Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
277 sorunun metninde arama yapabilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Bilimsel gelişme, nesnel bilginin ortaya çıkma, yayılma ve kullanılma koşullarının incelenmesi ve bu bağlamda; nitelikleri belirlenmiş bir metodun, yeni bir düşünme şeklinin ya da daha geniş anlamda dünyayı görme biçiminin tarihsel süreç içerisindeki oluşumudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bilimsel gelişmenin başlangıcı, pek çok kaynakta yazılanın tersine Rönesans’tan sonra değildir, insanlıkla birlikte başlamıştır. Başlangıç kaynağı da yine pek çok kaynağın aksine Batı dünyası değildir. Bilimsel gelişme, Doğu ve Batı uygarlıkları arasında zikzak çizerek gelişmiştir. Bu nedenle bilim hiçbir ırkın, kültürün, uygarlığın veya bölgenin tekelinde değildir. İnsanlığın ortak aklının ürünüdür ve tüm insanlığın malıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yönetim biliminin gelişimi de sosyal bilimlerin gelişimine paralel olmuştur. Ayrıca yönetim biliminin hukuk, sosyoloji, psikoloji, sosyal psikoloji, antropoloji gibi diğer pek çok bilim dalıyla ilişkisi vardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bilimin günlük yaşamdaki yansıması teknolojidir. İnsanoğlunun araç ve/veya uygulama geliştirmesi genelde üç temel düşünceye dayanmaktadır. Bunlardan birincisi, eksik olan organların yerini doldurma arzusudur. İkincisi, organların gücünü artırma arzusudur. Üçüncüsü, yaşamı kolaylaştırma, hızlandırma, yükünü hafifletme arzusudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tarihin başlangıcında insan ve hayvan gücü kullanılırken sonra devreye rüzgar gücü girmiş; 18. yüzyılla birlikte kömür ve buhar öne çıkmış, 19. yüzyılda petrol türevleri gibi fosil yakıtlara yönelinmiş, 20. yüzyılda bunların yanında atom enerjisi, güneş enerjisi, rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir güç kaynaklarına başvurulmuştur. Kullanılan enerjinin türü ve miktarı, gelişmiş ülke sıralamasında kullanılan en önemli ölçütlerden biridir ve yönetim biliminin gelişimine yapılan bilimsel katkılar da genellikle bu ülkelerden gelmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İlerleyen uygarlık seviyesi ve özellikle köy ile kent arasındaki kültürel yapının farklılaşması, toplumdaki mevcut sınıf farklılıklarını artırarak daha kalıcı hale getirmiştir. Bu dönemde; resim, müzik gibi sanatlara dair zevkler ve görgü kuralları, kölelerin yeterince verimli çalışmadığının fark edilmesi ve bazı bölgelerde köle ayaklanmalarının yaşanması, toprak sahiplerini mevcut sistemden daha farklı bir çözüm yolu aramaya itmiştir. Böylece kendilerine üretmedikleri için verimsiz çalışan kölelerin serbest bırakıldığı ve elde edilen ürünün toprak sahibi ile köylüler (köleler artık köylüler olmuştur) arasında eşit olarak paylaşıldığı yeni bir model ortaya konulmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu dönemde, bant tipi üretim sisteminin yarattığı üretim artışıyla birlikte ucuzlayan mallara gelen talep o kadar fazla olmuştur ki kimi zaman arz talebi karşılayamaz hale gelmiştir. Yükselen talebi karşılamak için, bant tipi üretim sistemine rahatlıkla monte edilen niteliksiz işçiler ve insan hareketlerini taklit edebilen yeni iş makineleri üretime katılmıştır. Fabrikalarda yeni iş olanaklarının ortaya çıkmasıyla birlikte, köylerden kentlere büyük bir göç yaşanmış ve köylü sınıfının önemli bir kısmı işçi sınıfına dönüşmüştür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Klasik yönetim içinde üç ayrı alt yaklaşım bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, öncülüğünü Frederick W. Taylor’un yaptığı bilimsel yönetim yaklaşımı; ikincisi, öncülüğünü Henry Fayol’un yaptığı yönetim süreci yaklaşımı ve üçüncüsü de, öncülüğünü Max Weber’in yaptığı bürokrasi yaklaşımıdır. Taylor’un bilimsel yönetim yaklaşımında, işçilerin verimliliğini ve etkinliğini artıracak uygulamalar üzerinde durulmaktadır. Fayol’un yönetim süreci yaklaşımında, işletmedeki operasyonel uygulamaların (işletmenin fonksiyonları) ve yönetim uygulamalarının (yönetimin fonksiyonları) sınıflandırılması yapılarak, başarılı bir yönetimin ilkeleri (14 ilke) sıralanmaktadır. Max Weber’in bürokrasi yaklaşımında ise örgüt türleri, otorite türleri ve bürokratik örgüt yapısının uygulamaları incelenmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Taylor, işletme yönetiminin başarısının dört yönetim ilkesinin uygulanmasına bağlı olduğunu öne sürmektedir. Bunlar; (1) gerçek bir bilimsel çalışmanın yapılması, (2) işçilerin bilimsel yöntemlerle seçilmesi ve sürekli olarak eğitilmesi, (3) üzerinde bilimsel çalışma yapılan iş ile bilimsel olarak seçilip eğitilen işçilerin bir araya getirilmesi ve bu işçilere yüksek ücret ödenmesi, (4) sosyal tarafların sürekli dostluğuna dayanan bir işbirliğinin kurulması.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İşletmede gerçekleştirilen faaliyetlerin altı gruba ayrılabileceğini öne sürmektedir: 1. Teknik uygulamalar 2. Ticari uygulamalar 3. Mali uygulamalar 4. Güvenlik uygulamaları 5. Muhasebe uygulamaları 6. Yönetim uygulamaları Fayol’a göre; işletmeler basit ya da karmaşık, büyük ya da küçük olsunlar, yukarıda sıralanan altı faaliyet grubu farklı kapsamlarda gerçekleştirilseler bile, işletmelerin genelinde bulunmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Max Weber örgütleri; karizmatik, geleneksel ve akılcı-yasal olarak sınıflandırır ve akılcı-yasal örgütü “bürokratik örgüt” olarak adlandırır. Akılcı olarak nitelemesinin nedeni örgütün hedeflerinin önceden belirlenmesinden kaynaklanmaktadır. Yasal olarak nitelemesinin nedeni ise görevini yerine getirirken örgüt üyesinin otoritesini yasalar, yönetmelikler, yönergeler ve kurallar doğrultusunda kullanmasıdır. Bu tür örgütler için Weber “bürokrasi” kavramını kullanmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Modern yönetim; sistem yaklaşımı ve durumsallık yaklaşımı olarak adlandırılan iki yaklaşımdan oluşmaktadır. Bu yaklaşımların temelinde; işletme olarak adlandırılan bütünü meydana getiren unsurların analiz yoluyla ayrılması ve tek tek ele alınıp ayrıntılı olarak incelenmesinden sonra bütünün sentezlenerek yeniden oluşturulması bulunmaktadır. Böylece, işletme olarak adlandırılan bütünün “özü” anlaşılabilir. Parçalar bütüne katkıda bulundukları ölçüde önemlidir. Böyle bir yaklaşım, işletmenin amaçlarına ulaşmasını sağlayacak uygulamaların gerçekleştirilmesini kolaylaştırır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Genel sistem yaklaşımı, bir biyolog olan Ludwig Von Bertalanffy’nin 1920’lerde öne sürdüğü bir yaklaşımdır. Buna göre; her sistem kendi çevresinden bağımsız olarak değil, bütünsellik anlayışı doğrultusunda çevresiyle ve kendi alt sistemleriyle olan ilişkisi göz önünde bulundurularak incelenmelidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Toplam kalite yönetimi, altı sigma, dengeli ölçüm kartı belli başlı yönetim uygulamalarından bir kaçıdır. Toplam kalite yönetimi, kaliteli ürün üretme düşüncesi üzerine odaklanan bir anlayışa dayanır ve temelinde standartlara uygunluk bulunmaktadır. Hizmet işletmelerinin de kalite kavramıyla tanışması, toplam kalite kavramının anlamının derinleşmesine neden olmuştur. Altı sigma, müşteri memnuniyeti odaklı bir uygulamadır. Bu uygulamanın amacı; kaliteyi artırmak değil müşteri memnuniyetini sağlamaktır. Dengeli ölçüm kartı ise Robert Kaplan ve David Norton tarafından geliştirilmiştir. Uzun dönemli stratejik amaçların kısa dönemli hedeflere dönüştürülmesine yardımcı olan bir uygulamadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Personeli güçlendirme (empowerment), örgüt bünyesinde çalışanların bilgi ve yetkinlikleri doğrultusunda inisiyatif alma ve sorun çözmeye yetkili kılınmalarıdır. Bu şekilde, çalışanların bilgi, beceri ve motivasyon düzeylerinin yükseltilerek otoritelerini kullanabilme yolunun açılması amaçlanmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Değişim mühendisliği (reengineering), iş süreçlerinin yeniden tasarlanmasıdır. Bu yönetim uygulaması, süreçlerin kurumsal performans doğrultusunda yeniden tasarlanması, gerekiyorsa tamamen değiştirilmesi anlamına gelmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Örgütün yalın olması “gerek duymadığı her şeyden kurtulması” olarak tanımlanabilir. Yalın organizasyonlar; daha az enerji tüketerek, daha az işgücü kullanarak, daha küçük örgüt yapısıyla önemli maliyet avantajları yaratarak rakiplerine üstünlük sağlarlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Öğrenen örgüt uygulaması, Peter Senge’in 1990’da yayımlanan “Beşinci Disiplin” adlı kitabındaki görüşlerine dayanmaktadır. Öğrenen örgütler, geçmişte yaşadığı olaylardan ve yapılan hatalardan sonuçlar çıkaran, olayların nedenlerini araştırarak sürekli gelişen ve yenilenen dinamik örgütlerdir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu yaklaşıma göre işletmeler, faaliyetlerini sürdürebilmek için değişlik girdilere ihtiyaç duyar ve bu girdileri çevrelerinden temin etmek zorundadır. Bu nedenle kritik ve temini sorunlu girdiler için işletme yönetimi tarafından önlem alınması gerekmektedir. Kaynak bağımlılığı yaklaşımı, işletmeyi dışla açık bir sistem olarak ele alan ve özellikle çevresiyle olan etkileşimi üzerinde duran bir yaklaşımdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İşletme; tedarikçileriyle, işgücüyle (çalışanlarıyla) ve müşterileriyle işlem (mübadele) yapar ve taraflar arasında kabul edilebilir bir fiyat oluştuğunda işlem gerçekleşir. Böylece alıcı ile satıcı arasındaki ilişki son bulur. Bu yaklaşıma göre gerçekleştirilen işlemler önemli bir maliyet unsurudur ve yapılacak tasarruflar kurumsal performans üzerinde doğrudan etkilidir”.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kurumsallaşma, “zaman içinde örgütte oluşan, örgütün kendine özgü işleyişini yansıtan, örgütte bulunan aktörleri ve örgütü şekillendiren grupları açıklayan ve örgütü çevresiyle uyumlaştırmanın yollarını gösteren bir süreçtir.”
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İlk insanlardan bugüne kadar bilimsel gelişmenin ve bu doğrultuda ortaya çıkan uygulamaların esas tetikleyicisi, doğa ile insan arasındaki mücadelenin insan lehine değiştirilebilme çabası olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsanoğlunun araç ve/veya uygulama geliştirmesi genelde üç temel düşünceye dayanmaktadır. Bunlardan birincisi, eksik olan organların yerini doldurma arzusudur. Örneğin uçak, insanda olmayan bir organın, kanadın yerini; denizaltı solungaçların yerini tutar. İkincisi, organların gücünü artırma arzusudur. Örneğin araba, hızlı bacakların; teleskop, keskin gözlerin; stetoskop ise hassas kulakların yerini doldurur. Üçüncüsü, yaşamı kolaylaştırma, hızlandırma, yükünü hafifletme arzusudur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1850 ve 2010 yılları arasında yapılan ve her biri uygarlık tarihinin birer dönüm noktası olarak değerlendirilen buluşlardan bazıları şunlardır: Chappe’nin telgrafı (1763), Trvithick’in lokomotifi (1804), Niepce’nin fotoğrafı (1826), Thimonnier’in dikiş makinesini (1830), Orton’un eteri (1846), Belçikalı mühendislerin içten yanmalı motoru (1860), Nobel’in dinamiti (1865), Sholes’in daktiloyu (1867), Bell’in telefonu (1876), Edison’un fonografı (1877), yine Edison’un ampulü (1880), Herts’in elektromanyetik dalgaları (1885), Berliner’in gramofonu (1887), Lumiere Kardeşler’in sinema makinesini (1894), Marconi’nin radyo dalgalarını (1896), Wright Kardeşler’in motorlu uçağı (1903), Fleming’in elektronik vakum tüpünü (diyot) (1904), Korn’un faks makinesini (1922), Baird’in televizyonu (1926), Carlson’un fotokopi makinesini (1938), Chain ve Florey’in penisilini (1940), Bardeen, Brattain ve Schockley’in transistörü (1948), IBM’in bilgisayarı (1951), SSCB’nin uyduyu (1957), Townes ve Schawlow’un lazeri (1958), MIT’nin interneti (1962), Philips şirketinin kompakt diski (CD) (1982), Microsoft’un Windows işletim sistemini (1983), CERN’nin World Wide Web’i (1991), ABD’nin genetik kopyalamayı (1997), ABD’nin insanın gen haritasını (2000) keşfetmesi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Köleler için köylü tabirinin kullanılmaya başlandığı toplumlar, derebeylik toplumu (feodal toplum) olarak adlandırılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 23 çoktan seçmeli, 0 görselli ve 254 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.