Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
196 sorunun metninde arama yapabilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Kraliyet koleksiyonlarının, Fransa’dan başlayarak Avrupa'nın her yerine yayılan, çok kapsamlı bir olgu olarak halka açılmasıyla müzeler kamusal bir kurum niteliği kazanmışlardır. Koleksiyonların halka açılmasıyla kurumsallaşmaya başlayan müzeler önce Avrupa’da, daha sonra -Amerika'nın da katılımıyla- tüm Batı dünyasında yaygınlaşmış, giderek hızlanan bir gelişim ve değişim süreci içinde olmuşlardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Modern müzenin prototipi olarak tanımlanabilecek örneklerin antik Yunan döneminde ortaya çıktığı görülür: Antik Yunan dönemi tapınakları, modern müzenin ilk örnekleridir. Çünkü değerli nesne ve sanat eserlerinin yer aldığı, halkın da ulaşabildiği bu mekanlar, doğal olarak; eserlerin toplanması, korunması ve halka sunulması gibi müzeciliğe has bazı özellikler de taşımaktadır. Böylece, bu mekanlarda korunan değerli nesne ve sanat eserlerinden oluşan hazineler de koleksiyonların ilk örneklerini oluştururlar. Dönemin inançları doğrultusunda tanrı ve tanrıçalara adanan heykeller ile dini ritüellerde tanrılara sunulan adaklardan oluşan bu prototip koleksiyonların kapsamı, zamanla savaş ganimetlerinin de siyasal güç ve başarının kanıtı olarak bunlara katılmasıyla giderek çeşitlenmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tarihsel olarak ele alındığında koleksiyonların ilk örneklerinin Antik Yunan ve Roma’da oluşmaya başladığı söylenebilirse de müze koleksiyonlarının oluşumu için esas zemini Rönesans hümanizmi sağlamıştır. Bu dönemde, insanın kendi yaratımlarıyla doğanın ise türlü dışa vurumlarıyla anlaşılabileceği düşüncesiyle meydana getirilen koleksiyonlar, Rönesans hümanisti için önemli bir işleve sahiptir. Bu nesneler, izlenmek istenen yitik uygarlıkları görebilmeyi sağlamış, akademisyenler ve sanatçılar için güçlü bir uyarıcı olmuştur. Araştırma amaçlı bu koleksiyonlar, yalnızca önemli bir tarihe tanıklık etmekle kalmamış, yeni bir estetik anlayış için kaynak oluşturmuş; doğaya ve teknik yöntemlere duyulan merakla, 18. yüzyılın bilimsel gelişmelerine zemin hazırlamış, klasik akılcılığın ve deneysel bilimin yeniden doğuşuna hizmet etmiştir. Rönesans hümanizminin, müze koleksiyonları için esas zemini yaratmasının temel nedeni; bu dönemin, değerli ve merak uyandıran nesnelerin toplanması ile oluşmuş hazinelerden, belirli bir entelektüel ortam içinde bir araya getirilip korunmakta olan nesneler anlamındaki müze koleksiyonlarına geçişe olanak sağlamış olmasıdır. Bu durum, 15. yüzyıl koleksiyonculuğuna özgünlük kazandıran, koleksiyon-mekan ilişkisini ortaya koyan kültürel bir olguyla da bağlantılıdır. Bu olgu; koleksiyonlara özel, ayrı mekanların ortaya çıkması ve belirli bir düzenleme ile bu mekanların yeni bir ruh, yeni bir atmosfer kazanmış olmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İlk örnekleri Fransa’da görülen daha sonra Germen toprakları ve İtalya’da yaygınlaşan; koleksiyonun ya da bir parçasının korunmaya alındığı, mücevher kutusu niteliğinde, mimari değeri olan, sahibinin kültür anlayışına göre düzenlenmiş, herkesten uzak, düşünmeye (tefekküre) ve çalışmalara adanmış özel ve ayrı bir mekandır. Stüdyoların en belirgin özelliği; bir koleksiyonu içinde barındıran mekanın, mimarisi ve koleksiyoncunun özel ilgilerini yansıtan dekorasyonu ile koleksiyonun içeriğini bağdaştırma fikridir ve bu anlayış Rönesans düşüncesi ile ilişkilidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
17. yüzyıl, müzecilik kavramının oluşması açısından farklı bir başlangıç oluşturur: Koleksiyonların çeşitlenmesi ile birlikte, topluma açık olmayan bu birikim zevk objeleri olmaktan çıkarak, toplumsal paylaşıma ve bilgi aktarımına yönelik olarak değerlendirilmeye başlar. Bu anlayışın ilk örneği, Elias Ashmole'ün, dönemin koleksiyonculuk anlayışını yansıtan özel koleksiyonunu Oxford Üniversitesine bağışlamasıyla ortaya çıkar. Böylece toplumsal bir mekan olarak üniversite kapsamına giren özel bir koleksiyon ilk kez halkın görüşüne ve kullanımına açılmıştır. İngiltere’deki Ashmolean Müzesi'nin temeli olan bu koleksiyon, bazı kaynaklara göre ilk müze olarak da anılır. Ancak bağımsız bir kurum olarak değil Oxford Üniversitesi bünyesinde kurulmuş olması ve yalnızca eğitimli, soylu, zengin bir zümrenin, randevu sistemiyle kabul edilmesi nedeniyle bu oluşumun ilk müze olarak kabul edilmesi, henüz doğrudan halkın erişimine açık olmaması nedeniyle tartışmalıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Uluslararası Müzeler Konseyi (ICOM) Müze’yi; "insan ve yaşadığı çevrenin somut ve somut olmayan mirasını inceleme, eğitim ve zevk alma amacıyla toplayan, koruyan, araştıran, ileten ve sergileyen, toplumun ve gelişiminin hizmetinde, halka açık, kar düşüncesinden bağımsız, sürekliliği olan bir kurumdur" şeklinde tanımlamaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Koleksiyonlar; insanlığın doğal, tarihsel, bilimsel, sanatsal ve kültürel değerlerinin belirli amaçlarla toplanması ve sınıflandırılmasıyla oluşturulmuş nesneler bütünü olarak tanımlanabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Müze koleksiyonları, "örnek veya başvuru materyali olarak taşıdığı potansiyel değer ya da estetik veya eğitsel önemleri nedeniyle toplanmış ve korunmakta olan nesneler bütünü" olarak tanımlanır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
21. yüzyılda müzelerin işlevleri koruma, araştırma ve iletişim olmak üzere üç temel alanda toplanmıştır. Müzelerin varlık nedeni olan koleksiyonlarının korunması, bunların gelecek kuşaklara aktarılmasında öncelikli işlevdir. Hem koleksiyonların oluşumu ve gelişimi hem de müzenin iletişim işlevine katkı sağlayacak bilgi birikimini oluşturan temel faaliyet alanı da araştırmadır. Bu bağlamda koruma ve araştırma, bir yandan müzenin öncelikli sorumluluk alanları olarak değerlendirilirken diğer taraftan iletişim işlevini gerçekleştirmesine aracılık eden faaliyetler olarak karşımıza çıkarlar. Bu durum; müzenin toplumsal paylaşımını mümkün kılacak iletişimi de müzeciliğin öncelikli amaç ve işlevlerinden biri olarak öne çıkarır; günümüz müzecilik anlayışının iletişim esaslı olarak değerlendirilmesinin nedenlerini ortaya koyar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Belgeleme, koleksiyon nesnelerinin yazılı ve görsel yöntemlerle kayda geçirilmesi, belirli bir sistematik içinde sınıflandırılması ve bu malzemenin dökümünü oluşturan envanterin hazırlanması sürecini kapsar. Müzenin, koruma ve araştırma işlevlerinden ayrı düşünülemeyecek, temel faaliyet alanlarından biridir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Toplama, müze koleksiyonlarının oluşturulması ve geliştirilmesi için nesnelerin toplanması, diğer bir deyişle koleksiyonların edinilmesidir. Müzeler koleksiyonlarını oluştururken edinilen nesnelerin; müzenin amaçlarını, mevcut koleksiyonu bütünleme potansiyelini, müzenin koruma ve erişim sağlama olanaklarını öncelikle dikkate alırlar. Nesne edinmek ve mevcut müze koleksiyonunun olanaklarını genişletmek için araştırma yapmak birincil derecede önemlidir. Ancak böyle bir araştırma sonucunda edinilen nesneler anlamlı bütünler oluşturur ve koleksiyonun hem bilimsel hem de maddi değerini arttırırlar. Sanat, arkeoloji, tarih ve bilim gibi farklı türlerdeki koleksiyonlar için yapılacak araştırmaların yöntemleri de farklıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Koruma, müze koleksiyonlarındaki nesnelerin yaşam sürelerinin uzatılması, doğanın ya da insanın neden olabileceği tahribata karşı güvenliklerinin sağlanmasıdır. Nem, sıcaklık, kirlilik, zararlı ışınımlar, biyolojik etmenler, doğal afetler ve 12 Müzecilik ve Sergileme insan faktörü nesnelerin fiziksel ve biyolojik açıdan bozulmasına neden olan çeşitli etmenlerden bazılarıdır. Bu nedenle deprem, su baskınları gibi doğal afetlerle hırsızlık, vandalizm ya da yangına karşı alınan önlemler de koruma konusu kapsamındadır. Koleksiyonlara koruyucu bir kabuk oluşturan müze binası ve mimari programı ise korumada dikkate alınması gereken başlıca konulardandır. Müzelerde koruma farklı seviyelerde gerçekleştirilir. Koleksiyon nesnelerinin ideal şartlarda tutularak zamana karşı dayanıklılıklarının arttırılması, yaşam sürelerinin uzatılmasına yönelik önlemler, önleyici koruma olarak adlandırılır. Önleyici koruma, sergide ya da depolarda yer alan eserlerin tümü için söz konusudur ve gerek depolar gerekse sergi mekanlarında nesnelere uygun, ideal ortamların oluşturulması esastır. Öte yandan, bozulmuş, hasar görmüş nesnelerin iyileştirilmesi için yapılan müdahalelere onarım /restorasyon (restoration); yine bu tür nesnelerin kapsamlı bir araştırma ve değerlendirme sonucu aslına uygun şekilde yeniden yapılması ya da eksik kısımların tamamlanmasına restitüsyon (restitution) adı verilir. İnsanlığın kültür mirasının belgeleri olma özelliği taşıyan müze nesneleri, bozulmalar sonucunda yararsız ya da yanıltıcı bilgi taşır hale dönüşebilmektedir. Bu nedenle, nesnelerin yaşamlarının sürekliliğini sağlayacak olan koruma konusunda öncelikli olarak neyin, niçin ve nasıl korunacağının doğru tanımlanması gerekmektedir. Korumanın doğru tanımlanması ve amacına ulaşması ise ancak doğru bir belgeleme çalışması ile mümkündür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İletişim, müzenin bilimsel ve kültürel üretiminin toplumla paylaşımıdır. Müzenin bilimsel ve kültürel üretimi ise koleksiyonları ile gerçekleştireceği araştırma, inceleme, sergileme ve bunlarla ilişkili etkinlikleridir. Yani müzeler sergileri aracılığıyla bilgiyi üretir ve iletirler. Böylece müzenin iletişimini sağlayan temel etkinlikleri sergileri ve eğitim programlarıdır. Bunların yanı sıra halkla ilişkiler, pazarlama ve tanıtım çalışmaları, müze yayınları vb. faaliyetler de müzenin iletişim işlevi kapsamındaki çalışmalarındandır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Müze mekanları, bir kısmı halka açık, bir kısmı kapalı olmak üzere farklı hizmet alanlarından oluşur. Bunlar; tanıtım alanı/giriş, kültür-eğitim ve sosyal hizmet alanları, sergileme alanları, yönetim ve programlama alanları, bilgi-belge ve koruma-restorasyon alanları, depolar ve teknik alanlar olarak gruplandırılabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kültür eğitim ve sosyal hizmet alanları, ziyaretçilerin hem dinleneceği hem de sosyal ve kültürel hizmetleri alabileceği alanlardır. Konserler, film gösterimleri ya da farklı sosyal etkinliklerin düzenlenebileceği salonlar, eğitim atölyeleri, kütüphane, kafeterya ve/veya restoran, müze mağazası bu tür alanlar içindedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tanıtım alanları, müzenin topluma hizmet verdiği ilk alandır. Dış mekanla ilişki sağlaması, halka kapalı ya da kontrollü mekanlara geçiş ve müzenin halkla ilişkisinde bir başlangıç noktası oluşturması nedeniyle özenle tasarlanması gereken alanlardan biridir. Müzenin ana girişi, bilet gişeleri, danışma, bekleme bölümleri, vestiyer, denetim-güvenlik, rehberlik merkezi bu alanlarda yer alır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İş dünyası için geliştirilen yönetim tekniklerinin, müzelere özel gereksinimlere nasıl uyarlanacağı uzun yıllar tartışılmışsa da günümüzde uygulamadaki yerini almıştır. Bu doğrultuda, bugün müzelerde temel olarak beş prensibe dayalı bir yönetim anlayışı söz konusudur: • Mutlaka bir vizyon ve misyon benimsenmesi, • Benimsenen vizyon ve misyon bağlamında bir politika belirlenmesi, • Bu politikaları gerçeğe dönüştürecek planın hazırlanması, • Planların ne kadarının gerçekleştirilebildiğini görmek için performans ölçümü ve değerlendirme, • Ziyaretçi ihtiyaçları ve hizmetlerine verilen önemi yansıtacak bir pazarlama stratejisi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Küratör, denetimindeki koleksiyonlar konusunda uzman; bunların korunması, geliştirilmesi, yönetimi ile sergilerin düşünsel içeriğinin oluşturulması ve düzenlenmesinden sorumlu kişidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Müzecilik / Müzebilim, müzelerin organizasyon ve amaçlarına ilişkin çalışmalar yapan bir disiplin, bir bilim dalıdır. Bir başka ifadeyle “müzelerin toplumdaki rolü ve farklı işlevlerin bu role katkısının neler olduğuna ilişkin çalışmaların yapıldığı bilim dalı” dır. Müzeler ve müzeciliğe ilişkin teori ve uygulamalar üzerine çalışmalar yapan bir disiplin olarak “Müzebilim” uluslararası literatürde Museology; bu kapsamda eğitim veren akademik programlar da Museology, Museum Studies ya da Museum Science olarak adlandırılmaktadır. Türkiye’de ise müzebilim kapsamında eğitim veren mevcut akademik programlar Müzecilik Programı olarak adlandırılmışlardır. Özetle Müzecilik / Müzebilim (Museology) ülkemizde ve uluslararası ortamda hem söz konusu bilimsel disiplinin hem de ilgili akademik programların adıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çoğunluğu İstanbul, Ankara ve İzmir’de olmak üzere büyük şehirlerimizdeki bazı üniversitelerde, müzelerde çalışmak için gereken uzmanlığı sağlayabilecek hemen her alana ilişkin eğitim olanağı mevcutsa da müzebilim kapsamındaki müzecilik programları henüz çok sınırlı sayıdadır. Pek çok üniversitede, oldukça erken tarihlerde, lisans düzeyinde ve genellikle arkeoloji ve/veya sanat tarihi bölümlerinde seçmeli olarak verilen derslerle başlayan bu eğitimi, ayrı bir akademik disiplin olarak yüksek lisans düzeyinde veren ilk üniversite -1989 yılında açılan Müzecilik Yüksek Lisans Programı ile- Yıldız Teknik Üniversitesi olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Modern müzenin tarihi evreleri; stüdyolar, merak kabineleri, doğa tarihi kabineleri ve galeri yapılanmalarıyla ilişkilidir. Dolayısıyla koleksiyonculuğun temelleri bunların ortaya çıkmaya başladığı Rönesans döneminde atılmıştır. Bu dönemde baskın olan hümanizma düşüncesi, yeni ülkeler ve coğrafyaların keşfedilmesi, bilimsel araştırmaların güçlendiği bir bilgi çağının yaşanması ve tarihe ilginin artması gibi nedenlerle koleksiyonculuk çeşitlenmiştir. Bilimsel araştırmalarının bir parçası olarak ortaya çıkan anatomi, eczacılık, tıp, botanik, zooloji ile ilişkili koleksiyonlar eğitim alanında ortaya çıkarken nadire kabineleri de kişisel ilgiye ve zevke göre çeşitlenen araştırma koleksiyonları olarak yayılmış, bugünkü anlamda bir koleksiyon oluşumu bu dönemde gerçekleşmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Modern Avrupa müzelerinin öncüsü olarak Palazzo Medici (Medici Sarayı / Medici Riccardi Sarayı) kabul edilir. Palazzo Medici, İtalya-Floransa’da siyasi ve ekonomik gücüyle sanat piyasasını oluşturan ünlü bankacı ve tüccar Medici Ailesi’nden I. Cosimo tarafından 1440 civarı inşa ettirilmiştir. Bu saray, I. Cosimo’nun torunu Lorenzo Medici döneminde Rönesans sanatının başlı başına izlenebildiği mekan haline gelmiştir. Michelangelo’dan Raffaello’ya, Leonardo da Vinci’den Donatello kadar deha sanatçıların yeri olmuş, bu sanatçılar ve aile için çalışan diğer bilginler özellikle müze oluşumuna götüren yapılanmalarda etkili bir rol üstlenmişlerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dönemin önemli bilim adamlarından (piskopos, tarihçi ve doktor) sanat meraklısı Floransalı Paolo Giovio, 1540’larda Como Gölü yakınında Borgo Vico’da yaptırdığı villasında; tablolar, antik eşyalar, çeşitli ülkelerden getirilen nesne ve eserlerden, orijinal ve kopya portrelerden oluşan geniş koleksiyonunu Apollon ve 9 müz’lere ithaf ettiği bir odada sergilemek istemiş, bu mekanı müze olarak adlandırmasıyla -basit haliyle olsa da ana mantığına uyması nedeniyle- dünyada ilk kez bugünkü anlama yakın bir müze oluşturulmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İlk üniversite sanat koleksiyonu, 1546 yılında Oxford Üniversitesi'nde kurulan Christ Church College’daki resim koleksiyonu (Picture Gallery of Christ Church College) dur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1662 yılında İsviçre’de avukat ve sanat koleksiyoncusu olan Basilius Amerbach’ın koleksiyonu Basel Üniversitesi’ne bağışlanmış ve müze olarak şekillenerek 1671 yılında halka açılmıştır. Bunun ilk kurulan üniversite müzesi olduğundan söz edilse de koleksiyonun daha sonra başka müzelere dağıltılmış olması, dolayısıyla varlığını sürdürememiş olmasından dolayı halka açık ilk müze ve ilk üniversite müzesi olarak kabul edilmemektedir. Bu anlamda sürekliliği olan Oxford Üniversitesi Ashmolean (Ashmole / Ashmolen) Müzesi bazı araştırmacılar tarafından ilk müze, ilk üniversite müzesi, ilk bilim müzesi, ilk modern müze olarak kabul edilir fakat bu konu da tartışmalıdır. Ancak genel prensipler açısından günümüz müze kavramına yaklaşan özelliklerinin olduğunun bilinmesi; müzelerin kökeninin, gelişiminin, dönüşümlerinin görülmesi açısından önemlidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 60 çoktan seçmeli, 0 görselli ve 136 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.