Soru arşivi yükleniyor…
Soru arşivi yükleniyor…
Sorular yükleniyor…
Sınav ve konu sorularıyla çalış. Cevabını kontrol et, zorlandığın soruları kaydet ve yeniden çöz.
269 sorunun metninde arama yapabilirsin.
Diğer 3 görselli soruları kendi sayfalarında çözebilirsin.
İlerleme yükleniyor…
Bir seçeneği işaretlediğinde cevap gösterilir. Klavyede Tab ile sorulara, ok tuşlarıyla seçeneklere geçebilirsin.
Soruyu oku ve A–E arasından cevabını seç. Seçiminden sonra doğru cevap gösterilir.
İlerleme yükleniyor…
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Sonraki görselli soru ↓
Görseli tam boyutta aç ↗Görseldeki doğru seçeneğin harfini işaretle.
Kendi cevabını düşün, sonra yayımlanmış cevapla karşılaştır. Değerlendirmeyi sen yaparsın.
İlerleme yükleniyor…
İnsanın varlığı ve varlığını sürdürebilmesi açısından doğal kaynaklar ve çevre çok önemli olması nedeniyle tarih boyunca ve farklı disiplinlerde hep ilgi odağı olmuştur. Do¤al kaynaklarla çevre içiçe olması, boyutlarının derinliği, kapsamının sınırlarının belirsizliği, özellikleri, sınıflandırılması, sorunları ise farklı disiplinlerde farklı anlamlar yüklemelerine bağlı olarak geniş bir tanımlama yapılmıştır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mekan boyutundan incelendiğinde çevre, yerelden küresele uzanan farklı mekan açısından coğrafî sınırlar ön plana çıkmaktadır. Yerleşim yerlerinin temel özelliklerine göre mekân, kırsal ve kentsel olarak ayrılabildiği gibi, farklı ölçekte, yerel, bölgesel, ulusal, uluslararası ve küresel boyutta da ayrılabilir. Farklı boyuttaki mekanlar birbirinden farklılaşan özellikler taşıyabilirler.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsanların mekân üzerinde yerleşme türü en genel olarak kırsal ve kentsel şeklinde biçimlenmektedir. Kent ve kırın kendine ait taşıdığı farklı özelliklerden dolayı, nicelik ve nitelik olarak birbirinden farklılaşan yönleri de vardır. Az nüfuslu ve dağınık yerleşmelerden oluşan kırda yaşayanların temel ekonomik uğraşı alanları tarım ve tarıma dayalı üretim süreçleridir. Kentler ise yoğunlaşan ve dağılmış bir yerleşim olup temel ekonomik uğraşı sanayi, hizmetler gibi toprağa dayalı olmayan üretim şekilleri ve süreçlerini kapsayan yerleşim yerleridir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Mekân özelliğine göre çevre kavramını incelediğimizde, farklı mekân ölçeklerinde ele almak gerekmektedir. Bu anlamda çevre yerel, bölgesel şeklinde coğrafî ölçeklerde tanımlanabildiği gibi yönetsel, siyasal ölçeklere göre de ulusal ve uluslararası şeklinde bir tanımlama yapılabilir. Çevrenin yerel ve bölgesel ölçekte tanımlanması, bölgenin etkileşim içinde olduğu çevresel unsurların oluşturduğu bir bütün olarak algılanmaktadır. Bölge boyutu bir ülkenin sınırları dâhilinde olabileceği gibi bir çok ülkenin ve birçok ülkenin bölgelerini kapsayan sınırlar içinde de düşünülmektedir. Yönetsel ve siyasal ölçeklere göre; ulusal boyut ise ülke içindeki farklı yerlerin çevresel unsurları ve değerlerinin oluşturduğu ulusal çevre varlıklarını ortaya koymaktadır. Yönetsel ve siyasal ölçeklere göre, uluslararası boyut ise ülkeler arası çevresel değerlerin ve unsurların oluşturduğu uluslararası çevre varlıkları açısından ele alınmaktadır. Bu anlamda çevrenin uluslararası boyutta ele alınmasının nedeni ise çevre kavramının değişen anlamıdır. Çünkü çevre ve çevre değerleri, tüm ülke ve toplumların ortak malıdır. Yerel, bölgesel ve ulusal boyutları aşan bütün ulusları birleştiren evrensel değerler bütünüdür. Barış ve uzlaşma içinde, ulusal ya da bölgesel sınırları aşan uluslararası boyutta, çevresel değer ve varlıkları koruyan ve önem veren bir dünya düzeni kurmak ve sürdürmek, artık ülkelerin ve uluslararası kuruluşların ulaşmak istedikleri ortak ve en önemli amaç olmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çevre kavramı ekonomik sosyal ve siyasal gelişmelerle birlikte, hızla gelişmiş ve içeriği yani kapsamı da genişlemiştir. Ayrıca insan refahı merkezli ve çevre merkezli yaklaşımlara göre ise çevre kavramının eşanlamlı olarak kullanılan kavram ve tanımların da ortaya çıkmasına ve bu kavramalarında çevre kavramı kapsamı içerisinde yer almasına neden olmuştur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çevrenin en önemli özelliği, tüm canlıların, cansızların ve insanların yaşamları süresince birbirleri ile ilişki ve etkileşim içinde olmalarıdır. Bu bağlamda bu ortamın dengeli bir şekilde işlerliği ve bu ilişkilerin sürdürülebilmesi için çevre olgusunun temelini oluşturan ekolojik sistemin dengesinin korunmasına bağlıdır. Ekolojik sistem ya da kısaca ekosistem, insan ve diğer canlı toplumların (popülasyonların) bir arada uyum ve denge içinde varlık ve gelişmelerini sürdürebilmeleri için gerekli ve var olan koşulların bütünü olarak tanımlanabilir. Ekoloji canlı varlıkları doğal ortam ve organizmalar arasında kurulan ilişki ve etkileşim sürecinde analiz etmektedir. Ele alınan canlılar sadece hayvan ve bitki topluluklarıdır. Fakat çevre, insanı doğal ve yapay çevre içinde incelemektedir. Bu bağlamda, çevre kavramı ekolojiye göre kapsamı daha geniş olmaktadır. Ekolojik sistem içerisinde gelişen ve biyolojik çeşitlilik ve türleri etkileyen bir olay, süreç ve değişimin etkisi, insanın da bu sistem içerisinde var olmasından dolayı büyük olmaktadır. Ekosistemin en önemli özelliği, tüm canlı populasyonların kendi içlerinde ve diğer canlı populasyonlarla olan ilişki ve etkileşimlerinde dinamik, dengeli ve düzenli bir işleyişin olmasıdır. Bir başka deyimle ekosistemde, bütün enerjimaddecanlı ilişkileri ile üretim-tüketim-birikim ve dolaşım süreçleri aynı zamanda fakat dinamik bir işleyiş sürecinde gerçekleşmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Bu ilkeler bağlılık ilkesi, sınırlama ilkesi ve dayanışma ilkesi olarak üç grupta açıklanabilir. Bağlılık ilkesi, ekolojik sistem içerisinde var olan bütün canlı ve cansız varlıklar arasında karmaşık fakat sürekli ve etkileşimli bir ilişkinin olmasıdır. Sınırlılık ilkesi, her canlının büyüme ve çoğalma konusunda sonsuza kadar var olamayacağı ve bir sınırı olmasını açıklamaktadır. Dayanışma ilkesi ise ekolojik sistem içinde her canlı ve cansız varlıkların birbiri ile çok yönlü ve karşılıklı bir dayanışma ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Dayanışma ilkesi bu bağlamda ilkeler içinde ekolojik sistemin özünü açıklayan ilke olmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsanın, ekolojik sistem içinde çevresiyle olan ilişkisi bağlamında, çevre etiği ve çevre sorunlarını analiz eden felsefecilere ve felsefi tartışmalara göre, iki yaklaşım çerçevesinde çevre ve çevre sorunları tanımlanmaktadır. Birinci yaklaşım, insan ve insan refahını merkeze koyan insan merkezli yaklaşım; ikinci yaklaşım ise çevre ve çevrenin sürdürülebilirliğini merkeze koyan çevre merkezli yaklaşımdır. İnsan merkezli yaklaşım aslında orijinali ben merkezli yaklaşım olarak insanların yüzyıllardır algıladığı ve uyguladığı, fakat teorik düzeyde daha sonra geçerliliğini yitirip insan merkezli yaklaşıma bırakan yaklaşımdır. İnsan merkezli çevre anlayışında ise insanların çevre ve doğaya karşı davranışlarına sınır getirilerek, çevre ve doğaya karşı sorumlu davranılması felsefesi benimsenmiştir. İkinci yaklaşım ise çevre merkezli çevre anlayışıdır. Çevre merkezli çevre anlayışında ise insanlar da dahil ekosistemdeki tüm canlı ve cansız varlıkların yaşam topluluğunun birer ögeleri olarak eşit oldukları ve insanın ve hiçbir varlığın birbirinden üstün olmadığı anlayışı hakimdir. Bu bağlamda, söz konusu anlayış günümüzde kabul görmüş olan ve benimsenmiş bir ulusal ve evrensel çevre anlayışıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çevre tanımlaması kapsamında yer alan kavramlardan biri ise doğadır. İnsanın dışında kalan ve herhangi bir insan müdahalesi olmadan şekillenen, gelişen varlıklar, toprak, yer üstü ve yer altı zenginlikleri, su; hava, bitkiler, hayvanlar doğayı oluşturan varlıklardır. Aslında doğa ile ekosistem kavramları çevre kavramı ile birlikte düşünülen ve doğanın dengesi ve ekolojik denge çevre olgusunu aç›klamakta kullanılan kavramlardır. Üretim ve tüketim amacıyla insan faaliyetleri doğaya verdikleri zararlar sonucunda doğanın dengesi bozulmuştur. Bu bağlamda doğa, kendisini yenileyemeyecek boyutlarda zarar gördüğü sürece, ekolojik denge bozularak çevre sorunları düzeltilemeyecek şekilde katlanarak artmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yaşam kalitesi, çevre korumanın aslında moral yönünü vurgulayarak çevre ve çevre varlıklarına bir nitelik vermek istemektedirler. Yaşam kalitesi, çevre kavramı kapsamında da anılan fakat refah politikalarının önemli araçlarından olan ve çevreyi tamamlayan kavramdır. Çevre sadece doğa ile sınırlı değildir, insan ve insan refahı ile ilgili olarak toplumsal ilişkiler içinde, boş zaman geçirme, dinlenme, iş ilişkileri gibi çok önemli olguları da kapsamaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yaşam çerçevesi çevre kavramı kapsamında anılan ve kentleşme, çerçevesi mimarlık, şehircilik anlayışında çevre ile eş anlamlı olarak düşünülen kavramdır. Yaşam çerçevesi, doğa ve çevre bilimcilerden çok, şehircilikte, mimarlıkta ve bu anlamdaki yaşam tarzları ile ilgilenenlere çok yakın bir kavramdır. Yaşam çerçevesi, fiziksel ve toplumsal çevreyi de içine alarak, çevre kavramının somutlaştırmasında çok önemli bir işlev görmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Miras ya da ortak mal, çevresel öge ve varlıkların tamamını kapsayan bir kavramdır. Herkesin bir bedel ödemeden kullanabildiği bir maldır. Herkes bu maldan istediği kadar faydalanabilir ve kimsenin bu maldan faydalanmasının önüne geçilemez. Ortak mallarının üretimi piyasada bir fiyat aracılığıyla olamaz. Ortak malların bu temel özelliklerinden dolayı toplumun ortak malı bir başka deyimle önceki nesillerden kalmış mirası gelecek nesillere de aynı şekilde aktarılmalıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Doğal Kaynaklar, insan ihtiyaçlarını karşılayan ve doğal çevrede ortaya çıkmış ve hazır bulunan kaynaklardır. Fakat bir mal ya da varlığın kaynak olarak nitelendirilmesi için birtakım şartları taşıması gerekmektedir. Bu şartları şöyle sıralayabiliriz: Kaynağın faydalı olması, o kaynağın varlığının farkında olunması ve bilinmesidir. Fakat kaynağın farkında olunabilmesi için ise, bilgi ve teknolojik sistemler gereklidir. Bir mal ya da varlığın kaynak olabilmesi için ikinci şart, faydalı olmasıdır. Fakat kaynağın ya da malın faydalı olarak bilinmesi ise ülkeye, zamana, toplumsal tercihlere kural ve geleneklere ve kültüre bağlı olmaktadır. Bir mal ya da varlığın kaynak olabilmesi için üçüncü şart ise kaynak ya da malı çıkaracak, işleyecek teknik bilgi, beceri ve yetenektir. Bu belirtilen üç şart, kaynağın faydalı olduğunu bilmek, kaynağın farkında olmak ve kaynağı çıkartıp işleyecek, bilgi, yetenek ve tekniğe sahip olmak veri bir zamanda ve veri bir ülke için geçerli olmaktadır. Günümüzde artık doğal kaynaklar›n, özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişmelerindeki önemi anlaşılmıştır. Bu ülkelerin sahip oldukları nüfusla birlikte, sahip oldukları doğal kaynakları ülkelerin ekonomik varlık ve servetlerini oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkeler sermaye stokları açısından avantajlı olmalarına rağmen doğal kaynaklardan da en verimli şekilde fayda sağlama yöntemlerini kullanmaktadırlar. Bu bağlamda doğal kaynak yönünden avantajlı olmayan ülkeler ise sahip oldukları nüfus, teknoloji ve girişim yetenekleri ile farklı ülkelerden hammadde alarak işleyerek bu dezavantajı avantaja çevirmeye uğraşmaktadırlar.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsan kaynakları, doğal kaynaklar ve kültürel kaynaklar olmak üzere üç ana grupta incelenmektedir. Doğal kaynaklar ise kaynağın en önemli özelliği olan süre (zaman) göz önüne al›narak yapılan ayırıma göre yenilenemeyen(stok) kaynaklar ve yenilenebilen (akım) sürekli kaynaklar olarak ayrılmaktadır. Yenilenemeyen kaynaklar ise doğada değişmeden sabit bir miktarda kalan tüketildiği zaman yerlerine yenileri olmadığı için alternatifleri olmayan kaynaklardır. Kömür, yer altı madenleri, ham petrol, kayalar ve mermer yatakları bu tür yenilenemeyen kaynaklardır. Yenilenemeyen kaynaklar ise kaynağın en önemli özelliklerinden birisi olan süreklilik bakımından incelendiğinde tükenebilen ve tükenmeyen kaynaklar olarak bir sınıflandırma yapılmaktadır. Tükenebilen kaynaklar, kendiliğinden insan müdahalesi olmadan ortadan kalkan kaynaklardır. Doğal gaz yenilenemeyen stok bir kaynaktır ve yer altı su kaynaklarında olduğu gibi kayalar arasındaki bir çatlaktan tüketilmeden atmosfere karışabilir. Tükenmeyen kaynaklar ise insanların müdahalesi olmadan kullanılmadan yıllarca özelliğini ve varlığını koruyup kalabilen kaynaklardır. Yer altı petrol yatakları insan tüketimine maruz kalmadan uzun yıllar bozulmadan kalabilen kaynaklardır. Yenilenebilen kaynaklar ise doğal ortam koşulları içinde özellik ve varlıklarını koruyabilen miktarları değişmeden sabit kalabilen kaynaklardır. Yenilenebilen kaynaklar ise insan müdahalesi sonucu etkilenmesine göre incelendiğinde insanlar tarafından etkilenen kaynaklar ve insanlar tarafından etkilenmeyen kaynaklar olarak bir sınıflandırma yapılmaktadır. İnsanlar tarafından etkilenen kaynaklar, insan müdahalesine bağlı olarak azalır ve tükenebilirler. Ancak bu doğal kaynaklar varlıklarını sürdürüp yenileyebildikleri için şimdiki ve gelecek nesiller için kaynak olma özelliğini devam ettirirler. Kritik noktası olan doğal kaynaklar, insanların müdahalesi sonucunda kritik noktaları olduğu için varlıkları ve nesilleri tehlikede olan kaynaklardır. Bu kaynakların bazıları varlığını sürdürebilirken bazılarının varlığı ve nesli tükenmiştir. Kritik noktası olmayan doğal kaynaklar ise insanların müdahalesi sonucunda kritik noktaları olmadığı için varlıkları ve nesilleri tehlikede olmayan kaynaklardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
İnsan ve doğal çevresi arasındaki ilişki aslında var olduğu günden beri bafllamış ve yaşamın sürdürebilirliği açısından taşıdığı önem nedeniyle ise bu ilişki her zaman ilgi de uyandırmıştır. İnsan ve doğal çevresi arasındaki ilişkide tarih boyunca sürekli çevre, insanı etkilerken insan da çevreyi yavaş yavaş etkilemektedir. 30-40 bin yıl önce türleri yok olan büyük memeli hayvanların yok olmaları, insanların avlanmasının etkisi olduğu bilinen bir gerçektir. İnsanın doğal çevreyle ilişkisi günümüzden yaklaşık 10.000 yıl önce yaşanan tarım devrimi ile birlikte değişmeye başlamıştır. Fakat insanoğlunun medeniyet çağına girerken tarımı keşfetmesi ile başlayan çevreyle olan kontrollü ilişkisinde bile ağaçların kesilmesi ormanların yok edilmesi kaçınılmaz olmuştur. Bu ilk değişimden sonra 18. yüzyılda başlayan ve insan nüfusunu kentlere çeken ve büyük sayılarda mal ve hizmet üretimi gerçekleştiren Sanayi Devrimi ikinci büyük değişimi takip etmiştir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ekonomik sistem ve ekolojik sistem, doğal kaynaklar ve çevre ekonomisi açısından önemli olan süreçler, akımlar, stoklar arasındaki ilişkilerin ortaya konulması açısından çok önemli sistemler olmaktadır. Özellikle ekonomik sistem ekolojik sistemin bir alt sistemi olarak çalışmaktadır. Ekolojik sistem içinde en büyük enerji kaynağı güneş ve diğer yenilenebilir ve yenilenemez doğal kaynaklar, ekonomik sistem içinde ise üretim için gerekli enerji ve madde ihtiyacını aktaran sistem olmaktadır. Ekonomik sistem içinde gerçekleşen üretim sürecinde emek sermaye ile yenilenebilir ve yenilenemez kaynaklar bir araya gelerek güneş, rüzgar ve diğer enerji kaynakları vb. üretimi gerçekleştirirler. Üretim sürecinde meydan gelen üretimler tüketim sürecinde tüketime hazır hale gelmiş olur. Ekonomik sistem içerisinde oluşan üretim ve tüketim süreçleri aynı zamanda ekolojik sisteme bırakılan ve ekolojik süreci tehdit eden atık maddeler ve emisyonlar da üretmektedir. Ekonomik sistemde emek, sermaye ve enerji kullanılarak ekolojik sisteme bırakılacak olan atıklar yeniden kullanılmak üzere üretim sürecinde değerlendirilmekte değerlendirilemeyen atıklar ise ekolojik sisteme birikinti ve atık madde olarak bırakılmaktadır. Bu bağlamda ekonomik sistemde ortaya çıkan doğal atık ve emisyonlar ile atık ve emisyon değerlendirme ve işleme süreçlerinden sonra değişmeden kalan ve yayılan emisyonlar doğal ortamda farklı bölgelerde birikmektedir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Tarihsel süreç içerisinde çevre ve ekonomi ilişkisinin gelişimi iki farklı dönemde incelenebilir: Birinci dönem, doğa ve çevreyi bir üretim faktörü olarak ele alan ve doğanın sürdürülebilirliği açısından önemli yenileme durumlarını dikkate almayan sanayileşme sürecini de kapsayan 18-20.yüzyıllardır. İkinci dönem ise doğa ve çevreyi ekonomik büyüme için önemli bir üretim faktörü olarak ele alan ve 1960’lı yıllarda önemi vurgulanan ve günümüze kadar uzanan ve şu an da tartışılan dönem 20-21.yüzyıllardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Roma Klübü, 1968 yılında kurulan, farklı on ülkenin bilim adamları, eğitimciler, matematikçiler, iş adamları, iktisatçılar vb. iş ve meslek gruplarına ait otuz kişilik gruptan oluşan topluluktur. Roma Klübünün ortak amacı ise, insanlığın bugün yaşadığı ve gelecekte karşılaşacağı sorunları değerlendirmek ve çözmektir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Çevre kavramının günlük yaşantıda kullanılması yaklaşık çeyrek yüzyılı geçmemiştir. Kavramın genişliği, kapsadığı alanların belli bir sınırının olmaması ve boyutlarının derinliği nedeniyle açık bir tanımlama yapmak zordur.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fiziksel çevre aslında dünyayı ortaya koyan canlı ve cansız çevrenin bir bütünüdür.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Doğal çevre doğal etki ve güçlerin oluşturduğu, insanın oluşumuna katkıda bulunmadığı ve insan müdahalesi ile değiştirilemediği, insanın hazır bulduğu çevre ve doğal varlıklardır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Yapay çevre insanlığın var olmasından bu yana ekonomik ve toplumsal değişim sürecinde çoğunlukla doğal çevreden yararlanılarak insan bilgi ve kültür birikimine dayalı olarak yarattığı tüm değer ve varlıklardan oluşan çevredir.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Fiziksel bir ortam içerisinde yaşayan ve insanların ekonomik, sosyal ve siyasal sistem içinde geliştirdikleri ilişkilerin bütünü toplumsal çevreyi oluşturmaktadır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ekolojik sistem ya da kısaca “ekosistem, insan ve diğer canlı toplumların (popülasyonların) bir arada uyum ve denge içinde varlık ve gelişmelerini sürdürebilmeleri için gerekli ve var olan koşulların bütünü olarak tanımlanabilir”.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
Ekosistemin en önemli özelliği, tüm canlı populasyonların kendi içlerinde ve diğer canlı populasyonlarla olan ilişki ve etkileşimlerinde dinamik, dengeli ve düzenli bir işleyişin olmasıdır.
Cevabın yayımlanmış cevapla uyuştu mu?
SIK SORULAN SORULAR
Bu derste 9 çoktan seçmeli, 3 görselli ve 260 kısa cevaplı soru bulunuyor. Her soru türü en fazla 25 soruluk sayfalara ayrılır.
Çoktan seçmeli ve görselli sorularda bir seçeneği işaretlediğinde doğru cevap gösterilir. Kısa cevaplı sorularda önce cevabını düşün, sonra kaynak cevabı açıp kendini değerlendir. Zorlandığın soruları yeniden çalışabilir, ilerlemeni aynı tarayıcıda sürdürebilirsin.
Hayır. Yılı ve sınav türü doğrulanabilen kayıtlarda bu bilgi soru kartında gösterilir. Arşiv, tüm yılların eksiksiz resmî sınav kitapçığı olarak değerlendirilmemelidir.