Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
149 sorunun metninde arama yapabilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Yönetim kavramını tanımlamada kullanılan yöntemlerinden birisi, yönetim kavramının kapsamına giren her şeyi tanıma dâhil etmek (genus proximum) yani “efradını cami” bir tanım yapmaktır. Bu bağlamda, yönetimin sadece insanlar için geçerli bir kavram olduğunu söyleyebiliriz. Başka deyişle; hayvanlar güdülür, araçlar sürülür, makinalar kullanılır, insanlar ise yönetilir. Ayrıca, yönetim kavramını tanımlarken, kavrama ait olmayan herşeyi dışta bırakmak (differentia specificae) yani “ayarını mani” bir tanım yapmak da önemlidir. Buna göre, yönetimden söz edebilmek için en az iki insanın olması, bunlardan birinin “yöneten” diğerinin “yönetilen” rolünü üstlenmesi gerekmektedir. Yönetim kavramının soyut olması, yani anlaşılması ve kavranması güç olması nedeniyle kavramı tanımlarken “metafor” (bir şeyi başka bir şeyle açıklamaya çalışmak) kullanmaya neden olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Değişik bakış açılarına göre yapılan tanımlar yönetimin anlamına “boyut ya da derinlik” kazandırdıkları için önemlidir. Ancak her bakış açısında üç temel özellik öne çıkmaktadır. Bunlardan birincisi “amaçlara ulaşmak”, ikincisi “verimlilik, etkinlik ve iktisadilik”, üçüncüsü ise “işbirliğinin sağlanması”dır. Yönetimin bu üç temel özelliği “rasyonellik (akılcılık) ölçütleri” olarak adlandırılmakta ve yönetimin akıl ve bilime dayanan bir eylem olmasının önemini vurgulamaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yönetim biliminin gelişimi sosyal bilimlerin gelişimine paralel olmuştur. Bu bağlamda, yönetim biliminin hukuk, sosyoloji, psikoloji, sosyal psikoloji, antropoloji gibi diğer pek çok bilim dalıyla ilişkisi vardır. Ayrıca, yönetim bilimini diğer bilim dallarından ayıran önemli bir özellik bulunmaktadır. Şöyle ki; yönetim bilimini tanımlarken “bilimlerin en yenisi, sanatların en eskisi” denilerek diğer bilim dallarından ayırıcı olan özelliği vurgulanmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yönetim Süreci eldeki kaynakların planlanması ile başlamaktadır. Bir sonraki aşama, planlanan faaliyetler ile örgütteki işler ve kişiler arasındaki yetki ilişkilerinin kurulmasıdır. Sürecin üçüncü aşaması olan yöneltmede planlanan ve örgütlenen faaliyetler uygulanmaya başlamaktadır. Tüm işlerin birbiriyle uyum içinde olmasını sağlayan koordinasyonun gerçekleştirilmesinden sonra elde edilen sonucunun planlanana uygun olup olmadığı denetlenmektedir. Denetim sonunda elde edilen bilgiler geri beslemeyle yeniden sürece dahil edilmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kontrol (Denetim): İşletmede elde edilen sonuçlarla planlanmış ve elde edilmesi beklenen sonuçlar karşılaştırıldığında olumlu ya da olumsuz bir sapmanın söz konusu olup olmadığının belirlenmesidir. Olumlu sapma var ise, planlanandan daha fazla ürün/hizmet üretilmesi söz konusudur. Bu durumun planlama hatasından kaynaklandığı düşünülebilir. Olumsuz sapma planlanandan daha az üretildiğini gösterir ki bu durumda verimli, etkin ve iktisadi bir faaliyet gerçekleştirilmediği sonucuna ulaşılabilir. Elde edilen sonuçlar (mevcut durum) ile planlanan sonuçlar (beklenen durum) arasında olumsuz sapma varsa, düzeltici önlemlerin alınmasının gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yönetici kavramını en yalın şekliyle, yönetme gücünü elinde bulunduran ve yasalara, kurallara ya da belli koşullara uygun biçimde çalışmayı sağlayan kişi olarak tanımlayabiliriz. Buna göre yönetici, yönetim sürecinin sorumluluklarını üstlenen kişidir. Başka deyişle, işletme kaynaklarını planlayan, örgütleyen, koordine eden ve denetiminden sorumlu olan kişidir. Bu bağlamda yönetici; işletmenin değişen rekabet koşullarına uymasını ve sürekli dinamik halde olmasını sağlayan, işletmenin risk dışındaki sorumluluklarını üstlenen, işletmenin amaçlarını gerçekleştirmek için girişimciye karşı sorumluluk üstlenen ve işletme çalışanlarının bireysel amaçlarıyla işletmenin örgütsel amaçları arasında uyum sağlayan işletme çalışanıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Sorumlulukları açısından yöneticileri; genel yönetici, fonksiyonel yönetici, proje yöneticisi olarak sınıflandırabiliriz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hiyerarşik açıdan yöneticileri; üst, orta ve alt düzey yöneticiler olarak sınıflandırabiliriz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Nitelikleri açısından yöneticileri; hümanist nitekliklere sahip yöneticiler, vicdan sahibi yöneticiler ve ambisyon sahibi yöneticiler olarak sınıflandırabiliriz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yetkinlikleri açısından yöneticileri; kavramsal yetkinliklere sahip yöneticiler, beşeri yetkinliklere sahip yöneticiler ve teknik yetkinliklere sahip yöneticiler olarak sınıflandırabiliriz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Profesyonel yönetici, yöneticilik işini kazanç sağlamak amacıyla yapan, yöneticilik alanında ustalaşmış ve uzmanlaşmış kimse anlamına gelmektedir. Bu kimse, yöneticilik konusunda mesleki eğitim almış ve deneyim kazanmış, işin tüm inceliklerini veya açıklarını çalışarak kavramış ve işletmede farklılık yaratabilecek bir düzeye ulaşmıştır. Bu bağlamda, sıradanlığın dışına çıkmış ve işletmenin yönetiminde sözü dinlenen kimse olarak akla gelmektedir. Bir sorun oluştuğunda, sorunun ne olduğu (sorunun analizi) hakkında ondan görüş alınır ve soruna uygun çözüm üretmesi beklenir. Profesyonel yöneticiler işletmede sorunla karşılaştıklarında yapıcı tavır sergilerler ve genellikle çözüm odaklıdırlar. Profesyonel yöneticileri diğer yöneticilerden ayıran önemli özellikler vardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kurumsal stratejiler ve rekabet stratejileri doğrultusunda, orta düzey yöneticilerinin sorumluluğunda olan fonksiyonel amaçlara (bölüm hedeflerine) ulaşabilmek için, politikaların oluşturulması gerekir. Politika genel olarak, işletmede çalışanların davranış ve kararlarına yol gösteren anlatımlardır ve amaçlara ulaşmayı sağlayan araçlardır. Başka deyişle, politika, stratejilerle saptanmış amaçlara ulaşım yollarının belirlenmesidir. Strateji daha çok profesyonel yöneticinin tasarlama, öngörü ve sezgileriyle ilgilidir. Kalite politikası, insan kaynakları politikası, ücret politikası gibi politikalar ise, özel durumlar için oluşturulmuş, uygulama odaklı bazı ilke ve kuralları ifade etmektedir. Politikalar sık sık değişmez oysa stratejiler sürekli değişen çevreye uyum sağlamak durumundadırlar. Bu nedenle, işletme politikalarının her ne kadar profesyonelleşme düzeyi yüksek üst düzey yöneticilerinin belirlediği stratejilerle sınırları çizilmiş olsa da, profesyonelleşme düzeyi daha düşük orta düzey yöneticileri doğrudan ilgilendirdiğini söyleyebiliriz.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İşletme bilimi açısından girişimci kavramını “sermayesini kâr elde etmek amacıyla ortaya koyan ve üretim faktörlerini bir araya getirerek belirli bir mal ve/veya hizmeti üretmek ve/veya pazarlamak riskini üstlenen kişi” olarak tanımlayabiliriz. Girişimcinin en önemli özelliği girişimcilik ruhuna sahip olmasıdır. Şöyle ki; doğa (yani üretimin gerçekleştirileceği yer), sermaye (yani arazi, bina, makina, hammadde), emek (ücret karşılığında çalışan işgörenler) ve teknoloji (patent, lisans, know how, imtiyaz) gibi üretim faktörlerini “girişimcilik ruhu” bir araya getirir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Girişimciyi yöneticiden ayıran üç önemli unsur bulunmaktadır. Şöyle ki; • Girişimci kâr ve/veya zarar etme riskini yüklenen kişidir, • Girişimci üretim faktörlerini bulan kişidir, • Girişimci bulduğu üretim faktörlerini birleştirerek tüketicilerin belirli bir mal ve/veya hizmet ihtiyacını karşılamayı düşünen kişidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Girişimcinin temel özelliği “kâr odaklı” olmasıdır. Kâr elde edebilmesi için kurduğu işletmenin (sistemin) verimli çalışması gerekir. Bir sistemin verimliliği, o sistemin çıktı miktarının (veya çıktıların parasal değerinin) girdi miktarına (veya girdilerin parasal değerine) oranını ifade eder. Verimliliği artırmak dört şekilde olabilir. Şöyle ki; i. Aynı girdi miktarıyla daha çok çıktı yaratarak, ii. Aynı çıktıyı daha az girdiyle yaratarak, iii. Girdi miktarında yaşanan artışın daha fazlasını çıktı miktarında yaratarak, iv. Çıktı miktarının azalma oranını girdi miktarındaki azalmadan daha düşük miktarda tutarak.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Devlet girişimcilere bazı teşvikler ve vergi avantajları sağlayarak girişimciliği özendirmekte ve yönlendirmektedir. Şöyle ki; teşviklerin ve vergi indirimlerinin genellikle daha az gelişmiş ve işsizliğin yoğun olduğu bölgelere doğru yönlendirildiği görülmektedir. Girişimciliğin özendirilmesinin başlıca nedenleri arasında; yeni iş ve istihdam olanaklarının yaratılması, üretimin artarak ekonomik yaşamın canlanması, işsizliğin önlenmesi, gayri safi ulusal hasılanın artırılması sayılabilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İşletme yönetiminin genel amacı, mal ve/veya hizmet üreterek topluma faydalı olmaktır. Çünkü işletmeler toplumun kıt kaynaklarını(çeşitli madenler, petrol, vb. gibi) kullanırlar. Bu nedenle, topluma karşı sorumludurlar. Kıt kaynaklara her geçen gün yenileri eklenmektedir. Örneğin, eskiden su kıt kaynak değilken, çevre kirlenmesi ve küresel ısınma sonucu artık kıt bir kaynak olmuştur. Benzer şekilde, hava bir kıt kaynak değildir, ancak devam eden hava kirliliği gelecekte onun da kıt bir kaynak olmasına neden olabilecektir. Genel amaç; dünyanın her ülkesinde faaliyette bulunan her türlü işletme için ve işletmenin yaşamının devam ettiği sürece geçerlidir; başka deyişle, evrenseldir ve süreklilik arz etmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İlke, değişmesi ve ikamesi mümkün olmayan değerleri ifade eder. Örneğin, insanlıkla ilgili temel ilkeler; yalan söylememek, hırsızlık yapmamak, onurlu olmak vb.dir. İşletmeler de misyonlarını belirlerken; borçların zamanında ödenmesi, ücretlerin bordroda düşük gösterilmemesi, müşterilerin doğru bilgilendirilmesi gibi temel ilkelere bağlı kalmak durumdadırlar. Vergi kaçırmak, yalan söyleyerek mal satmak üzerine bir işletme kurmak mümkün değildir, bu durum ilkesizlik olacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İşletmenin stratejik amaçları üç tanedir. Bunlar; verimlilik, kârlılık ve büyümedir. Bu amaçların “stratejik amaçlar” olarak adlandırılmasının nedeni işletmede üst düzey yönetiminin belirlediği kurumsal stratejiler ve rekabet stratejileri doğrultusunda gerçekleşmeleridir. Verimlilik, amaçların gerçekleşmesi için kaynakların doğru kullanılması anlamına gelmektedir. Karlılık, etkinlik ve verimliliğin doğal sonucudur ve işletmenin varlığını devam ettirebilmesi, yeni yatırımlar yapıp büyüyebilmesi için gereklidir. Büyüme, üretim miktarı artışını veya sayısal olarak gelişmeyi ifade etmektedir. İşletmelerde; üretim kapasitesi, satış miktarı, yatırım miktarı, kullanılan hammadde ve enerji miktarı, çalışan sayısı gibi çeşitli faktörlerde meydana gelen artışlar, büyüme olarak algılanır. İşletmeler genelde maliyetlerini düşürmek, üretimlerini artırmak, üretim faktörlerinin temininde avantajlar elde etmek için büyürler. Büyümeyen, yatırım yapmayan işletmeler zaman içinde rakiplerine kıyasla küçülmektedirler. Bunların yanında büyüme, işletmelerin örgüt yapılarının da değişmesine neden olmakta, bu yolla işletmeler teknolojideki gelişmeleri izleyebilmekte ve çağdaş yönetim tekniklerine uyum sağlayarak faaliyetlerine devam edebilmektedirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Amaçlar hiyerarşisinde stratejik amaçlardan sonra fonksiyonel amaçlar gelmektedir. Fonksiyonel amaçlar, işletmede bulunan her bir fonksiyonun, yani bölümün, işletmenin stratejik amaçlarına uygun şekilde geliştirdiği alt amaçları ifade etmektedir. Bu amaçlar; satış, pazarlama, üretim, insan kaynakları, araştırma ve geliştirme gibi farklı bölümlerin kendi bölüm amaçlarıdır ve bütçe ile ifade edilir. Bütçe, gelir ve giderlerin yıllık hedefler doğrultusunda rakamsal olarak belirlenmesi olduğundan, işletmedeki her bölümün kendi bütçesini hazırlaması, bölümlerin yıllık hedefler doğrultusunda faaliyetlerinin denetlenmesi anlamına da gelmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Amaçlar hiyerarşisinin son basamağında, fonksiyonel amaçların yani bölüm amaçlarının ilgili bölüm çalışanlarına yüklenmesi (normlar) gelmektedir. Başka deyişle, bütçe hedeflerinin ilgili bölüm çalışanlarına yüklenerek performanslarının saptanabilmesine yardımcı olan davranış standartlarının belirlenmesidir. Bölüm hedeflerinin bölümde çalışanlara yüklenmesi (hedeflere ulaşmada onlardan beklenen katkının somut olarak ortaya konulması) aslında bölüm çalışanlarından beklenilen davranış standartları ve kurallardır. Bu açıdan ele alındığında, norm olarak da adlandırabileceğimiz bu davranış kuralları, çalışanlarının gerek bölümdeki faaliyetlerinin, gerekse birbirlerine karşı ilişkilerinin düzenlenmesinde önemli rol oynarlar ve çalışmalara bütünlük kazandırırlar. Bir müşteri temsilcisinin yapması gereken satış miktarı ve müşteri ziyareti sayısı, bir üretim işçisi için kabul edilebilir maksimum fire ya da hataların miktarı, müşteriler için yapılacak azami ve asgari reklam sayıları, tartı ve laboratuvar aletlerini kontrol etmek için saptanmış zaman süreleri örnek olarak verilebilir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İşletmede belli bir pozisyona sahip yöneticiler, o pozisyona özgü eylem, tutum ve davranışlar olarak tanımlayabileceğimiz bazı normlara (standartlara) uygun rolleri yerine getirirler. Örneğin; bir orta düzey yöneticisi doğrudan bağlı olduğu üst düzey yöneticisine “ast”, kendisine bağlı olarak çalışanlara “üst” rolünü üstlenecektir. Diğer bölüm yöneticilerine karşı “iş arkadaşı” rolünü üstlenecek ve onlara danışmanlık (bilgi alışverişi) hizmeti verecektir. İş dışındaki zamanlarda ise, “eş, baba, oğul, dost” olarak çeşitli roller üstlenebilecektir. Sonuçta, üstlenilen her rol bu role özgü talep ve beklentileri bünyesinde taşımaktadır. Yöneticilik işi, üç temel grupta sınıflandırabileceğimiz on farklı role ayrılarak incelenebilir: 1. Bireylerarası Rolü • Temsilcilik rolü • Liderlik rolü • İlişki rolü 2. Bilgi Rolü • Gözlemci rolü • Yayma / Duyurma rolü • Sözcülük rolü 3. Karar Verme Rolü • Girişimci rolü • Sorun çözen rolü • Kaynak bulan rolü • Müzakereci rolü
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yetki; yöneticinin karar verme, emir verme ve kaynak tahsisinde sahip olduğu resmi ve yasal haklardır. Yetki ilişkileri, organizasyondaki çeşitli pozisyonlara (görevlere) göre çeşitlendirilip sınırlandırılarak düzenlenir, yöneticilere kullandırılır. Örgütlerde yetki, üç türde karşımıza çıkmaktadır. Bunlar; hat, kurmay ve fonksiyonel yetkidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Klasik yönetim kuramının kapsamında üç ayrı alt yaklaşım bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, öncülüğünü Frederick W. Taylor’un yaptığı ‘bilimsel yönetim’ yaklaşımı; ikincisi, öncülüğünü Henri Fayol’un yaptığı ‘yönetim süreci’ yaklaşımı ve üçüncüsü de, öncülüğünü Max Weber’in yaptığı ‘bürokrasi’ yaklaşımıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Her üç yaklaşımın temelinde “kurumsal performansın nasıl daha fazla yükseltilebileceği sorusuna cevap arayışı” bulunmaktadır. Her üç yaklaşımın ortak özellikleri aşağıda sıralandığı gibidir: • Kurumsal performans ve kar arasındaki doğrusal ilişkiye odaklanmışlardır. • Kurallar ve davranış standartları (normlar) doğrultusunda çalışanları zorlayarak üretimin artırılabileceğine inanmaktadırlar. • Otoriter ve merkeziyetçi bir örgüt yapısının gerekli olduğunu düşünmektedirler, • İletişimin yukarıdan aşağıya doğru tek yönlü olması gerektiğini savunmaktadırlar. • Biçimsel örgüt yapısı üzerinde durmakta, biçimsel olmayan örgüt yapısını önemsememektedirler. • İş güvencesinin çalışanlar için sorumluluk almaktan ve inisiyatif kullanmaktan daha önemli olduğunu vurgulamaktadırlar. • Çalışanların genelde akılcı (rasyonel) davrandıklarını ve ücretle çalışmaya motive edilebileceklerini öngörmektedirler. • Çalışanların kişisel sorunlarının işyerindeki verimlilikleri ve etkinlikleri üzerinde önemli olmadığına inanmaktadırlar. • Örgüt ve çevresi arasında önemli bir etkileşimin olmadığını düşünmektedirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 3 çoktan seçmeli, 0 görselli ve 146 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.