Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
165 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Türkiye sahip olduğu hayvan varlığı ile dünyada önde gelen ülkelerden birisidir. Türkiye’de kanatlı hayvan dışındaki çiftlik hayvanlarının toplam sayıları yıllar itibariyle belirgin bir şekilde azalmıştır. Söz konusu hayvan sayıları 1980’de 84 milyon baş iken bu sayı 1990’da 70 milyon, 2000’ de 50 milyon ve 2012 yılında ise 49.8 milyona gerilemiştir. Bu hayvanların aksine Türkiye’de kanatlı sektörü (özellikle tavukçuluk) hızlı bir şekilde gelişmiştir. Bunun göstergesi olarak da Türkiye’de 1980 yılında 58 milyon kanatlı var iken bu sayı 1990’da 70 milyona, 2000’de 246 milyona ve 2012’de ise 257 milyona yükselmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsanın bedenen, aklen, ruhen ve sosyal bakımdan iyi gelişmiş bir vücut yapısına sahip olabilmesi ve bunu sürdürebilmesi kısaca sağlıklı üretken olarak yaşayabilmesi diğer faktörlerin yanında beslenme ile yakından ilgilidir. Yetişkin bir insanın dengeli olarak beslenebilmesi için aldığı besinler ile bir günde 2800-3000 kalori ve 75-80 g protein alması gerekir. Alınan bu proteinin 30-35 g’ının hayvansal kökenli olması gereklidir. Bitki kökenli besinler genel olarak karbonhidratlarca zengin ve proteince fakirdir. Bunun yanında insanlar tarafından sindirilmesi çok güç olan selülozu bol miktarda içerirler. Buna karşın hayvansal kökenli besinler proteince zengin olmasının yanında içerdiği proteinin biyolojik değerliliği de yüksektir. Karbonhidratlar ya hiç yoktur ya da çok az vardır, bu besinlerde selüloz hiç yoktur. Bir insanın hayatını sürdürebilmesi için bu besin maddelerini dengeli bir şekilde alması gerekmektedir. Besin maddeleri karbonhidratlar, proteinler, vitaminler ve minerallerden oluşurlar. Bütün besin maddeleri az veya çok bu bileşikleri içerir ancak bazı besinler bu maddelerin bir ya da birkaçını daha çok içerebilir. Bundan dolayı hayvansal orjinli besinler protein oranın fazlalığı ve biyolojik değerinin daha yüksek olması nedeniyle insan beslenmesine daha uygundurlar. Burada bir örnek vermek gerekirse; insan beslenmesi açısından önemli olan amino asitlerden lizin bitkisel proteinlerde çok olmasına karşın süt ve et proteinlerinde yüksek miktarda bulunur. Hayvansal kökenli besinlerde proteinin yanında enerji kaynağı olan yağ da mevcuttur. Bu da hayvansal besinlerin iyi bir protein kaynağı olmasının yanında iyi bir enerji kaynağı olarak da sayılmasına yol açar. Besin maddelerinin içerdiği protein genelde ham protein olarak verilir bu da proteinin besin değeri hakkında yeterli bilgi vermez. Bundan dolayı proteinlerin biyolojik değerlilikleri içerdikleri amino asitlerin oranlarına göre saptanır. Proteinlerin biyolojik değerliliğinin en yaygın ölçüsü net protein kullanımıdır. Burada yumurtanın net protein kullanım ölçüsü 100 alındığında, buna göre diğer bazı besinlerin net kullanım seviyeleri; domuz eti 84, sığır eti 80, inek sütü 75, balık 83, pirinç 67, buğday unu 52, mısır 56 ve baklagiller 47’dir. Görüldüğü gibi hayvansal proteinler net kullanım bakımından bitkisel proteinlere göre önemli ölçüde üstündür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türkiye’de 2001 genel tarım sayımı sonuçlarına göre yaklaşık 3.1 milyon tarım işletmesi bulunmaktadır. Bu işletmelerin % 67’sinde hem bitkisel hem de hayvansal üretim yapılmakta, % 30’unda sadece bitkisel üretim yapılmakta ve % 2.36’sında sadece hayvansal üretim yapılmaktadır. Yalnız hayvansal üretim yapılan işletme sayısı 73 bin civarındadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türkiye konumu ve değişik ekolojik yöreleri hayvan yetiştiriciliğine elverişli olup ülke kaynakları harekete geçirilmemiş büyük potansiyellere sahiptir. Hayvan sayısı bakımından önemli bir yapıya sahip olmasına karşın verimleri genellikle düşük olan yerli hayvanların çoğunlukta olması bir dezavantaj olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun yanında bulaşıcı ve salgın hastalıkların tehdidi, çayır ve mera alanlarının tarıma açılmış olması, yem bitkileri üretiminin yetersizliği ve yem açığının bulunması bu sektörde öncelikle çözümlenmesi gereken sorunların bazılarıdır. Sanayileşerek gelişen ülkelerin ekonomilerinde bilindiği gibi tarım sektörünün payı diğer sektörlerin gelişmesine paralel olarak giderek düşmektedir. Türkiye ulusal gelirlerinde tarım gelirlerinin payı % 40’lardan son yıllarda % 10’un altına gerilemiştir. Tarım gelirleri içinde hayvancılığın payı ise % 25-30 dolayındadır. Bunun yanında tüm istihdamın % 26’sı tarım sektöründe çalışmakta böylece ülke işsizliğinin giderilmesinde önemli bir yere sahiptir. Hayvansal üretim düzeyi çeşitli önlemler alındığı zaman ulusal gelirlerin de artmasına büyük katkı sağlayacaktır. Hayvancılık ulusal geliri artırıcı bir kaynak olmasının yanında dış ticaret dengemiz ile de yakından ilgilidir. Hayvan ve hayvansal ürün dış satımından önemli bir miktarda döviz elde edebilir. Türkiye 2013 yılında hayvansal ürün ihracatından 1.4 milyar dolar gelir elde etmiştir (TÜİK 2013). Hayvancılık çeşitli sanayi kollarının ham madde gereksinimini sağlayan bir sektördür. Bu sanayiler arasında et, süt, tekstil, deri, ilaç ve kozmetik sanayi sayılabilir. Adı geçen bu sanayi kolları ülkede özel sektörün de bu alanlara yatırım yapmasıyla gelişmiş ülkelerle rekabet edebilecek duruma gelmiştir. Bu sanayi kollarının gelişmiş olması diğer taraftan bu ürünlerin daha kaliteli ve yeterli miktarda üretilmesini özendirmekte, yeni iş alanları yaratarak işsizlik sorununun önlenmesine yardımcı olur. Ayrıca hayvansal ürünlerin işlenerek değerinin yükseltilmesini ve dolayısıyla ulusal gelirin artması sağlar. Bütün bunların yanında hayvancılığın gelişmesi ile bu sektörle ilgili yem sanayi, veteriner ilaçları sanayi ve hayvan yetiştirme ekipmanları sanayinin gelişmesi sağlar. Hayvancılıktan elde edilen değerli ürünlerin yanında yan ürün olarak ortaya çıkan gübre ile de tarım arazilerinin fiziksel özelliklerini iyileştirmesi ve bitkilerin ana besin maddelerini sağlaması ile önemlidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tarihin derinliklerine inildiğinde, her canlının yaşama savaşı verdiği ortamlarda çok eski çağlardan beri insanın hayvanla yan yana ve karşı karşıya olduğu görülür. İnsanoğlu ilk zamanlar yabani hayvanları avlamış, etleri ile karnını doyurmuş, derilerinden giysiler yapmış, kemik ve boynuzlarından alet ve süs eşyaları yapmışlardır. Daha sonraki çağlarda bu hayvanları elinin altında ve çevresinde bulundurarak yararlanmayı düşünmüşlerdir. İnsanlar asırlar boyu ya da binlerce yıl gibi çok uzun dönemlerde yabani hayvanları evcilleştirmek için sabırla ve inatla çalışmış ve sonunda bunu başarmışlardır. Yaban hayvanlarını evcilleştirme ve evcil hayvan üretme insanoğlunun tarih buyunca elde ettiği başarıların belki de en parlak ve insanlık yararına olanıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hayvan yetiştiriciliği, hemen hemen bütün dünya ülkelerinin ekonomilerinde önemli bir yere sahiptir. Toplumların sosyal ve ekonomik gelişmesinde hayvancılığın önemli katkıları vardır. Hayvanlar, tarihin her döneminde insanların en önemli varlığı ve serveti olmuştur. Hayvan yetiştiriciliği toplumların kültür ve eğitim seviyesinin yükselmesi ve sanayileşme ile birlikte günümüzde bir endüstri haline gelmiştir. Bu sayede hayvanlardan elde edilen verimlerde önemli ölçüde artışlar sağlanmıştır. Hayvan yetiştiriciliğinin ekonomiye katkıları çok değişik yollardan olabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hayvancılığın ekonomide yeri aşağıda belirtildiği gibi sıralanabilir; • Hayvancılık her şeyden önce yetiştiricinin geçimini ve ekonomik yönden güçlenmesini sağlar. Tarım işletmelerinde (bitkisel ve hayvansal üretimi birlikte yapan işletmeler) hayvanlar işletmenin güvenilir gelir kaynaklarındandır. Her hangi bir nedenden dolayı işletmede verim düşüklüğü meydana gelirse, hayvancılıktan elde edilecek gelirlerle varlığını sürdürme olanağı bulabilir. • Hayvan yetiştiriciliği ile elde edilen et, süt ve yumurta gibi değerli ürünler insanların dengeli ve yeterli beslenmesi bakımından önemli bir yere sahiptir. • Hayvanlardan elde edilen yapağı, tiftik ve deri gibi bazı hayvansal ürünler ile hayvansal yan ürünler tekstil, deri, kozmetik ve ilaç sanayilerinin önemli ham maddelerini oluşturur. • Hayvancılıktan elde edilen et ve sütü işleyen ve işlenmiş ürün haline getiren süt ve et sanayi de ülkelerin ekonomilerinin asıl unsurlarındandır. • Hayvanlar insanlar tarafından yiyecek olarak değerlendirilemeyen bitkisel artıkları et, süt ve yapağı gibi hayvansal ürünlere dönüştürebilirler. • Hayvancılık çeşitli ülkelerin dış satım gelirlerinde önemli bir paya sahiptir. Bu pay Avustralya, Arjantin, Yeni Zelanda ve Hollanda gibi ülkelerde genel dış satım gelirlerinin önemli bir bölümünü oluşturur. • Hayvancılık tarım işletmelerinde yıl boyunca rasyonel bir iş gücü kullanımını sağlar. Dolayısı ile gizli işsizliği gidermede önemli bir rol oynar. • Hayvan gübresi işletmenin toprak verimliğini sağlayarak bitkisel üretimin verimliliğini artırır ve toprak erozyonunun önlenmesine katkı sağlar. • Tarım makinalarının kullanılmasının mümkün olmadığı birçok yerde hayvanların çekim gücünden yararlanılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsan beslenmesi açısından uygun olmayan yem kaynaklarının kaliteli insan gıdasına dönüştürülmesinin yanında tarıma dayalı et, süt, yem, yünlü tekstil ve deri sanayilerine hammadde ve istihdam sağlaması bakımından hayvancılık tarımsal üretimin lokomotifi konumundadır. Türkiye’de özellikle 1960’lı yıllardan sonra tarım dışındaki sektörlerin daha hızlı büyümesi tarımın ülke ekonomisindeki payının azalmasına neden olmuştur. Türkiye gayri safi yurtiçi hasılanın 1960 yıllarda % 40 tarım sektöründen gelirken bu miktar 1978’ de % 25’e düşmüş, 2007’den sonra ise % 10’un altına gerilemiştir. Tüm bunlara karşın tarım ve hayvancılık ülke ekonomisinde önemli bir yere sahip olup Türkiye tarım ülkesi görünümünü sürdürmektedir. Tarım sektöründe çalışanlar toplam istihdam içinde % 26’lık önemli bir paya sahiptir. Türkiye’de hayvancılığın durumunu anlayabilmek için öncelikle hayvan varlığını ve hayvansal üretimi bilmek gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsanların beslenmesinde önemli bir yere sahip olan hayvansal ürünler hem büyüme ve gelişmede ve hem de zeka gelişiminde önemli bir yer tutar. Dünya genelinde enerji bakımından yetersiz beslenmenin yanında yeterli hayvansal protein tüketilmemesi dengesiz beslenmeye yol açmaktadır. Bununda ötesinde dünyanın önemli bir bölümü açlıkla karşı karşıyadır. Dünya genelinde kişi başına düşen hayvansal protein tüketimi 31.2 g olduğu halde, Bu rakam az gelişmiş ülkelerde 10 g, Afrika ülkelerinde 15.1 g, Asya’da 25.2 g, Amerika’da 52 g, Avrupa ülkelerinde 57.8 g ve Türkiye’de ise 28.2 g’dır. Bu rakamlardan anlaşılacağı gibi Türkiye dünya ortalamasının altında hayvansal protein tüketmektedir. Bunun en kısa sürede günlük 35 gramın üzerine çıkarılması için üretim olanaklarının artırılması gerekmektedir. Türkiye kişi başına düşen hayvansal ürün tüketimi bakımından süt, kanatlı eti ve yumurtada dünya ortalamalarının üzerinde, domuz dışındaki kırmızı et tüketiminde dünya ortalamasının gerisinde bulunmaktadır. Özellikle ülkemizde domuz eti üretimi ve tüketiminin olmadığı dikkate alındığında halkın beslenmesi bakımından kırmızı et üretiminin artırılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu konuda özellikle domuz etine alternatif olarak ülkemizde koyun ve keçi eti üretiminin artırılması gerekliliği açıkça görülmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsan beslenmesi açısından uygun olmayan yem kaynaklarının kaliteli insan gıdasına dönüştürülmesinin yanında tarıma dayalı et, süt, yem, yünlü tekstil ve deri sanayilerine hammadde ve istihdam sağlaması bakımından hayvancılık tarımsal üretimin lokomotifi konumundadır. Türkiye’de özellikle 1960’lı yıllardan sonra tarım dışındaki sektörlerin daha hızlı büyümesi tarımın ülke ekonomisindeki payının azalmasına neden olmuştur. Türkiye gayri safi yurtiçi hasılanın 1960 yıllarda % 40 tarım sektöründen gelirken bu miktar 1978’ de % 25’e düşmüş, 2007’den sonra ise % 10’un altına gerilemiştir. Tüm bunlara karşın tarım ve hayvancılık ülke ekonomisinde önemli bir yere sahip olup Türkiye tarım ülkesi görünümünü sürdürmektedir. Tarım sektöründe çalışanlar toplam istihdam içinde % 26’lık önemli bir paya sahiptir. Türkiye’de hayvancılığın durumunu anlayabilmek için öncelikle hayvan varlığını ve hayvansal üretimi bilmek gerekir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Generasyon Süresi: Yavrular doğduğunda anne ve babalarının yaşları ortalamasıdır. Bu tanımlama tüm dünyada kabul edilmiş olan en basit anlatım şeklidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Zootekni; et, süt, yumurta, yapağı, tiftik, gibi hayvansal ürünler elde etmek ya da hayvan yetiştirme, ıslah, bakım ve besleme gibi konularda çeşitli üretim araçlarını bir arada kullanarak hayvansal ürün yada sanayi hammaddesi üretimi için çeşitli bilim, teknoloji ve benzeri uygulamaların bütünüdür. Zootekni; “bilime uygun hayvan yetiştirme ve ıslahı bilgisi” ya da “hayvan yetiştirme bilim ve teknolojisi” şeklinde de özetlenebilir. Zootekni terimi “Çiftlik hayvanları birer makinedir, tüketirler ve üretirler” şeklinde yorumlayan Fransız Bilim Adamı J. Baudement tarafından 1848 yılında “yaşayan makinelerin teknoloji bilimi” olarak tanımlanmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsanlık tarihinde çok önceleri gerçekleşen bu olaylara ışık tutmak amacıyla arkeolojik kazılar yapılarak elde edilen sonuçlar evciltme alanları ve türlerin ne zaman evciltildiğine dair bilgiler vermiştir. Bu alanda yapılan çalışmalarda insanların yerleşim alanlarında bulunan hayvan iskeletleri ve bunlardan elde edilen bilgiler ışığında evciltmenin temelleri anlaşılmaya çalışılmaktadır. Kimilerine göre, evciltmenin zaman içinde oluşan doğal değişimler sonucunda hayvanların insanlara daha yakınlaşması ve insanların da bu hayvanları kendi amaçları doğrultusunda kontrolleri altına alması şeklinde olduğu sanılmaktadır. Buna örnek olarak kurtların insanlarla olan ilişkileri örnek verilmektedir. Genetik bazı değişiklikler sonucunda kurtların insanlara saldırmayan bir çeşidinin ortaya çıktığı ileri sürülmektedir. Bunun yanı sıra kurtların insanların yanında yiyecek bulmaları da evciltilmelerinde önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Diğer bir görüşte ise; insan eliyle yapılan seçim yoluyla evciltmenin olduğudur. Bu görüşe örnek olarak ise buğday verilmektedir. Yabani buğday olgunlaştıktan sonra tanelerini döker ve bir sonraki yıl bu dökülen buğdaylardan yeni buğdaylar elde edilir. Ancak insan eliyle üretilen buğdayda ise olgunlaşan buğday taneleri dökülmez. Bu şekildeki bir değişimin ancak insan tercihlerine bağlı olarak buğdayın yetiştirilmesi görüşü ileri sürülmektedir. Bu görüşler doğrultusunda evciltme, insanların tercihleri doğrultusunda belirli gereksinimlerin karşılanması amacıyla yapıldığı yaygın şekilde kabul edilmektedir. Çünkü doğal değişimler veya bazı genetik değişikliklerin oluşması oldukça uzun zaman gerektirmekte ve oluşan değişimlerin her zaman insanların istekleri doğrultusunda olamayabileceği açıktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hayvanların evciltilebilmesi için bazı özellikleri sahip olması gerektiği düşünülmektedir. İlk olarak evciltilecek olan hayvanın insanlarla aynı şeyleri tüketmemesi gerekir. Bu durumda köpeğin evciltmesi bu kritere ters bir durummuş gibi karşımıza çıkmaktadır. Ancak köpekler insanların tüketemedikleri etleri yiyebilmelerinden dolayı bu kriteri yerine getirmektedirler. İkinci özellik ise hızlı büyüme ve gelişme yeteneğidir. İnsanlar kendi amaçları doğrultusunda kullanacakları hayvanları hızlı gelişen ve çabuk üreyen türlerden seçmişlerdir. Hızlı büyüme ve gelişme yeteneği aynı zamanda generasyon süresi ile de yakından alakalı bir durumdur. Generasyon süresi hayvan yetiştiriciliğinde de önemli parametrelerden birisini oluşturmaktadır. Örneğin bir seleksiyon yapıldığında, diğer tüm parametrelerin sabit kalması şartıyla, generasyon süresi kısaldıkça seleksiyonda elde edilen genetik ilerleme artar. Ayrıca, birçok öğretici tarafından yanlış yorumlanan bu terim aslında dört farklı ebeveyn hattından gidilerek hesaplanmaktadır. Yapılacak olan seleksiyonun etkinliğini hesaplamak istediğinizde anne tarafı ve baba tarafı olmak üzere 4 farklı şekilde hesaplamak mümkündür. Bu amaçla yapılan çalışmalarda, sığır yetiştiriciliği için generasyon süresinin 5 ila 8 yıl arasında değiştiğini, koyun ve keçi yetiştiriciliğinde ise 3 ila 5 yıl arasında değiştiğini göstermektedir. Bu temel çiftlik hayvanları için (sığır, koyun ve keçi) generasyon süresi için ortak bir tanımlama yapılması ve hatırlanabilirliğinin artırılması için tek bir rakam ile ifade etmek gerekirse koyun, keçi ve sığır gibi türlerde generasyon süresi yaklaşık 5 yıl olarak tanımlamak mümkündür. Tavukta ise bu süre 1 yıldır. Bu süreleri insan yaşamıyla karşılaştırdığınızda oldukça kısa olduğu görülmektedir. Ancak köpek balığı, balina veya fil gibi hayvanları göz önüne aldığımızda ise bu sürelerin çok daha yüksek olduğu görülmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hayvanların evciltilmesi insanlık tarihinde oldukça uzun zaman almıştır. İnsanlara alıştırılan hayvanların yavrularının da insan eliyle yetiştirilmesi, üretilmesi ve amaçlar doğrultusunda özelliklere sahip hayvanların elde edilmesi çok uzun yıllar almıştır. Genel kanı evciltmenin başlangıcının taş devrinde olduğu yönündedir. İnsanlar bu dönemde avlanarak karınlarını doyururlarken bitki ve yaralı hayvan yavrularını bulundukları ortamlara taşımışlardır. Bu hayvan ve bitkileri daha sonraları kendileri yetiştirip üretmek suretiyle kendi amaçları doğrultusunda kullanması sonucunda evciltme başlamıştır. Hayvanların evciltilmesi oldukça erken dönemde başlarken (M.Ö. 14.000) bitkilerin çoğaltılması çok daha geç olmuştur. Hatta şeker kamışının üretilmesi geçtiğimiz yüzyılda gerçekleşmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Doğal ortamlarında yabani formda yaşayan hayvanlar evciltildiklerinde bazı değişikliklere maruz kalmıştır. Bu değişiklikler özellikle vücut yapılarının değişmesi şeklinde olabildiği gibi vücut fonksiyonlarının işleyişinin değişmesi şeklinde de gerçekleşmiştir. Bu şekildeki değişiklikler her türde farklı şekillenmiş olup, evciltmenin amacı doğrultusunda farklılıklar göstermektedir. İlk evciltilen tür olan köpeklerdeki değişiklikler oldukça farklılık göstermektedir. İlk değişim köpeklerin kafatası yapısında şekillenmiştir. Yabani formlarına göre evcil köpeklerin kafaları ve dişleri daha küçüktür. Burunları daha kısa, gözleri ise daha yuvarlaktır. Köpeklerde evciltmenin etkileri genelde kurtlarla karşılaştırmak suretiyle yapılmaktadır. Bu sebeple köpeği atası olarak bilinen kurt ile karşılaştırıldığında bazı davranış değişiklikleri de şekillenmiştir. Kurtlarda sadece yavrular havlarken, ergin kurtlar kesinlikle ses çıkarmazlar. Avlanma amacıyla kullanılan köpekler farklı durumlar karşısında havlarlar. Bu özellikleri evciltmenin bir etkisidir. Köpeklerde evciltmenin bir diğer etkisi ise yakaladıkları yada öldürdükleri avlarına ne yapacaklarını bilmezler. Köpekler evciltilmeden önce beslenme amacıyla avlanırken evciltmenin etkisiyle bu özelliklerini unutmuşlardır. Ayrıca evciltmenin köpekler üzerindeki bir diğer etkisi de zekâlarının daha çok gelişmesi yönünde olmuştur. İlk evciltilen hayvan köpekte olduğu gibi diğer türlerde de bazı morfolojik ve fizyolojik değişiklikler şekillenmiştir
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Genel olarak evciltmenin türler üzerindeki etkilerini şu şekilde sıralamak mümkündür. Öncelikle türlerin vücut büyüklükleri azalmıştır. Daha küçük yapılı hale gelmişlerdir. Diş yapıları daha küçülmüş ve sayısal olarak da azalmıştır. Yabani formlarında daha güçlü boynuzlara sahiplerken, evciltildiklerinde daha ince ve narin bir boynuz yapısına sahip oldukları görülmektedir. Hayvanların yabani formlarının daha büyük ve kalın boynuzlara sahip olmaları kendilerini koruma amaçlı kullanmalarından ileri gelmektedir. Evciltme ile birlikte kendilerini diğer yırtıcılardan korumalarına eskisi kadar gerek kalmamıştır. Evciltilen hayvanların davranışları da daha sakin bir yapıya dönüşmüştür. Yabani formları çok saldırgan olabilen türler evciltilmenin etkisiyle oldukça uysal olabilmektedir (Köpek). Evciltme sonucunda hayvanların verim özellikleri de değişmiştir. Özelikle; süt, et, yapağı ve yumurta verimleri çok yükselmiştir. İnsanların beslenmesinde de oldukça önemli yer tutan bu verim özelliklerinin artırılması amacıyla hayvanlar özellikle seçilmiş ve en yüksek verimli olanlarının üretilmesine devam edilmesi sonucunda bugünkü verim düzeylerine çıkılmıştır. Evciltme sonucunda hayvanlar üzerinde bu şekilde yapısal ve fonksiyonel değişimler gözlemlenebildiği gibi zararlı etkilerde ortaya çıkmıştır. Zararlı etkilerin en başında hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklar gelmektedir. Evciltme ile birlikte hayvanlarla daha fazla temas halinde olan insanlara çeşitli hastalıklar da bulaşmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ortak özellikler taşıyan ve kendi aralarında döllenerek üreyebilen canlıları içeren biyolojik gruba tür denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İki tür arasında yapılan birleştirmelere hibridasyon, bunun sonucunda elde edilen döllere de hibrit denir. Erkek hibritler, sahip oldukları spermatozoitlerin yaşama yeteneği olmaması sebebiyle sterildirler (üreme yetenekleri yoktur). Dişi hibritler ise kendilerini meydana getiren türlerin (anne veya baba tarafındaki) erkekleri ile birleştirildiklerinde çoğunlukla döllenme meydana gelse de embriyolar çoğunlukla atılır. Doğabilen yavrular genellikle çok zayıf oldukları için yaşama güçleri çok düşüktür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
At ve eşek türlerinin birleştirilmeleri sonucunda elde edilen hibritlerdir. Erkek eşek ile dişi atın (kısrak) birleştirilmesiyle katır, Erkek at (aygır) ile dişi eşeğin birleştirilmesiyle bardo denilen hibritler elde edilmektedir. Atta, 31 çift otozomal kromozom bulunmakta olup, bunların 13 çifti metasentrik, 18 çifti ise akrosentrik yapıdadırlar. Eşekte ise 30 çift otozomal kromozomun 19 çifti metasentrik, 11 çifti ise akrosentrik yapıdadır. At ve eşekte bulunan kromozomların hem sayı hem de yapı olarak farklı olmaları, meydana gelen erkek katırların testislerinde mayoz bölünmenin profaz devresinde erkek cinsiyet hücrelerinin dejenerasyonu sebebiyle spermatozoit gelişmesi olmamaktadır. Dişi hibritlerde ise bazı durumlarda yavru alındığı bildirilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sığır ile zebu türleri morfolojik, fizyolojik ve genetik özellikler bakımından birbirlerine çok benzer olmaları nedeniyle ikisi arasında yapılan birleştirmelerden elde edilen hem erkek hem de dişi yavruların normal döl verme kabiliyetleri bulunmaktadır. Zebuların kurak iklim koşulları ile dış parazitlere dayanıklılığı gibi nedenlerden dolayı bu birleştirmeler yapılmaktadır. Amerika Birleşik Devletlerinde bulunan Brahman olarak isimlendirilen zebular, Shorthorn sığır ırkı ile birleştirilerek Santa Gertrudis, Angus sığır ırkı ile birleştirilerek Brangus, Hereford sığır ırkı ile birleştirilerek Braford ve Charolais sığır ırkı ile birleştirilerek Charbray isimli hibritler elde edilmiştir. Sığır türü ile Gayal, Yak ve Banteng türlerinin birleştirilmelerinden de döl alınabilmektedir. Genel olarak doğan erkekler steril olurken, dişi yavrular fertildirler. Bizon türü ile yapılan hibridasyonda ancak bizonun erkeği kullanıldığında yavru alınabilmekte, elde edilen dişi yavruların tekrar bizon erkekleriyle çiftleştirilmeleri sonucunda çevre koşullarına dayananıklılığı fazla olan Cattalo olarak isimlendirilen hibritler elde edilmektedir. Sığır ve Manda türü arasındaki birleştirmelerin ise başarılı olmadığı bildirilmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Her ne kadar koyun ve keçi türleri birbirlerine çok yakın türler olarak görünseler de genetik olarak aralarında farklılıklar bulunmaktadır. Koyunda 27 çift kromozom bulunurken bu sayı keçi türünde 30 çifttir. Bu türlerin birleştirilmelerinde döllenme meydana gelse de embriyonun gelişmemesi nedeniyle yavru alınamamasının nedenini araştırmacılar kromozom sayılarından ileri gelen genetik farklılığa bağlamaktadırlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu özellikler hayvanlara dışarıdan bakılarak kolayca fark edilebilir. Örneğin; tüy ya da deri rengi, vücut yapısı morfolojik birer ırk özelliğidir. Morfolojik ırk özellikleri; • Ölçüm ya da tartımla tespit edilemezler, • Çevresel faktörlerden ya hiç etkilenmezler ya da çok az etkilenirler, • Az sayıda gen tarafından kontrol edilirler. Bedeni örten kıl, tüy ya da yapağının rengi, ırklar için en belirgin özelliklerin başında gelir. Aynı türün farklı ırkları arasında beden örtüsü açısından ayırt edici farklar vardır. Örneğin; Angus ırkının düz siyah beden rengi, Holstein ırkında siyah-beyaz alaca şeklindedir ve bu ırklar için ayırt edici niteliktedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fizyolojik ırk özellikleri, hayvanların direkt (et, süt, yumurta, yapağı verimi v.b.) ya da dolaylı olarak (yemden yararlanma, erken gelişme v.b.) verimlerle ilgili olan özelliklerini kapsar. Bu özellikler morfolojik ırk özelliklerinin aksine verimlerle ilgilidir. Fizyolojik ırk özellikleri; • Ölçüm ya da tartımla tespit edilebilirler, • Çevresel faktörlerden az ya da çok mutlaka etkilenirler, • Çok sayıda gen tarafından kontrol edilirler. Fizyolojik ırk özellikleri açısından hem ırklar arasında hem de ırklar içerisinde farklar mevcuttur. Ancak ırklar arasındaki farklılıklar ırkların kendi içindeki farklılıklara oranla çok daha fazladır. Bu özelliklerin değişik düzeylerde çevreden (beslenme, iklim, barınak v.b.) etkilenmeleri nedeniyle aynı ırkın bireyleri arasındaki farklılıklar, morfolojik ırk özelliklerine göre çok daha fazladır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çiftlik hayvanları, belirli kriterler gözetilerek pek çok şekilde sınıflandırılırlar. Ancak bu sınıflandırmalar içinde en yaygın kullanılanları, hayvanların gelişmişlik düzeylerine ve verim yönlerine göre sınıflandırılmalarıdır. Bu sınıflandırmalar, hayvanların sahip oldukları potansiyele uygun kullanımı, yetiştirilmeleri, bakım ve beslenmelerinin uygun şekilde yapılabilmesi açısından da önem taşır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 20 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 145 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.