Hücrede protein sentezinin gerçekleştiği organel hangisidir?
Yayımlanmış cevap
Ribozom
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
393 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Ribozom
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir memeli DNA’sında 25.000 replikasyon orjini bulunur. Bu kadar çok olmasının nedeni ökaryot genomunun prokaryot genomuna göre daha büyük olması ve ökaryotlarda replikasyon hızının prokaryotlara göre 20 kat daha yavaş olmasıdır. Şayet ökaryotlarda her kromozomda tek bir replikasyon orjini bulunsaydı replikasyon aylarca sürebilirdi oysa bazı ökaryotik canlılarda replikasyon 3 dakika da tamamlanabilmektedir. Ökaryotlarda bir kromozom üzerinde bulunan replikasyon orjinlerinin hepsinde aynı anda replikasyon başlamaz. Belli bir düzen ve sıralamaya göre replikasyon orjinlerinde replikasyon başlar. Oluşan replikasyon çatalları DNA ipliği üzerinde her iki yöne doğru ilerler, bir sonraki replikasyon çatalı ile karşılaşınca birbirleriyle birleşirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
DNA replikasyonunun hatasız olması canlılığın devamı açısından önemlidir. Replikasyonda hata oranı çok düşüktür, bu oran eklenen her 109-1010 baz için birdir. Bu hata oranı beklenenin oldukça altındadır. Bunun nedeni; DNA polimerazın baz ekleme sırasında oldukça seçici davranması, eklediği her bazın doğruluğunu kontrol etmesi ve eğer hatalıysa çıkarıp tekrar doğru bazı eklemesidir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
DNA molekülleri çekirdek porlardan geçemeyecek büyüklüktedir. Bu nedenle DNA’daki genetik bilgi ulak (messenger, mRNA) RNA’ya aktarılmaktadır. RNA polimeraz enzimi DNA’dan RNA’nın sentezlenmesini sağlar. RNA polimeraz pek çok özelliği açısından DNA polimeraza benzer, fakat RNA sentezinin başlangıcında bir primere ihtiyaç duymaz. RNA polimeraz genin özgül noktalarına bağlanarak transkripsiyona başlar. Gen üzerinde yer alan bu özel dizilere promotör denir. RNA polimeraz DNA çift sarmalını açarak kalıp ipliğe uygun nükeotitleri ardışık olarak birbirine ekler, RNA sentezi, polimeraz sonlanma dizisine gelinceye kadar devam eder. Sonlanma dizisine gelince enzim DNA’dan ayrılır, sentezlenen RNA serbest kalır. Ökaryotlarda transkripsiyon prokaryotlara göre biraz daha komplekstir. Prokaryotlarda RNA polimeraz tektir ve tüm genler aynı polimeraz ile transkripte edilirken ökaryotlarda üç farklı RNA polimeraz bulunmaktadır; RNA polimeraz I, RNA polimeraz II, RNA polimeraz III. Bunlar farklı gen gruplarının transkripsiyonundan sorumludurlar. Bir diğer farklılıkta, ökaryotlarda sentezlenen bir mRNA da tek bir gene ait bilgi bulunurken, prokaryotlarda birden fazla gene ait bilgi bulunabilmektedir. Kısaca prokaryotik RNA polimerazlar DNA da ardışık bulunan pek çok geni bir defada aynı mRNA’da transkripte ederken, ökaryotik RNA polimeraz sadece tek bir gene ait bilgiyi içeren mRNA sentezler. Ökaryotik mRNA ilk sentezlendiğinde translasyon için uygun değildir, bu nedenle olgun olmayan mRNA (öncü mRNA ya da pre-mRNA) adı verilir. Nükleusta sentezlendikten sonra sitoplazmaya geçmeden önce bazı işlemlere tabi tutulur. Öncü mRNA’ların her iki ucunun modifikasyonu ve intronların çıkarılarak eksonların birbirine bağlanması işlemlerinden sonra sitoplazmaya geçer. Prokaryotlarda ise ribozomlar sentez daha tamamlanmadan mRNA’nın ilk sentezlenen kısımlarına bağlanarak translasyona başlar, yani transkripsiyon ve translasyon aynı anda olabilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bölünen tüm hücrelerde gerçekleşen replikasyonun amacı DNA’nın kendini çoğaltmasıdır. Genetik bilginin atadan döle doğru aktarılması devamlılığın ve üremenin temelidir. Bu kural yaşayan ve üreyen tüm canlı türleri için geçerlidir. Bölünen hücre genetik materyalini iki katına çıkartmalıdır
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Replikasyonda atasal ipliklerin kalıp olarak kullanılması, sentezlenen yeni DNA sarmalında bir ipliğin korunmuş olması nedeniyle yarı korunumlu (yarı saklı, semikonservatif) replikasyon olarak tanımlanmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
DNA’nın yarı korunumlu olarak replike olduğu 1958 yılında Meselson ve Stahl’ın E. coli bakterisinde yaptığı çalışmalar ile daha iyi anlaşılmıştır. E. coli, DNA ipliğinde yer alan azotun hafif izotopu (14 N) yerine ağır izotopunun (15 N) bulunduğu ortamda üretildiğinde, sentezlenen yeni DNA sarmalında ipliklerden birinde sadece azotun hafif izotopunun (14 N), diğerinde ise sadece ağır izotopunun (15 N) tespit edilmesi ile netleştirilmiştir. Bu çalışmada sentezlenen yeni iplikler azot ihtiyaçlarını ortamda bulunan azotun ağır izotopunu (15 N) kullanarak gidermişlerdir. Yeni oluşan çift ipliklerin birinde sadece bu azot bulunmaktadır. Ökaryotlarda ise Taylor, Woods ve Hughes’in, baklanın kök uçlarıyla yaptıkları deneyler ile benzer durumun olduğu gösterilmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
DNA polimerazın nükleotitleri ekleyerek polinükleotit zincirini uzatması için serbest bir 3’OH grubuna ihtiyacı vardır. Bu nedenle primaz enzimi tarafından DNA kalıp alınarak 5-15 nükleotit uzunluğunda bir RNA primeri sentezlenir. Sentezlenen RNA primerinin serbest 3’OH grubuna DNA polimeraz tarafından nükleotitler eklenir ve DNA zinciri uzamaya başlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Replikasyonu çatalının ilerisinde DNA çift sarmalını bazlar arasındaki hidrojen bağlarını kopararak açar, replikasyonun ilerlemesinde görev alır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ulak RNA (messenger RNA, mRNA) DNA da bulunan bilginin proteine dönüşmesinde çok önemli bir role sahiptir. Ökaryotlarda nükleusta yer alan bilginin sitoplazmaya taşınmasını sağlar. Tek ipliklidir, ökaryotlarda DNA’dan ilk sentezlendiğinde translasyon için uygun değildir. Bu nedenle öncü mRNA denir. Öncü mRNA intron ve eksonlardan oluştuğu için oldukça uzundur. Transkripsiyondan sonra eksonükleazların aktivitesi ile intronlar çıkarılıp eksonlar birleştirilir, intronların çıkarılmasıyla boyu oldukça kısalır. Daha sonra öncü mRNA’nın 5’ ucuna CAP adı verilen guanince zengin dizi, 3’ ucuna ise Poly A olarak bilinen ardışık sıralanmış çok sayıda adenin eklenir, böylece mRNA protein sentezi için hazır hale gelir, yapılan tüm bu işlemlere splicing denir. Prokaryotlarda ise DNA’dan setezlenen mRNA da intronlar olmadığı için DNA’dan sentezlendikten hemen sonra protein sentezine uygundur. mRNA prokaryotlarda birden fazla proteine ait bilgiyi taşırken ökaryotlarda tek bir proteine ait bilgiyi taşır. mRNA’nın yarılanma ömrü prokaryot ve ökaryotlarda faklıdır. Memeli hücrelerinde mRNA’ların sitoplazmada yarılanma süresi 30 dakika ile 20 saat arasında değişmektedir, prokaryotlarda ise 2-3 dakikadır. mRNA üzerinde yer alan ribonükleotitler üçlü kodonları oluştururlar. Bu kodonların karşılığı olan anti kodonlar ise tRNA’larda vardır. Protein sentezinde kodon-anti kodon eşleşmesi sayesinde doğru amino asitin bağlanması sağlanmaktadır. mRNA’lar 5’ bölgelerinde taşıdığı,proteine çevrilmeyen özel baz dizileri sayesinde ribozoma bağlanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Translasyon prokaryotlarda ve ökaryotlarda benzer şekilde başlar ve küçük değişiklikler ile devam eder. Hem prokaryotlarda hemde ökaryotlarda öncelikle mRNA ve metionil-tRNA ribozomun küçük alt birimine bağlanır. Bu üçlü yapıya ribozomun büyük alt birimi de katılır, başlama kodonu olan AUG’nin mRNA üzerindeki yeri bulunur ve başlama kompleksi oluşmuş olur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
DNA moleküllerini 5’-3’ ya da 3’-5’ yönünde hidrolize eden enzimdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
DNA polimeraz enzimi ilk kez 1956’da E. coli’de tanımlanmıştır. Bu enzim bir DNA ipliğinin karşısına doğru bazları (deoksinükleotidtrifosfat = dNTP) getirerek tamamlayıcı ipliği sentezleme yeteneğine sahiptir. DNA polimerazın bunu yapabilmesi için serbest bir 3’ OH (üç üstü hidroksi) grubuna ihtiyacı vardır, ayrıca her zaman 5’-3’ yönünde deoksiribonükleotidleri ekleyebilir. DNA polimeraz aynı zamanda eksonükleaz aktivitesine de sahiptir. Ökaryot ve prokaryotlarda farklı işlevleri olan birden fazla tipte DNA polimeraz bulunmaktadır. Prokaryotlarda bulunan DNA polimeraz I ve DNA polimeraz II, DNA hasarının onarımında görev almaktadır. DNA polimeraz III ise asıl DNA replikasyonundan sorumlu enzimdir. Ökaryotlarda ise beş farklı tip DNA polimeraz bulunmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ökaryotlarda beş farklı tip DNA polimeraz bulunmaktadır. Bunlar alfa, beta, gama, delta ve epsilondur. Çekirdek DNA’nın replikasyonunda görev alanlar; alfa, delta ve epsilondur. Mitokondriyal DNA replikasyonunda DNA polimeraz gama görev yapmaktadır. DNA polimeraz beta ise DNA tamirinde görev alır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Replikasyon çatalının oluştuğu bu özel bölgelere replikasyon orjini denir. Yani DNA da replikasyon herhangi bir yerde değil belli noktalarda başlar ve bu noktalar türler için özeldir. Prokaryot canlılarda replikasyon orjini bir tanedir, replikasyon bu noktadan başlayarak her iki yöne doğru ilerler. Birbirinden zıt yönde ilerleyen iki replikasyon çatalı oluşur ve bu çatallar tüm kromozom replike oluncaya kadar atasal DNA üzerinde ilerler, birbiriyle karşılaştıkları noktada birleşirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Atasal ipliklerinin birbirinden ayrıldığı ve yeni iki ipliğin sentezlenmeye başlandığı DNA bölgesidir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
DNA replikasyonunun başlaması için çift iplikli DNA sarmalında iki ipliğin ayrılması, denatüre olması gerekir. İpliklerin birbirinden ayrıldığı yerde replikasyon çatalı oluşur ve açılan bu noktadan başlayarak her iki ipliğin karşısında yeni iplik sentezlenir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
DNA Replikasyonu sırasında hata oranı çok düşüktür, oluşan hatalar ise hata düzeltme mekanizmaları ile düzeltilir. Replikasyonun hatasız olması genetik materyalin korunması açısından oldukça önemlidir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
DNA polimeraz nükleotitleri sadece 3’ OH grubuna bağlama yeteneğine sahiptir. DNA çift ipliği ise birbirine göre antiparalel olarak uzanmaktadır. Bir diğer deyişle ipliklerden biri 5’-3’ yönünde iken diğeri 3’-5’ yönündedir. Replikasyon çatalı oluştuğunda DNA polimeraz 3’-5’ yönünde uzanan ipliği (kesintisiz iplik) kesintisiz sentezlerken diğer iplikte (kesintili iplik) mekanizma ters yönde işlemek zorundadır. Kesintili iplikte sentez 1000-2000 bazlık Okazaki parçaları (fragmanı) halinde olur ve oluşan bu parçalar bir önceki parça ile DNA ligaz enzimi sayesinde birleştirilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ribozomların protein sentezi sırasında mRNA üzerinde ardışık hareket etmeleri amacıyla sıralanmasıyla oluşan yapıya polizom (poliribozom) denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
DNA topoizomerazlar olarak bilinen geniş bir grubun üyesidir. DNA’nın tek ya da her iki ipliğinde kırılmalar yaparak sarmaldaki aşırı bükülmeleri ve dönüşleri gevşetir. Böylelikle DNA’nı denatürasyonunda görev alır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Prokaryot sonlanma faktörleri RF1 ve RF2’dir. RF1 sonlanma faktörüne ait sonlanma kodonları UAA ve UAG; RF2 sonlanma faktörüne ait sonlanma kodonları UAA ve UGA’dır. Ökaryot sonlanma faktörü ise eRF1’dir. Bu sonlanma faktörüne ait sonlanma kodonları UAA, UGA ve UAG’dır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Helikazların açığa çıkardığı tek iplikli DNA’ya bağlanarak DNA ipliklerinin tekrar birleşmesini engelleyen küçük proteinler olarak görev yapmaktadırlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ribozom sonlanma kodonuna geldiğinde A bölgesinde bulunan dur kodonuna uygun sonlanma faktörü bağlanır. Sonlanma faktörü P bölgesinde yer alan tRNA ve polipeptit arasındaki peptit bağının koparılmasını sağlar. Oluşan polipeptit serbest kalır. Ribozom alt birimleri ve mRNA birbirinden ayrılır. Protein sentezi tamamlanmış olur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Taşıyıcı RNA (tRNA) yapısı ökaryot ve prokaryotta çok benzerdir. Uzunluğu 70-80 nükleotitdir, DNA’dan ilk sentezlendiklerinde oldukça uzundurlar, işlenmeleri sırasında kısaltılırlar. 1965 yılında Holley tRNA yapısını detaylarıyla açıklamıştır. Holley tRNA da yer alan bazların bazı modifikasyonlar geçirerek değiştirildiğini ve bazı nükleotitler arasındaki bağlar nedeniyle de yonca yaprağı şeklinde olduğunu açıklamıştır. tRNA’ların 3’ ucunda her zaman CCA, 5’ ucunda ise G nükleotidi bulunur. Amino asitler 3’ ucuna bağlanır. DNA da dört bazın üçlü gruplar halinde farklı kombinasyonları sonucu 64 farklı kodon bulunmaktadır. Kodonlardan üçü sonlanma kodonu olduğu için geri kalan 61 adet kodon 20 amino asiti kodlamaktadır. Bu durumda bir amino asit için birden fazla kodon ve tRNA vardır. Aminoasitlerin protein sentezi sırasında doğru olarak protein zincirine eklenmesi için kodon-antikodon baz eşleşmesinin özgünlüğü kadar amino asitlerin, doğru tRNA’ya bağlanmasına da bağlıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?