Türkiye için toplam kaç adet ilerleme raporu yayınlanmıştır ?
Yayımlanmış cevap
Türkiye için 1998 yılından 2014 yılına kadar toplam 17 İlerleme Raporu yayınlanmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
398 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Türkiye için 1998 yılından 2014 yılına kadar toplam 17 İlerleme Raporu yayınlanmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
2004 yılında yayınlanan 7. İlerleme Raporu 187 sayfadan ve “giriş, üyelik kriterleri, sonuç ve katılım ortaklığı” olmak üzere 4 ana bölümden oluşmaktadır
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
2004 İlerleme Raporu, 2002 yılında Konsey tarafından alınan karar gereğince basit bir İlerleme Raporu olmanın ötesinde anlamlar taşımaktadır. Çünkü Konsey 2002 yılında aldığı kararla 2005’te Türkiye ile müzakerelere başlayıp başlamama kararını Komisyon’un 2004 İlerleme Raporu ve bu yönde alacağı kararına bağlamıştı. O yüzden tesadüf değildir ki bu rapor ilk raporun neredeyse 3 katından daha uzun ve şimdiye kadar yayınlanan raporlar arasında da en uzun olan rapordur. Rapor netice olarak Türkiye ile müzakerelerin başlatılabileceği tavsiyesine dayanak teşkil eden bir rapor oldu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
2011 Raporu 116 sayfadan ve “giriş, siyasi kriterler, ekonomik kriterler ve üyelik yükümlülüğünü üstlenebilme yeteneği” olmak üzere 4 bölümden oluşmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kıbrıs konusunda; Konsey ve Komisyon’un müteaddit çağrılarına rağmen, Türkiye, hâlâ Avrupa Topluluğu ve üye devletlerinin 21 Eylül 2005 tarihli Deklarasyonunda ve Aralık 2006 ile Aralık 2010 tarihli sonuçlar da dahil olmak üzere, Zirve sonuçlarında belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmemiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Rapor’un olumlu yönlerine bakıldığı zaman; siyasi reformlar, AB hukukuna uyumun sağlanması, vize ve göç, enerji ve terörle mücadele alanlarında işbirliğinin arttırılması yoluyla, katılım müzakerelerini desteklemek üzere pozitif gündemin başarıyla uygulamaya geçirilmesine vurgu yapmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Rapor’un sonuç kısmında Türkiye’de katılımcı bir yaklaşımla yürütülmekte olan yeni Anayasa çalışmalarından duyulan memnuniyet dile getirilirken, Türkiye’nin siyasi kriterlerin yerine getirilmesinde kayda değer bir ilerleme sağlayamamış olmasına da vurgu yapılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İktisadi Kalkınma Vakfının notuna göre 2014 yılı raporuyla Komisyon Türkiye’ye ilişkin 17’nci İlerleme Raporunu yayınlamıştı. “80 sayfalık bu rapor ile birlikte, 1998 yılında yayımlanan ilk rapordan bugüne Avrupa Komisyonu’nun Türkiye hakkında yayımladığı ilerleme raporları, 1.786 sayfayı” bulmuştu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türkiye Avrupa Birliği (AB) ilişkileri 1959 yılında Türkiye’nin Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET)’na yapmış olduğu ortak üyelik başvurusuna dayanmaktadır. Türkiye’nin yapmış olduğu başvuru üzerine 12 Eylül 1963 tarihinde, Türkiye ile AET Arasında Bir Ortaklık Yaratan Anlaşma imzalanmıştır. Ankara Anlaşması olarak adlandırılan ortaklık anlaşması, 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
AB’ye tam üyelik statüsünün dışında, AB ile ortak üye ülke arasında ileri ekonomik ve siyasi bütünleşmenin sağlandığı bir statüdür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ankara Anlaşması, ortak üyelik için üç dönem öngörmüştür. Bu dönemler, Hazırlık Dönemi, Geçiş Dönemi ve Son Dönem’dir. Hazırlık Dönemi Geçici Protokol ile, Geçiş Dönemi Katma Protokol ile, Son Dönem ise 1/95 ve 2/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararları ile düzenlenmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Hazırlık Dönemi Ankara Anlaşması’nın yürürlüğe girdiği 1 Aralık 1964 tarihinde başlamış ve 31 Aralık 1972 tarihinde sona ermiştir. Hazırlık Dönemi’nde Türkiye ekonomisinin gümrük birliğine hazırlanması öngörülmüştür. Bu bağlamda Türk ihraç ürünlerine tek taraşı ticari ayrıcalıklar tanınmış ve mali yardımda bulunulmuştur. Hazırlık Dönemi’ni takiben 1 Ocak 1973 tarihinde Geçiş Dönemi başlamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Geçiş Dönemi gümrük birliğinin fiilen hayata geçirileceği, diğer bir ifadeyle tarafların gümrük birliği yükümlülüklerini üstlenecekleri bir dönemdir. Esasen Geçiş Dönemi Türkiye’nin gümrük birliği yükümlülüklerini üstleneceği dönemdir. Geçiş Dönemi’nin 31 Aralık 1995 tarihinde tamamlanması planlanmıştır. Geçiş Dönemi süresince Türkiye çeşitli ekonomik ve siyasi nedenlerle on iki ve yirmi iki yıllık takvimlerdeki yükümlülüklerini, biraz gecikmeli de olsa yerine getirmiş ve Geçiş Dönemi planlandığı gibi 31 Aralık 1995 tarihinde sona ermiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Geçiş Dönemi’nin sona ermesiyle birlikte 1 Ocak 1996 tarihinde, Ankara Anlaşması’nın ortaklık ilişkisi için öngördüğü Son Dönem’e geçilmiştir. Son Dönem’in, Türkiye ile AB arasındaki gümrük birliğinin sorunsuz bir şekilde uygulandığı ve Türkiye’nin ekonomik ve siyasi olarak AB’ye daha da yaklaştığı bir dönem olması hedeflenmiştir. Türkiye’nin ortaklık ilişkisinin Son Dönemi’nden beklentisi, AB’nin Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ile başlattığı beşinci genişleme sürecine katılmak olmuştur. Aralık 1999 Helsinki Zirve Toplantısı’nda Türkiye’nin diğer tam üye adayı ülkelerle eşit statüye sahip bir tam üye adayı olduğu kararı alınmıştır. Böylece Türkiye’nin tam üyelik süreci başlamıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
AB’nin tarihî genişleme sürecidir. Çek Cumhuriyeti, Polonya, Macaristan, Slovak Cumhuriyeti, Slovenya, Estonya, Letonya, Litvanya, Güney Kıbrıs ve Malta’nın 1 Mayıs 2004 tarihinde AB’ye tam üyelikleriyle birlikte beşinci genişleme sürecinin ilk dalgası gerçekleşmiştir. Genişleme sürecinin ikinci dalgasında yer alan Bulgaristan ve Romanya, 1 Ocak 2007 tarihinde AB’ye tam üye olmuştur. Genişleme sürecinin üçüncü dalgasında ise Türkiye ve Hırvatistan yer almaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Türkiye’ye, Aralık 1997 Lüksemburg Zirve Toplantısı’nda sunulmuş olan, tam üyeliğe alternatif bir stratejidir. Türkiye için Avrupa Stratejisi, Türkiye ile AB arasındaki gümrük birliğinin derinleştirilmesi ve genişletilmesi esasına dayanmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
9 Aralık 2004 Brüksel Zirve Toplantısı kararlarında Türkiye içim önem arz eden hususlar şunlardır; • Tam üyelik müzakereleri, ucu açık müzakereler olarak tanımlanmıştır. Bu durum Türkiye’ye özgü olmayıp genişleme sürecinde yer alan tüm aday ülkeler için geçerlidir. • AB, Türkiye’deki reform sürecini memnuniyetle karşılamakta ve Türkiye’nin reform sürecini sürdüreceğine olan inancını vurgulamaktadır. Ayrıca Avrupa Komisyonunun Türkiye’deki siyasi reform sürecini, özellikle de temel özgürlükler ve insan haklarına saygı ilkelerine uyumunu izlemeye devam edeceğini belirtmiştir. • Komşu ülkelerle olan anlaşmazlıklara Uluslararası Adalet Divanında çözüm aranacaktır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Euro bölgesi ülkeleri için mali disiplin öngören Maastricht kriterleri, istikrar ve Büyüme Paktı kriterleri olarak kabul edilmektedir. Bu kriterler, bütçe açığı ve kamu borcu kriteridir. Bütçe açığı kriterine göre, üye ülkelerin bütçe açıkları GSYİH’lerinin % 3’ünü geçmemelidir. Kamu borcu kriterine göre ise üye ülkelerin kamu borçları GSYİH’lerinin % 60’ını geçmemelidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Uluslar üstü yapıya sahip olan AB’nin çok sayıda ortak politikası vardır. Ancak Avrupa Birliği’nin tek para birimi Euro’dur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
AB’nin EPB uygulamasının eksik yönü, ortak maliye politikasının olmamasıdır. AB’nin ortak bütçesi, diğer bir ifadeyle AB bütçesi, AB GSYİH’sinin % 1’i civarındadır. Bu kadar küçük bir bütçe, gerçek bir makroekonomik politika aracı olmaktan çok uzaktır. AB bütçesi yıllık olarak yapılmakla birlikte, gelecek beş yıllık dönemi kapsayacak şekilde planlanmaktadır. AB bütçesi, bu özelliği nedeniyle yaşanabilecek ekonomik istikrarsızlıklara ve olası ekonomik krizlere karşı duyarlı ve esnek değildir. Bu bakımdan AB bütçesi hem çok küçüktür; hem de AB ekonomisini yönetebilecek güce sahip değildir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
AB’nin üç farklı sınırlaması mevcuttur. Bu sınırlamaların ilki, Maastricht Kriterleri olarak bilinen sınırlamalardır. İkinci sınırlama, EPB’ye katılan ülkelerin uyması gereken kriterlerdir. Üçüncü sınırlama ise esasen bir sınırlama değil, üye ülkeler arasındaki işbirliğini gerekli kılan bir uygulamadır. Üye ülkelerin para ve maliye otoriteleri yıllık Genel Ekonomi Politikası İlkeleri toplantılarında bir araya gelerek uzun dönem planları yapmakta ve fikir alışverişinde bulunmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
2012 yılı itibarıyla üye ülkelerin yıllık Katma Değer Vergisi (KDV) matrahlarının % 0,3’ü, AB bütçesine gelir olarak aktarılmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bir ekonomik entegrasyon türüdür. Gümrük birliğine üye olan ülkeler dış ticarette birbirlerine uyguladıkları tarife ve benzeri tüm ticaret engellerini kaldırırlar; gümrük birliği dışındaki ülkelere de ortak gümrük tarifesi uygularlar ve tek bir dış ticaret politikası yürütürler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Üye ülkeler arasında gümrük birliğinin oluşturulduğu, malların işgücünün, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımının sağlandığı bir ekonomik entegrasyon türüdür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Para birliğinin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi, üç temel unsurun varlığına bağlıdır. Bu unsurlar; • Üye ülkeler arasında para politikalarının uyumlaştırılması, • Üye ülkelerin döviz rezervlerinin ortak bir havuzda toplanması, • Tek bir merkez bankasının veya parasal otoritenin oluşturulmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?