Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
393 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Büyük gruplarda görülen varyasyonu, genetik değişimleri, sebeplerini ve tarihi geçmişlerini ele almaktadır. Özellikle evrim çalışmaları ve popülasyonlardaki gen frekanslarının hesaplanması, genetik karakterizasyonları gibi çalışmalar bu alana girmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1909’da yıllardır kullanılan ama adı konulamayan kalıtım birimleri Johannsen tarafından “Gen” olarak adlandırılırken; Thomas Hunt Morgan meyve sineğinde (Drosophila melanogaster) göz renginin kalıtımı ile ilgili çalışmaları ile aynı kromozom üzerindeki genlerin beraber hareket ettiklerini yani beraber kalıtıldıklarını iddia etmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Baz, Nükleik asitlerin (DNA ya da RNA) yapısında yer alan azotlu bileşiklerdir. Bunlardan adenin ve guanin çift halkalı olan pürinler sınıfında; sitozin, timin ve urasil ise tek halkalı olan pirimidinler sınıfında yer almaktadır
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sonraki çalışmalarla 1966 yılında Nirenberg ve Khorana 3 bazın yan yana gelmesiyle oluşan kordonun amino asitleriyle ilişkisini ifade eden “Genetik kod” ve “Biyolojik şifre”yi açıklamışlardır. 1972 yılında da Paul Berg tarafından ilk rekombinant DNA molekülü elde edilmiştir. 1977’de ise, Gilbert ve Sanger DNA’yı oluşturan diziyi yani genetik kodları belirleyebilmek için bir yöntem ortaya koymuşlardır. 1983’de Amerikalı Biyokimyacı Karry Banks Mullis tarafından Polimeraz Zincir Reaksiyonunun (Poly- merase Chain Reaction, PCR/PZR) tanımlanması ve yayınlanmasının ardından Genetik daha da ilginç ve dinamik, her gün yeni bir buluşun ortaya konulduğu bir bilim dalı haline gelmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kromozom, canlılarda kalıtımı sağlayan ve genleri taşıyan moleküler yapılardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ebeveynlerin (Parental soy, P) sahip olduğu bu karakterlerin yavrularına (Filial soy, F) aktarılması olayına kalıtım-soya çekim denilmektedir. Bu aktarım parental soya ait gametlerle olmakta ve iki koyunun çiftleşmesinden yine bir koyunun doğması gibi her canlı yine kendisine benzer canlılar doğurmakta, bazı karakterler nesiller sonra bile tekrar ortaya çıkabilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Genetik, özellikle Mendel’in değeri sonradan anlaşılan buluşlarıyla bilim dalı niteliğini almıştır. Ancak tarih öncesi devirlerden onun dönemine kadar ki zaman aralığında pek çok fikir ve hipotez öne sürülmüştür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Genetik bilimi için en önemli yapıtaşı olan Mendel’in çalışmaları da bu döneme denk gelmektedir. Biyoloji eğitimi almış bir rahip olan Gregor Johann Mendel, bezelyeleri (Pisum sattivum) çaprazlayarak renk, şekil gibi karakterlerle yaptığı deneysel çalışmalarında kalıtsal maddenin bağımsız birimlerden oluştuğunu, bu birimlerin ebeveynlerden döllere geçerken birbirlerinden etkilenmeden bir araya geldiklerini ve çeşitliliği oluşturduklarını ortaya koymuş ve 1866 yılında makale olarak yayımlamıştır. Ancak döneminde anlaşılamayan Mendel, çalışmasının ilgi görmemesi üzerine denemelere son vermiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çiftlik hayvanlarında, bir sürüde arzu edilen karakterlerin veya verimleri arttırıcı genlerin oranını yükseltmek veya arzu edilmeyen hastalıkla ilişkili genlerin oranını azaltmak için yapılan tüm çalışmalara genetik ıslah da denilebilir. Genetik ıslah çalışmalarının geçmişi ilk evciltmenin olduğu Anadolu ve Mezopotamya’da dengi dengine birleştirmeler yapılmasına dayanmaktadır ve Mendel’in çalışmaları ile de bilimsel temele oturtulmuştur. Ancak; seçilen bireylerde karaktere göre üreme şansının verilmesi ya da verilmemesine dayandığından genetik varyasyonda azalma, verim özelliklerine ait genetik alt yapının tahmininin güçlüğü, genetik etkileşimlerin varlığı, döl veriminde sınırlılıklar gibi etkenlerle çiftlik hayvanlarında yapılan çalışmalar her zaman arzu edilen düzeye gelememektedir. Bunun sebebi klasik hayvan ıslahı uygulamaları ile bir nesilden diğerine arzu edilenlerin yanı sıra arzu edilmeyenlerin de aktarılmasıdır. Ayrıca genetik ilerleme de yavaş olabilmektedir. Bu tür kısıtlayıcı faktörlerin ortadan kaldırılması amacıyla hayvan ıslahında Genetik Mühendisliği yöntemlerine başvurulmaktadır
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kromozomu, Hofmeister, 1840 yılında keşfetmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hücre çekirdeği içinde kromozomlar halinde paketlenmiş olarak bulunan çekirdek DNA’sı, memelilerde yaklaşık 3 milyar baz çifti, kanatlılarda ise 1,2 milyar baz çiftinden oluşmakta ve 25.000 ile 38.000 geni kodlayabilmektedir. Bir hayvanda, homolog kromozomlar üzerinde her bir genin birer kopyası (eşey kromozomları hariç) bulunmakta ve bunların her birini şansa bağlı olarak ebeveynlerinin birisinden almaktadır. Bu iki kopya DNA, kimyasal değişimlere bağlı olarak dizileri ve ifade ettikleri protein bakımından birbirinden farklı olabilmektedir. Bu farklılıkların ve coğrafi yalıtımın da yardımıyla hayvan türleri içinde ırklar oluşmuş, hatta bir ırk içerisindeki bireyler arasında çeşitlilik ortaya çıkmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hugo de Vries, Carl Correns ve Erich Von Tschermark 1900’lü yıllarda farklı yerler ve farklı zamanlarda Mendel’in iddialarını doğrulayan sonuçları elde etmişler ve Mendel Kanunları olarak adlandırmışlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
20. yüzyılın sonları ve 21. yüzyılın başlarında bilgisayar teknolojisindeki gelişmelerle birlikte genetik bilimindeki gelişmeler de hız kazanmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hofmeister’in 1840 yılında kromozomları keşfetmesi, yarısının bir yavru hücreye, diğer yarısının diğer yavru hücreye aktarıldığını göstermesi ile yeni bir canlının oluşumu hakkında ve kalıtımın aydınlatılmasında önemli bir ilerleme sağlanmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Örneğin, Hereford ve Holştayn sığırları arasında söz konusu olan görünüş farklılıkları veya bunların sütçü ya da etçi ırklar olarak tanımlanmaları DNA’larındaki farklılıklardan ileri gelmektedir. Bir ırk içinde bulunan iki Holştayn ineği arasında süt verimi bakımından görülen farklılıklar da kısmen hayvanların genetik yapısından, kısmen de çevresel faktörlerden kaynaklanmaktadır. Süt verimi, canlı ağırlık artışı, hastalıklara direnç, yumurta verimi ve yapağı ağırlığı gibi niceleyici karakterler bakımından çiftlik hayvanlarının yetiştirme amacına uygun olarak en üstün genotipik yapıya sahip olması istenir ve bu yönde ayıklama-damızlık seçimleri planlanır yani seleksiyon yapılır
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fiziksel karakterlerin bir nesilden diğer nesile nasıl aktarıldığı, karakterlerin birbirleriyle olan bağlantıları gibi konular üzerine yoğunlaşmaktadır. Aktarım genetiği adı da verilen bu alanda genellikle birkaç nesil boyunca gözlem yapılarak deneyler tasarlanır ve karakterlerin fenotipteki dağılımları gözlenir. Karakterlerin dağılımları soy ağacı (pedigri) ve punnet karesi kullanılarak görselleştirilmekte, kalıtım modeliyle ilgili sonuçlara varılmaya çalışılmaktadır. Soy ağaçları ailenin her üyesi için ilgili karakter bakımından fenotipi göstermekte ve ilgili genin nasıl kalıtıldığını ortaya koymaktadır. Reginald C. Punnet tarafından geliştirilmiş olan Punnet karesi ise ebeveynlerden gelen gametlerin, taşıması olası genotiplerin ve yavrularda oluşması olası genotip ve fenotiplerin kolayca göz önünde canlandırılmasını sağlamaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Genetik bilimine ait tüm alanlar arasında keskin sınırlar çizilememektedir ve çoğu zaman yapılan çalışmalar bir diğeri olmadan eksik kalmaktadır. Örneğin, bir veya birden çok popülasyon içinde, bir proteinin hatalı üretimi ile ilgili olarak gen düzeyinde çalışılıyorsa Moleküler genetik; moleküler yöntemler kullanılıyor olsa bile farklı popülasyonlar arası genetik benzerlikler ve ilişkiler inceleniyorsa Populasyon genetiği kapsamında yer alabilmektedir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Rosalind Franklin tarafından DNA molekülünün X ışınları kristalografisi çalışması ve bu sayede de James Watson, Francis Crick ve Maurice Wilkins’in DNA’nın üç boyutlu yapısal modelini ortaya koymaları Genetik bilimi için bir diğer önemli yapıtaşlarını oluşturmuştur. Bu yapısal model 1962 yılında Watson, Crick ve Wilkins’e Nobel ödülü kazandırırken, çalışmaya en büyük katkıyı sağlayan Franklin erken ölümü nedeniyle ödülü paylaşamamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Genler ve onların kodladıkları karakterler arasındaki istatistiksel ilişkileri inceler ve genetiği matematiksel olarak açıklamaya çalışmaktadır. İneklerde süt verimi, kanatlılarda yumurta ağırlığı veya meyve sineklerinde kanat tüyü sayısı gibi niceleyici karakterlerin kullanıldığı çalışmalar bu alan için örnek verilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sözlük anlamı ayırt edici, genel olarak “bir nesnenin, bir bireyin kendine özgün yapısı, onu diğerlerinden ayıran temel belirti” olan “karakter” terimi; bir türün bireylerinin sahip olduğu genetik yapıya bağlı olarak biçim, renk, büyüklük, ifade edilme şekli, davranış gibi morfolojik ve fizyolojik özelliklerinin her birini ifade etme amacıyla da kullanılmaktadır. Karakterler genlerin etkisi ile meydana çıkarak bir nesilden diğerine taşınmaktadırlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Morgan’ın öğrencisi Sturtevant ise 1913 yılında genlerin kromozomlar üzerinde boncuk gibi dizili olduğunu gösteren ilk gen haritasını yapmış, genlerin bulunduğu bu bölgelere “lokus” adını vermiş ve genlerin nasıl bağlantılı olabileceğini ortaya koymuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu çalışmalardan birkaçı George Beadle ve Edward Tatum’un “Bir gen-Bir enzim” hipotezi, Griffith’in transformasyon olayında etkisini ortaya koyduğu kalıtım maddesinin, Avery, MacLeod, McCarty, Hershey ve Chase tarafından DNA olduğunun ortaya konulmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir önceki soru cevabında adları geçen düşünürlerin fikirleri, mevcut bilgiler ışığında çok ilkel hatta komik görünmekle beraber kendi dönemleri için çok değerli kabul edilmiş hatta yüzyıllarca pek çok bilim adamı tarafından da savunulmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Amerikan Enerji Dairesi, Ulusal Sağlık Örgütü ve İngiliz Tıbbi Araştırmalar Konseyi gibi kurumlar öncülüğünde 1990 yılında İnsan Genom Projesi başlatılmıştır. Projeye çeşitli ülkelerden (İngiltere, Avustralya, Brezilya, Kanada, vb.) oluşan bir şirketler birliği, İngiliz Wellcome Trust vakfı; vakfa bağlı Sanger Merkezi ve Celera gibi firmalar da destek vermişlerdir. Tahmin edilen süreden çok daha önce tamamlanıp 2001 yılında Science ve Nature dergilerinde ilk taslakları yayımlanan proje son halini 2003 yılında almıştır. İnsan genomunun genlerden oluşan kısmının %99’unun %99,99 doğrulukla dizilendiği projede, sayılarının 20.000 veya 30.000 olduğu tahmin edilen genlerin yapılarının, genomdaki yerlerinin ve fonksiyonlarının anlaşılabilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla insan genomunu oluşturan yaklaşık 3 milyar bazın dizilimi ortaya konulmuştur. Daha sonraları yapılan çalışmalarla birçok evcil hayvan türünün de genomik dizilimi yayınlanmıştır. Bunlardan bazıları fil, sığır, at, köpek, kedi, dev panda, orangutan, şempanze, makak maymunu, tavşan, rat ve kobaydır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Canlıların en temel birimi olan hücredeki özelliklerin ortaya çıkarılmasında kullanılan genetik bilginin hepsine genom adı verilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 19 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 374 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.