Radyo ve televizyon ekonomisi ile ilgili ileri sürülen yaklaşımlar nelerdir?
Yayımlanmış cevap
• Neo Liberal Yaklaşım • Eleştirel Ekonomi Politik Yaklaşım ve • Kurumsalcı Ekonomi Yaklaşımıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
468 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
• Neo Liberal Yaklaşım • Eleştirel Ekonomi Politik Yaklaşım ve • Kurumsalcı Ekonomi Yaklaşımıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Eleştirel ekonomi politik, Marx’ın görüşlerinden hareketle, pazar sisteminin ve toplumsal değişime izin vermeyen neo klasik yaklaşımın eleştirisine dayanır. Bu yaklaşımın en önemli özelliği, tarihsel bir bakış açısına sahip olarak kuramsal bir yaklaşımla güncel örnekler üzerinden eleştirel bir çözümleme yapmasıdır. Eleştirel ekonomi politik, ekonomik ve kültürel kaynakların dağılımı üzerindeki sınıfsal eşitsizliklere vurgu yapar. Medyanın ekonomik yapısından hareketle, medya içeriklerinin ideolojik doğası ve bunun toplumsal eşitsizlikleri yeniden üretme işlevini analiz eder. Bir kurum olarak radyo ve televizyonların mülkiyet yapılarına ve ilişkilerine bakarak, mülkiyet ve pazar yapısı ile devletin medya içeriklerini nasıl sınırlandırdığını da ortaya çıkarır. Eleştirel ekonomi politik yaklaşım, radyo ve televizyonları hem ekonomik hem de siyasi ideolojik ve kültürel bir kurum olarak analiz ederken; konuya çok daha geniş bir perspektiften yaklaşır. Bu geleneğin en önemli temsilcileri, Kuzey Amerika’da Dallas Smythe ve Herbert Schiller; İngiltere’de ise, Peter Golding ve Graham Murdock’tur. Smythe ve Schiller, ABD’de ekonomi eğitimi almışlardır. Smythe, 1940’lı yıllarda Amerika’da Federal İletişim Komisyonu’nda (FCC) görev almıştır. Bu dönemde, alınan siyasi kararlarda, ticari şirketler lehine yapılan düzenlemeler dikkatini çeker ve bu yönde düşüncelerini eleştirel olarak geliştirir. 1940’lı yılların sonundan başlayarak da, iletişim alanında akademik kariyerine başlamıştır. Smythe’nin radyo ve televizyon alanının ekonomi politiğine kuramsal katkısı izleyici emtiası kavramsallaştırmasıdır. Buna göre, radyo ve televizyon gibi kitle iletişim endüstrisinin en önemli ürünü, reklam verenlere satılacak olan izleyici emtiasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Medyanın mülkiyeti, büyüklüğü ve kâr amaçlı olması (radyo ve televizyonların büyük sermayenin kontrolünde ve kâr amaçlı olması), • Reklam ruhsatı (reklam verenler, kapitalist sistemi eleştiren radyo ve televizyonlara reklam vermezler), • Medyanın haber kaynakları (devlet ve hükümet yetkilileri), • Yaptırımcı kurumlar ve tepki (örgütlü ve güçlü yapılar, kendi aleyhlerine olacak şekilde radyo ve televizyonların yayın yapmasına izin vermezler, bunu engellemek için ekonomik ve siyasi baskı yaparlar), • Bir denetim mekanizması olarak anti-komünizm (medya mülkiyet ve örgüt yapısı gereği antikomünisttir).
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Radyo ve televizyonlar ABD dışında hemen tüm ülkeler tarafından kamu mülkiyeti olarak düzenlenmiştir. Ancak, 1970’lerden başlayarak, önce Avrupa’da ve 1990’lı yıllardan itibaren de, Türkiye de dahil olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde küreselleşmeye bağlı olarak deregülasyon politikaları (kuralsızlaştırma) sonucunda, radyo ve televizyon sektörü de özel sektöre yatırım alanı olarak açılmıştır. Deregülasyon politikasına göre, pazar mekanizması, kâr arayışında olan ve kendi çıkarı peşinde koşan herkese açık olmalıdır. Bugün, dünyanın pek çok ülkesinde radyo ve televizyon yayıncılığı, kamu ve özel mülkiyet olarak ikili bir yapıda düzenlenmiştir. Radyo ve özellikle televizyon alanına yatırım yapmak, çok büyük sermaye gerektirdiği için, bu alana ancak, büyük sermayeye sahip sınırlı sayıdaki şirket yatırım yapabilir. Dolayısıyla, dünyanın pek çok ülkesinde, radyo ve televizyon sektörü, sınırlı sayıda şirketin birbirleriyle rekabet ettiği oligopolistik bir yapıdadır. Ancak, mülkiyet yapısı açısından bakıldığında, sektörde tekelleşme eğilimleri ağır basmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Radyo ve televizyonların ticari özelliği, çeşitli düzeylerde görülür. Program üretiminin amacı, kâr elde etmektir. Çünkü programlar, reklam için kanal sağlar. Bu sayede, kapitalist topluma özgü kültürel, siyasal ve ekonomik değerlerin satışı yapılır. Hem tüketim malzemeleri hem de ona dayalı olarak belli bir yaşam biçimi satılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Üretimin standartlaşması, beraberinde tür ve programların da benzeşmesini getirir. Program tür ve formatları, genellikle izleyici ve dinleyicilerin pratiklerine göre oluşturulur. Endüstriyel zaman, iş ve iş dışı zaman olarak ayrılır. Ekran başında kimlerin olacağına yönelik tahmine göre, program tür ve formatları oluşturulur. Örneğin, futbol yayınları genellikle erkeklerin çalışmadıkları ve evde ekran başında oldukları saatlerde gerçekleşir. Çünkü radyo ve televizyonların pazarı insanların iş dışı kalan zamanıdır. Reklam verenlere satılacak izleyici emtiasının sağladığı gelirle ayakta duran radyo ve televizyon şirketleri, boş zaman organizasyonuna dayanarak program tür ve formatlarını geliştirir. Bunun arkasındaki mantık ise, tamamen ekonomiktir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Üretim giderleri • Dağıtım giderleri
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Liberal ekonomi modeli, radyo ve televizyon alanında da, devletin müdahale etmediği serbest girişimi öngörür. Çünkü radyo ve televizyon yayıncılığı doğrudan liberal demokrasi ile ilişkilendirilerek düşünce ve ifade özgürlüğünün bir parçası olarak görülür. Radyo ve televizyonların da dahil olduğu medya, liberal demokrasilerde yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü güçolarak görülür. Burada medyaya, kamu adına siyasi otoriteyi denetleyen bir güç atfedilir. Radyo ve televizyonlar aynı zamanda, içeriğindeki çeşitlilikle kamuoyunun serbestçe oluşumu ve kamusal sorunların tartışılmasını sağlayan bir kamusal alan işlevi olarak da sunulur. Bütün bu açıklamalara karşın, radyo ve televizyonlar genel anlamda toplumun ve kamunun değil, güçlü konumdaki kapitalistlerin özel çıkarlarına hizmet eder. İfade özgürlüğü olarak değerlendirildiğinde toplumda, çok küçük bir azınlık grubun kendi fikir ve düşüncelerini topluma yayacak araçlara sahip olduğu; buna karşılık, büyük bir çoğunluğun radyo ve televizyon yayıncılığına ancak, dinleyici ve izleyici (tüketici) olarak katıldığı görülür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Büyük sermaye yatırımları gerektirir. • Tekelleşme yönünde eğilim vardır. • Ulusal düzeyde yayın yapan kuruluşlar, yayıncılığın dışında başka alanlarda da faaliyet göstermektedir. • Yerel düzeyde yayın yapan kuruluşlar daha çok aile işletmeleridir. • Siyasal yapıyı yönlendirebilme özelliğine sahiptir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Radyo ve televizyonların birer işletme olarak varlığını sürdürmesi, iyi bir organizasyon ve işbölümüne bağlıdır. Radyo ve televizyon istasyonlarının ve onların bağlı olduğu sermaye grubunun yapısı ve büyüklüğüne göre, radyo ve televizyonların işletme yapısı değişse bile; birer işletme olarak, radyo televizyon istasyonlarının benzer bir örgütsel ve işletme yapısı vardır. Bu yapı, yayınların günlük, haftalık ve sezonluk olarak planlanmasını ve gerçekleştirilmesini sağlar. Değişik içerikteki yayınların planlanması, gerçekleştirilmesi ve yayına dönüşmesi, belirli bir işbölümü içerisinde farklı birimlerce gerçekleştirilir. Bu birimlerin, uyum içerisinde çalışmasını sağlayan ise, örgüt şeması ve işletme yapısıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Genel Müdür • Genel Müdür Yardımcısı (ları) • Şebeke (Network) Yöneticisi • Yapım-Yönetim İşleri Müdürlüğü • Haber Müdürlüğü • Pazarlama ve Satış Müdürlüğü • Halkla İlişkiler Müdürlüğü • Teknik İşler Müdürlüğü • Muhasebe Müdürlüğü
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yönetim Kurulu tarafından belirlenen genel amaçlar doğrultusunda benimsenen yayın politikaları çerçevesinde, radyo ve televizyonların yayınlarını sürdürmesini sağlayan ve işletme açısından en üst düzey yönetici konumundadır. Çoğu şirkette genel müdür, aynı zamanda Yönetim Kurulu üyesidir. Genel müdür, şirketin başarısında ya da başarısız olmasında önemli bir işleve sahiptir. Çünkü radyo ve televizyon yapımları ve yayınları konusunda yetkin personelin seçilmesi, istihdam edilmesi ve eşgüdüm içerisinde çalıştırılması konusunda ve günlük yayınların belirli bir kalite ve standardı tutturarak izleyicilerin ilgisini çekmesi konusunda birinci dereceden sorumlu yöneticidir. Radyo ve televizyonlar, eğlence ve gösteri işi, reklamcılık ve kamu hizmetinin harmanlandığı karmaşık bir endüstriyel ve işletme yapısıdır. Bütün bunların planlanması, içeriklerin ilginç olması, bunun için uygun teknik ve artistik personelin bir araya getirilmesi, belirli izlenme oranının yakalanarak reklam verenlerin tercih edeceği bir mecra haline gelinmesi genel müdürün sorumluluğundadır. Bu yüzden, genel müdürün hem son derece başarılı bir işletme, yönetim ve organizasyon bilgisine sahip olması, bunun yanı sıra; izleyici kitlesinin, sosyo-ekonomik ve kültürel özelliklerini iyi bilen ve onların, nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmayacağını tahmin edebilecek bir öngörüye sahip olması gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Genel müdür, organizasyonun büyüklüğüne ve karmaşıklığına bağlı olarak, bütün bu işleri yürütmesi konusunda kendisine yardımcı ya da yardımcılar seçebilir. Yardımcılar, işletme ve yönetim konusunda belirli bölümlerin sorumluluklarını alarak, genel müdüre yardımcı olurlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Radyolarda da, televizyonlara benzer bir işletme yapısı vardır. Çoğu ulusal düzeyde yayın yapan radyolar, büyük sermaye gruplarının ve televizyon işletmelerinin ortağı konumundadır. Yönetim kurulları ve işletme olarak televizyon şirketlerine bağlıdır. Ancak, daha küçük bağımsız yerel radyolarda daha küçük bir organizasyon yapısı bulunmaktadır. Radyolarda da, işleri eşgüdüm içerisinde sürdüren bir genel müdürün altında işletme müdürü, mühendis ya da teknisyen, kontrol görevlisi, teknik masa, yapım ekibi, satış müdürü ve muhasebeci gibi yönetici ve çalışanlar bulunur. Özellikle, işletme müdürünün denetimi altında program yapımcıları, haber elemanları ve sunucular bulunur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Avrupa’da ve dünyanın pek çok ülkesinde, radyo ve televizyon yayıncılığı alanı, öncelikle “kamusal bir hizmet” olarak görülmüş ve radyo ile televizyon kurumları üzerine kamu tekeli konmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Radyo ve televizyon ekonomisi ya da daha geniş anlamda söylenirse, radyo ve televizyonun da dahil olduğu “medya ekonomisi”, iletişim bilimleri ve ekonominin kuram ve yöntemlerine dayanan disiplinlerarası bir inceleme alanıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Radyo ve televizyonların sahipliği, içeriklerin türü ve çeşitlenmesi, izleyici tercihleri, radyo ve televizyon pazarının yapısı, bu sektördeki birleşme ve ele geçirmeler, sahiplikteki yoğunlaşma ve mülkiyet yoğunlaşması, iletişim politikaları ile radyo ve televizyon alanındaki düzenlemeler, radyo ve televizyonun emek piyasası gibi konuları kapsar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Radyo ve televizyon ekonomisini çözümlerken kullanılan temel yaklaşımlardan ilki, pozitivist metodolojiyi kullanan “neo klasik ekonomik yaklaşım”; ikincisi, “eleştirel ekonomi politik yaklaşım” ve üçüncüsü “kurumsalcı ekonomi yaklaşımı”dır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Neo-liberal görüşler, klasik liberal ekonomi anlayışının yeniden yorumlanması ve canlandırılmasına dayanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Marx’ın görüşlerinden hareketle, pazar sisteminin ve toplumsal değişime izin vermeyen neo klasik yaklaşımın eleştirisine dayanır. Bu yaklaşımın en önemli özelliği, tarihsel bir bakış açısına sahip olarak kuramsal bir yaklaşımla güncel örnekler üzerinden eleştirel bir çözümleme yapmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kurumsalcı ekonomi anlayışı ise, toplumun örgütsel yapısı ile ilgilenir. Kurumsalcılar, ekonomilerin nasıl değiştiği sorusuna odaklanır ve ekonomiyi anlamak için toplumun teknik ve kurumsal altyapısını da analizlerine dahil ederler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dünyanın pek çok ülkesinde küreselleşmeye bağlı olarak “deregülasyon politikaları” (kuralsızlaştırma) sonucunda, radyo ve televizyon sektörü de özel sektöre yatırım alanı olarak açılmıştır. Deregülasyon politikasına göre, pazar mekanizması, kâr arayışında olan ve kendi çıkarı peşinde koşan herkese açık olmalıdır. Bugün, dünyanın pek çok ülkesinde radyo ve televizyon yayıncılığı, “kamu” ve “özel mülkiyet” olarak ikili bir yapıda düzenlenmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Radyo ve televizyon endüstrisinde reklam, haber, eğlence, müzik, yarışma, dizi gibi farklı program tür ve formatlarında içerikler birer ürün ve hizmet olarak üretilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ticari radyo ve televizyonların temel gelir kaynağı “reklam” olduğu için, önemli olan sadece izleyicilerin sayısı değil; onların toplumsal profilleri ve demografik (toplumsal sınıf/gelir, cinsiyet, yaş, eğitim vb.) özellikleridir. Radyo ve televizyonların en önemli hedef kitlesi, genç ve orta yaş kuşağında gelir ve harcama düzeyi görece yüksek olan orta sınıftır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Medya endüstrisinde, belirli mal ve hizmetler radyo ve televizyon piyasasına arz edilirken; izleyici ve dinleyicilerden de belirli mal ve hizmetlere yönelik talep gelir. Radyo ve televizyon endüstrisindeki üreticiler, belirli bir zamanda belirli bir fiyattan satılmak üzere mal ve hizmetleri arz ederler. Arz ve talep, mal ve hizmetlerin fiyatlarının oluşumunda da devreye girer.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?