Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
273 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
Bir ülke içerisindeki tüm iktisadi faaliyetler “milli ekonomi” olarak adlandırılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İktisadi birimler olarak üretici ve tüketicilerin faaliyetlerine “Piyasa Ekonomisi” denir. Devletin de bir iktisadi birim olarak ekonomik faaliyetlerde bulunması ve/veya özel iktisadi birimlerin yani üretici ve tüketicilerin faaliyetleri üzerinde düzenleyici kararlar alması “kamu ekonomisi” adı verilen bir ayrı iktisadi yapı ve kurumu ortaya çıkarır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fizyokratlar “doğal düzen”, Klasik iktisatçılar da “görünmez el” düşüncesi ile ekonomik faaliyetlerin işleyişinde ortaya çıkabilecek dengesizlik ve istikrarsızlıkların esasen geçici nitelikte olduğunu ve bunların zaman içerisinde ortadan kalkacağını savunmuşlardır. Bir diğer deyişle, Fizyokratlar ve klasik iktisatçılar piyasa ekonomisinin, sosyal refahın optimizasyonu için yeterli olduğunu ve kamu ekonomisine sınırlı bazı fonksiyonlar dışında gerek kalmadığını iddia etmişlerdir. Klasik iktisadi düşünceye önemli bir katkı olarak kabul edilen neoklasik iktisadi düşünce ise, piyasa ekonomisinin tek başına optimum sağlamaktan uzak olduğunu ve bu nedenle kamu ekonomisine gerek olduğunu açıklamıştır. Neoklasik iktisatçıların, bir diğer deyişle teorik refah iktisatçılarının görüşleri iktisat literatüründe “piyasa başarısızlığı teorisi” olarak bilinmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Tam Rekabet Modelinin Gerçekleştirilememesi • Dışsal Ekonomiler • İçsel Ekonomiler • Kamusal Mallar
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tam rekabet piyasaları, çok sayıda alıcı ve satıcı bulunan, piyasaya giriş-çıkış serbestisi sağlanmış, homojen malların bulunduğu ve bütün piyasa ilişkilerinin açıkta cereyan ettiği bir piyasa modelidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Piyasaya giriş ve çıkış serbest olmalıdır. Buna “serbestlik” özelliği denilmektedir. • Piyasada alıcı ve satıcılar kendi aralarında fiyatları ve üretim miktarını etkileyemeyecek kadar sayıca çok olmalıdır. Buna “atomisite” özelliği denilmektedir. • Piyasaya arz edilen mal ve hizmet türleri homojen, yani birbirine benzer olmalıdır. Böylece, piyasada bir firmanın mallarının diğerlerine tercih edilmesi imkanı ortadan kalkmaktadır. Buna “homojenite” özelliği denilmektedir. • Üretim faktörlerinin ekonominin bütün alanlarına kolayca akışı mümkün olmalıdır. Bu şart ise “akıcılık”,”mobilite” ve “seyyalite” gibi kavramlarla ifade edilmektedir. • Alıcı ve satıcıların piyasada olan bitenlerden haberdar olmaları gereklidir. Böylece bir seçim özgürlüğü sağlanmış olacaktır. Bu özelliğe ise “saydamlık” veya “şeffaşık” denilmektedir. • Üreticilerde “kâr maksimizasyonu”, tüketicilerde ise “fayda maksimizasyonu” düşüncesi ve gayreti bulunmalıdır. Yukarıdaki şartların hep birlikte sağlanması hâlinde “tam rekabet” söz konusudur. Ancak gerçek hayatta bu şartların hemen hiçbirinin tam olarak sağlanamayacağı, bu nedenle de bu koşulların “soyut bir varsayım” dan öteye gidemeyeceği bilinmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Piyasalarda haberleşme ve bilgi elde etme olanaklarının farklılığı nedeniyle tam rekabet piyasasının “şeffaf” olma özelliği gerçekleştirilememektedir. Benzerlik: Aynı ihtiyacı karşılamaya yönelik mal ve hizmet türleri arasında piyasada çoğunlukla bir benzerlik söz konusu değildir. Bu durum bazı firmaları, diğerlerine oranla üstün kılmakta ve tam rekabetten sapmalar yani aksak rekabet söz konusu olmaktadır. Tercih özgürlüğü: Bireyler açısından tercih özgürlüğü, bireylerin piyasada üretilmesini istedikleri mal ve hizmetlerin nelerden ibaret olacağına karar vermeleri ile ilgilidir. Ancak gerçek hayatta başta reklamlar olmak üzere birçok faktör bireysel tercihlerin sapmasına neden olmaktadır. Firmalar açısından tercih özgürlüğünün anlamı ise şudur; firmalar üretim faktörlerinin kullanımında özgür olabilmelidirler. Diğer bir deyişle, firmalar emeğin, sermayenin ya da diğer üretim faktörlerinin hangi mal ve hizmet üretiminde ve ne bileşimde kullanılacağına özgürce karar verebilmelidirler. Ancak günümüzde bu tercih özgürlüğü de devletin uyguladığı çeşitli politikalarla önemli ölçüde sınırlanmaktadır. Atomisite: Özellikle mal piyasalarında aksak rekabetin söz konusu olması nedeniyle satıcılar kendi aralarında anlaşarak centilmen anlaşmaları yaparak, kartel, tröst, holding vb. kurumlar oluşturarak fiyatları istedikleri şekilde belirleyebilmektedirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Dışsal ekonomiler (external economies) genel olarak bir ekonomik birimin üretim ve/veya tüketim faaliyeti sonucunda, başka birimlerin fayda ve/veya maliyet fonksiyonlarının olumlu ya da olumsuz yönde etkilenmesi olarak tanımlanabilir. Herhangi bir mal veya hizmet piyasasında endüstrilerin yoğunlaşması sonucunda, endüstriye yeni giren firma, önceki firmaların ortalama üretim maliyetlerinde bir azalmaya neden olur. Bir ekonomik birimin üretim ve/veya tüketim faaliyeti sonucunda, başka birey ya da firmaların fayda ve/veya maliyet fonksiyonlarının olumlu olarak etkilenmesine "pozitif dışsallık” adı verilir. Bir ekonomik birimin üretim ve/veya tüketim faaliyeti sonucunda, başka birey ya da firmaların fayda ve/veya maliyet fonksiyonlarının olumsuz olarak etkilenmesine "negatif dışsallık” denir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Devletin dışsal ekonomilere karşı iki yönlü etkisi olabilir: Devlet, dışsal ekonomilerin söz konusu olduğu üretim faaliyetlerini bizzat üstlenebilir; veyahutta üretim faaliyetlerine dolaylı yönden etkide bulunabilir. Devletin dışsal ekonomilere dolaylı yönden etkisi de iki şekilde olabilir; pozitif dışsal ekonomilerin söz konusu olduğu üretim alanlarına üretimin devamı için sübvansiyon verilebilir; veya negatif dışsal ekonomilere neden olan firmaların bir “düzenleyici vergi” (corrective tax) ödemeleri zorunlu kılınabilir. Örneğin, çevre kirliliğine neden olan bir firmanın ek vergi ödeme zorunluluğuna tabi tutulması gibi.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Firma ölçeğinin artmasıyla firmada iş bölümü gerçekleştirilebilir ve uzmanlaşma sağlanabilir. İş bölümü ve uzmanlaşma sonucu emek kullanımında bir içsel ekonomi ortaya çıkar. • Firma ölçeğinin artmasıyla birlikte üretimde yeni teknolojinin kullanılması birim başına üretim maliyetlerini azaltır. Bu üretim maliyetlerindeki azalma küçümsenmeyecek düzeydedir. • Aynı şekilde ölçek büyümesi ile birlikte firmanın pazarlama maliyetlerinde bir azalma görülür. • Ayrıca büyük ölçekli firmalar daha kolay ve daha ucuz finansman olanaklarından yararlanarak içsel ekonomiler elde ederler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Siyasal Talepçe Düzenlenmesi: Piyasa ekonomisinde özel malların arzını düzenleyen, bireylerin bu mallara olan taleplerinin toplamıdır. Yani, piyasa talebidir. Bu durum kamusal mallar için geçerli değildir. Çünkü kamusal malların bölünmezlik ve pazarlanmazlık özellikleri bu mallara çoğu kez bireylerin tercihlerinin açıklanmasını gerekli kılmaz. Bireyler tercihlerini açıklamasalar da kamusal mal arzı yapılacaktır. Bu nedenle kamusal arz, özel malların arzından farklı olarak gerçekleşmektedir. Kamusal malların arzını siyasal talep düzenlemektedir. Siyasal talebin niteliği siyasal rejimin yapısıyla yakından ilgilidir. Bölünebilirlik/Bölünmezlik ya da Tüketimde Rakip Olma/Olmama Özellikleri: Özel mallar, tamamen “bölünebilir”, yani tüketimde rakip mallardır. Bir bireyin özel mal tüketimi sadece kendisine ait olabilir ve bu maldan diğer bir bireyin tüketimi engellenebilir. Kamusal malların ise bazıları bölünebilir, bazıları kısmen bölünebilir ve bazıları da bölünemez özelliktedir. Bölünemez özellikteki kamusal malların tipik örneği savunma, adalet ve diplomasi mallarıdır. Bu tür malları esasen üretim tekniği yönünden bölmek mümkün değildir. Örneğin, her eve ayrı bir milli savunma veya diplomasi malı sunmak üretim tekniği yönünden mümkün değildir. Kamusal malların bu temel özelliği bazen bireyler arasında tam bir eşitlik hâlinde olmayabilir. Dışlanabilirlik/Dışlanamazlık ya da Tüketimden Mahrum Bırakma/Bırakamama Özellikleri: Savunma, diplomasi gibi mallarda bireylerin tüketimden mahrum bırakılması düşünülemez. Özel mallar ise tamamen pazarlanabilir nitelikte olduğundan bu mallardan bedel ödemeyenlerin dışlanması pekala mümkündür. Kişisel ve Ortak Tüketim: Ortak ya da kollektif tüketim tek bir maldan birden fazla tüketicinin yararlanmasıdır. Örneğin, savunma, diplomasi, tiyatro ve spor gösterileri, vb. mal ve hizmetler ortak tüketime konu mallardır. Bireyler bu tür mallardan ortak olarak yararlanırlar. Bir bireyin bu tür bir malı tüketmesi diğer bireylerin fayda fonksiyonunda bir azalma doğurmaz. Ortak tüketime konu mallara kamusal mallar literatüründe “klüp malları” (club goods) adı verilmektedir. Özel mallarda ise ortak tüketim özelliği yoktur. Bireyler bu mallardan ayrı ayrı yararlanabilirler. Yani, özel mallarda kişisel tüketim söz konusudur. Dışsal Ekonomiler: Kamusal malların bir kısmı önemli ölçüde dışsallık yaratırlar. Daha önce de belirtildiği üzere dışsallık, bir ekonomik birimin üretim ve/veya tüketim faaliyeti sonucunda başka birimlerin fayda ve/veya maliyet fonksiyonlarının olumlu ve/veya olumsuz yönde etkilenmesidir. Dışsal ekonomilerin kamu ekonomisi yönünden taşıdığı önem, herhangi bir kamusal malın kamu kesimince mi yoksa özel kesimce mi sunulması gerektiğine imkan vermesidir. İçsel Ekonomiler: işletmenin üretim ölçeğinin değişmesi sonucu elde edilen içsel ekonomiler özellikle elektrik, su, havagazı üretimi ve dağıtımı, telekomünikasyon hizmetleri, demir yolu hizmetleri, televizyon yayını vb. hizmetler de oldukça yaygındır. Bedavacı Sorunu: Özel mallarda, mal ve hizmeti tüketmek için bedelinin ödenmesi gereklidir. Yani bedava hizmetten yararlanmak mümkün değildir. Oysa, kamusal malların bir kısmı için bedel ödeme söz konusu değildir. Vatandaşlar bedel ödemeseler de bazı kamusal mal ve hizmetlerden (örneğin, savunma hizmeti) yararlanırlar. Kamu ekonomisinde bu duruma “bedavacı sorunu” adı verilmektedir. Talebin Zorunlu Olması: Kamu ekonomisinde vatandaşların bazı kamusal hizmetlere talepte bulunmaları zorunlu kılınmıştır. Zorunlu askerlik hizmeti, zorunlu ilkokul eğitimi, nüfus cüzdanı alınması, şoför ehliyeti alınması vb. bu konuda örnek olarak verilebilir. Özel mallarda ise tüketici ve üretici açısından tüketim ve üretim özgürlüğü esastır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mal ve Hizmetler: • Pür Mallar: • Pür kamusal mallar • Pür özel mallar • Pür Olmayan Mallar: • Yarı kamusal mallar • Doğal tekel malları • Ortak havuz malları • Merit - demerit mallar
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
1. Kaynak Kullanımında ve Kaynak Dağılımında Etkinlik Sağlanması Fonksiyonu 2. Adil Bir Gelir ve Servet Dağılımı Sağlanması Fonksiyonu 3. İktisadi istikrarın Sağlanması Fonksiyonu 4. İktisadi Büyüme ve Kalkınmanın Sağlanması Fonksiyonu 5. Ödemeler Bilançosunda Denklik Sağlanması Fonksiyonu
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Üretimde etkinlik, Tüketimde etkinlik, Üretimde ve tüketimde ortak etkinlik.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kişisel gelir dağılımı, milli gelirin toplumu oluşturan bireyler arasında nasıl dağıldığını, diğer bir deyişle bireylerin toplam milli gelirden ne oranda pay aldıkları gösteren bir gelir dağılımı ölçütüdür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Gelirin yeniden dağılımı, gelir dağılımındaki adaletsizlik sorununun piyasa ekonomisi içerisinde kendiliğinden çözüme kavuşturulamaması nedeniyle devlet elindeki birtakım araçlarla ekonomiye müdahale ederek adil bir gelir dağılımı gerçekleştirmeye çalışması sonucunda ortaya çıkan gelir dağılımıdır. Piyasa ekonomisindeki kendiliğinden oluşan gelir dağılımı “birincil gelir dağılımı” olarak ifade edilirken, devlet müdahalesi sonucunda ortaya çıkan gelir dağılımı “ikincil gelir dağılımı” olarak da adlandırılır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yeniden dağılım politikasının en etkin aracı maliye politikasıdır. Gelir ve servet dağılımındaki eşitsizlikleri gidermek yönünden maliye politikasının elinde başlıca vergi, kamu harcamaları ve kamu kredisi olmak üzere üç araç vardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
• Para ve kredi politikası • Maliye politikası • Dış ticaret politikası • Regülasyon ve kontroller politikası • KİT politikası
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Munzam Karşılıklar, Açık Piyasa işlemleri, İskonto ve Reeskont Politikası, Kantitatif ve Kalitatif Kredi Kontrolü Para ve Kredi Politikasının araçlarıdır. Amaçları ise şöyledir: ekonomik istikrarın sağlanması, fiyat istikrarı, tam istihdam.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kamu Gelirleri Politikası (Vergi Politikası), Kamu Giderleri Politikası, Borçlanma Politikası, Borç İdaresi Politikası ve Bütçe Politikası.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tarifeler, Miktar Kısıtlamaları (Kota/Kontenjan sistemi), Kambiyo Rejimi, Serbest, Döviz Kuru Rejimi, Sabit Döviz Kuru Rejimi, İhracatın Teşviki, Kambiyo İstikrar Fonu.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Devlet adil bir gelir ve servet dağılımının sağlanması için Regülasyon ve Kontrol politikası uygulamaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Kamu girişimciliği politikası uygulanır. Araçları ise kamu iktisadi girişimciliği ve karma iktisadi girişimciliğidir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fizyokratlar “doğal düzen”, Klasik iktisatçılar da “görünmez el” düşüncesi ile ekonomik faaliyetlerin işleyişinde ortaya çıkabilecek dengesizlik ve istikrarsızlıkların esasen geçici nitelikte olduğunu ve bunların zaman içerisinde ortadan kalkacağını savunmuşlardır. Bir diğer deyişle, Fizyokratlar ve klasik iktisatçılar piyasa ekonomisinin sosyal refahın optimizasyonu için yeterli olduğunu ve kamu ekonomisine sınırlı bazı fonksiyonlar dışında gerek kalmadığını iddia etmişlerdir. Klasik iktisadi düşünceye önemli bir katkı olarak kabul edilen Neoklasik iktisadi düşünce ise, piyasa ekonomisinin tek başına optimum sağlamaktan uzak olduğunu ve bu nedenle kamu ekonomisine gerek olduğunu açıklamıştır. Neoklasik iktisatçıların, bir diğer deyişle teorik refah iktisatçılarının görüşleri iktisat literatüründe “piyasa başarısızlığı teorisi” olarak bilinmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tam Rekabet Modelinin Gerçekleştirilememesi, Dışsal Ekonomiler, İçsel Ekonomiler ve Kamusal Mallardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 19 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 254 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.