidir. Eğer vergi getirilen malın fiyatı çok düşükse ve/veya çok az tüketimi olan bir mal ise bu mal üzerine getirilen verginin ikame etkileri yaratması söz konusu olmayacak ve çok fazla etkinlik kaybı ortaya çıkmayacaktır. Tersine eğer mal yüksek fiyatlı ve çokça tüketilen bir mal ise bu durumda ikame etkileri ve etkinlik kaybı büyük olacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Uygulamada nispeten daha zayıf destek bulan diğer bir ana akım ise gelir vergilerinin bireylerin üretim, çalışma ve yatırım kararları üzerinde yaratacağı düşünülen olumsuz etkileri nedeniyle uygun vergilendirilebilir tabanın gelir değil tüketim olduğunu savunmaktadır. Bu bakış açısına sahip olan iktisatçıların tüketimin vergi tabanı olarak kullanılmasına ilişkin en güçlü gerekçeleri; verginin çalışarak, üreterek, tasarruf ederek topluma katkı sağlayanlardan değil, toplumun ürettiği değerleri tüketerek, yok eden bireylerden alınmasının hem etkinlik açısından hem de ahlaki açıdan daha doğru olduğudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?